27 Haziran 2016 Pazartesi 21:03
CHP’de Devrimci Demokratlar: CHP'de politik netlik ve yeniden

CHP'de Devrimci Demokratlar Hareketi, partinin politik ve örgütsel olarak yeniden yapılanması, Kürt sorunu ve demokratikleşme, laiklik ve eğitim, konularını tartışmak için bir araya geldi.

İstanbul Kumburgaz’da yapılan toplantıya yeni ve eski 20 CHP Milletvekili ve Parti Meclisi üyesi katılırken, çok sayıda CHP belediye meclis üyesi, il ve ilçe yöneticisi de katıldı.

HERKESİ BU SÜRECE ORTAK OLMAYA DAVET EDİYORUZ!

Sinan Karahan’ın kolaylaştırıcı olduğu toplantı, önceki dönem Parti Meclisi Üyesi Dursun Bulut’un açış konuşmasıyla başladı. “CHP’de Devrimci Demokrat Hareketi’nin İstanbul İl Kongresi sonrası İstanbul’un 3 Bölgesindeki ilçeleri kapsayan geniş bir kadro tarafından başlatıldığını” belirten Dursun Bulut, “toplantıyla birlikte bu hareketi artık görünür hale getirmek istiyoruz. CHP’nin politik olarak netleşmesini, örgütsel olarak yeniden yapılanmasını istiyoruz, çünkü iktidar yürüyüşü bunları başarmaktan geçiyor. Bunu başarmak içinde Socrates’in söylediği gibi ‘bir şeyin değişmesini istiyorsak değişimi önce kendimizden başlatmalıyız’. Biz de; ‘böyle gitmez, bu düzen değişmeli’ iddiasını koymak istiyorsak değişimi önce kendimizden başlatmalıyız. Bu toplantıyla birlikte CHP’de Devrimci Demokrat Hareket, bu sürece katılacak herkesin ortak hareketi olacak ve CHP’nin değişmesi gerekir iddiasının takipçisi olacaktır” dedi.

CHP MEYDAN OKUYANA MEYDAN OKUMALIDIR!

Özgen Nama’nın kolaylaştırıcı olduğu oturumda Necdet Saraç, CHP’de Devrimci Demokratlar adına kamuoyuna yayınlanması hedeflenen “Böyle Gitmez, Bu Düzen Değişmeli” başlıklı “Çağrı Metni”ni sundu. “12 milyon oy almış olan “uyuyan devi” uyandırmak için yola çıktık. AKP’nin gerici-faşist saltanatına son vermek, bu düzeni değiştirmek, uçuruma doğru sürüklenmeye dur demek ve yaşanabilir başka bir Türkiye yaratmak mümkün” diyen Necdet Saraç’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlardı:

Bu gidişe dur diyebilecek en önemli güç partimiz CHP. Bütün nesnel koşullar CHP’den yana olsa da, partimiz bu rolü üstlenmekten kaçınıyor.

CHP, bu sürecin belirleyici aktörü olmak için, devletin demokratikleşmesi, Kürt sorunu, laiklik, eğitim ve komşu ülkelerle barış gibi temel konularda ideolojik-politik olarak netlik sağlamalı ve yapısal sorunlarını gidererek örgütsel olarak yeniden yapılanmalıdır! CHP değişirse, Türkiye değişir, Türkiye değişirse bölge değişir!

Bunun için bakış açımızı, alışkanlıklarımızı değiştirip, kararlı, cüretkar ve meydan okuyan yeni bir siyaset yapma tarzı geliştirmek zorundayız!

Faşizme ve savaşa karşı ayrı ayrı yerde duramayız, birleşmek zorundayız! Ülkemizin tüm demokratlarının, ilericilerinin, devrimcilerinin birleşeceği bir demokrasi cephesi gerekiyor! CHP, “meydan okuyana meydan okuyan” bir siyasal merkeze dönüşmelidir! Bir sol hareketin amacı, ülkedeki güçler dengesini değiştirerek olanaksızı olanaklı yapmak ise CHP hızla bu göreve soyunmalıdır! Biliyoruz ki; artan kutuplaşmalar ve derinleşen çatışmalar karşısında alternatif üretenler, büyüyen öfkeleri örgütleyenler dünyanın dört bir yanında iktidara yürüyorlar…

KÜRT MESESİNDE ÜÇÜNCÜ BİR YOL MÜMKÜN!

Özkan Gönül’ün kolaylaştırıcı olduğu bölümde ise Müslim Sarı, “CHP, Kürt Sorununun Çözümünde Aktif Rol Üstlenmelidir” başlığıyla Kürt sorunu ile ilgili sunum yaptı. Müslim Sarı’nın sunumunda öne çıkan başlıklar şöyleydi:

Kürt sorunu yalnızca bir “geri kalmışlık” olarak veya bir “ayrılıkçılık / bölücülük” olarak sunulamaz, “güvenlikçi” bir yaklaşımla da çözülemez!

CHP üzerine düşen sorumluluğu derhal üstlenmeli ve AKP ile PKK arasına sıkışan Kürt sorunun çözümünde “Üçüncü Bir Yol” var diye ortaya çıkmalıdır.

CHP için esas olan birliğimiz ve bütünlüğümüzün korunması, ancak özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasi ile sağlanır. Partimiz CHP çözümün adresi olarak öne çıkmalıdır.

Silahların derhal susmasını talep etmeli ve demokratik siyasetin önünü açmak için ‘‘ateşkes’’ çağrısında bulunmalı, “barışı” olmazsa olmaz görüp savunmalıdır.

Meclisin devreye sokularak, mecliste grubu olan bütün partilerin katılacağı, parlamentoda temsil edilemeyen siyasi partilerin, STK’ların, sendika ve meslek odalarının da katılacağı “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” derhal kurulmalıdır.

“Türkiye Yurttaşlığı” ve ‘‘Eşit Yurttaşlık’’ kavramları yeniden düzenlenmeli ve bu konudaki ikircikli tutum terk edilmeli aksine öncü olunmalıdır.

Sorunun çözümü için, BM, AB ve Sosyalist Enternasyonal gibi uluslararası kurumlar devreye sokulmalı, bölgede yerel ve uluslararası aktörlerin katılacağı bir dizi “Barış Konferansı” planlanmalıdır.
Ana dilde eğitim bir tartışma konusu olmaktan çıkarmalı, bir dizi eğitsel reformla birlikte uygulamaya geçirilmelidir.

DİNİ DEĞİL BİLİMİ REFERANS ALACAĞIZ!

Süreyya Cinik’in kolaylaştırıcı olduğu bölümde ise Ziya Disanlı “Dinsel çatışmanın panzehiri laikliktir” başlığı ile ilgili sunumu yaptı. Ziya Disanlı’nın sunumunda öne çıkan başlıklar şöyleydi:

Dini kullanarak iktidar olmak istendiği ve ülkemizde laiklik terk edildiği için farklı inanç grupları arasındaki ayırım da, gerilim de devlet eliyle büyütülüyor.

Partimiz CHP, yaratılan psikolojik baskı ortamına itibar etmeden, ilkelerinde de var olan laiklik ilkesini açıkça ve cesurca savunmalıdır. CHP iktidarında dini devletin kurumsal yapısı dışına çıkartacağını, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kapatılacağını yerine "Dinler Arası Koordinasyon Kurulu" oluşturulacağını, kamu olanaklarını bu alana ayırmayacağını ve devleti yönetmede dini referansları değil, bilimi referans alacağını açıkça ilan etmelidir!

CHP Belediyeleri, Ramazan ayında “iftar çadırları”, Muharrem ayında da “oruç açma sofraları” kurma yarışı yerine, yoksul ve ihtiyaç sahiplerine şov yapmadan doğrudan yardım etmelidir.

AKP'nin yeni bir rejim oluşturmak için dini referansları öne çıkarması, bütün toplumsal hayata yansıdığı gibi esas olarak da bilerek ve isteyerek eğitim sistemine yansıtıldı. Eğitim sistemi ile sürekli oynandı, sistem son 12 yılda 13 kez değiştirildi. Okullarının yarısından fazlası İmam Hatip okullarına çevrildi, dini referanslı "tercihli" derslerin sayısı arttı. Parası olanlar özel okullara yönlendirilirken emeğiyle geçinen yoksul kesimin çocukları imam hatiplere mahkum edildi. Karma eğitim yerine cinsiyetçi eğitim, üç yaşındaki çocuklara kadar taşındı. Demokrasimizin geleceği için, toplumsal hoşgörünün yeşermesi için, ekonomimizin bilgi ekonomisine geçebilmesi için ve dünya ile rekabet edebilmemiz için hayati önemdeki eğitim sistemimiz baştan sonra yenilenmelidir.

11 YERDE GENİŞ KATILIMLI FORUMLAR YAPILACAK!

Muammer Keskin’in kolaylaştırıcı olduğu bölümde ise Suat Özçağdaş örgütsel yapılanma ve yeni bir siyaset tarzına uygun yeni bir çalışma anlayışını anlattı. Suat Özçağdaş, “bu sürece parti içinden katılmak isteyenlerin yanı sıra parti dışından da katılmak isteyen herkese kapıları açmak, siyasetin tabanını gençler, kadınlar, yeterince temsil edilmeyen kesimlerin katılımıyla genişletmek, yapılanmayı ve değişimi kişilere göre değil politik duruşa göre yapmak gerekir” dedi, Ağustos’tan itibaren 7 bölge’de 11 farklı noktada, milletvekillerinin, sanatçıların, sendikacıların katılacağı geniş katılımlı forumlar düzenleneceğini anlattı.

VEKİLLER: CHP DEĞİŞMELİ!

Sunumlardan sonra konuşmacıların neredeyse tamamı CHP’de Devrimci Demokratik Hareket girişiminin önemine vurgu yaptıktan sonra, CHP’nin iktidar yürüyüşü başlatabilmesi için, yeni bir siyaset tarzı yakalaması ve politik söylemlerini netleştirmesi gerektiğini belirterek, kişisel tartışmaları aşan fikri bir hareketin önemin altını çizdiler. Öne çıkan bazı görüşler şöyleydi:

Fikri Sağlar: “Genel Başkan üyeler tarafından seçilmeli”

CHP yeni bir kurtuluş savaşını başlatacaksa kendisini yenilemeli. CHP’nin 1 milyon 200 bini aşkın üyesi de devrimci demokrat olmalı, çünkü CHP’nin yazılı belgeleri buna uygun. CHP’de yapısal sorunlar var, ciddi politik sorunlar var. Korku, parti içinde de, parti dışında da hayatımızı belirlememeli. Sol bir parti olacaksak, bütün parti içi seçimler, tüm üyelerin katılımıyla yapılmalı. Genel Başkan da parti üyelerinin tümünün katılımıyla seçilmeli… Gelişmeler karşısında daha kararlı ve net tavırlar almalıyız. Dokunulmazlıklar, Anayasa, Kürt meselesi gibi konularda günlük söylemlerle politika olmaz. Umutsuzluk ve karamsarlık artmış durumda. Artık insanlarımız hayal bile kuramıyorlar. CHP kendisini yenileyerek, insanlarımıza umudu yeniden taşımalı, çekim merkezi olmalı, yeniden hayal kurmalarını sağlamalıdır… CHP konjokturel kimlik üzerine siyaset yapmamalıdır. CHP sol ilkelere uygun, sorunları çözen, emeğe saygı gösteren, özgür, eşit ve insan hakları odaklı, adil bölüşümlü, üretken bir ekonomi önermeli ve siyaset yapma biçimini değiştirmelidir…

Rıza Türmen: “Demokrasi Cephesi kuralım”

Demokrasinin ortadan kalktığı bir ortamda, CHP alternatif olmak için kendisini politik olarak yenilemeli. Mücadele meclis içinde ve dışında birlikte verilmeli, STK’lar bu sürece dahil edilmeli ve bu mücadele Demokrasi Cephesi etrafında bir halk hareketine dönüşmeli. Farklılıkların korunduğu bir kolektif kimlik yaratılmalıdır… Devlet yapısı küçültülmeli, adem-i merkeziyetçi olunmalı, halkın kendisi ile ilgili kararları verebileceği halk üniteleri kurulmalı. ‘Yerli ve milli’ kavramları yanlış kavramlardır, bu kavramlar evrensel olmayı reddeder. AİHM kararları uygulansa Cemevi ve zorunlu din dersi sorunu ortadan kalkar... Ana dilde eğitim tartışılmamalı, uygulanmalı…

Hurşit Güneş: “CHP siyaset yapma tarzını değiştirmeli”

70 yıldır iktidar olmayan CHP siyaset yapma tarzını da, örgütsel yapısını da değiştirmeli. Gelişmeleri doğru okumalı, paradigmaların değiştiğini görmeli. Sınıf bilinci erozyona uğradı, sendikal mücadelenin geldiği yer de bunu gösteriyor. Kimlikleri ve kimlik siyasetini reddetmeden, soldan yeni bir bakış ortaya koymalı. CHP ‘iyi muhalefet ediyor, etmiyor’ tartışmasını aşmalı, asıl sorun iktidar alternatifi olup olmamakta. İktidar olacağım diye umut vermeden ve direnmeden alternatif olamayız.

Eren Erdem: "Parti politikalarını TV'den öğrenmememiz lazım"

Bir politik hat oluşturmamız gerekir. Sosyal demokrasiyi yeniden keşfetmeye gerek yok. Toplumun geniş kesimlerine umut vaad eden bir programa ihtiyaç var. İstişare kurullarımızı işletmek, demokratikleşmek ve demokrasi adına iktidara yürümek zorundayız. Şu an bir tıkanıklık yaşıyoruz. Partimizin politikalarını TV'den öğreniyoruz. Allah Habertürk ve CNN Türk'ten razı olsun. Onlar da olmasa, partimizin hangi konuda nasıl bir politik tavır aldığını öğrenmemiz mümkün olmayacak galiba. Bu tıkanıklığı aşmalıyız. Türkiye'nin toplu bir karşı koyuşa ihtiyacı var. Bir barışçıl karşı kuşatma örmek gerekiyor. Bunu yapabilmek için cesur olmamız gerekir. İstişare kurullarımızı işleterek, demokratik bir ortak akıl üretmemiz gerekir. Bu olduğunda, kimse bizi hırpalayamaz... AKP’nin temel hiçbir tezine itiraz etmeden, gerçek anlamda karşı koymadan başarılı olamayız. Partimizin iç dinamikleri harekete geçmeli, müdahil olmalı ve CHP iktidarı almak için değişmeli…

Ali Şeker: “Kontrollü muhalefetten’ alternatif ortaya çıkmaz”

Yaşanan haksızlıklara, hukuksuzluğa ve dayatmalara karşı, her yerde daha fazla tavır almalı, öne çıkmalı, görünür olmalıyız. Partimizin yönetimi bu konuda bir takım dengeler üzerinden hep kontrollü hareket etmeye çalışıyor. Dengeler üzerine kurulan ‘kontrollü muhalefetten’ alternatif ortaya çıkmaz! Politik cesaret önemlidir. Meclis dışında kalan tüm ötekilerle bir araya gelmek ve bu düzen böyle gitmez diyerek ortak bir mücadele geliştirmeliyiz.

Mehmet Tüm: “Bir araya gelmeliyiz”

CHP değişmek zorunda, daha aktif ve kararlı bir mücadele vermek zorunda. Haksızlığa, adaletsizliğe ve teröre karşı ortak bir duruş sergilemeli ve barış cephesini güçlendirmeli, ortak yaşamı savunulmayız. Dokunulmazlıklarla ilgili doğru olan ‘Hayır’ tavrıydı. Mücadeleyi yükseltmek ve demokratik bir Türkiye kurmak için önce parti içinde bir araya gelmeli, sonra da bütün demokrasi güçleriyle bir araya gelmeliyiz.

Orhan Sarıbal: “Değişim için Tüzük Kurultayı önemli”

Devlet el değiştirdi, CHP devletten düştü ama sanki bunun farkında değil gibi davranıyor. Partinin demokratikleşmesi, katılımcılığın artması gerekir. Bunun için Tüzük Kurultayı çok önemli. Parti Meclisi üyeleri her ilde üyeler tarafından seçilmeli… Kürt meselesinde ortak dili, ortak vicdanı yakalamamız gerekiyor. Ana dilde eğitimi artık tartışmak yerine kabul etmek, özgül koşulları görmek ve buna uygun davranmak gerekiyor…

Gülseren Onanç: “2019’da İBB’yi almalıyız”

Yürüyeceğimiz yolun tarifi önemli. Bu tür çalışmalar çok önemli. Değişim gerekiyor. 2019’da önemli bir dönüşüm ortaya koymak için bugünden hazırlanmalıyız. Yerel yönetimler önemli, bütün planımızı 2019 yılında İstanbul’da 20 ilçeyi ve Büyükşehri alma üzerine kurgulamalıyız.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 27.06.2016 21:03
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177