03 Ekim 2016 Pazartesi 11:04
‘Gökyüzünden söz etmeleri yeryüzünü sömürmek için’

Bu işte bir terslik var. ‘Pirupak’ toplumun verileri ortada. Taciz, tecavüz, istismar altın çağını yaşıyor. Kadın cinayetleri 10 yılda 14 kat arttı. AKP döneminde 17 bin 721 iş cinayeti meydana geldi. Sadece içinde bulunduğumuz yılın ilk sekiz ayında 1250 işçi yaşamını yitirdi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bu yıl ‘kitap ve cami’ temasında düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın açılış töreninde konuştu. Camilerin yeniden arınma, toplanma, toplumun ve toplumsal sorunların çözüm merkezi haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Medrese ve dergâhların yeniden inşa edilmesi zorunluluğuna dikkat çekti.

Kocatepe Camisi’nde gerçekleştirilen toplantıda Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de ilkokul öğretmenlerine seslenerek; “Çocuklarımızı, camilerimizle, mabetlerimizle tanıştıralım, kıyıda köşede kalmış camileri şehrin merkezine taşıyalım” dedi.

‘Kıyıda köşede’ kalmış cami sayısı... 85 bin.

Nüfusa vurunca... Dev hizmet: Aşağı yukarı 15 yaş üstü 300 erkekten birine bir cami düşüyor.

Bu işte bir terslik var... Taciz, tecavüz, istismarda altın çağ, kadın cinayetlerinde ‘önlenemez yükseliş’, işçi kıyımı... ‘Mezhep, din, cemaat’ diyen AKP ahlâkta sıfır çekiyor... Veriler açık!
Tarık Yüce ve üç arkadaşını duymuşsunuzdur.

AKP döneminde 17 bin 721 işçi cinayeti meydana geldi.

Sayaç okuma görevlisi olarak çalışan Yüce, ‘bu istatistiki veriyi’ paylaştığı için İSKİ’nin Esenyurt Şubesi taşeronu Çeka firması tarafından işinden çıkarıldı. Yüce, yaşadıklarını anlattı:
“29 Ağustos tarihinde İSKİ Genel Müdürlüğü talimatıyla iş verilmedi. 7 Eylül tarihinde de 3 arkadaşımla beraber işten çıkarıldık. Aslında gerekçe de göstermediler. Önce telefonlarımıza ‘36 SGK çıkış kodu’ gönderdiler. Bu, OHAL/KHK kapsamındaydı. FETÖ ile ilişkilendirildiğimiz, mantığa sığmayacak bu gerekçeye, DİSK’e bağlı Enerji-Sen üyesi olduğumuz için kitlesel olarak tepki gösterdik. İki saat içinde Çıkış kodunu 4’e çevirdiler. Kod; patronun haklı bir sebep göstermeden işçi çıkarması anlamı taşıyordu.”

“Kısaca keyfi” diyen Yüce, kıyımın alt metnine vurgu yaptı:

“İşçiler, ölmesin, sürünmesin” demenin bedeli bu. Maaşlarımız zamanında ödenmiyor, şartname ve sözleşmeye uymadan çalıştırılıyoruz. İtiraz edince, işimize son veriliyor. Firmadan, resmi olarak bir gerekçe bildirmeseler de yaptığımız sosyal paylaşımları gösteren kağıtlar yollamışlar. Benim de 10 paylaşımımı A4 kâğıda basmışlar. Arasında işçi cinayetlerini anlatan paylaşım da var. Esas neden de bu. Ancak o dosya kâğıtlarında bir başka paylaşımım da dikkat çekiyor. Uyuşturucu nedeniyle ölen Fenerbahçe amigosu Sefa Kalya hakkındaki ifadelerim de rahatsız etmiş. Bir amigo hakkında yaptığım paylaşım, sırf AKP’li olduğu için kızdırmış...”
“Bizden değilsin, susmuyorsun” diye işinden ekmeğinden edilen insanlar...

Ülkenin özetidir bu.

Türkiye’de, 10 yılda cami sayısı 9 bin arttı.

İstatistik ortada.

Camiler şehrin merkezine taşınacak...

İşçiler... Onlar morglara...

Yüce’nin durumuyla Kurtulmuş ve Görmez’in sözleri arasında bir bağ var mı?

En büyük bağ burada!

Göklerden gelen emir...

AKP ve taşeron Çeka’nın ekmeğinden ettiği Tarık Yüce ve 3 arkadaşını duymamış olsanız bile Fransız Devrimi’nin önderlerinden Maximillien Robespierre’nin şu sözünü duymuşsunuzdur:

“Gökyüzünden söz etmeleri, yeryüzünü sömürmek içindir!”

***

Pamukkale Belediyesi’nin evli çiftlere dağıttığı kitap rezillikte son perde

‘İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri’ adlı skandal kitap ilk kez AKP’li Pamukkale Belediye başkanı Hüseyin Gürlesin tarafından yeni evlenen bir çifte verildi. Yeni evli çiftin görme engelli olması ise ilginçti. Yani nereden bakılsa...

‘Kadını dövdükçe daha istekli olacak’
Geçen yıl Denizli, Pamukkale Belediye Meclisi’nde, evlenen her çifte ve bebek sahibi olan ailelere hediyeler verilmesi kararı alındı. Pamukkale Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü nikah seti alım ihalesine çıktı. 4734 sayılı Kanunu’nun 19’uncu maddesi gereği açık ihalesiyle gerçekleştirilerek, 5 bin Kuran, 5 bin karton bayrak, 5 bin adet ikili fincan seti ve 5 bin kitap alındı. İçinde ihaleyle alınan ürünlerin olduğu bu set yeni evlenen çiftlere verilmeye başlandı.

Set içinde yer alan ve Osman Karabulut adlı yazar tarafından kaleme alınan, ‘İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri’ adlı ‘o kitapta’ ise skandal ve çağ dışı ifadeler yer alıyor.

‘Kadınlar noksan’
‘İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri’ kitabında akıl almaz satırlar var. “Akıl olarak noksan” denilen kadınların, yanında eşi olmadan hiçbir biçimde yolculuk yapamayacakları, cenazeye katılamayacakları, çarşı-pazara gidemeyecekleri anlatılıyor. Yine söz konusu kitapta, kız çocuklarının ‘kızını dövmeyen dizini döver’ mantığıyla yetiştirilmesi öğütleniyor, kadının bekarlığı en büyük suç olarak gösteriliyor.

‘Kadın kaburga kemiğinden yaratıldığı için asabidir’
İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri kitabında, kadının kaburga kemiğinden yaratıldığı için asabi olduğu söyleniyor. Eşlere, kadınla ‘çabuk sinirlendiği için’ iştiare yapılmaması, yapıldığı takdirde ise onun söylediğinin tam tersi yönünde karar alınması öneriliyor.

‘Çocuklarla evlilik olur’
Yine kitapta yer alan skandal ifadelerden biri de kimi bölgelerde 10-12 yaşında çocuklarla rahatlıkla evlenilebileceği yönünde. 2013 yılında ölen Osman Karabulut tarafından yazılan kitap, baleyi ve tiyatroyu da şeytan icadı olarak değerlendiriyor.

Köleliğin beyanı gibi
CHP Denizli İl Başkanı Haşim Teoman Sancar, konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: “2016’nın değil de Ortaçağ’ın ürünü gibi. Örümcek kafalıların zihniyetini gösteriyor. Adeta köleliğinin beyanı olarak dikkat çekiyor.
‘İslam’da evlilik ve mahremiyetleri’, AKP’nin bağnazlığını da en iyi şekilde anlatıyor. Kitapta; ‘Eşinizi yeri geldiğinde dövün, dövdükçe sizi daha çok sevecek daha çok isteyecek” deniyor. Yine kadınların doğurdukça daha ateşli oldukları, aşk oyunlarından anladıkları, süratle isteklendikleri, zevk alma verme hususunda tam bir olgunlukla kocalarına bağlandıkları yazılı.”

Suudi kafası
Kitaba bölgede büyük bir tepki olduğunu dile getiren Sancar özetle aktardı: “Bu çağda bu kafayla yönetiliyor olmamız anlaşılır gibi değil. Ancak Suudi Arabistan ya da Afganistan’da, bir şeriat ülkesinde böyle bir kitap dağıtılır. Pamukkale’nin değerlerine uymuyor. Burası turistik bir bölge, Avrupa’dan insanlar geliyor. Duyarlarsa AİHM’e kadar giderler. Böyle tanınmak istemiyoruz.”

***

Lozan’ın üç nedeni

Tartışılacak bir tarafı yok. Lozan’la ilgili en çarpıcı sözlerden birini İngilizler söylüyor. ‘Gizli Belgelerle Lozan Konferansı’nın Perde Arkası’ adlı kitapta, İstanbul’da elçilikte görev yapan Sir Andrew Ryan’ın sözleri dikkat çekiyor:
“Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Bu İngiltere’nin şimdiye kadar imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür...”

Darbenin ardından ve Fırat Kalkanı öncesinde Lozan’a övgüler; kısa süre sonra...

“Zafer diye yutturdular...”

Hızlı bir U dönüşü... Üç nedeni olabilir.

Gündem saptırma isteği mi?

RedHack’in, ‘damat ekseninde’ petrol ticareti ve IŞİD’e silah sevkiyatı ile ilgili belgeleri yayınlamış olmasının üzerine Lozan’ın ısıtılmasını bir gündem değiştirme telaşı olarak görenler bulunuyor.

‘Komplo der geçeriz’ seçeneğinin işe yaradığını defalarca test eden iktidar ve Erdoğan’ın ‘Lozan kartını’ böyle bir işte sürmüş olması zayıf bir seçenek. Ancak işe yaradığı da görülüyor.

Bir ödeşme yolu olarak Lozan
Her fırsatta Cumhuriyet’le ödeşmek istedikleri kesin. ‘Değişimin’ dolu dizgin sürdüğü şu günlerde Lozan iyi bir fırsat. Bu nedenle, U dönüşü, ‘Biz, kendi anlayışımız çerçevesinde daha iyisini yaparız’ ucuzluğunun bir tezahürü olarak değerlendirilebilir. Ne var ki Lozan’ın şimdi gündemde olmasının amacı tam olarak bu da değil.

Lozan: Rakka’ya yürüyelim!
Geriye üçüncü seçenek kalıyor... Denize nazır saray yapıp denizin en güzel göründüğü yere at ahırı inşa eden bir hanedanın ‘evlatlarının’ adalara takması sözün gelişi. Esas hikâye Ortadoğu...

Lozan; Rakka ve Musul meselesinin, ‘Türkiye’nin bataklığa sürüklenme isteğinin’ ve yeniden onaylanan savaş tezkeresinin resmi adı. Gündem değişiyor, Cumhuriyet’le ödeşme sağlanıyor...

Lozan, bir taşla üç kuş ama esas mesele... Kamuoyunu daha derin bir Suriye bataklığına hazırlama!

Lozan’ın gündemde oluşunun en önemli sebebi: Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete..

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 03.10.2016 11:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177