25 Şubat 2016 Perşembe 09:03
‘Dünyalıyız’ diyebilmek

YAŞAR ÖZTÜRK

İki insan tanıştığında ilk soru çoğunlukla şudur: Nerelisin?

Yanıtına gelince, bugün ülkemizde ve dünyanın her yerinde insanları yakan, dünyayı yaşanmaz hale getiren ırkçı kavganın ne kadar anlamsız olduğunu gösteriyor: “Dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım hepimiz Afrikalıyız.”

Bugün 7 milyarı aşan insanlık 150000 yıl önce bir avuç insanın oluşturduğu bir topluluktu. Araştırmalara göre, Afrika bizim en yakın akrabalarımızın, bize orangutanlar veya diğer maymun türlerinden çok daha yakın olan şempanze ve gorillerin yuvasıdır. Şempanzelere giden soy ile modern insana giden soyun yolları Afrika’da yaklaşık 6 milyon yıl önce ayrılmıştı. O zamandan beri pek çok hominid (insansı) türü evrimleşmiş, bir süre tutunmuş sonra tükenmiştir. Bunların hangilerinin bizim doğrudan atalarımız, hangilerinin kuzenlerimiz olduğu hâlâ muğlaklığını koruyor. Aşikâr olan ise 150000 yıl önce Doğu Afrika’da savan denilen geniş otluk arazilerde bize benzeyen insanların yaşadığıdır. 150000 yıllık yolculuk dünyanın, evrenin yaşıyla kıyaslandığında denizdeki kum tanesiyle dünyanın büyüklüğünü mukayese etmek geliyor insanın aklına. Bu kum tanesi bağrında doğup büyüdüğü dünyayı kuşatıp ele geçirdiği gibi şimdi hem izlerini aramak hem de evreni ele geçirmek için uzay yolunda.

Bir açıdan bakıldığında bir soluk alıp verme kadar kısa öte yandan anlatmakla bitmeyecek kadar uzun insanlık tarihini yazmak gerçekten çok zor. Ekonomi eğitimi alan Cyril Aydon, Charles Darwin kitabında olduğu gibi farklı bir yöntem izlediğini belirtiyor. Genetik biliminin, arkeolojinin ışıkları ile 150000 yıl geriden başlayarak adım adım ilerliyor. Modern insandan ayırt etmenin mümkün olmadığı Homo Sapiens 60000 yıl önce, anavatanı Afrika’dan çıkıp tüm dünyaya yayıldı. 30000 yıl önce, bugün din, bilim ve sanatta kendini dışa vuran soyutlama yetisi belli bir olgunluğa ulaştı. Günümüzden bin yıl önce Yeni Zelanda’ya vardığında artık ayak basmadığı yer kalmadı.


Yapıtında iki büyük sıçramaya çok önem veriyor yazar. Bunlardan biri bizim neolitik dediğimiz dönemde dünyanın pek çok farklı yerinde yerleşik tarımın doğmasıdır. İkincisi ise 18. yüzyıl civarında Avrupa’da meydana gelen Sanayi Devrimi’dir. İşte bu iki gelişme bu hikâyeyi ayakta tutan direkler. Okurların insanlık tarihindeki bu iki dönüm noktasını daha iyi kavramalarına yardımcı olmak umuduyla insanın hikâyesini bu şekilde yazmayı seçtiğini söylüyor yazar.

Dillerin, dinlerin doğuşu, çanak-çömlek, süs eşyalarının yani alet yapımı kök salan insanlık ayrı ayrı yerlere yerleştikten sonra bu kez ilişkilerini koparmamak geliştirmek için ağ kurdu. Bugünkü internet ağının en ilkel biçimini oluşturan insanlık yazıyı, devleti icat etti ve sınırlar çizildi. Devletler, ülkeler, ordular, savaşlar... Acılar, gözyaşları yanında büyüleyici bilgilerle dolu yapıtında Cyril Aydon talih ve talihsizlikleri bir arada sunuyor. Afrika dışına ayak basmaya çalışan insanın atası bugün Ay’a ayak bastı. İlk eşeği evcilleştirmeye çalışan insan günümüzde klonlanan koyun Dolly ile gündemde. Dumanla ateşle birbiriyle iletişim kurmaya çabalayan insan şimdilerde 4,5 G ile yatıp kalkıyor. Kitap, dünya çapında insanların hayatlarını şekillendiren gelişmeleri sultanlar, padişahlar, krallar, imparatorlar, kraliçeler, savaşlar gibi sıralamalara boğmadan aktarıyor.

İnsanlık nereye gidiyor sorusunun yanıtları da aslında İnsanlık Tarihi sayfaları arasında. İnsanın bizzat kendisinin sorumlu olduğu nükleer tehdit, silahlanma, tütün ve alkol, GDO’lu ürünler vb sorunlar dışında devinen evren, dünya ve doğanın getirebileceği felaketleri de anımsatan yazar “insan insanın kurdudur” demekle yetinmiyor. Ortaçağı kasıp kavuran kara ölüm, yüzyıl önceki grip salgını, henüz kariyerinin başlangıcında olan HIV/AIDS, iklim değişikliği, (domuzlar ne kadar uçabilirse şirketler de sosyal açıdan sorumlu davranabilir diye nitelendirdiği) gözleri daha fazla kâr ve yayılmadan başka şey görmeyen sınır tanımayan şirketler... konusunda insanı karamsarlığa değil uyanmaya çağırıyor.

Ve Aydon, şu sorunun yanıtını da arıyor: Nerelisin? sorusuna “Dünyalıyız!” diyebilecek miyiz?

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 25.02.2016 09:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177