09 Ağustos 2016 Salı 12:24
Darbeyi enişte değil Genelkurmay haber verdi

Henüz siyasiler ve devlet ‘kandırılma’ aşamasındayken, Genelkurmay, Jandarma ve Emniyet Müdürlüğünden savcılıklara gönderilen bilgi notları ve istihbarat raporlarında, Fethullah Gülen’in hangi yıllarda ve nasıl teşviklerle devlete girmeye başladığı, nasıl faaliyetler yürütüldüğü ve TSK ile ilgili ‘gelecek projeleri’ açıkça yer alıyor.

Raporların en yenisi, 2000 yılına ait. Yani aslında jandarma, polis ve Genelkurmay raporlarında ‘darbe girişimi’ yıllar öncesinden haber veriliyor. Hem de enişte telefonuyla değil, mahkeme ve savcılıklara gönderilen ve dolayısıyla resmi arşivlere de giren imzalı belgelerle.

Jandarma Genel Komutanlığının, 16 yıl önce, 2000 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği ‘Askeri Kesimde Nurculuk Eğitimi Yürüten Teşkilat’ başlıklı raporundan:

“…Nurcular özellikle 1971 Sıkıyönetim devresinden sonra faaliyetlerini orta ve yükseköğretim gençliğine kaydırarak kadrolaşma çalışmalarına ağırlık vermiştir. Nurcular yukarıda adı geçen gençlik kesimini kendi görüşleri doğrultusunda yetiştirerek ve gelecekte devletin kilit noktalarını ele geçirerek asli hedeflerine ulaşmada bir vasıta olarak kullanma niyet ve maksadındadırlar. Bu meyanda hedef aldıkları devlet kademeleri: Silahlı Kuvvetler, Polis Teşkilatı, Devlet Daireleri, Adliye, Üniversite ve din eğitimi yapan okullar…”

Bu da Jandarma Genel Komutanlığı’nın 2000 yılında Ankara DGM savcılığına gönderdiği ‘Fethullah Gülen kimdir?’ başlıklı bilgi notundan:

“…Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından 7 Şubat 1985’te yayınlanan Aranan Şahıslar Listesinde yer almış, 1986’da yakalanmış ancak üst düzeyde yapılan girişimler sonucu aynı gün serbest bırakılmıştır.”

Yine 16 yıl önce yazılan Jandarma imzalı istihbarat raporunda açıkça gelecek planlarından bahsediliyor:

“…Her fırsatta TSK’yi ele geçirmek amacıyla sızma girişimlerini sessiz ve derinden devam ettirmektedir. TSK mensupları arasına sızma çabalarının yanı sıra subay ve astsubay çocuklarını kendi okul ve dershanelerine kaydettirmeye, yetiştirilen bu çocukları askeri okullara sokmaya çalışmaktadır.”

“Fethullah Gülen tarafından, Silahlı Kuvvetler içerisinde yapılanabilmek ve ileride etkinliğe kavuşabilmek amacıyla yeni projeler üretilmeye başlanmış, bu çerçevede askeri okullarda okuyan öğrenciler öncelikli hedef olarak belirlenmiş… Gülen bu yöntemle 10 yıla kadar olan bir sürede Silahlı Kuvvetler içerisinde söz sahibi bir konuma gelmeyi planlamaktadır.”

“Bugün Fethullah Gülen, faaliyetlerinde gösterdiği gizlilik, taraflarının kendilerine bağlılığı, etkili, kararlı ve merkeziyetçi yönetimi ile ülkemizin en güçlü ve en etkili irticai yapılanmasıdır.”

Jandarmanın öngörüsüne göre, Gülen 2010’da TSK’de ‘etkili bir güç’ haline gelmişti.

Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği’nin yine Ankara DGM Savcılığı’na gönderdiği belgelerde anlatımlar daha da açık. Belgelerde, Maltepe Askeri Lise öğrencilerinin 1999’da verdiği ifadeler yer alıyor. İfadelerde, askeri liseye nasıl hazırlandıkları ve girdikleri, orada kendilerini gizlemek için neler yaptıkları, hücre tipi yapılandıkları, kod isim kullandıkları, kimlerle nerede irtibat kurdukları yer alıyor.

Yine Genelkurmay’dan savcılığa giden bir başka belgede, 1988-1993 arasında Cemaat’in içinde bulunmuş birinin şu sözleri yer alıyor: “Fethullah Gülen’e göre askeriye, mülkiye-hukuk ve eğitim, teşkilatlanması gereken ilk üç kurumdur. Benim gözlemim, şu anda Fethullahçılarla asker arasında gizli bir satranç oyunu oynanıyor.”

Genelkurmay belgelerinde ayrıca Gülen’in 90’ların başından beri orduyla ilgili yaptığı konuşmaların dökümü de bulunuyor.

Sadece asker değil, aynı uyarı ve suç unsurlarına işaret eden polis raporları da gırla. Hem de iki hafta öncesinden değil, yıllar öncesinden. Ve tahmin edersiniz ki Emniyet raporları daha detaylı, finansman sağlayan iş insanlarından, il il, ilçe ilçe sempatizanların bile ad ve adreslerine kadar her şey belgelenmiş. Malum, polis fişlemeyi sever.

Dolayısıyla bırakın darbeye giden yolun nasıl hazırlandığı, Cemaat’in sadece devlet kurumlarında değil medyada, iş dünyasında, sivil toplum örgütlerinde nasıl örgütlendiği… Hepsi devletin farklı kurumlarının arşivlerinde var.

Kandırıldık diyenler, ‘kandıran’ tarafta olduğunu ne zaman kabul edecek?

* Belgelerle ilgili kaynak: Nusret Senem'in Devletin Fethullah Arşivi dizisi.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 09.08.2016 12:24
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol