16 Ağustos 2016 Salı 17:03
İHD, TİHV, KESK ve İTO: İnsan hakları adına kaygılarımız yoğun

İHD, TİHV, KESK ve İTO'nun ortak açıklamasında OHAL sonrası hak ihlalleri başvurularını anlatan Gülseren Yoleri "12 Eylül darbeydiyse, bugünkü koşullar ondan aşağı değil" dedi.

“Toplumsal barışın ve demokrasinin inşası, hak ihlallerinin engellenmesi, insan onuruna yaraşır yaşamın inşası için bir araya geldik.”

Bianet'te yer alan habere göre, İstanbul Tabip Odası’ndan (İTO) Dr. İncilay Erdoğan, KESK İstanbul Şubeleri, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile OHAL ilanı sonrası oluşturdukları kriz masasını böyle anlattı.

İTO’da gerçekleşen açıklamaya İTO’dan Dr. İncilay Erdoğan, İHD’den Avukat Gülseren Yoleri, TİHV’den Ümit Efe, KESK İstanbul Şubeleri adına da Görkem Doğan katıldı.

Ümit Efe, OHAL sonrası hak ihlallerine uğrayan kişilerin kendilerine başvuru yapması çağrılarını yineledi. Gülseren Yoleri, İHD’ye gelen başvurulara dair bilgi verdi. Görkem Doğan da kamudaki işten uzaklaştırma/atılmalara dair açıklama yaptı.

Yoleri: İşkenceden gözaltında kayba dek başvurular var

Avukat Yoleri, “Önlenen darbe girişimi arkasından insan hakları adına yaygın bir saldırı beklemezken İHD’ye yapılan başvurularla sanki darbe gerçekleşmiş gibi izlenim ediniyoruz” dedi.

Şimdiye dek 30 başvurunun geldiğini, insanların başvurular konusunda ilk günkü çekincelerinin azalmaya başladığını belirten Yoleri, “Kim olduğuna bakmaksızın hak ihlaline uğrayan herkesin yanlarında olacağız” dedi.

“12 Eylül darbeydiyse, bugünkü koşullar ondan aşağı değil. İnsan hakları adına kaygılarımız yoğun, bir an evvel hukuka ve demokrasiye bağlı bir yönetim oluşturulmasını, özgürlük ve insan haklarının garantiye alınmasını istiyoruz.”

Derneğe yapılan başvuru konularına dair şu bilgileri verdi.

* Gözaltında işkence. Gözaltındakilerin yakınlarının ve avukatlarının başvuruları gözaltında sistemli işkence ile karşılaştıklarını gösteriyor. Bunda gözaltı süresinin 30 güne uzaması, ilk beş gün avukat görüşünün engellenmesinin özel bir önemi var. Başvurulardan gördüğümüz, avukat görüşmelerinin 10 güne dek engellendiği durumlar var.

* Cezaevlerindeki ihlaller. 15 Temmuz darbe girişimine dahil gerekçesiyle tutuklananların işkence şikayetleri ve cezaevlerinde yaygınlaştırılmış şiddet olgusu var. Yeni tutuklananlarla birlikte nerdeyse cezaevindeki herkesin şiddet uygulamaları, hak gaspları ile karşılaştığı son bir ayda yoğunlukla gündeme geldi. Kişilerin aile görüşmelerinin, telefon haklarının, sosyal iletişim ve kültürel olanaklarının kısıtlanıp yasaklanması buna örnek durumlar.

* Sebepsiz yere işten uzaklaştırma ve atılma başvuruları. Hiçbir şekilde Gülen Cemaati ile ilişkilendirilemeyecek kişilerin de işten uzaklaştırıldıkları yönünde başvurular geliyor.

Tehdit ve hedef gösterme. Çalıştıkları, okudukları yerlerdeki idari yetkililerden ya da polisten tehdit ya da baskı gördüklerine dair başvurular geldi.

* Gözaltına alınanların akıbetlerine ulaşılamıyor. Gözaltındakilerin nerede tutuldukları, ne kadar süre tutulacakları ve ne durumda olduklarına dair bilgiye ulaşımda sorun devam ediyor.

İstanbul’da gözaltına alınan ama yedi gündür haber alınamayan bir öğretmenin ailesi başvuranlar arasında.

Doğan: Vatandaşa tuzak kurulmuş gibi

Başbakan Binali Yıldırım, 13 Ağustos’taki açıklamasında kamuda 76 bin 597 memurun açığa alındığını, bunlardan 4 bin 897’sinin memuriyetten atıldığını duyurmuştu.

Görkem Doğan, kamudaki tasfiye kriterlerindeki sorunlara dikkat çekti.

* Kamuda birden fazla cemaat yapılanması var. Liyakat sistemini alt üst ederek yerleştiler. Cemaatlerin kamuya liyakat sistemini yerle bir ederken yerleşmesinin müsebbibi iktidardır. Bu işin sorumlularının hukuka askıya alarak KHK’lerle ile bu sorunu çözeceklerini düşünmek aşırı iyimserlik. Sorunun sebebi olanlar sorunu çözmeye çalıştıkça daha fazla sorun yaratacak. Bir ayda yaşananlar bu öngörümüzü ispat etti.

* Darbecilerle ve darbe zihniyeti ile onların yöntemleri ile mücadele edilemez. Bu hükümet onların yöntemlerini kullanmaya çalışıyor, istinasna halini yürürlüğe sokuyorlar.

* Tasfiyede kriterler vatandaşı tuzağa düşürmeye yönelik. Şu sendikaya üye olmuş olmak, o bankaya para yatırmak, bu üniversitede okumak… Ama o zaman o sendika yasaldı, o banka kanunlara göre kurulmuştu, o üniversitenin kurulmasına sen izin verdin.

* Bazı yerellerde yerel idareciler eski hesaplarını da puslu rotamdan yararlanarak kapatmaya çalışıyorlar. İnsan hakları ve dem mücadelesinde yerellerde öne çıkmış arkadaşlarımız fırsattan istifade cezalandırılmaya çalışılıyor. (BK)

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 16.08.2016 17:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol