06 Eylül 2016 Salı 08:23
Darbeciysen “Suç bireysel”, gazeteciysen “Gel hele gel”

15 Temmuz karanlığının en büyük sürprizlerinden biri, kuşkusuz AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin kardeşi Tümgeneral Mehmet Dişli’nin darbeye katılmaktan tutuklanmasıydı.

Boğazına kemer geçirilerek 12 saat rehin alınan Genelkurmay Başkanı Akar ve Mehmet Dişli’nin helikopterle Çankaya’ya getirilme görüntüsü, darbecilerin tamamen yenildiği, hükümetin kontrolü tamamen ele aldığının ispatı gibiydi. Ama kısa süre sonra Dişli’nin tutuklanması, AKP içinde bile tartışmalara yol açmıştı.

• • •

Seslerin yükselmesi üzerine AKP Sözcüsü Prof. Yasin Aktay düzenlediği basın toplantısında haklı olarak evrensel bir hukuk ilkesini anımsatmıştı: “Suçlar bireyseldir, dolayısıyla Genel Başkan Yardımcımız Şaban Dişli suçlanamaz.

Aktay, meseleyi Dişli kardeşler noktasında bırakmamış ve şu taahhütte bulunmuştu: “Hiçbir zaman birisi birinin akrabası diye suçlanacak değildir.

• • •

AKP Sözcüsü’nün verdiği bu sözün üzerinden çok geçmedi. Geçtiğimiz cumartesi, eşi Can Dündar’ı görmek üzere Berlin’e uçmak isteyen Dilek Dündar polis tarafından durduruldu. Hakkında hiçbir soruşturma ya da yakalama kararı olmamasına rağmen iptal edilen pasaportu elinden alındı, çıkışına izin verilmedi.

• • •

Kardeşi darbeden tutuklanınca “Suç bireysel” diye Şaban Dişli’ye –gayet makul gerekçeyle- sahip çıkan Prof. Yasin Aktay’a sormak gerek... “Hepimiz Ötekiyiz” diye bir kitap yazmıştı. Acaba bu memlekette bazıları daha mı “öteki”? Muhalif bir gazetecinin eşini rehin almak hangi vicdana sığar?

Korku ve İktidar” adlı kitabınızda yanıtı var mı yoksa?

***

Emin misiniz? Son kararınız mı?

Sosyalist doktorların, barış bildirisine imza atan akademisyenlerin, demokrat gazetecilerin FETÖ çuvalına eklenmesine sağduyu sahibi herkes isyan ediyor.

Yahu bu isimlerin FETÖ ile ne ilgisi var? Daha düne kadar beraber yürümediniz mi siz bu yollarda?” eleştirileri yükselince, AKP saflarından bir açıklama yapma gereği duyuldu. Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, dün Hürriyet’ten Nuray Babacan’a konuşmuş: “Bizde FETÖ’cü olmaz. Böyle bir şeyi aklım almaz.

Yazıcı’nın aklı daha önce “paralel yapı” iddialarını da almamıştı. 17 Aralık ertesi ilk kez Erdoğan’ın telaffuz ettiği “paralel yapı” çıkışından sonra Yazıcı bakın ne demişti: “Paralel devlet iddiaları gerçekçi değil, bu iddialar somut şekilde ispat edilmeli.”

Hâlâ ispat bekliyor mu o kadarını bilemeyiz. Ama yine av yasağı kalktığı, taze balık yemeye yeniden başladığımız için hafızamız harekete geçti. Haliyle anımsadık. Yahu madem “AKP’de FETÖ’cü olmaz”, Hayati Yazıcı daha geçen ay neden bütün AKP teşkilatına yazı yazarak şunu istedi?

FETÖ/PDY ile bağlantısı bulunanları ve menfur darbe girişimine destek verenleri ivedilikle arındırın.

Yoksa yoktur. Olmayanı aramayın, yazıktır.

***

Erdoğan’dan korkmayan müteahhit

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Mart’ta 3. köprü inşaatını ziyaret etmiş, işçilere 3 bin TL ikramiye müjdesi vermişti. Yanı başında duran müteahhit İbrahim Çeçen’den söz alarak elbette.

Üzerinden 6 ay geçti. Köprü törenlerle hizmete açıldı, yurdum insanı selfie çekmek köprüde tur atmaya başladı. Ama gelin görün ki 50 işçinin ikramiyesi hâlâ yatırılmadı.

Müteahhit firma köprü açılışından bu yana gazetelere ilan vererek herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor. Bu tam sayfa ilanların birinin parasıyla bile o ikramiyeler ödenirdi.

Hayır müteahhittin cesaretine de hayranım. Hani işçilerin yaptığı iş bırakma eyleminden endişe etmiyor belli ki... Kameralar önünde söz verdiği Erdoğan’dan da mı korkmuyor?

***

“Üst akıl” diye diye aklımızı aldınız

Akşam Gazetesi, yeni bir yazı dizisine başladı önceki gün: “Üst Aklın Hedefi Milli Liderler.” Yazı dizisi, -biliyorum gına geldi hepimize bu gizil kavramdan ama- tamamen “üst akıl” öznesi üzerine inşa edilmiş.

Kimliği belli olmayan ama “üst akıl” zamiriyle anılan bir güç, ulusal çıkarlarını savunan liderleri bir bir deviriyormuş. Yazı dizisinin anonsu, “Kirchner’i devirdiniz, Rousseff’i düşürdünüz, Erdoğan’ı yedirmeyiz” tadında kurgulanmış.

Yazı dizisini iki gündür yakından takip ediyorum, üst aklın kim olduğunu henüz anlayamadım. Ama ilk gün içeride bir “Sam Amca” dekupesiyle subliminal mesaj verildiğine ve “üst aklın” ABD olabileceğine kanaat getirdim. İkinci gün aniden Sam Amca da, haliyle Türkiye’deki darbe girişiminin arkasında subliminal “Üst akıl ABD” vardı mesajları da yok olmuştu.

Eminim Erdoğan’ın, “Darbe girişiminden sonra verdiği destek için Obama’ya teşekkür ediyorum” sözleriyle bir ilgisi yoktur.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 06.09.2016 08:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol