06 Ağustos 2016 Cumartesi 08:43
'Cemaatin nasıl sızdığını onlar da anlamış değil!'

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF - Washington - @omursahin

15 Temmuz darbe girişimi sonrası AKP’li, CHP’li ve MHP’li vekillerden oluşan TBMM Dışişleri Komisyonu heyetinin ABD’deki Fethullah Gülen temasları sürüyor. Gülen’in darbedeki rolünün ve iade talebinin anlatıldığı ziyaretlerin başkent Washington’daki ayağı tamamlandı. Görüşmelerin detaylarını heyet üyelerinden CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı BirGün’e anlattı. ABD, darbe girişiminin hemen sonrası, darbeyi kınamak ve hükümete destek vermek konusunda yetersiz kalmakla eleştirilmişti. Salıcı’ya göre ise ABD’li yetkililer, darbe girişimi ve sonrasındaki süreci de toplumun kaygılarını da artık daha iyi anlıyor. Gülen’in iadesi konusunda yasal süreçlerin bekleneceği herkesin malumu, ancak Gülen’in iadesi için Türkiye’den gönderilen dosyayı inceleyen Adalet Bakanlığı ise net olarak iade konusunda işbirliğine açık olunduğunu ifade ediyor. ABD’li yetkililer demokratik süreçlere bağlılık konusuna dikkat çekerken, Cemaat üyelerinin Türkiye’deki askeri ve bürokratik kadrolara nasıl yerleştirildiğini ‘anlamakta güçlük çekiyor.’

» Görüşmelerde nasıl karşılıklar alıyorsunuz?
Delegasyonun kompozisyonu delegasyonun gelmiş olmasından çok daha etkili. Herkes ‘iktidar ve muhalefet olarak buraya gelmiş olmanız zaten başlı başına bir mesaj’ diyor. Biz de darbeyle ilgili meselelerde hükümetin; darbecilerin ortaya çıkarılması, adil şekilde yargılanması konusunda atacağı adımlara destek olacağımızı söylüyoruz, ancak görüş farklılıklarımızı kaybetmediğimizi belirtiyoruz.

» Gülen'in darbe girişimindeki sorumluluğu konusunda nasıl bir hava var?
Türkiye’de bu darbenin arkasında Gülen’in azmettirmesi olduğuyla ilgili kanı, ifadeler ortaya çıktıkça daha da güçleniyor. Amerika’daki genel hava ise Türkiye’dekinin tam tersi. Şüpheyle bakıyorlar meseleye, Amerikalılar’ın şüphesini ortadan kaldıracak olan güç, hükümetin muhalefetle beraber bunları anlatmasıdır. AKP’lilerin gelip Türkiye’nin pozisyonunu anlatmasının burada hiçbir karşılığı yok.

» Neden?
Şöyle gördüm, 14 yıllık iktidarı süresince AKP’nin bir sürü gel-gitleri oldu. Çok yakın davrandığı ve sonradan sırtını tamamen dönüp ezmeye çalıştığı toplumsal kesimler oldu. İlk başta kendisini destekleyen liberal kesimlere bunu yaptı. PKK ile masaya oturdu, uzun bir görüşme trafiğinden sonra şu anda devam eden operasyonlar var. Fetullah Gülen-AKP ilişkisini de benzer bir durum olarak yorumluyor bir çok Amerikalı; ‘İşinize gelmedi, ortaklığınız bozuldu, şimdi terörist diyorsunuz’ şeklinde. ‘Anlattıklarınıza ikna olmamız lazım’ diyorlar. AKP’nin 14 yıllık dönemindeki; temel hak ve özgürlüklere dönük kısıtlamaları, basın özgürlüğü üzerindeki baskıları, yargının bağımsız çalışmasını engelleyen tavırları gibi ciddi sabıkaları Amerika’da ciddi karşılık bulmuş. Su anda Amerikalılar, bir yargılama süreci yapılacaksa, bunun demokrasi çerçevesinde yapılması yönündeki görüşlerini ifade ediyorlar.

» Başka neler soruyorlar?
Bir de darbenin arkasında Gülen’in olduğuna dair kanıt istiyorlar.

» Resmi iade süreci için mi?
İki boyutu var; ikna olmak ve resmi iade süreci için. Resmi iade süreci için ABD Adalet Bakanlığı’na ilk dosyalar verildi. Dosyaların verilme tarihi 19 Temmuz, yani darbe ile ilgili kanıtların o dosyada olması mümkün değil. İddianame henüz hazırlanmadı, bizim basında okuduğumuz ifadeler o dosyanın içinde yok. Dolayısıyla onlar darbeden önceki dönemi kapsayan kanıtlar. Darbeden sonra ortaya çıkan süreçle ilgili yeni dosyaların gönderilmesi gerekiyor. Bunun için de hükümetin hızlı ve adil şekilde bu süreci yürütmesi gerekiyor.

Sorulan sorulardan biri de şu: 80 bin kişiyi işten çıkardınız, bu kişilerin tamamının Cemaatçi olduğunu nereden biliyorsunuz? Diğeri: Bunların tamamının darbe girişimine destek olduğunu nereden biliyorsunuz? Ve bu insanlar nasıl yerleşti? Bunu anlamakta ABD’liler güçlük çekiyor.

Bugün var olan siyasi iktidar, o yapının içine yerleşmesi için bir engel koymadı, hatta teşvik etti. Sayının bu kadar yüksek olmasının, o kişilerin devlette herhangi bir kademeye girdikten sonra hızla yükselip en tepe noktalara gelmesinin izah edilmesi gerekiyor. Bunu iade talebi ya da resmi makamlarla görüşme anlamında söylemiyorum, ama bütün bu sorulara, Amerikan toplumunun, sivil toplum örgütlerinin, basınının ikna olması için, makul ve mantıklı şekilde cevap verilmesi gerek.

» Gülen’in iade süreci beklenmeksizin, ABD’de tutuklanması da talep edildi son olarak. Bu talep neye dayanıyor?
Türkiye’yle ABD arasında iadeyi öngören, ironik şekilde darbeci Kenan Evren imzası taşıyan,1981 tarihli bir anlaşma var. O anlaşmada, bir kişinin Türkiye’de bir suç işlendiğini ve Amerika’da yaşadığını beyan edip, Türkiye’de çıkmış mahkeme kararlarını gösteriyorsanız, Amerika’nın o kişiyi tedbiren gözaltına alınmasıyla ilgili maddeler var. Amerika’daki iade süreci bir mahkeme kararını gerektiriyor, ABD’nin kendi iç hukuku çerçevesinde bunun zaman alabileceğini anlıyoruz. Ama anlaşmadaki madde, mahkeme kararına gerek olmadan da tedbiren 60 günlük bir tutukluluk işlemi yapılabileceğini gösteriyor. Konuşulan şeylerden biri bu.

» AKP saflarından sıklıkla ABD’nin darbenin arkasında olduğuna dair tespitler geldi. Görüşmelerde yüzlerine de söylüyorlar mı?
Hayır. Bunu Amerikalıların yüzüne söylemedikleri gibi, bu yapılan açıklamaların darbenin sıcaklığı çerçevesinde yapılmış açıklamalar olduğunu, ama aslında kamuoyunun algısının bu şekilde olduğunu söylüyorlar.

» Amerikalılardan bu konuda nasıl sorular geliyor?
Diyorlar ki sizin ülkenizde Amerikan karşıtlığı yükselmiş durumda, hatta darbenin arkasında doğrudan ABD ya da CIA olduğunu gazeteler yazıyor, yorumcular konuşuyor hatta Süleyman Soylu gibi bazı siyasetçilerin açıklamaları var.

Kestirmeden, hızlı şekilde ‘Bu işin arkasında ABD vardır’ sonucuna varmanın en somut gerekçesi şudur; bu darbenin arkasında Gülen var. Nerede yaşıyor? ABD’de. Ortalama bir Türk vatandaşının ‘arkasında ABD var’ demesi için bu yeterli. İade süreci onun için önemli. Gülen burada rahat şekilde yaşayıp, CNN’e çıkıp, kendi takipçileriyle rahatça mesajlaştığı sürece Türkiye’deki bu algının değişmeyeceğini ifade ediyoruz.

Ama şunu da söylüyoruz; bunlar yazılıp konuşulabilir, fakat sorumluluk mertebesinde oturan siyasetçilerin ağzından böyle bir şeyin kanıtsız, ispatsız söyleniyor olması da Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verir; ki biz bunu istemeyiz.

» İzleniminiz nedir, iade konusunda kolaylaştırıcı davranacaklar mı?
İlk yapılan açıklamalara ya da ABD basına verilen demeçlere bakarsanız, benim gördüğüm şu anda meseleyi daha iyi analiz edebilecek durumdalar. İkincisi, Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’yla yaptığımız görüşmelerde, işbirliği yapılacağına dair kendi ifadeleri var, bunu somut şekilde söylüyorlar. İşbirliği yapacağız demek, ‘istediğinizi vereceğiz’ anlamına gelmiyor, ama sadece iktidar ya da muhalefetteki değil, toplumdaki kaygıyı anlıyorlar ve bu kaygıyı gidermek için kendi iç hukuki süreçlerinin işletilmesi açısından somut kanıtlara ihtiyaçları olduğunu söylüyorlar. Ve bu somut hukuki kanıtların sunulması, araştırılması ya da dosyalanması sürecinde de işbirliği yapabileceklerini söylüyorlar, Adalet Bakanlığı açısından söylüyorum bunu, iade süreciyle ilgili de işbirliği içinde olabileceklerini söylüyorlar.

» Temsilciler Meclisi’yle de temaslarınız olacak mı?
6 Eylül’e kadar kapalı, şu anda herkes kendi seçim bölgesinde. Bazı senatörlerle görüşmemiz olacak ama bu bizim istediğimiz yaygınlık ve yoğunlukta bir görüşme değil. Bu ziyaretlerin bu formatta devam etmesi gerekiyor.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 06.08.2016 08:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177