07 Eylül 2016 Çarşamba 08:43
Buyrun, Sentez’iniz!

Bu dönem de elbette geride kalacak. Şu AKP-FETÖ çatışmasının kamuya armağan(!) ettiği figürler üzerinde çok konuşulacak.

Bunun nasıl bir kavga olduğunu yazıp, çizeceğiz çokça. Bir hayli bereketli bir zemin üzerinde sürüyor kapışma, malum. Bu nasıl bir kavgadır, bu nasıl etikten, ilkeden yoksunluktur mutlaka ele alınacak. Kişisel ihtirasların, son derece onursuzca kendini kurtarma çabalarının görmezden gelinmesine olanak yok çünkü.

Şimdi şu FETÖ itirafçılarının gerçeğin birdenbire farkına varmışlarcasına ortaya çıkmaları aslında sağcı/İslamcı kültürden beslenenlerin son derece bireyci, kendi çıkarlarına yönelik tutumlar alan, ortaklaşacılıktan nasibini almamış, vefaya uzak tipler olduğunun görülmesi açısından çok yararlı oldu bana kalırsa.

İslam fıkhında itiraf “kişinin kendi aleyhine başkasına ait bir hakkı haber vermesi, suçu kabul etmesi” olarak tanımlanıyor. Ama televizyonlarda, gazetelerde arzı endam eden itirafçıların hiçbirinin İslam fıkhına uygun bir itirafçı olduğu söylenemez. Çünkü maşallah itiraflarında “kendi aleyhlerine” sayılabilecek herhangi bir açıklamaları yok. Tam tersine kendilerini, aleyhinde itirafta bulundukları üzerinden “aklama”, daha doğrusu “yırtma” gayretindeler. İtirafta kendi suçunu kabullenme de var oysa. Hüseyin Gülerce’de, Latif Erdoğan’da bu tür bir “kabullenme” görüyor musunuz? Dolayısıyla bunlar itirafçı falan değil, düpedüz muhbirler. Anadolu değerler sisteminde muhbirlere iyi gözle bakılmaz. Yanlışı savunmaları elbette gerekmiyor, ama suçu sadece karşısındakine boca edercesine yüklemek tek kelimeyle ahlaksızlık tabii ki. Sağcılığın bir bencillik ideolojisi olduğunu bundan daha iyi ne kanıtlayabilir?

Bunlar gerçekten muhbir değil de itirafçılarsa eğer, itiraf da yetmez, ikrar da gerekli olmalı değil mi? Şeri yargılamada itiraf daha ağır sonuçları olan bir durumdur ama ikrarın da İslam fıkhında koşulları itirafla benzerdir. Bunu göze alamadılar demek ki. Şimdilik memlekette şeriat yok, eğer olsaydı şeriata göre bu itirafçılıklarının cezasını çok ağır çekeceklerdi. Yatıp kalkıp Türkiye’nin şu kırık dökük laikliğine dua etsinler.

İtirafçılık, yani Gülercelerin, Erdoğanların bülbül kesilmeleri İslam fıkhında, doğrulanması da yalanlanması da mümkün olan bir durumdur. Yani kesin bir bilgi olarak hemen kabul görmez. Ama bu zatların bir kötülüğü ifşa etmekten çok kendilerini kurtarmaya yönelik itirafçılıkları yüksek bir kabul gördü malum. Bu itirafları kabul edenler de kendi haklılıklarını bu itiraflar üzerine inşa ettiler. Ancak bunların başında gelen Recep Tayyip Erdoğan, düpedüz medeni hukukta bir yargılama nedeni olacak suç duyurusunda bulundu kendi hakkında. Onu da unutmayalım. “Kandırıldım” demek bir itiraf/ikrar hali çünkü. Dolaylı bir suç ortaklığı bu. Atilla Taş’ı “örgüt üyesi olmasa da bilerek ya bilmeyerek destek vermiştir”den mahkûm eden memleket adliyesi Erdoğan’ı da aynen böyle yargılamalıdır.

Yol arkadaşlığı, iman kardeşliği gibi hepsi karşılıklı dayanışmayı, fedakarlığı gerektiren değerlerin hepsinin sıfırlandığını görüyoruz milletçe. Ne kadar insafsızlar birbirlerine karşı bunlar, ne kadar acımasızlar. Yıllarca, yok yolsuzluktu, yok saf insanları kandırmaydı gibi büyük suçları “kol kırılır yen içinde kalır”la örtbas edenlerin, iktidarı koruma kaygısıyla bu kadar “şeffaflaşmaları” da pek garip.

Neden böyle peki? Çünkü inanç birlikleri sağlam temellere dayalı değil. İslamcısı, milliyetçisi fark etmez, bir bencillik ideolojisi olan sağcılığın hastalıklarıdır bunlar. Müthiş bir ihbarcılık kültürüne sahipler.

Hiç mi mert yok aralarında? “Gülen’i inanarak savundum, hâlâ da savunuyorum” demeyi göze alabilecek tek bir insan yok mu bunların içinde? 12 Mart, 12 Eylül gibi faşist darbelerin hukukunun karşısında tüm eylemlerini kabul ederek siyasi savunma yapan solculardan haberlerinin olmamasına olanak yok bunların. Mutlaka haberleri vardır, utanıyorlardır da gizli gizli.

Olağanüstü bir ihbar fırtınası var. İhbarcılar, itirafçılar, fırsatçılar hepsi tüm açıklıklarıyla ortadalar. Saklanma ihtiyacı bile duydukları yok. Türk- İslam Sentezi işte bunları yarattı.

Hayrını görsünler Sentez’lerinin!

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 07.09.2016 08:43
Anahtar Kelimeler:
Akp12 EylülDua
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol