22 Eylül 2016 Perşembe 10:44
Cerattepe’de kırılan adalet terazisi

‘Cerattepe Bakır Madeni, Kırma Eleme Tesisi ve Teleferik Hattı’ projesi çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı, Rize İdare Mahkemesi’nce iptal edildi (24.12.2014).

Yargı kararının kesinleşmesini beklemeyen maden şirketi, Çevre ve Orman Bakanlığı (2009/7) Genelgesi kapsamında yeni bir ÇED raporu hazırlattı. Yasa dışı bu uygulama, 19 Eylül duruşmasında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisince doğrulandı.

Oysa mahkeme kararını etkisiz kılmak amacıyla hazırlanan genelge, Anayasa’ya açıkça aykırı.(md.138/son).

Kaldı ki, bir an için geçerli olduğu varsayılsa bile genelge; faaliyet türü ve karar zamanı bakımından, tümüyle iptal kararı karşısında ve konu bakımından Cerattepe davasına uygulanamaz.

2. ÇED raporu, adil yargı hakkının ihlali
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (M), mahkeme kararlarını etkisiz kılmaya yönelik kararları, adil yargılanma hakkının ihlali olarak niteledi (Bkz. Taşkın ve Diğerleri -Türkiye Davası/10.11. 2004; Apanasewicz -Pologne /03.05.2011).

Anayasa Mahkemesi de, mahkeme kararlarının yasal düzenleme yoluyla etkisiz kılınamayacağına dair birçok karar verdi.

Haliyle, 2. ÇED raporu ve bunu uygulamaya koyma yönündeki girişimler, Anayasa md. 11 ve 138’in ihlali olup; idari, hukuki ve cezai sorumluluk doğurur.

Öte yandan, birçok M kararı, yaşam riski yaratan etkinliklerde devletin sorumluluğunu tescil etti (Guerra ve Diğerleri - İtalya/19.2. 1998: ROCHE - Birleşik Krallık/19.10. 2005; Tatar-ROMANYA kararı/27.1.2009; Öneryıldız – Türkiye/ 30.11. 2014).

Bunlar vb. kararların ortak paydası: Devlet organları çevreyi korumak için olumlu önlemler almalı. Cerattepe’de ise, ilgili Bakanlığın, işletmeci firmaya izin vermeme, engel olma ve faaliyetlerine başlatmama yükümlülüğü var.

1982 anayasası çerçevesi: devlet/birey/çevre
Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü (md.11) ve Mahkemelerin bağımsızlığı (md.138), bütün devlet organları için yükümlülükler doğurmakta. Dahası; yaşam hakkı, çevrenin korunması, tabii servetlerin ve kaynakların işletilmesi, ormanların korunması ve geliştirilmesi, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının-doğal zenginlikler ve kaynakların korunması üzerine, anayasal yükümlülük ve sorumluluklar halkası hayli geniş.
Yurttaşlar açısından; anayasal düzenleme konularına ilişkin bilgilenme, izleme, katılım, karşı çıkma ve gerekli başvuru yollarına başvurma, hem ödev hem de haktır.

‘Mahkeme süreci sonuçlanıncaya kadar durdurma’
Anayasa’ya ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere, ayrıca yargı kararlarına aykırı olduğu halde, Cerattepe’de maden arama çalışmalarına başlanılması karşısında Artvinliler, anayasal hak ve ödevlerini kullanarak çalışmalara engel olmaya çabalarken; Başbakan Davutoğlu, Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde kabul ettiği temsil heyetiyle görüşerek(24.2.2016), mahkeme süreci sonuçlanıncaya kadar maden aramaya yönelik faaliyetleri durdurdu. Bunun anayasal anlamı ne?

Devlet organlarının âdil yargılanmaya ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ötesinde; anayasal hak ve ödevlerini yerine getirmeye çaba gösteren yurttaşlara kolluk güçleri tarafından ve şiddet kullanılarak müdahalenin Anayasa ihlali olduğunun teyidi.

Tarihi, kültürel ve doğal değerler olarak çevresel hakların gerçekleşmesi, devlet tarafında, ‘yükümlülük, görev ve sorumluluk’; yurttaş tarafında ise, ‘hak ve ödev’ gereklerinin yerine getirilmesi ölçüsünde mümkün. Cerattepe’yi maden işletmeciliğine açma ısrarına karşı halkın verdiği mücadelenin ulusal ve uluslararası hukuk düzleminde meşru temelleri, Başbakan tarafından teyit edildi.

Mahkeme süreci, yüksek yargı, AYM ve M dâhil, bütün başvuru yollarının tüketilmesi demek.

Bu nedenle, kamu makamlarının bu süreci etkilemeye yönelik eylem ve işlemleri, anayasal ve cezai sorumluluk doğuracak; bunlara yurttaşların tepkisi ise, yaşam hakları için meşru savunma oluşturacaktır.

Genelgeler zinciri ile kırılan terazi
Özetle; sadece insan yaşamı için değil, bütün canlılar ve ekosistem için ciddi riskler yaratacağı gerekçesiyle Cerattepe’de madencilik faaliyeti yapılamayacağını öngören bir mahkeme kararını, bir bakanlık genelgesiyle etkisiz kılma yönündeki uygulamalar, başta - Anayasa’da değişmez maddesi olan- hukuk devletine, adil yargılanma hakkı dâhil olmak üzere Anayasa’nın birçok emredici hükmüne, S’a ve M kararlarına aykırı.

Rize İdare Mahkemesi duruşması öncesi ve esnasında, Artvin ve Rize Valileri genelgeleri ile uygulamaya konan önlemler, tamamen Anayasa dışı olduğu gibi, âdil yargılama hakkının açıkça ihlali niteliğinde oldu.

Böylece; yönetmelik, yasa ve Anayasa’ya aykırı Bakanlık genelgesi ile ilk kararı etkisiz hale getirilen Rize İdare Mahkemesi’nin 2. ÇED üzerine vereceği karar da, -sıkıyönetimden daha sıkı hale getirilmiş OHAL gölgesinde- çıkarılan Valilik genelgeleri ve kolluk uygulamalarıyla gölgelendi.

Reddi hâkim, ‘adalet terazisi’ için kat edilmesi gereken yolun sadece bir durağı…

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 22.09.2016 10:44
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177