09 Mart 2016 Çarşamba 09:43
İdam edilen din adamı Nimr’in oğlu ve yeğeni BirGün’e konuştu

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF- Washington
omursahin@birgun.net

Stratejik işbirliği konseyi, ortak hava tatbikatı, İncirlik’e inen Suud uçakları… Suudi Arabistan ve Türkiye’nin politik ve askeri bağları kuvvetleniyor. Türkiye üzerinde hatırı sayılır bir ekonomik etkiye sahip olan Suud’un, ideolojik etkisi de ülke üzerinde gün geçtikçe daha çok hissediliyor. Farklı olana yaşama şansı tanımayan bu Vahabi ideolojisi, geçen hafta sonu Washington’da CODEPINK tarafından düzenlenen ‘Suudi Arabistan Zirvesi’nde masaya yatırıldı. Ocak ayında Suudi Arabistan’da öldürülen Şii din adamı Şeyh Nimr el Nimr’in oğlu Muhammed ve yeğeni Mustafa’yla Washington’daki zirvede bir araya geldik.
ABD’de yaşayan bu iki genç üniversite öğrencisi, kendi ülkelerinde yaşananları dünya kamuoyuna taşımak, ABD’nin Suud’a desteğine engel olmak ve ülkelerinin kaderini değiştirebilmek için çalışıyorlar. Öfkeliler. Başta Suud Ailesi’ne ve kendi çıkarları için masum insanların hayatlarının karartılmasına göz yuman müttefiklerine. Yaşadıklarından Vahabi ideolojisini sorumlu tutuyor ve bu ideolojiyle mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

El Nimr neden öldürüldü?
Muhammed’in babasına dair öldürülme nedenini anlattığı sözler, Vahabi ideolojisinin ‘tekçi’ ve ‘yayılmacı’ karakterini gözler önüne seriyor: “Her kim onların gerçek yüzünü gösterirse, o kişi düşman olur. Her kim arkalarında sakladıkları gerçekleri gün yüzüne çıkarmak isterse, o kişi düşman olur. Hükümet, Yemen ve Suriye’de yaptıklarının soylu şeylere, değerlere dayandığını söylüyor. Ülkenin içinde olan çarpıklıkları da halka ‘sizin çıkarınız için yaptık’ diye satmaya çalışıyorlar. Babam ise yaptıklarının bölgede daha çok yayılabilmek ve halkı kandırabilmek amacı taşıdığını söyledi. Bundan hoşlanmadılar.” Muhammed babasının öldürülmesinin ABD ile nükleer anlaşmaya varan İran’ın provoke edilmesi amacına dayandığı görüşüne de katılmıyor: “Suudiler bölgede çok kötü durumda, kaybediyorlar… Bu Suudi hükümetini, halkın gözünde kötü duruma düşürüyor. İstedikleri, halka, ‘Bakın hâlâ her istediğimizi yapıyoruz’ mesajı vermek. ‘Kimse bize karşı konuşamaz, hapse atarız ya da öldürürüz’ diyorlar.”

Herkesi kâfir ilan ettiler
Muhammed, bu düzenin kaynağının Vahabi ideolojisi olduğunu söylüyor: “Arap Yarımadası’nın bu en büyük ve en etkili ülkesi, muhalif olan herkesi iftiralarla cezalandırıyor. Vahabizim, Suudi Arabistan’daki en önemli sorunlardan biri. Vahabizm, Suudi Arabistan hükümetinin meşrulaştırılmasının bir yolu. Cinayetlerini de bu yolla meşrulaştırıyorlar. Yine bu yolla muhalifler kafir ilan ediliyorlar. Şii olarak bizlere de kafir diyorlar. Bu hükümetin yaptığı tek şey Vahabizm aracılığıyla bölgede etki alanını genişletmeye çalışmak.” Muhammed, Suudi Arabistan örneğinden yola çıkarak sistemin işleyişini şöyle anlatıyor: İdeolojik etki alanlarını genişletmek isteyen hükümetler, kendilerinden olan gruba bazı ayrıcalıklar veriyor, bu grup da verilen ayrıcalıkları kaybetmek istemiyor. İktidarın kendisinden olan grubu, olmayan grubun üzerine salması da çok kolaylaşıyor.

Kökten değişim gerek
Muhammed’e göre, hükümetlerin dini kullanarak etki alanlarını genişletmeye çalışmalarını engelleyebilecek şey ise laiklik. Peki değişimi nasıl yapabiliriz? “Yavaş yavaş olmayacağı kesin. Kökten değişimler gerek” diyor. “Bu bir sistem problemi ve bu sistem değişime elverişsiz.”

Çağrısı ise herkese: “İnanıyorum ki Arap yarımadasındaki tüm insanlar, bu ülkelerin hükümetlerine karşı bir şeyler yapmalı. Bu dünya üzerindeki herkesin sorumluluğu. Martin Luther King’in dediği gibi ‘Bir yerdeki eşitsizlik her yerdeki eşitsizliktir’. Yemen’de Suudi Arabistan tarafından öldürülenler de Kürdistan’da Türkiye tarafından öldürülenler de insan. Bir hayat diğerinden üstün değildir. Herkes için adalet amacıyla bir araya gelip ayağa kalkmalı, bu hükümetlerin karşısında durmalıyız. Arap Yarımadası, Türkiye, Suriye, herkes”…

“Tek bir ulus olup, tüm Ortadoğu’ya adalet yayacağımız günü iple çekiyorum” diyor Muhammed çünkü “Eğer şimdi Vahabi ideolojisini gönderemezsek, yakında çok pişman olacağız.”


AKP akılla hareket etmiyor’
Söyleşinin ilk sorusu onlardan geliyor. Buradaki pek çok Ortadoğulu göçmenin yaptığı gibi, ilk olarak “Erdoğan’ı sevip sevmediğimi” merak ediyorlar. Muhammed’in yakından takip ettiği Türkiye’ye yönelik eleştirileri ise şöyle: “Türkiye güç kazanıyor ve bu gücü kötü yönde kullanıyor. Mantık ve akılla değil güçleriyle hareket ediyor ve ülkelerini mahvediyorlar.”
“Suriye’yi unutmayalım” diyor Mustafa ve Türkiye’nin Suud’la işbirliği içinde Suriye savaşını körüklediğini söylüyor.

Ahlak değil, çıkar
Suud’un kayıtsız şartsız müttefiki ve silah tedarikçisi olan ABD’nin de yaşadıklarında büyük sorumluluğu olduğunu düşünüyorlar. “Eğer ABD müdahale etseydi, yaşananların bir bölümü önlenebilirdi” diyor Mustafa. “Şeyh Nimr konusunda ABD ses çıkarsaydı, dinlerlerdi. İnsanları, BM’yi, Güvenlik Konseyi’ni, insan hakları derneklerini önemsemiyorlar. Suudi Arabistan, Güvenlik Konseyi’nde önemli bir yer tutuyor. İnsanlarla dalga geçmek bu.”

Muhammed’e göre “ABD-Suud birlikteliği, değerlere ve ahlaka değil, çıkarlara dayalı”. ABD, bu nedenle halka karşı hak ihlallerine aldırış etmeden desteğini sürdürüyor.


Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 09.03.2016 09:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177