01 Ağustos 2016 Pazartesi 11:43
ETÖ, FETÖ, darbeci fetüsler

Her şey ne kadar da Ergenekon, Balyoz sürecinde yaşadıklarımıza benziyor.

O günlerde nasıl yöneticilerinin kimler olduğunu bile bilmediğimiz Ergenekon Terör Örgütü’nün, ETÖ’nün, ya da daha genel adıyla Ergenekon’un varlığını kayıtsız şartsız kabul etmemiz şart koşulduysa…

Şimdilerde de daha darbenin liderinin bile kim olduğunu bilmiyoruz ama…

Darbe girişiminin Fethullahçı Terör Örgütü, FETÖ’nün işi olduğunu kabule zorlanıyoruz.

Hayır; itiraz, şüphe filan değil, demokrasiden nasibini almamış İslamcıların darbeci çıkmasına hiç şaşırmam da…

Temkin payı bırakmakta fayda var.

***

Benim asıl şüphem olayın kurgusuna dair iddialar.

Günlerdir televizyon ekranlarında zuhur eden zevata göre olay nasıl gelişmiş?

Yetiştirdiği altın nesil vasıtasıyla kırk yıldır devletin en kılcal damarlarına kadar sızmış olan Gülen Cemaati Ergenekon, Balyoz operasyonları sürecinden öyle bir özgüvenle çıkmış ki…

Bütün iktidara el koymaya kalkmış.

Peki, nasıl yapacakmış bunu?

Önce, 7 Şubat 2012’de, Oslo görüşmeleri bahanesiyle MİT Müsteşarı’nı...

Sonra da bu vesileyle Tayyip Erdoğan’ı tutuklayarak.

O plan tutmayınca bu sefer 17/25 Aralık süreci…

Durdurulan MİT TIR’ları…

O da olmayınca 15 Temmuz Darbe Girişimi.

Anlatılan ve kabul etmemiz istenen kurgu bu.

***

Bu kurguda en zayıf kısım şu MİT krizi hikâyesi.

Tamam, daha önce eski Genelkurmay Başkanı da dâhil yüzlerce rütbeli askeri tutuklayan Cemaatçiler velev ki Hakan Fidan’ı da tutuklayacaklardı da…

Daha bir buçuk yıl önce yapılan referandumda yüzde 58, altı ay önceki seçimlerde yüzde 49,5 oy alan…

Üstelik de Meclis’te neredeyse üçte iki çoğunluğu olan Tayyip Erdoğan’ı nasıl tutuklayacaklardı?

Velev ki CHP, MHP, o dönemki BDP ve de AKP içindeki birkaç Cemaatçi milletvekili destek verdiler…

Dokunulmazlığını nasıl kaldıracaklardı?

Hiç inandırıcı değil.

Üstelik 7 Şubat “MİT Darbesi”nden dört ay sonra Gülen Cemaati’nin Türkçe Olimpiyatları’na katılan aynı Tayyip Erdoğan değil miydi?

Dahası…

7 Şubat 2012’den 17/25 Aralık 2013’e, tam yirmi iki ay boyunca AKP-Cemaat koalisyonunun bozulduğuna dair tek bir emare var mı?

***

Peki, ne olmuş olabilir?

Belki de Tayyip Erdoğan’ın hani şu “Ne istediniz de alamadınız?” diye sorduğu Trabzon Mitingi’nde Fethullah Gülen’le ilgili sözlerine bakmak gerekiyor:

“Geçenlerde benimle ilgili söylediği ifade şu…

Bu Uzun, diyor, bize çok hainlik yaptı!”

Bütün bu anlatılanlara bir de bu açıdan bakmakta fayda var.

Belki de Cemaat AKP’yi değil, AKP Cemaat’i kandırdı.

Ergenekon, Balyoz süreçlerinde başta tetikçilik olmak üzere bütün pis işleri Cemaat’e yaptırıp sonuçlarından tek başına kendisi nemalandı…

Muhtemelen aralarındaki anlaşmaya uymayıp, Cemaat’e istediğini, ya da en azından beklediğini, MİT’i yani, vermedi…

Ortaklık da ondan bozuldu.

***

Neyse, kim kimi kandırmış olursa olsun, sonuçta olan fetüslere oldu.

Ne alâkası mı var?

Şimdi şu OHAL’e dayanarak 23 Temmuz’da ilk KHK yayımlandı…

Ekli 1 sayılı listede de “FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı ya da irtibatı belirlenen” ve bu gerekçeyle kapatılan otuz beş hastanenin adı sıralandı ya...

O liste hayli garip bir liste.

Nasıl mı?

Öncelikle; bizde her türlü sağlık kuruluşuna hastane demek adettir ya…

Kapatılanların ikisi göz olmak üzere sadece on üçü hastane, geri kalanı tıp merkezi, diyaliz merkezi, filan.

Sonra; kırk yıldır memleketin her yanında örgütlenen Gülen Cemaati bu süre boyunca altmış dokuz ili pas geçip yalnızca on iki ilde sağlık kuruluşu açmış…

Onların da yedi tanesi Ankara’da, on tanesi Urfa’da.

Peki, en büyük metropol İstanbul’daki durum?

On beş milyonluk şehre hepi topu bir hastane…

İki genetik tanı merkezi…

Bir de tüp bebek merkezi.

Şimdi eğer bu liste FETÖ’cü sağlık kuruluşlarının sıralı tam listesi ise…

Hani şu Berat Albayrak’tan bile daha zeki oldukları iddia edilen FETÖ’cülerde zerre miskal akıl yokmuş, derim.

Koskoca İstanbul’da tek hastane, başka amaçları bırak, kendi Cemaat mensuplarının ihtiyacını bile karşılamaz.

***

Şu tüp bebek merkezinin durumu ise daha da komik.

Şirketin çoğunluk hissesi Ermeni bir doktora ait.

Hadi, diyelim ki, diğer ortakların FETÖ bağlantısını tespit ettiniz…

İyi de tüp bebek merkezini niye kapatıyorsunuz?

Yoksa, o merkezde aşılanan fetüsler de mi darbeci?

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 01.08.2016 11:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol