28 Şubat 2016 Pazar 08:42
Hangi dağ efkârlıysa oraya barikat!

SERCAN DEDE / HAZİRAN Hareketi Artvin Yürütmesi

Cerattepe Artvin’in çatısı, Yeşil Artvin Derneği de mücadelenin çatısı konumunda. Madenciliğe bu kadar tepkinin oluşmasının nedeni maden sahasının şehir merkezinin doğrudan üst kısmında yer alması. Maden sahasına gidecek iş makinalarının oluşturacağı hafriyat tozunu bile insanlar gündelik yaşantısında soluyacak, içme suları kullanılamayacak. Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde kenetlenen halkın seneler önce başlayan savunması, Cominco ve Inmet Mining gibi altın işletmesinde uluslararası düzeyde tekelleşen şirketlerin bölgede kapalı bir galeriyle madencilik sahası oluşturmasına izin vermedi. Dünya üzerindeki maden şirketlerinin en çok Afrika’da faaliyet gösterip en yoksul halkın Afrika halkı olması bir tesadüf değil. Madencilik sömürüsünün açık bir fotoğrafı yaşanan. Bu şirketler kimi zaman yerli işbirlikçiler aracılığıyla sömürge ülkelere girip taşeronlaşma yoluyla tüm maden kaynaklarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Görünenin ötesinde

Artvin Cerattepe’de doğa ve yaşam için Cengiz Holdinge karşı sürdürülen mücadele bir manada emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı sürdürülen insanlık mücadelesidir. Çünkü insan olmak sadece yürümek, konuşmak, nefes almak gibi fiziksel durumların yerine getirilmesi değil. İnsan olmak fizyolojik durumların ötesinde haksızlık karşısında susmamak, zalimlere boyun eğmemek gibi marifetler isteyen bir erdemdir.

Şirkete yer tahsisi

Artvin halkı 25 senelik mücadele tarihinin en yoğun ve sıcak günlerini yaşarken Yeşil Artvin Derneği'nin öncülüğünde oluşturulan bir heyet Başbakan Davutoğlu ve bazı Bakanlarla Cerattepe’deki madencilik faaliyetini görüştü. Görüşmeden çıkan sonuç hukuki süreç tamamlanıncaya kadar madencilik çalışmasının durdurulması yönündeydi. Yeşil Artvin Derneği'nin, şirket araçlarının ve kolluk kuvvetlerinin şehri terk etmesi yönündeki talebi ise henüz karşılanmadı. Artvin’de bu kararı bir zafer olarak niteleyen kimse yok, zaten son yaşanan gelişmeler gösteriyor ki Davutoğlu’nun görevi Artvinlileri oyalamak oldu. Davutoğlu hukuksal süreç beklenecek dediği halde Orman Bölge Müdürlüğü şirkete yer tahsisi yaptı. Tümüyle ellerinde olan yargının kararlarına bile uyma lütfunda bulunmuyorlar. Görünen o ki kavga yeni başlıyor ve bölgedeki şirket araçları çekilip madencilik ruhsatı iptal edilene kadar sürdürülecek.

Büfeler yandaş satmadı

Yandaş medyanın sürecin başından beri sürdürdüğü manipülatif haber dilini, görüşmeden çıkan durdurma kararı sonrasında bile koruması madencilik ısrarından vazgeçilmeyeceği yönündeki işaretlerden biri. Bizzat emniyet mensupları ve istihbarat teşkilatı ile işbirliği içerisinde direnişi kırmaya, halkı ayrıştırmaya yönelik yapılan bu hamlelerin hiçbirisi tutmadı. Artvin’de halk Star, Atv gibi kanalların telefon hattını kitleyerek öfkesini dile getirdi. Büfeler Sabah ve Akşam gazetesi satışı yapmayacağını söylüyor.

12 Eylül ve Artvin

Artvin 12 Eylül öncesi dönemde devrimci mücadelenin en yaygınlaştığı ve toplumsallaştığı kentlerden bir tanesi. Faşist cuntaya karşı hayatını ortaya koyarak direnen gençlerini asla unutmayan ve onlara “En güzel çocuklarımız” diyerek sahip çıkan bir kenttir Artvin. İktidar da Artvin’i ve tarihini bildiğinden olacak ki çevre illerden topladığı polis ve jandarma kuvvetleriyle 15 Şubat’tan itibaren şehre adeta yığınak yaptı. Araçları durdurma gerekçelerinden birinde bunu açıkça itiraf ettiler. Mehmet Cengiz’in ve arkasındakilerin rantı için Türkiye’nin en yaşanılabilir kentlerinden biri olan Artvin’de savaş çıkartmaya gelen bir devlet vardı karşımızda.

Saldırılar çok yoğun

Müdahaleler sırasında ayak bilekleri kırılan kadın arkadaşımız var. Görüntü almak isteyen basın muhabirlerine bile acımasızca gaz atıldı. Artvin Devlet Hastanesi odalarından gaz dumanı çıkıyordu. Hastane kantincisinin kör olma riski sürüyor. İlk günkü müdahalelerde iki tane kurt köpeği hayatını kaybetti. Evet 70 yaşındaki bir kişiye hayatında ilk defa ‘Kahrolsun Faşizm’ sloganı attırdılar.

İllerden dayanışma

Saldırılar çok yoğundu ama onun karşısında sürdürülen direniş de her geçen gün büyüyordu, farklı illerde insanlar Cerattepe için sokaklara çıkıp kitlesel eylemler yapıyordu. Sıradan insanların ortak çıkarları için yüzlerini sokağa dönmesi iktidarın çok korktuğu bir durumdu. Bu sebeple OHAL dönemini aratmayacak uygulamalarla Artvin’e desteğe gelen arkadaşlarımızın önü kesildi. Onlar da önlerine çıkan barikatları aşmak için bulundukları noktalarda direnişe geçtiler. Cerattepe’de altın ve bakır madenciliği için tüm Türkiye’yi kaosa sürükleyecek kadar kararlı ama bunun Gezi benzeri bir isyan dalgası yaratmasından da korkar haldeydiler. Artvin halkının meşru, militan ve kararlı duruşunun ülkenin tüm muhalif kesimlerinde yeni bir heyecan yarattığını söylemek mümkün.

Elbette korkmuyorduk

Yaşam alanlarını korumak için mücadele edenler biber gazı ve plastik mermi ile elbette sindirilemezdi. Aksine insanlar sürekli ve her yerde eylem haline geçti. Caddelerde ‘Bize gaz atan, su sıkan askere, polise ne kiralık ev vereceğiz ne de ekmek satacağız’ deniyor. Sokaklarda Gezi’den beri duymadığımız tencere, tava sesleri Artvin’de her akşam 8’de kulaklarımızı çınlatıyor. Esnaf müdahale sırasında kepenk kapatıyor, kapatmayanlar sert bir şekilde protesto ediliyor. Kendini tekrar eden ve insanları sıkan eylemler yerine boğaların şehre indirilmesi gibi yerel figürleri öne çıkaran yaratıcı eylemler örülüyor. Halk adliye binasını istila edip polis, jandarma ve validen 2 binin üzerinde dilekçeyle şikayetçi oluyor. Şehirde madene destek veren bürokrat ve yandaş kim varsa hepsi teker teker ifşa ediliyor. Direniş süreci boyunca Yeşil Artvin Derneği sürekli açık. Yapılacak hamleler ve atılacak adımlar toplantılarla belirleniyor. Dışarıdan desteğe gelenler gönüllülüğe bağlı olarak evlerde misafir ediliyor. Tüm bunlar bize Haziran fikrinin ve ruhunun Cerattepe’de sürdüğünü gösteriyor. Aslında bu yeni ortaya çıkan bir şey de değil. 21 Haziran’dan bu yana tutulan nöbetlerde kolektif bir hayatın oluşması, direnişin halkın bütün öznelerini kapsaması, alınan kararların birleşik bir zeminde tartışılması, forumların ve sohbetlerin politik geliştiriciliğiyle beraber ortak aklın ön planda tutulması, somut sorunlara anında somut çözüm üretilmesi, alternatif haberleşmenin ve sosyal medyanın kullanımı gibi faktörler Cerattepe mücadelesiyle Gezi’nin başından beri fikri yakınlıkta olduğunu gösteriyor.

Şimdi “Hangi dağ efkârlıysa” tam da oraya barikatı kurarak Cerattepe’de olduğu gibi her yerde arsasına, toprağına ve yaşam alanlarına sahip çıkan insanların mücadelesine omuz verme günüdür. Her gün her yerde ısrarla ve inatla kurmaya çalışacağımız bu barikatlar çoğaldıkça onların yani yerli işbirlikçilerin iktidarda kalma süresi kısalacaktır.

Metin Hoca için

Selam olsun Ahmet Pehlivan’ların, Özgüç’lerin büyüdüğü sokakları zalimlerden koruyanlara, Metin Lokumcu’nun mirasına sahip çıkan yürekli gençlere. “Sularında yüzdüğüm dereler, kovmazsak bu işgalcileri, suyun cenazemizi yıkasın, ağacın tabutumuz, toprağın mezarımız olsun.”

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 28.02.2016 08:42
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177