29 Ağustos 2016 Pazartesi 08:22
Bir, iki üç daha fazla Kürdistan mı?

Türk ordusu Suriye’de Cerablus’un ötesine ilerlerken, Türkiye’nin PKK ile savaşı 30 yılı aşmış durumda. Ortadoğu’nun dört büyük ülkesi için Kürdistan meselesinin tevellütü çok daha eski. İran Kürdistan’ı henüz yokmuş gibi davranılan bir eyalet ama olduğu yerde duruyor. Irak Kürdistan’ı artık ne zaman bağımsızlığımızı ilan etsek diye düşünen kimsenin de varlığını yadırgamadığı bir ülke durumuna geldi.

Hafızai beşer nisyan ile malüldür ama hatırlayalım. Nisan 1991’de Irak’ın kuzeyinde ilan edilen güvenli bölge bizim yakından bildiğimiz OHAL gibi bir şeydi: yani Kürdistan’ın diğer adı. O zamanlar Özal cumhurbaşkanı ve Mesut Yılmaz ve Demirel başbakanlık koltuğundaydı. “Bir koyup üç alınacak” bir durum peşindeydiler. Kürt demenin suç olduğu zamanlardı ama diyen de az değildi. Kürdistan’ı da sanılanın aksine Cengiz Çandar kurmadı.

Kürtler, 2014’te IŞID ile savaşta Kerkük’ü de ele geçirdiler. Türkiye buna pek itiraz etmedi. Hatta o dönemde hala gözden düşmemiş olan bakan Çelik Kürtlerin kendi kendini yönetme hakkını savunan bir demeç bile verdi. Bunun ötesinde zaten Kürdistan bölgesinin çoğunluk ticareti Türkiye ile ve ülkedeki pek çok büyük projede Türklerin imzası var. Barzani petrol için de Türkiye’ye bağımlı. Yani böyle devam ederlerse Türkiye’nin hoşuna gitmeyen pek bir şey yok gibi.

Son olarak Barzani Musul’un da kurtarıcısı olursa ve bağımsızlık çağrısını tazelerse belki de bir Kürdistan sorunu çözülmüş olacak.

Suriye Kürdistan’ı, ya da Rojava, Suriye krizine dek Türkiye’de bilinen bir konu değildi. PKK, PYD ve Irak Kürdistan Bölge Yönetimi müdahalesi ile Türkiye’nin bir güney komşusunun daha Kürdistan olacağı belli olunca ortalık karıştı. Türkiye IŞID ve FETÖ ile birlikte Kürtlerin Türkiye’yi işgal edeceklerini bile iddia etti.

Suriye’de PYD güçleri ABD desteğiyle ve uluslararası koalisyonun da onayıyla uzun süredir IŞID’a karşı iki istikrarlı güçten biri konumuna geldi. Kuzey ve Kuzeydoğu Suriye’de önemli bir bölgeyi kontrolü altına aldı. Sadece kontrol ve toprak değil psikolojik olarak da Rojava’da bir Kürt devleti için ortam oluşmaya başladı. Dört ay süren Kobani savunması da bir yeni ülkenin kuruluş destanlarından biri olarak tarihe not düşüldü.

21. yüzyılda bu devletin doğuşunu ilan etmek için herhalde Salih Müslim’in adına sikke bastırması beklenmeyecek.

Türkiye 25 yıl sonra yine benzer bir duruma düştü. Irak’taki Kürdistan’a karşı çıkan bir koyup üç alma hesapları yapan Türkiye bu sefer ufaktan Suriye’ye girdi. Belli ki tüm taraflar, Esad dahil, bu ufak yollu işgale fazla itiraz etmedi. Sonuçta Türkiye 25 yıl önce Irak için söylediğini bu kez Suriye için söylüyor: ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’.

Bu bütünlük meselesi ilginç olmakla birlikte nafile bir politikaya işaret ediyor. Türkiye’nin “kendi kürtlerimiz de heves eder başımıza iş açılır” kaygısıyla karşı çıktıkları Kürdistan, coğrafyasıyla, insanıyla, Türkçe ve Kürtçe iki diliyle, askeriyle, polisiyle, okulları, yerel yönetimleriyle ve anayasasıyla orada duruyor.

25 sene geçecek ve bugün 1991’den bahsettiğimiz gibi Rojava’dan ve belki ‘Suriye Kürdistan Bölge Yönetimi’nden bahsedeceğiz. Bu arada Cerablus verilecek alınacak ve maalesef can yakıcı çok işler olacak. Dış güçler buraları karıştırmak istiyor diye daha nice komplo teorileri düzülecek. PYD’nin Türkiye’de eylem yapmadığını da biliyoruz. Herkesin kurtulmak istediği IŞID belasıyla yıllardır savaştıklarını da biliyoruz. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, Türkiye’nin güney sınırının önemli bir kısmını uzun süredir Kürtlerin koruduğu da biliniyor.

Mesele şu ki Fırat’ın doğusu, batısı, kuzeyi on yıllardır çok can verdi. Sorulması gereken temel soru: Bundan daha fazlası için ne nedeniniz var? Bu işin sonunda neyi başarmış olacağız? 1500 dolayında Türk şirketi Kobani ve civarında iş tutunca bugünler hatırlanacak mı?

İyi haftalar ve bol şanslar.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 29.08.2016 08:22
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol