Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sheraton Otel'de Uluslararası Bilim ve Teknoloji Konferansı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık kendi gemilerimizi üretiyoruz. Ama eksiğimiz var. En son İsrail'den almıştık. Amerika'dan ses çıkmadı. Sağolsun komşular bizi mal sahibi yaptı" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasından notlar;

Türkiye’nin geçtiğimiz 14 yılda ortaya koyduğu büyük sıçramada bilim ve teknolojiye yaptığımız yatırımların payı olduğunu biliyorum. İlim erbabına büyük kıymet veren bir kültürün mensuplarıyız. Atalarımızın her biri forsumuzda yıldız olarak temsil edilen çeşitli devletleri kurdukları Orta Asya’dan Hindistan’a kadar geniş coğrafyada döneminin en büyük bilim, kültür, sanat merkezlerine ev sahipliği yapmış bir milletiz.

Maalesef Batı’nın bilim ve teknolojinin büyük ilerleme kaydettiği dönemde son 200 yılda farklı şeylerle uğraşmaktan bu alanı ihmal ettik. Kendimizle birlikte 1,7 milyar nüfusa sahip İslam dünyasının, 300 milyonluk Türk dünyasının umudu olduğumuzun bilincindeyiz. Son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıl hedefi 2023 için çok önemli hedefler belirledik.

2020’de ARGE harcamalarının milli gelir içindeki payı sadece binde 5’ti. Biz bu oranı yüzde 1 seviyesine çıkarmayı başardık. Aslında hedefimiz 2002’de bunu yüzde 2’ye çıkarmaktı. 2023 yılına kadar yüzde 3’e çıkarmayı planlıyoruz. Hedef bu.

Amacımız orta yüksek teknolojili ürünleri ihracattaki payı iki katına çıkararak yüzde 50’nin üzerine taşımaktır. Türkiye’nin 500 milyar dolar ihracat hedefine ancak böyle ulaşacağını biliyoruz. İnovasyon kültürünü hem kurumsal, hem bireysel alanda köklü bir şekilde yerleştirmek mecburiyetindeyiz. Teknoparkların sayısını ikiden 63’e çıkardık. İki teknoparkla ne olur ya? Teknoparklarla üniversiteyi iç içe koyarak sıçramayı meydana getirdik. ARGE merkezlerinin sayısını da 223’e çıkardık. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Türkiye ilk etapta en az 10 küresel markaya sahip olmalıdır.

Basit bir tüfek yapamıyorduk. Artık kendi gemilerimizi üretiyoruz. Sadece geminin inşaatı yetmiyor, makinesini de üretir hale gelmeliyiz. Artık ’sını mühimmatlı olarak üretir hale geldik. ABD’den paranla alamıyorsun. Kongre’den geçmedi. Bir değil, iki değil. Ya biz stratejik ortak değil miyiz? Biz en son İsrail’den aldık 10 tane. Arıza yapar, tamirini yaptıramazsın. Sağolsun, bu komşular bizi mal sahibi yaptı.

Ortaya çıkışının ve varlığını devam ettiriyor olmasının hiçbir rasyonel sebebi olan DEAŞ yüzünden insanlık tarihinin mirası adım adım yok ediliyor. Güney Asya’da milyonlarca masum insan tüm dünyanın gözü önünde inanç ve etnik temelli bir soykırıma tabi tutuluyor. Terörizmin yan etkilerinden mülteci sorununun yükü Türkiye gibi birkaç ülkenin sırtına yüklendi.

"Ah, ah... Söz veriyorlar, tutmuyorlar"

Bakınız şu anda 3 milyon mülteci Türkiye’de değil mi? Mülteci sorunu gündeme geldi BM’de. Ya bakıyorsunuz, doğru dürüst Türkiye’deki bu sahiplenmeyi gündeme getiren yok gibi. Görmüyorlar. Unutturmak istiyorlar. İşte AB. Söylüyorum sonra bazıları kızıyor. Söz verdiler 3 milyar avro dediler. Hala bize gelen 179 milyon avro. Bize de gelmiyor ha, mültecilere geliyor. Süre bitti, yıl bitiyor. Güya 3 milyar avro daha vereceklerdi. Ah, ah. Söz veriyorlar, tutmuyorlar. Biz insani, vicdani görevimizi yerine getireceğiz.

Aynı kayıtsızlık terörle mücadele için de geçerli. Darbe girişimi yeni bir terör stilidir. Milletimizin darbecilerin karşısına dikilmesiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ben milletimle gurur duyuyorum. Bu millet ne mübarek bir millettir. Tankları tanklar, helikopterleri helikopterler durdurur öyle sanıyorlardı.

"Bir teröristi 17 yıldır besliyorlar"

85 koli dosya gönderdik. ABD bizden teröristi istediği zaman paketleyip gönderiyorduk. Onlar ne yapıyor. Bir teröristi 17 yıldır, 400 dönüm arazide saltanat sürüyor, bize teslim etmiyorsunuz. 170 ülkede çalışmalarımızı yapıyoruz diyorlar, biz de uyarıyoruz, yarın sizin de başınıza gelir.

Baş döndürücü gelişmeler yaşandı. İnternet, uydu teknolojileri... Her geçen gün daha çok insan teknolojiden faydalanıyor. Bu sayede bölgeler arasındaki mesafe anlamsız hale geliyor, sorunlar ortadan kalkıyor. Hayata tutunmaya çalışan 100 milyonlarca insan var. Dünya hızla kaosa doğru sürükleniyor. Türkiye olarak bu sorunlu gidişe 'Dünya 5'ten büyüktür' diyerek itirazlarımızı sunuyoruz.

Ne demek dünya 5'ten büyüktür ne demek? 5 üyeli bir BM kuruldu. 5 üyenin iki dudağı arasında belirleniyor. Biri evet dese evet, hayır dese hayır. Böyle bir anlayış adalet getirebilir mi? Sadece geçici üyeler değişiyor, bunlar değişmiyor. Sadece bir oyun bir aldatmaca. Böyle bir adalete dayalı olmayan bir anlayış. BM neden kurulmuştu, dünyada adaletsizliği gidermek için kurulmuştu. Malesef bugün adalet sağlamıyor, insanlığa yüktür. Hadi gelin şunu değiştirelim. Çekiniyorlar korkuyorlar. Bu sürdüğü sürece boynunuzda daha çok boza pişirecekler. Japonya, Hindistan, Almanya daimi üyelerden bir tanesi olmak istiyorlar. Almanya için kılıf uydurdular 5+1 dediler. Ben de diyorum ki 20 üyenin 20'si de daimi olsun. 193 ülke iki yılda bir değişsin hepsi de burada daimi üye olsun. Hepsi 193 ülke BM'de daimi üye olsun. 5 kişi içinde 3 Avrupa, 1 Asya, 1 Amerika. Halkı Müslüman olan bir ülke var mı, yok. Bunlar orada Müslümanların haklarını savunur mu? Irak'ta, Afganistan'da, Mısır'da Libya, Tunus'ta niçin bir çözüm yoluna girilemiyor. Sudan'da neden girilemiyor? Bölmek istediler böldüler hala bir gelişme yok. Adalet, adalet adalet... Adalet mülkün esasıdır. Adalet varsa devlet vardır. Küresel işleyişi en kısa sürede değiştirmek zorundayız. Milyarca insanın kendini güvende ve umutlu hissetmediği bir dünyada hiç kimse bu durumun dışında kendini tutamaz. Bu konuda gerekli mekanizmaları oluşturmalıyız.

Değişim sürecinin bir an önce başlaması için bilim ve teknoloji camiasından da bir adım bekliyorum. Bir kez daha Uluslararası Bilim ve Teknoloji Konferansı'nın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kaynak: Birgun.net