23 Eylül 2016 Cuma 10:42
İmkânsız yatırımların çıkar yolu: Madde 80!

ÖNDER ALGEDİK
Enerji ve İklim Uzmanı

Yatırımların proje bazlı desteklenmesi ile ilgili torba kanun 20 Ağustos Cumartesi sabah 4.30’da oylanarak kabul edildi. 6745 sayılı bu kanun sadece tek bir maddeden oluşuyor. O da projelere özel teşvik getiren 80. Madde. Yeni bir kanun ve mevcut kanunlarda değişiklik yapan maddelerin de olduğu bu tür kanun çalışmalarına torba kanun deniyor. Ancak Kanun 6745 torba kanundan çok bohça kanun olmayı hak ediyor. Çünkü yeni bir kanuna eklenmiş tam 32 mevcut kanunda değişiklik içeriyor. Bir başka deyişle, belediyelerimizin yaptığı kaldırım ne ise meclisimizin yaptığı yasalar da çok farklı değil.

Görüşmelerde muhalefet, 8 önemli maddeyi tasarıdan çıkartabilirken, Madde 80’e ise itiraz etti, değişiklik önergesi verdi. Toplumda HES ve madenlerin önünü açacağı, ÇED’lere istisna getireceğine dair kaygılar konuşuldu. Mevcut mevzuatın zaten izin verdiği şeyler için yeni bir kanun çıkartılmayacağı açık. İncelendiğinde zaten yapılabilen değil, yapılamayan yatırımlara özel bu kanunun çıkarıldığını görüyorsunuz.

Teşvik önceden de veriliyordu

Türkiye zaten genel, bölgesel, öncelikli, büyük ölçekli ve stratejik başlıklarda olmak üzere çeşitli teşvikler veriyor. Sadece 2015’de 4 bin 567 projeye teşvik belgesi verilmiş. Bu projelerin sabit yatırım bedelleri 102 milyar TL. Bu yatırım bedelinde KDV yada gümrük vergisi istisnasından tutun da arazi tahsisine kadar farklı destekler verilmiş. 102 milyar TL’lik yatırım ile dünyanın sorunu çözülür ama bu yatırımların nerede olduğu bir soru işareti. Teşvik çeşitliliği ve desteklenen projelerin çokluğu derdin başka bir şey olduğunu gösteriyor.

ÇED Olumsuz kararı binde bir çıkıyor

Türkiye, projelerin çevresel etki değerlendirmelerine açık kapı bırakan bir ülke. 1993-2015 arası 43 tane “ÇED Olumsuz” kararı alınmış, 51.200 tane ise ÇED Olumlu kararı çıkmış. O kadar kusursuz ÇED hazırlıyoruz ki bin tanede bir tane olumsuz ancak çıkıyor. Dolayısıyla bu kanun ÇED kolaylığı sağlamak için çıkmadı.

HES’lerin teşvik sıkıntısı yok!

Kanunun ilk fıkrası kalkınma planları ve yıllık programlarda öngörülen hedefler doğrultusunda destek verileceğini söylüyor. Bu belgelerde kömür ve HES yer alsa da mesele o da değil. Çünkü HES ve kömür teşvik alıyor zaten. Mesela 2014 Haziran’na kadar 2 yılda 119 teşvik belgesi ile 4 bin 600 MW HES’e teşvik verilmiş. Kömürde ise ithal kömür santralı dahil toplam 14 belge karşılığı 5 bin MW’dan fazla kurulu güce teşvik verilmiş. Yani bu projelerden KDV, Gümrük Vergisi, stopaj alınmamış. Onun yerine bakkala gittiğinizde ekmeğinizden KDV almışlar. Anlayacağınız ne kömürün, ne de HES’in teşvik gibi bir sıkıntısı yok.

6745 sayılı Kanun bütün bunların çok daha ötesinde bir şey için çıktı. Yoksa mevcut kanunlarla işler yürüyordu. Burada çok daha başka bir durum söz konusu.

Türkiye’de yatırımları özel sektör yapıyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Mesela 2001’den bu yana hizmet sektöründe 15.875 proje teşvik belgesi almış. Yaklaşık 212 milyarlık sabit yatırımda bir dizi teşvik kalemi uygulanmış. Enerjide ise 3651 proje 158.6 milyar TL yatırıma teşvik almış. Tarıma gelince teşvik sadece 6.7 milyar TL’lik yatırıma uygulanmış. Ülkede buğdaya değil kömüre, HES’e AVM’ye teşvik vermişler diye düşünebilirsiniz.

Teşvik edilen projelere bakınca zaten 6745 sayılı kanunun derdinin şimdiye kadar aklen ve parasal açıdan yapılamayan projeleri imkânlı hale getirmek olduğunu çok açık göreceksiniz. Geçmişte 3. Köprünün mümkün olabilmesi için çalıştıkça köprüden araç çeken Marmaray’ı düşük kapasite ile çalıştırdılar ve alım garantisi verdiler ki 7 Türk bankası kredi verebilsin. Aynı bankalar ömrü dolmuş termik santralların özelleştirilmesi için de de kredi verdi. Hem de dünyada yüksek karbon ekonomisi batarken bunu yaptılar.

Bu projelerin daha da ötesinde projelerin yapılması için çok daha fazla garantiye ihtiyaç duyulduğu kesin. Mesela bir Çanakkale köprüsü, ya da kalitesiz kömürü ile ünlü Afşin-Elbistan projesi. Üstüne para verilse yapılamayacak cinsten bu projelerin yapılması için ürün alım garantisinin de ötesinde belki ortak olma garantisi, altyapıyı sağlaması bile gerekebilir. İşte Kanun 6745 bunları fazladan sağlıyor.

Dahası yatırımcıyı bakanlıklarla uğraştırmıyor. Bakanlıkların asıl görevleri olan usul ve esasları belirleyen yönetmelikleri çıkarma, altyapısını yapma, ruhsat, izin, lisans gibi pek çok hükmün bu projelerde Bakanlar Kurulu’na verildiği kanun maddesi olarak yer alıyor. Yani, ayak işlerini yapacak bir bakanlık bürokrasisi ile ona paralel ve akçeli işlere bakacak bir bakanlar kurulu karşımıza çıkıyor.

Akla zarar projeler halkın cebinden çalıyor

Anlayacağınız, hükümet yüksek karbon ekonomisinin çok özel bir tezini yazıyor. Akla zarar projeleri hayata geçirip bunları halka ödetiyor. Kanun 6745 ise akla zarar projelerin çıtasını daha da yükseltiyor. Böyle olunca batan nükleer endüstrisine can verecek bir santral, Afşin-Elbistan gibi üstüne para verseniz yapılamayacak bir proje yapılabilecek hale gelecek. Ya da toplumun, bakanlıkların hatta dünyanın bile karşı çıkabileceği bir proje, Kanal İstanbul gibi birilerinin hayali gerçekleşebilecek. O yüzden bugün halkın projelere karşı çıkmasından da öte, bakanlıkların karşı çıkması riskini almak istemiyorlar ve bu konunu çıkardılar.

İmkânsız yatırımların kanunu 6745 sayılı Kanun Bakanlar Kuruluna Meclis’ten üstün yasama, bakanlıklardan üstün yürütme yetkisi veriyor. 550 vekilin 214’ü evet dediği için kanun geçti. İptali ise vekillerin Anayasa mahkemesine götürmesinden çok millete bağlı.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 23.09.2016 10:42
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177