08 Eylül 2016 Perşembe 09:04
Çelişkiler politikası daha bizi ne kadar aldatacak?!

15 Temmuz’un üzerinden yaklaşık 55 gün geçti.
Türkiyeli yetkililer, ABD Başkanı Obama ile görüştükten sonra ABD’ye karşı uyguladıkları politikalarında önemli bir U dönüşü yaptılar!..
Günlerdir AKP yetkilileri, FETÖ’nün başı Fetullah Gülen’in iadesini haklı olarak isterken, bir yandan da ABD ile ilgili sert beyanlarda bulunmuşlardı.
Adeta ABD’yi darbe girişimi ile ilişkilendiren bir tavır sergiliyorlardı.
Hatta bugünkü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hain saldırı sonrası en net ve keskin açıklamayı yapmıştı; “Darbenin arkasında Amerika Birleşik Devletleri var!..”

****

Tabii bu polemik iç politikada önemli yer aldı. Belediyelerin aş ve su dağıtımıyla gecelerce süren “demokrasi nöbetlerinde de” konuşulan tek konu buydu!..
“Üst akıl” diyerek ABD’yi kodlamışlardı…
Başbakandan bakanlara varıncaya kadar, her vesileyle, “üst akıl” gündeme getiriliyordu.
Aslında haksız da değildiler!.. Ama hala ağabeyleri olduğu için bazı şeyleri de açıktan söyleyemiyorlardı.
Nitekim ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin; “bu tür açıklama ve imaların Türk-ABD ilişkilerini zedeleyeceğini belirtmesi”, işin boyutunun korkulacak noktaya gelebileceğini gösterdi.

****

Sonunda beklenen oldu. G20 sonrası, bizim kahramanlar hemen ağız değiştirdi.
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş; “ABD yönetiminin darbe ile bağlantısının olduğunu düşünmüyoruz..” Diyerek işi kendince tatlıya bağladı...
Bu beklenen bir tavırdı.
AKP, benzeri manevraları bu güne kadar çok yapmıştı.

****

Hatırlayalım;
2007’nin 27 Nisan’ında Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu yapıldı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt saat 23.20’de,Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde bir bildiri yayınladı...
Bildiri; “Küçük çocukların istismar edildiğini belirterek, laiklikle ilgili kaygıları” vurguluyordu. Sonunda, “TSK olarak yetkimizi kullanmaktan kaçınmayacağız” diyerek de bitiyordu.
Bir gün beklendikten ve ABD’nin “seçilmişlere karşı yapılan bu tür girişimleri” desteklemediklerini açıkladıktan sonra, AKP bu bildiriye tepki gösterdi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç şunları söyledi: “Kaleme Büyükanıt’ın kendisi aldığını itiraf ettiğine göre, sonuçlarına da katlanacaktır. Sonuçları hukuki mi olur, siyasi mi olur, toplumsal mı olur onu bilmem ama bu bildiriyi ben yazdım ve ben koydum diyen insan bu ayıbı yıllar boyu yüzünde taşıyacaktır!” dedi.

****

Peki sonra ne oldu?..
2007 erken seçim çalışması AKP’nin “muhtıra mağduriyeti” üzerine kuruldu. 27 Nisan e-muhtırasını bahane ederek “Hükümet olduk ama bizi iktidar yapmadılar” yaygarasıyla seçim kazandılar!..
Seçim zaferi sonrası Büyükanıt’a, “başarı madalyası verdiler ve milyon avroluk makam arabası tahsis” ettiler…

****

Bununla da kalmadı 2011 seçimi sonrası RTE; “27 Nisan bir muhtıra değildi. O kişisel düşüncelerinin açıklanmasıydı” diyerek, işin farklı bir yönünü ortaya koydu.
Yaşar Büyükanıt da “27 Nisan’ın asla bir e-muhtıra olmadığını, Başbakan Erdoğan’ın da bu bildiriyi bir e-muhtıra olarak görmediğini” TBMM Darbeler Komisyonu’nda açıklamıştı...
Böylece, 2007 seçimi sırasında milletin kandırıldığı itiraf edildi…

****

FETÖ, laik demokratik Cumhuriyetimizi yıkmak için yıllardır çalışıyor. Onunla gerçekten demokratlar mücadele edebilir!..

Gelelim “Ergenekon, Balyoz, OdaTV, askeri casusluk” gibi kumpas davalarına!..
Bu davalar açıldığında, önceleri , “askeri vesayeti kaldırıyoruz” diyen iktidarın ortaya koyduğu belgeler insanları etkilemişti. Ancak bir zaman sonra bu operasyonların cadı avına dönüşerek önüne gelen tüm aydınları, iktidara muhalif olan kişileri bir torbanın içine koyuldukları görüldü.
Sahte belgeler ve özel hayatla ilgili kurgulanmış bilgiler, yandaş gazetelerde yayınlandı.
İnsanlar itibarsızlaştırıldı!.
İşin özü; “vesayeti kaldırma değil, kendilerine vesayet kazanma” operasyonu olduğu anlaşılmıştı.
Tepkiler karşısında o dönemin Başbakanı RTE; “ben bu davaların savcısıyım ” diyerek, açıkça adil yargılanmanın önünü kapatmış adeta hukuk devletinin sonunu getirmişti.

****

Daha sonra aynı R. T. Erdoğan, 17/25 Aralık da FETÖ’nün açıkladığı, 4 bakanın yolsuzluğu ve türlü olayları açıklayan kasetler sonrasında; “Bu operasyonlarla şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı. Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş, güçlü medya desteğiyle teçhiz edilmiş bir yapının, Türkiye’yi ele geçirmek için yürüttüğü bir kumpasa, bir darbe teşebbüsüne hep birlikte maruz kaldık. Samimiyetle ifade ediyorum; eski Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere, birlikte mesai sarf ettiğim için yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmadı” dedi. Savcı iken, kumpas içine sokulan biri olduğunu söyledi. Yani; “yeni bir mağduriyet hikâyesiyle Cumhurbaşkanlığı seçimleri kazanıldı”...

****

Dün; muhalifler, “kasetle geldiniz!” diyerek aşağılanmaya çalışılıyordu…
Uludere de yurttaşlarımızı uçakla bombalayanlar, korunuyordu…
Bugün; her kötülüğü FETÖ’nün yaptığı açıklanıyor!..
Yani “Ülke çelişkiler içinde olan bir akılla yönetiliyor!..”
Dün söylediklerini bugün hemen unutan çıkarcı bir akıl!..

****

Nasreddin Hoca gibi sorayım; “Allah aşkına bu güne kadar yapılanlar için hırsızın hiç mi suçu yok?..”
81 ilden 74’ünün emniyet müdürü FETÖ’cü çıkmış. Bu müdürleri oraya atayan 3’lü kararnamede kimin imzaları var?.. Herhalde Nasreddin Hoca’nın değil!. Peki imza atanlar darbecilerle iş birliği yapmış olmuyorlar mı?.. Onlardan hesap sorulmayacak mı?.. Nerede adalet?..

****

Aldatıldık!.. Kumpas kurdular!. Farkında değiliz!..
Bu sözleri söyleyenler şimdi, FETÖ’cü hainlerin arasına solcuları da koyuyor…
Binlerce solcu/demokrat, öğretmenin, hâkimin, memurun işine son verildi.
Hukukun dışında kalan vahşi bir cadı avı başladı…
12 Eylül’de görülmeyen işkence yapıldığı iddiaları var!..
“Yok, böyle şey!” diyenlere bir örnek vereyim;
Halk ozanı, Alevi dedesi, aydın ve Atatürkçü Bolu Kültür Müdürü Hasan Kaplan, AKP iktidarı zamanında durmadan görevinden alındı. Her defasında yargı kararıyla görevine döndü. Şimdi FETÖ’cü diye OHAL’ i fırsat bilerek memuriyetten atmışlar!. Pes doğrusu! “Bu karayı da bana sürdüler” diye kahroluyor!.. Hani Adalet? .
Demem şu ki; ey mağrurlar, bilin ki bugün adalet yoksa yarın ihtiyacınız olduğunda sizin içinde olmayacak. Çünkü dün adaleti siz yok etmiştiniz?!..

****

Peşinen söyleyelim. FETÖ ile yıllarca mücadele eden bu doğrultuda gerçek mağduriyet yaşamış solcular olarak FETÖ işlediği suçların hesabını mutlaka vermeli. Ancak dün ortak olanlar bugün hesap soramaz. Soracağım diye işi yukarıdaki örneklerde olduğu gibi sulandırır.
FETÖ, laik demokratik Cumhuriyetimizi yıkmak için yıllardır çalışıyor. Onunla gerçekten demokratlar mücadele edebilir!..

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 08.09.2016 09:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol