10 Şubat 2016 Çarşamba 09:42
‘Emeği savunmak, barışı savunmakla mümkün’

OKTAY EVSEN

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 15. Olağan Genel Kurulu, 12-13-14 Şubat tarihlerinde İstanbul’da yapılacak. Kongre öncesi görüştüğümüz DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Türkiye’nin olağanüstü bir dönemden geçtiğine dikkat çekerek, 7 Haziran seçimleri sonrası yaratılan çatışma ortamının işçilerin taleplerini baskı altına almak için kullanıldığını belirtti. Bu süreçte işçi sınıfının kazanılmış haklarına dönük saldırıların hız kazandığına da değinen Beko, DİSK olarak bu saldırılara karşı “üretimi durdurmak da dâhil her türlü etkili eylemle direneceklerini” vurguladı.

» Türkiye içeride ve dışarıda savaş şiarı ile yürüyen bir süreçten geçiyor. DİSK olarak seçimler ve ertesinde ortaya çıkan manzarayı nasıl görüyorsunuz?
Öncelikle sözlerime 10 Ekim Emek-Barış-Demokrasi mitingimizde yaşanan katliamda yitirdiklerimizi anarak başlamak istiyorum. Katliamı gerçekleştirenler ve destekleyenler, katliama göz yumanlar, katliam sonrası katilleri aklayıp belirsizleştirerek ölenleri suçlayanlar, arkadaşlarımızın anısına sahip çıkanlara saldıranlar hesap verinceye kadar bu davanın kapanmayacağını DİSK Genişletilmiş Başkanlar Kurulu'nda ilan ettik. Bu sözün gereğini yapmak bu ülkeye, işçi sınıfına borcumuzdur.
Sorunuza gelince, özellikle 7 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye olağanüstü bir dönemden geçiyor. Baskıyla, şiddetle, arka arkaya gelen katliamlarla, kan ve barut kokusuyla hatırlanacak bu olağanüstü dönemde, sermayeye karşı emeği, savaşa karşı barışı ve kardeşliği, ölüme karşı yaşamı, yağmaya karşı doğayı, baskılara karşı demokrasiyi, toplumu paramparça bölerek yönetme gayretlerine karşı bir arada kardeşçe yaşamı savunmak, tarihsel bir görev. 7 Haziran’da ortaya çıkan sonucu beğenmeyenler, “Ya ben ya kaos” tehdidi ile Türkiye’ye bir deli gömleği giydirmeye çalışıyor, ancak ödenen nice bedele rağmen bu gömlek bu topluma giydirilemiyor. Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve aydınlık değerler yok edilemiyor, bilim insanlarından kadınlara, işçilerden öğrencilere toplumun geniş kesimlerinin onurlu duruşlarıyla her gün yeniden filizleniyor.

» Bir yandan da emeğin kazanılmış haklarına yönelik kapsamlı bir saldırı söz konusu. Bu süreçte demokrasi mücadelesi nasıl şekillenmeli?
Akla, barışa, kardeşliğe, hukuka, laikliğe, doğaya, yaşama, eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye yönelik yapılan her çağrının, her eylemin; sistemlerine yönelik her türlü itirazın ve muhalefetin, Türkiye’yi yönetenler tarafından “terörizm” olarak yaftalandığı bir dönemde emeğin haklarını savunmanın tarihsel anlamı değişiyor. Demokrasi ve sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir bütün olduğu daha fazla ortaya çıkıyor. Bu ortamda emeğin haklarını savunmak; her türlü baskıya ve şiddete boyun eğmeyerek, işçileri etnik-mezhepsel eksende bölme girişimlerini boşa çıkararak, barışı ve demokrasiyi savunmakla mümkün. Ülkemizdeki çatışma ortamı, işçilerin birliğini tehdit etmekte ve taleplerini baskı altına almak için kullanılmakta. Gerçek bir barış, hakları için omuz omuza mücadele eden işçilerin kardeşliğinin büyümesiyle kazanılabilir. Demokrasi mücadelesi, işçilerin hakları için ayağa kalkmasıyla güç kazanır.

» Bugünlerde işçi sınıfına yönelik çeşitli yasaların peş peşe çıkartılması gündemde. Yapılmak istenen ne?
Nüfusunun dörtte üçü ücret geliriyle yaşayan Türkiye, sermaye için açık bir köle pazarına dönüştürülmek isteniyor. 64’üncü hükümetin eylem planında esnek çalışmanın yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının kaldırılması, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesi, kadınların geçici-güvencesiz işlerde çalıştırılması gibi düzenlemeler yer alıyor. Seçim öncesinde “taşeron işçilerine kadro” vaadinde bulunan iktidar partisi, tek başına iktidar olmasının ardından 2016 eylem planında bu vaadine yer vermedi, aksine güvencesiz çalıştırmanın köleliğe varan biçimlerini, taşeron düzenine “rahmet okutacak” düzenlemeleri gündeme getirdi.

» Bu düzenlemeleri biraz açar mısınız?
İsterseniz özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma hakkı veren düzenlemeden başlayalım. Çalışma hayatını dinamitleyecek bu düzenleme Meclis’te. Konfederasyonumuz, özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi verilmesini “kiralık işçilik” olarak nitelendirmekte, işçilerin köleleştirilmesinin bir adımı olarak görmektedir. İşçi sınıfına çağdışı kölelik koşullarında çalışma dayatılıyor. Böylece işçi simsarlığına yasal koruma getirilecek, işçiler köle satar gibi bürolardan satılacak. Soma’dan tanık olduğumuz ‘dayıbaşılık’ sistemi yasallaşacak, taşeron köleliğini bile aratacak bir güvencesiz çalıştırma biçimi getirilecek.
‘Özel İstihdam Büroları’nın özellikle kadın işçiler için önerildiği, “aile ve çalışma yaşamının uyumlulaştırılması” adı altında kadınların part-time, güvencesiz istihdamının öngörüldüğü anlaşılıyor. Bu da esnek ve güvencesiz çalışmanın kadınlardan başlayarak yaygınlaştırılması anlamına geliyor. “Ev eksenli çalışma” ile çocuk bakımı başta olmak üzere zaten hane içi hizmetlerin tüm yükünü sırtlayan kadınlar evlere kapatılarak nitelikli istihdam olanaklarından yoksun bırakılacak. Esnek çalışma, uzaktan çalışma, evden çalışma gibi düzenlemeler ile istihdam yaratılmayacak, kayıt dışı engellenmeyecek, bilakis daha çok artacak. Ayrıca bu talepler sendikaların örgütlü olduğu alanları dağıtma talebidir.

» DİSK'in bu süreçteki tutumu nedir?
DİSK, Özel İstihdam Bürolarına ve bu büroların faaliyetlerinin ödünç (geçici) iş ilişkisini kapsayacak biçimde genişletilmesine kesin olarak karşıdır. Bunun dışında kıdem tazminatının “fon sistemi” adı altında kaldırılmasını hiçbir koşulda kabul etmiyoruz ve tüm taşeron işçilerine ayrımsız, kayıtsız, şartsız kadro talep ediyoruz. Bu konular çerçevesinde Türkiye çapında eylemlerimiz sürüyor. Mücadeleyi daha da yükseltme kararlılığındayız. Diğer emek örgütleri ve dost kurumları, bu kölelik yasalarına karşı ortak, yaygın, kitlesel mücadeleyi büyütmeye davet ederken, her ne pahasına olursa olsun, üretimi durdurmak da dâhil olmak üzere her türlü etkili eylemle bu girişimlere direnme eğilimindeyiz.

» Hafta sonu DİSK'in Genel Kurulu var. Bir mesajınız var mı?
Sadece üyelerinin değil, tüm işçi sınıfının sorunlarının muhatabı olan, sınıf ve kitle sendikacılığı ilkelerinin tek temsilcisi DİSK’i büyütmek ve geliştirmek, Türkiye’nin demokrasi, barış, adalet, özgürlük ve laiklik eksenindeki temel meselelerinin çözümü için de bir anahtar olacaktır. Bu nedenle işçi sınıfı başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerini, DİSK’e omuz vermeye çağırıyoruz.


Kıdem tazminatı için eylem çağrısı
DİSK, kıdem tazminatı hakkının gaspına yönelik girişimlere karşı dün İstanbul Kartal Meydanı’nda eylemdeydi. DİSK üyesi işçiler bugün de Ankara’da eylem yaparak, hükümete “Kıdem tazminatı iş güvencemiz, dokunma!” diye seslenecek. Ankara’daki Milli Kütüphane önünde saat 12’de toplanacak olan DİSK üyesi işçiler, saat 12.30’da Çalışma Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirecek. CHP Çankaya İlçe Gençlik Örgütü de eyleme destek vereceğini duyurdu.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 10.02.2016 09:42
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177