12 Ağustos 2016 Cuma 11:22
Çalışanlar değil sermaye BES’leniyor

Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) uygulamasına ilişkin yasa tasarısı üç gün içinde “şipşak yasama” yöntemiyle kabul edildi. 8 Ağustos 2016 Pazartesi günü Meclis komisyonuna gelen tasarı, 9 Ağustos günü komisyonda görüşüldü ve 10 Ağustos’ta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Komisyonda sendikaların görüş bildirilmesine izin verilmedi. Kanun tasarısı hakkıyla incelenmeden, taraflara söz hakkı tanınmadan zorunlu BES sistemi yasalaşmış oldu. Ocak 2017’de yürürlüğe girecek yasa için bu ne telaş, bu ne hız! Hükümetin özel sigorta şirketlerine verilmiş sözü mü var?

Çifte mecburiyet
Türkiye’de BES sistemi 2001 yılından bu yana uygulanıyor. BES uygulaması 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Hakkında Kanun ile başlatıldı. 2013 yılından bu yana ise bireysel katılımcıların katkı paylarının yüzde 25’i oranında devlet katkısı yapılıyor. 4632 sayılı yasaya göre sistem gönüllü katılıma dayalı. Yapılan değişiklik ile gönüllü katılım uygulaması 45 yaş altı bağımlı çalışanlar (işçi ve memur) için zorunlu hale getiriliyor. Çalışanlar sadece sisteme girmek zorunda değil, işverenlerinin sözleşme yaptığı bir bireysel emeklilik şirketine de mecburlar. Çalışanların, istedikleri emeklilik şirketini seçme hakları bile yok. Çifte mecburiyet var: Devletin mecburiyeti ve işverenin mecburiyeti.

45 yaş altında halen çalışanlar ve yeni işe girecek olanların prime esas kazançlarının yüzde 3’ü oranında zorunlu BES kesintisi yapılacak. Prime esas kazanç ifadesi büyük önem taşıyor. Özellikle sendikalı ve toplu iş sözleşmesi kapsamında çalışanlar için bunun anlamı bütün kazançlarından (ücret, ikramiye ve sosyal haklar dahil) yüzde 3 kesinti yapılması. Prime esas kazancın alt sınırı asgari ücret tutarı olan 1647 TL üst sınırı ise 10,705 TL. Bugünkü değerler üzerinde kesinti tutarları 49,4 TL ile 322 TL arasında değişecek. Özellikle ikramiyeli aylarda işçilerin kesintileri artacak. Ortalama ücret seviyeleri dikkate alındığında çalışanların büyük bölümünden 50 ile 150 TL arasında BES kesintisi yapılacağı anlaşılıyor. Ancak 2017 Ocak ayında asgari ücret ve prime esas kazanç miktarları değişeceği için kesinti miktarları artacak.

Bakanlar Kurulu kesinti oranını iki katına kadar artırmaya ve yüzde 1 düşürmeye yetkili olacak. Ayrıca devlet sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere bin TL katkı yapacak. Ancak gerek devlet katkılarından yararlanmak için sistemde uzun süre kalmak gerekiyor. Sistemde 10 yıl kalanlar devlet katkısının yüzde 60’ını alabiliyor. BES’te emekliliğe hak kazananlar (en az 10 yıl sistemde kalmak ve 56 yaşını doldurmak) devlet katkısının tamamını alabiliyor.

Girmek zorunlu caymak zor
Çalışanlar emeklilik planına dahil olduğunun kendisine bildirildiği tarihi takip eden iki ay içinde sözleşmeden cayabilir. Yasa “iki ay sonra” değil “iki ay içinde” ibaresine yer veriyor. Bu durumda çalışanlar iki aylık süreyi beklemeksizin kendisine bilgi verilmesini takiben sistemden çıkabilir. Kâğıt üzerinde oldukça yumuşak görünen bu koşulun pratikte büyük ölçüde mecburiyete dönüşmesi mümkün. Sendikasız çalışanların işverenin BES şirketiyle yaptığı sözleşmeye karşı çıkması oldukça zor olacak. İşveren istemediği takdirde sistemden çıkmak pek mümkün olmayacak. Çalışanların bir bölümü ise çıkış işlemleriyle uğraşmayacak veya tasarruf hevesi ile sistemde kalacak. Dolayısıyla iki ay içinde cayma imkanı kâğıt üzerinde kalabilir.

Zorunlu BES bir sosyal sigorta sistemi değil, adı üzerinde bireysel tasarruf sistemi. BES piyasa mekanizmasına dayalı. BES şirketleri topladıkları primleri çeşitli fonlarda değerlendirerek getiri sağlamaya çalışacak. Topladıkları katkı paylarını borsa, tahvil, faiz, altın, döviz gibi araçlarla değerlendirecekler. Dolayısıyla getiri tercih edilen yatırım aracına ve piyasa koşullarına göre değişecek. Dolayısıyla BES kesintileri için bir getiri garantisi olmayacak. Nitekim Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre Türkiye’deki BES şirketleri 2011-2014 arasında reel getiri açısından zarar etti. 2011’de yüzde 10’un üzerinde zarar eden BES fonları, 2012’de yüzde 9 net getiri sağladı, 2013’te yüzde 7-8 civarında zarar eden fonlar 2014’te yüzde 5’in üzerinde net getiri sağladı. Böylece toplamda son dört yılda BES fonları zarar etti. Bu yüzden de yüzde 25 devlet katkısına rağmen sistemden çıkışlar artıyor.

2015 yılı sonuna kadar yürürlüğe giren toplam 11.208.589 adet BES sözleşmesinden 3.482.835’i kendi isteğiyle sistemden çıktı. Emeklilik, fesih, vefat gibi nedenler bu sayıya değil. Sistemden çıkış oranı yüzde 31,1 olarak gerçekleşti. Yüzde 25 devlet katkısına rağmen sistem işlemiyor. Zorunlu BES uygulamasının bir nedeni de sistemden çıkışları durdurmak. Türkiye’deki BES fonlarının performansı OECD ortalamasının çok altında seyrediyor. Sözün özü BES bir sosyal güvence değil, bireysel risk ve kazanç kararına dayalı bir tasarruf mekanizması. BES için işveren katkısı ve devlet güvencesi söz konusu değil. Şirketlerin iflası veya fonların getirilerinin enflasyonun altında kalması durumunda çalışanlar için bir güvence söz konusu değil. Bunun dünyada çok sayıda örneği var. Dahası işverenlerin çalışanlardan kestikleri BES primlerini ilgili şirkete yatırmaması da ihtimal dahilinde. Sigorta primi ve vergi yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenlerin BES primi yatırmalarını beklemek saflık olur.

Çifte emeklilik Aldatmacası
Zorunlu BES’in iki gerekçesi var: Birincisi tasarruf oranlarını artırmak ikincisi çalışanların refah seviyesinin emeklilik döneminde de korunması. Tasarruf oranlarının artırılması gelir düzeyi ile orantılıdır. Zorla tasarruf olmaz. Bunu Özal “zorunlu tasarruf fonu” ile denedi ama sonuç fiyasko oldu. Zorunlu BES ile çalışanlara çifte emeklilik sağlanacağı iddiası ise dayanaksızdır. Şu anda sosyal güvenlik sisteminde yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı için prime esas kazancın yüzde 20’si oranında kesinti yapılmakta. Yüzde 20 prim kesintisiyle ödenen ve pek çok emekli için yetersiz olan emekli aylığına denk bir gelirin BES’ten yüzde üç primle ödenmesi mümkün değil. Basit bir aktüerya hesabıyla sistemde 20 yıl kalan bir asgari ücretlinin yıllık yüzde 2 net reel getiri hesabıyla 20 yıl sonra alacağı maksimum emekli aylığı (enflasyondan arındırılmış sabit rakamlarla) 82 TL olur. Asgari ücretin iki katı ücreti olanın 20 yıl sonraki geliri yaklaşık 160 lira olacak. Öte yandan zorunlu BES düşük ücretli çalışanların ücretlerinde 50 ile 100 TL civarında bir düşüşe yol açacak.

Sistemin ikinci bir emeklilik sağlamayacağı açık. Asıl amaç tasarruf oranlarını artırmak, finansa piyasasına destek sağlamak, çoğu çokuluslu sigorta şirketlerine kaynak sağlamak. Özel sigorta şirketleri daha şimdiden 13 milyon yeni katılımcı hayali kurmakta. Sistemin uzun vadede yaratacağı bir değer sorun ise kamusal emeklilik sistemi ile ikame edilmesi ve böylece sosyal güvenliğin giderek özel emeklilik sistemine dönüşmesi olacaktır. Bu açıdan bakıldığında BES bugün için tümüyle kamusal sosyal güvenlik sisteminin yerine geçmese de onu giderek zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. BES 1990’lı yıllarda hız kazanan sosyal güvenliğin özelleştirilmesi sürecinin yeni bir adımıdır. Zorunlu BES özel sigorta şirketlerinin beslenmesidir. Devlet BES’e katkı yapacak yerde emekli aylıklarını iyileştirmelidir.

Zorunlu BES Anayasa’ya aykırı
Zorunlu BES uygulaması anayasanın sosyal hukuk devleti ilkesine ve sosyal güvenliğe ilişkin hükümlerine aykırı olduğu gibi bireysel hak ve özürlükler arasında yer alan sözleşme özgürlüğü ve mülkiyet hakkına da aykırıdır. Zorunlu olan kamusal sosyal güvenlik sistemidir. Anayasa’nın 60. maddesine göre devlet bu sistemi kurmak ve herkesi zorunlu olarak bu sistem kapsamına almakla yükümlüdür. Devlet hiç kimseyi getirisi belirsiz bir özel sigorta programına girmeye zorlayamaz. Kişiler tasarruflarını diledikleri gibi değerlendirebilirler. Devlet özel sigorta şirketlerinin çobanı gibi davranamaz. Zorunlu BES Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin 35. maddesine de aykırıdır. Mülkiyet hakkı kamu yararı için sınırlanabilir ama zorunlu BES’te kamu yararı yoktur. Zorunlu BES Anayasa’nın 48. maddesinde yer alan sözleşme serbestisine de aykırıdır. Çalışanlar zorla ve işverenleri tarafından seçilen bir BES şirketi ile kendi iradeleri dışında sözleşme yapmak durumunda bırakılıyor. Kısaca BES Anayasa’nın sadece sosyal hükümlerine değil liberal ve bireysel hükümlerine de aykırı bir düzenlemedir. Piyasa ekonomisinde devlet müdahalesi olmadığı tamamen çarpıtmadır. Sermaye kendi lehine devlet müdahalesine hiçbir zaman karşı çıkmaz. Bakınız zorunlu BES! Zorunlu BES iktisadi liberalizmin iki yüzlülüğünü ortaya koyması açısından da da öğreticidir.

Zorunlu BES uygulaması ile sosyal güvenliğin özelleştirilmesi ve piyasaya terkedilmesi yönünde bir adım daha atıldı. Bu uygulama ile çalışanlar değil, özel sigorta şirketleri, sermaye BES’leniyor. Ama BES’e mecbur değilsin, cay be gözüm!

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 12.08.2016 11:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177