17 Şubat 2016 Çarşamba 09:02
Denizden karaya ölü çocuk harekâtı

ALİ HAYDAR HAKVERDİ / CHP Ankara Milletvekili

Suriye’den kaçıp topraklarımıza sığınanların sayısı 2.5 milyonu buldu. Bu sığınmacıların bir kısmı için Türkiye sığınacakları bir limandan çok “güvenli topraklara” giden yolda sadece bir durak. Fakat onların bu tehlikeli yolculukları ölü çocukların kıyılarımıza vurduğu insanlık trajedisine hepimizi tanık etti. Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2015 yılında Yunanistan’a ulaşmak için Türkiye’den yola çıkan çoğunluğu Suriyeli 224 sığınmacının Ege Denizi’nde boğularak öldüğünü açıkladı. Akdeniz’deki durum ise çok daha kötü. Sadece Ocak 2016’da Akdeniz’i geçmek isterken boğularak ölen göçmenlerin sayısı 370’i buldu. Ölümle yaşam arasında risklerle dolu bir yolculukta plastik bir bottan başka tutunacakları hiçbir şeyleri olmayan bu göçmen çocukların yaşadıkları trajediler sadece bu kadarla sınırlı değil. Güvenli topraklara ulaşmak için göç yollarına düşen bu insanların yaşlı kıtaya ulaşacak kadar “şanslı olanları” bu defa kompozisyonun farklı bir evresinde yeni bir trajedinin aktörlerine dönüşüyorlar. Çünkü Avrupa’da insan ticareti yaptığı bilinen çeteler artık göçmenleri hedef almış durumda. Avrupa Polis Örgütü Avropol, son 2 yıl içerisinde 10 binin üzerinde göçmen çocuğun Avrupa Birliği ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu açıkladı. Yine Avropol, bu çocukların çeteler tarafından fuhuşa ve köleliğe zorlandığının uyarısını yaptı.

Ülkelerine akın eden Suriyeli sığınmacıların önünü alamayan Avrupa devletleri 3 milyar avro sus payı vererek bu yükü Türkiye’nin sırtına bırakma çabasındalar. Ancak Avrupa Devletleri ile AKP hükümeti arasında kabul edilen ortak eylem planı sonrasında çözüm Suriyeli sığınmacıların yaşam koşullarını düzeltmek yerine sahil güvenliğini arttırmakta bulundu. Öyle ki eş zamanlı olarak insan kaçakçılarına ve taklit can yeleği ile şişme bot üretimi yapan merdiven altı atölyelere yapılan baskınlar birilerinin gözüne sokulmak istercesine ulusal haber ajanslarında ilk haber olarak verilmeye başlandı. Bizler bunun çözüm olmadığının ve sadece AB ile AKP arasında varılan mutabakata yönelik politik bir göz boyama olduğunun elbette farkındaydık.

Ticari bir kafanın tezahürü

Erdoğan’ın “Suriye, insanların canı ve kanı üzerinden pazarlıkların yapıldığı bir ülke haline geldi” dediği bir günde yine AB yetkilileri ile Erdoğan arasında geçen 3 milyar Avro’luk pazarlık basına yansıdı. AB yetkililerine “İki yıl için 3 milyar avro verecekseniz, konuşmaya bile gerek yok. Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarını açıp mültecileri otobüslere doldururuz” diyen bir kısım Cumhurun Başkanı Erdoğan, göçmen sorununa insani boyutuyla bakmaktan imtina ettiğini bir kez daha beyan etmiş oldu. Gördük ki bu paranın ne şekilde kullanılacağı bir yana istenme şekli bile insani yaklaşımdan mahrum kâr hırsına bürünmüş ticari bir kafanın tezahürü niteliğindeydi.

AKP’nin 13 yıllık dış politikasında tecrübe ettiklerimiz nedeniyle, “bu parayı sığınma koşullarının düzeltilmesi için mi yoksa silah dolu tırların sevkiyatı için mi kullanılacaksınız?” diye İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya cevaplaması için sorduk. Daha önce sığınma kamplarını eğitim kamplarına çevirecek kadar pervasızlaşan AKP’nin göçmen sorununu kullanma hevesi tahmin ettiğimizden çok daha korkunç boyutlara ulaşmış durumda. AKP, bu göçmenleri Suriye’ye düzenlemek istediği kara harekatında background olarak kullanmaya çalışıyor. Bunu açık açık beyan etmekten de hicap duymuyor.

AKP ‘Ortadoğu’da yalnızlaştı

Rusya’nın günbegün bölgede artan askeri etkinliği ve ABD’nin desteğini de alarak PYD’nin oluşturduğu kantonlar Suriye’de baş aktör olmaya heveslenen Erdoğan’ı figüran pozisyonuna itti. AKP bölgede yeniden etkin bir güç olabilmek için askeri harekât planını devreye sokmak istiyor. Bu konudaki destek arayışları özellikle NATO ve Amerika cephesinde karşılık bulmayan AKP, Ortadoğu politikasında giderek yalnızlaşmış durumda. Suriye konusunda başından beri suç ortağı olan Suudlarla birlikte askeri harekât düzenlemek için gerekli siyasal iklimi yaratmaya çalışan AKP, göçmen sorununu sızabileceği bir çatlak olarak görüyor. Göçmenlerin yerleştirileceği uçuşa yasaklı tampon bölgeler oluşturulması gerektiği propagandasını yapan AKP, göçmen sorununu ‘Neo-Osmanlıcılıktan’ beslenen fetihçi Suriye politikasını gizlemek için paravan olarak kullanıyor. Suudlarla ortaklaşa oluşturacakları tampon bölge ile gelecekte kurguladıkları Suriye kompozisyonunda baş aktör olma hevesindeler. Fatih edasıyla sefere çıkıp yakın arazide piyon olacağımız olası bir kara harekâtında ateş hattına sürülen yine bu ülkenin yoksul çocukları olacak. Hiç tanımadıkları bir coğrafyada ölüme gönderilecekler.

Hükümet cephesinden, aynı mutfaktan çıktığı belli birbirinin kopyası niteliğinde açıklamalar da peş peşe gelmeye başladı. Mültecilerin yaşadığı trajediler, Türkiye’nin yardımseverliği, Suriye’nin kuzeyinde kurulması gereken uçuşa yasaklı tampon bölge ve kara harekâtı. Bir kısım cumhurun başkanı Şili’de yaptığı açıklamada “Eğitiminden sağlığa her türlü ihtiyaçlarını karşıladık.” Derken…

Her gün sokakta dilenirken karşılaştığımız Suriyeli sığınmacılardan bahsediyordu.

Hani bir dönem sığınma kampları eğitim kamplarına çevrilen,

Çocuk yaşta evliliğe ya da insan tacirlerinin elinde fuhuşa zorlanan,

Sokaklarda dilenciliğe mahkûm edilen sığınmacılar.

Başbakan Davutoğlu’nun da dediği gibi “Türkiye sığınmacılar konusunda dünyaya insanlık dersi veriyor.” İnanmadıysanız internette arama motoruna “Alan Kurdî” yazıp bir bakın. Çokları var yaşları Alan’dan daha küçük. Açık denizlerde kaybolup gittiler.

Bu insanları evlerinden yurtlarından eden de sizdiniz. O silah dolu MİT tırları ile savaş ihraç ettiğiniz topraklardan kaçan çocuklar, plastik bir bot üstünde ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide denize açılmaya devam ediyorlar. Bu yüzden diktatör bozuntusu kameralar karşısında “iyi kalpli padişah” masalını okumasın. Çünkü o masalları dinleyecek çocuklar çoktan öldüler. Biz biliyoruz ki kaçak sarayın sahibi için Suriyeli göçmenler sadece siyasal anlamda kullanım değeri ve AB’den alacakları Avro miktarı kadar kıymetlidir.

*Bir Gün Bir Konuk köşesi Zeynep Altıok Akatlı'nın editörlüğünde hazırlanmaktadır

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 17.02.2016 09:02
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177