25 Mayıs 2016 Çarşamba 08:43
‘Ilımlı İslam’ diyerek topluma zehir veriliyor

NURCAN GÖKDEMİR
nurcangokdemir@birgun.net

Diyanet’e bağlı 4-6 yaş Kuran ile sıbyan mektepleri şeklinde örgütlenen özel kreş ve anaokulları, AKP iktidarının İslami modele ulaşma yolunda en önemli enstrümanlarından biri. Laikliğe karşı tutumunu gizlemeyen iktidar sıbyan mekteplerini kaldıran Cumhuriyet ile hesaplaşırken diğer yandan da Osmanlı döneminde bile 4 olan dini eğitim yaşının 3’e kadar inmesine göz yumarak hayalindeki geleceği kuracak yeni bir nesil yaratmaya çalışıyor.

CHP PM üyesi ve Eskişehir Milletvekili Prof.Dr. Gaye Usluer, çığ gibi büyüyen bu büyük sorunu bir araştırması önergesi ile TBMM’ye ve kamuyonun gündemine taşırken, eğitimdeki dinselleşmeye ‘’Lakiliği kazanacağız’’ sloganı ile karşı duran Haziran Hareketi Ortaçağ karanlığına davetiye çıkarıldığına dikkat çekti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca da ailelere ve eğitimcilere bu sisteme karşı çıkmaları çağrısı yaptı.

‘Gericilik pazarlanıyor’

CHP PM üyesi ve Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer:

Osmanlı’da sıbyan okullarına başlama yaşı 4 yıl 4 ay 4 gün. 4+4+4 aslında bununla bağlantılı bir hatırlatma. Çocuklarla başlatılan bir mühendislik yolu, bir şifre, bir kod. AKP’nin gizli ajandasının kendi aralarındaki ortak parolası. 4+4+4’ün öyküsü içindeki parola bu.

14 yılda 6 bakan değişti, sistemde 13 değişiklik oldu. Hedefe yönelik en köklü değişiklikler Nabi Avcı döneminde görüldü. Nimet Çubukçu dönemindeki okul öncesi eğitimin tam gün, ücretsiz ve zorunlu olması, çağdaş eğitim sistemiyle örtüşen bir anlayışa dayanıyordu. 2012’de 4+4+4’e geçilmesiyle zorunluluk kaldırıldı. Okul öncesi eğitim var ama tam gün değil, zorunlu değil. Okul öncesi eğitimin amaçlarından biri de kadının çalışmasının koşullarını yaratmak. Yarın gün olması bunu ortadan kaldırıyor. Parasız olmaktan çıkarttığınızda da parayı veren çocuğunu gönderebildi. Böylelikle okul öncesi eğitime katılım yıllar içinde düştü. Bugün rakam yüzde 55 civarında, okul öncesi eğitim yoklaştırılıyor.

‘Müftülükler kilit rolde

4-6 yaş çok önemli, beynin her türlü alıma ve kodlamaya hazır olduğu bir dönem. Bu dönemde sosyalleşmenin doğru tanımlanması ve fırsat eşitliğinin sağlanması çok önemli. Okul öncesi, çocuğun geleceğini şekillendiren bir dönem. Çağdaş, içinde özgürlüklerin olduğu, demokratik, etnisite veya mezhep ayrımının olmadığı, okuma yazmanın değil becerinin, sosyalleşmenin, ortak yaşama kültürünün verildiği bir sistem.

Herkesin gözü 4+4+4’e odaklanmışken gözden kaçan bir şey vardı. Kuran Kursları Yönetmeliği değiştirildi. Bunun sonuçlarının ne olacağı çok fazla tartışılmadı. 4+4+4 ile yönetmelik değişikliği birbirini tamamlayan iki parça. Kuran kursuna katılmak için ilköğretimi tamamlama koşulu kaldırıldı. Pansiyon ve yurtların açılması, denetimi MEB’yeden alınarak DİB’ye verildi. Karaman’daki cinsel istismar olayına baktığımızda bir vakıf ve bir dernek var ama ardında da bu işi sağlayan, kolaylaştıran, legalleştiren bu yönetmelik var. Müftülükler kilit rolde. Vali, milli eğitim müdürü ‘’haberim yok’’ dedi ama haberleri var. Yönetmelikte vakıf ve derneklerin katkısının alınabilmesine olanak sağlayan bir hüküm var. Organik bağı yönetmelikle oluşturdular.

‘Mantar gibi çoğalıyor’

4-6 yaş kursu tam bir okul dönemini kapsıyor. 12 öğrencinin ya da ailesinin bizzat başvurusu ile kolaylıkla açılabiliyor.

Cami avlularındaki izbe yerlerde, müftü, imam veya hatibinin kontrolünde, çocuğun dinle içiçe olduğu ancak çok da görülmeyeceği bir yerde konumlandırılıyor. Vali, kaymakam, AKP’li belediye başkanlarının desteği her zaman arkalarında.

Siyaseti çocuklar üzerinden başlatarak imam hatiplere yönlendirmek, imam hatip artışını da bu yolla legalleştirmek istiyorlar.

Binlerce okulöncesi öğretmen işsizken MEB’yi, DİB’nin altına iten bir protokolle kuran kursu öğreticilerine internet üzerinden gani, sınırsız, çocuk gelişimi ve eğitimi sertifikası veriliyor. Bunların geçmişi, öğrenimleri belli değil, hiçbir tanımlama yok. Genelde imamın karısını, yüksek maaşla 4-6 yaş gibi bir gruba bunları eğitici olarak gönderiyorsunuz. Mantar gibi çoğalıyorlar.

Buna ‘‘dur’’ diyemezsek, kamuoyunun dikkatini çekemezsek, bu okullar, çocuk istismarı ile gelecek karşımıza. Sadece cinsel istismar değil her türlü sözlü ya da sözsüz şiddet, her türlü baskı, din baskısı, mezhebi kabullendirme baskısı.

Çocuklar için DİB’nin oluşturduğu takvimde Kutlu Doğum Haftası, 23 Nisan var ama kasımda hiçbir şey yok. Atatürk ü anma günü yok.

Pedagojik olarak ciddi anlamda sorunlu, çocukların zihinsel gelişim açısından son derece sakıncalı bir model devlet tarafından legalleştiriliyor.

‘ENSAR yapılanması…’

Özel kreşlerde de bu sistem çok yaygın. Adının içinde sıbyan kelimesi geçen anaokulları ve kreşler açıldı. Mülki idare amirlerinin katıldığı etkinliklerde kız çocuklarının başları kapalı, erkeklerin başında takkeler var. Çocuklar sure ya da ilahiler okunuyor.

Bir kısmı tabelalı bir kısmı gizli, kapaklı. Çoğunlukla bir evin salonunda. Kuran kurslarını bitirmiş kadınların yönettiği tabelasız kreşler. Abi ve ablalar görevli. Ensar ve KAİMDER’de gördüğümüz yapılanma 4-6 yaşa inmiş durumda. Bu çocuklar gayri ehil ellere teslim ediliyor. Maneviyat eğitimi adı altında gericilik pazarlanıyor.

Vahim, hemen vazgeçilmesi gereken bir yapılanma. Denetimi siyasi partiler ve basın, kamuoyu yapmalı. Sürekli bir denetim mekanizması oluşturulmalı.

Devlet özel sektördeki kreşleri kapatıyor, bunları desteklemek için. Sıfır sermaye ile açılan bu yerlere destek veriliyor. Kuran kursları aile birlikleri oluşturmuşlar. Vakıflardan para alınıp verilen bir siyasi örgütlülük, kapitali de bu şekilde sağlıyorlar.

****

‘AKP’nin rejim inşa projesi’

Birleşik Haziran Hareketi Eğitim Komisyonu:

AKP kurucuları, daha önceki sağ iktidarlardan farklılıklarını, ilk dört yıllık icraatlarıyla ortaya koydular. Kendilerini bir “dava”nın kadroları olarak tarif ettiler. Dava, İslami esaslara dayalı bir rejim kurma davasıydı. Kalıcı iktidarları için ihtiyaç duydukları kadroların kazanılması için gözlerini çocuklara, eğitim kurumlarına diktiler. 12 Eylül faşist cuntasının açtığı yolda ilerlediler. Önce fiili uygulama, ardından yasal düzenleme yöntemiyle eğitimde dinci gericiliği hemen her kademede tesis ettiler.

Tüm okulların imam hatipleştirilmesine yönelik politika, bununla yetinmeyerek okul öncesi eğitime el attı. 60 aylık çocukların okula başlatılması uygulamasından gelen tepkiler üzerine vazgeçildi ancak 66 aylık çocukların eğitime zorlanmasına devam edildi. Kamuoyu erken eğitimin yaratacağı psikolojik sorunlar üzerinde odaklanmışken daha büyük tehlike “Sıbyan Okulları” biçiminde ortaya çıktı.

‘Gecikmiş hesap görülüyor’

Cumhuriyet devrimleri gerçekleştirilirken ilk tasfiye edilen kurumlardandı Sıbyan Mektepleri. Bugünü gecikmiş bir hesabın görülmesine yönelik bir hamle, AKP’nin “Yeni Osmanlıcı”lık hayalinin en somut, en cüretkar, en rövanşist adımlarından biri olarak görmek gerekir.

Osmanlı döneminde, vakıflara bağlı, imam ve eşlerinin yönettiği Sıbyan Mektepleri, 90 yıl sonra, kör parmağım gözüne dercesine aynı formatta, tarikat ablaları ve abileri eliyle devreye sokuldu. Önce merdivenaltı olarak faaliyet gösteren, yer yer dini kreş ya da Kur’an Okulu olarak tanımlanan okulların sayısı son üç yılda mantar gibi arttı ve MEB ile Diyanet protokolü ile yasallaştı.

’Ümmete anne yetiştirme’

Daha çok yoksul kesimlerin çocuklarını toplayan Sıbyan Okulları, AKP tarafından “Ilımlı İslam” kisvesi altında topluma zerk edilen zehrin, dindar ve kindar nesil yetiştirme projesinin en vahim uygulamalarından biridir. Okul öncesi çağdaki çocukları dinsel esaslara göre şekillendirmeyi amaçlayan kuruluşlarda 3-6 yaş çocuklar, kız ve erkek öğrenciler olarak ayrı sınıflara ayrılmakta, ayrı ayrı sosyal faaliyet göstermeye zorlanmaktadır. Çocukların ancak kuranı hatmeleri durumunda mezun olabildiği, dinsel simgelere her türlü gerici ritüelin eşlik ettiği bu çağdışı mekanlarda mezuniyet törenleri zikirler eşliğinde gerçekleştirilmektedir.

“Ümmete anne yetiştirme” anlayışıyla küçücük kız çocuklarına gelinlik giydirilmekte, takkeli ve türbanlı kıyafetlerle eğitim yaptırılmakta, toplu Kur’an okuma, namaz kıldırma seanslarıyla körpe beyinler örselenmektedir. Çocuk edebiyatı, müzik, spor, drama ve oyunlarla hayata hazırlanmaları gerekirken kendilerine yaşları gereği anlayamayacakları cennet-cehennem, Allah’ın varlığı vb. konular anlatılarak koşullandırılmakta, algı ve öğrenme düzenekleri alt üst edilmektedir.

Eğitim, temel bir insan hakkıdır; bilimsel gerçeklere uygun bir şekilde, işinin ehli eğitmenlerce verilmek zorundadır. Hiçbir pedagojik formasyona sahip olmayan “Abi” ve “Abla”lar tarafından ‘’eğitilen’’ çocukların ruhları onulmaz bir şekilde zedelenmektedir. MEB’de imamlıktan din kültürü öğretmenliğine atanan ve sayısız taciz vakasıyla adı anılan yobazların meşru zemininin sıbyan okulları vasıtasıyla oluşturuluyor olması da bir başka gerçek sorundur.

‘Ortaçağ karanlığına davetiye’

Sıbyan okulları aracılığıyla ortaçağ karanlığına davetiye çıkarılmaktadır. Okul öncesi eğitim, kamu hizmeti olarak devlet tarafından verilmesi gerekirken bu hizmet, açıkça tarikatlara havale edilmektedir. Dinci, gerici müfredatla ve işinin ehli olmayan eğitmenlerle bu ülkenin çocuklarını korkuyla terbiye etmeye kimsenin hakkı yoktur. MEB ve DİB, suç işlemektedir.

“Eğitim Birliği” kanununa aykırı bir şekilde faaliyet gösteren, cemaatlere para ve insan kaynağı sunan, insanlığın biriktirmiş olduğu ortak değerleri yadsıyan, “çocuk katılımı” ilkesine aykırı, cinsiyetçi, koşullayıcı bir ‘eğitim’ veren Sıbyan Okulları bir an önce kapatılmalıdır.

*****

Gelecek tehdidi

Eğitim Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca:

Türkiye’de siyasi iktidar eliyle eğitimin ve toplumsal yaşamın “tek din, tek mezhep” anlayışı doğrultusunda dini kurallara göre biçimlendirilmesi uygulamaları eğitimin bütün kademelerinde ve toplumsal yaşamın her alanında etkilerini arttırmaktadır.

İktidarın, 4+4+4 dayatması ile daha da belirginleşen, eğitim sisteminde ve genel olarak toplumsal yaşamda kendi ‘inanç sistemi’ ve ‘dünya görüşü’ doğrultusunda nesil yetiştirme yönündeki uygulamaları, başta laik-bilimsel eğitim anlayışı olmak üzere, geleceğe yönelik açık bir tehdit haline gelmiştir.

Geçmişte yasa dışı olarak açılan, 4+4+4 sonrasında hızla yaygınlaşan, Cumhurbaşkanından başbakanına, valisinden kaymakamına, belediye başkanından milli eğitim müdürlerine kadar herkesin açılışlarında yer alıp, teşvik ettiği 4-6 yaş Kur’an kursları sayısının MEB’ye bağlı okul öncesi kurumlarının sayısını geçmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Diyanet’in açtığı 4-6 yaş kuran kurslarına devam eden çocuklar MEB üzerinden e-okul sisteminde kayıt altına alınmaya başlanmış, böylece okul öncesi çocukların MEB tarafından sıbyan mekteplerine yönlendirilmesinin önü açılmıştır.

Eğitimde 4+4+4 dayatması ile ‘dindar nesil’ yetiştirmeyi hedefleyen iktidarın, hedefini daha da büyüterek kolayca ‘şekil verebileceği’ 4-6 yaş gurubuna yönelmesi çocukların sağlıklı gelişimi açısından son derece tehlikelidir.

‘Davranış bozuklukları görülür

Çocukların eğitiminden ve kişisel gelişiminden endişe duyan hiçbir öğrenci velisi, hiçbir eğitimci ileriki yaşlarda çocuklarda farklı kişilik sorunları ve davranış bozuklukları ortaya çıkarma ihtimali taşıyan bu tür uygulamalara onay vermemeli, çocuklarını 11-12 yaşlarına kadar bu tür kurslara göndermemelidir.

Eğitim ve inanç alanları birbirine karıştırılmamalı, iktidar inanç alanını kendi ihtiyaçlarına göre düzenlemekten vazgeçmelidir.

DİB’nin okul öncesi dini eğitim projesi basit bir uygulama olmayıp, iktidarın hedeflediği “dindar nesil yetiştirme”nin eğitimin en temel alanı olan okul öncesinden başlatılmasıdır.

Son

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 25.05.2016 08:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol