25 Ağustos 2016 Perşembe 07:43
Aziz Yıldırım: Beni Ergenekon'a bağlamaya çalıştılar

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, NTV'de konuştu. "2006'dan itibaren beni dinlemeye almaya çalışıyorlar" diyen Yıldırım, "Beni Ergenekon'a bağlamak için çok uğraştılar" diye konuştu.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, NTV, NTV Spor ve NTV Radyo ortak yayınında Oğuz Haksever'in sorularını yanıtladı.

15 Temmuz'dan sonra bir gelenek oluştu o akşam ne yaşadınız diye soruyoruz. Belki sizin için ne düşündünüz diye sormak lazım.

Aziz Yıldırım: 15 Temmuz Türkiye için çok önemli bir dönemeç noktası. 15 Temmuz'da demokrasi için şehit olanlara Allah'tan rahmet diliyorum o gün gazi olanlara, yaralananlara da acil şifalar diliyorum. 15 Temmuz gecesi sayın cumhurbaşkanı, sayın başbakan, sayın meclis başkanı, muhalefet parti başkanları ve milletvekilleri ve bu ülkenin gerçek sahibi olan vatandaşlarımızın koymuş oldukları irade o gün çok ucuz atlatılan bir darbeyi yaşamış olduk. Sabahtan başlayan Fırat Kalkanı operasyonunun hem ülkemize hem de oraya giden insanlarımızın sağ salim ailelerinin yanlarına dönecekleri bir operasyon olmasını da diliyorum. O gece bir yerde yemekteydik. Aslında bu darbenin olması beni pek şaşırtmadı. Bundan bir yıl önce sivil ihtilal yapacaklar diye belirtmiştim.

17-25 Aralık operasyonundan sonra Türkiye'de Fethullah Gülen gerçeğini herkes görmüş oldu. Ama onunla mücadeleyi tüm devletin kurumları yapacakken yine yalnız sayın Cumhurbaşkanı yapmaya çalıştı. Tek beyanat veren bu konuda fikrini söyleyen sayın Cumhurbaşkanı. Onun yanında hiç kimsenin bir tane beyanatını duyamazsınız. 15 Temmuz gecesine kadar. Ondan sonra herkes fikrini söylemeye başladı. Bana nasıl bu iş bulaştı, ben nereden muhatap oldum bunlarla bunu kısaca anlatmak istiyorum. Spor konuşacağız, Fenerbahçe sporun dışında yoktur dedik hep. Ama 15 Temmuz sonrasında bize düşecek bir görev varsa siyasette de Fenerbahçe camiası olarak her şeye varız. Ben inanıyorum ki Türkiye'nin sorunlarını yalnız hükümet veya devletin kurumları değil vatandaşlarında katılacağı, beyan edecekleri fikirleriyle bütün sorunları aşabileceğimize inanan bir kişiyim.

"1998'in mart ayının sonları bunun kökü"

1998 yılında ben Fenerbahçe'ye bir oyla başkan seçildim ve 1 buçuk 2 ay arasında bir zaman içinde bana bir telefon geldi. Bu telefon o zamanki spor il müdürümüz Vedat Bayram beydendi. Şu anda da milletvekili olan bir kişi seninle konuşmak istiyor dedi. Bende yeni başkan olmuşum sporla ilgili konuşuluyor diye olur dedim. Zaman gazetesinden seni ziyaret etmek istiyor dedi. Olur dedim ve bana iki kişi geldiler. Hafızamda bir şey var ama tam teyit edemediğim için söylemiyorum kişileri. Geldiler oturdular konuştuk. Ben Zaman gazetesine spor olarak yardım et, destek ol filan bunları konuşacağız. Fakat konu Hocaefendi diye başladılar. Şöyle iyi insan, böyle iyi insan mazlumların yanında, diğerlerine karşı onu metheden bir konuşma yaptılar. Sonunda da Ankara'da mahkemesi devam ediyor oradaki hukukçuları tanıdığımı araştırmışlar bu işi çözmemi istediler. Hüseyin Gülerce diyor ya bir söz söylemişim onun için 3 Temmuz yapılmış diye öyle değil. 98'in Mart ayının sonları bunun kökü.

Ben tanımadığımı Hocaefendi'yi, tanımadığım içinde dostlarıma veya büyüklerime bununla ilgili bir ricada bulunamayacağımı söyledim. Bu olay kapandı ama sonra 3 Temmuz'da bunların oralardan geldiğini hissettik. Sonradan Amerika'ya gitti filan. Isparta'da belgeler yakalandı. Arap Baharı'nın olduğu tarihlerde savcılık ve insanlar bu konuşmanın olduğunu yazılı olarak teyit ediyorlar.

"Gülen kimdir, iyi tartmak lazım..."

Bir metine yazılı, "Aziz Yıldırım olduğu her yerde ehli imana ve hizmete düşmanlık yaptı" diye. Yani bu adamın yanında ne işiniz var dememle bu operasyon yapılmadı. 98'lerden geliyor bu operasyon. Bir de İhsan Kalkavan olayı vardır geçen bir beyanat vermiş, beni telefonla aradığını 50 milyon dolar benden istemişler filan bir yalan. Beni aramadı Moskova'da da onunla birlikte o tarihlerde olmadım. Bir de Gülen kimdir nedir iyi tartmak lazım. Türkiye'de silahlı kuvvetlerde ihtilal yaptı diye bakmamak lazım. Bugün dünyanın 150 ülkesinde aynı Türkiye'deki gibi çalışma yapan bir örgütün başıdır. Aynı operasyonları orada da yapma güçleri var. Somali'ye gittim orada bunu gördüm. Kolay kolay halledilecek bir konu gibi düşünmemek lazım.
2006'dan itibaren beni dinlemeye almaya çalışıyorlar. Beni Ergenekon'a bağlamak için çok uğraştılar.

Şekip Mosturoğlu: Her Türk vatandaşı gibi endişe duyduk bizde o gece. Açıkçası ben televizyonda seyrediyordum eşimle birlikte. Zırhlı birliklerin, uçakların, helikopterlerin katılması sivil vatandaşlara ateş etmesi gibi olayları görünce inanamadım. Milli ordu, Türk ordusu, vatandaşların verdileriyle alın terleriyle alınmış silahlar milli ordu tarafından vatandaşa karşı kullanılıyor. Bunları görünce dehşete kapıldım. Bu insanların başarılı olmaları halinde yapacaklarının ne kadar geniş olduğunun değerlendirilmesi gerekir. Kişisel olarak başta kaygılı değildim. Ta ki İlhan Ekşioğlu beni arayana kadar. Dedi ki olay başarılı olursa bizi öldürürler, bir yerde yok oluruz dedi.

Yönetim kendi arasında bir karar bir telefon trafiği yaşadı mı o akşam?

Şekip Mosturoğlu: 3 Temmuz için ben her zaman söyledim bu FETÖ/PDY'nin başyapıtı diye. Diğer operasyonları küçümsemek için söylemiyorum bunu tabi. Bu operasyon ayak sesleri gelmiş. 2009'de başkanı bir başka dosyadan dinlemişler takma isimle. Biz bunu 17-25 Aralık'tan sonra basında çıkan VİP dinleme denen dosyayla öğrendik. Dosyayı incelerken bir proje numarası var. Dosyanın proje numarası 10. Baktığınızda bu çok büyük bir havuzun bir parçası. İşte dinleme kararı var gibi gözüküyor. Bir senaryo yazılmış ve üzerine kurgulanmış. Şaheser dememin sebebi unun için özel yasa çıkarıldı, bunun için üniversite görevlileri kolokyum yaptı ve bunun bilimsel altyapısını hazırladılar. İrtibatlanan dosya Olgun Peker tarafıyla ki orada da bir suç yok aslında, onun Ergenekon'a uzatılmak istenmesi.

Gülen'in küresel organizasyonu anlattınız, tehlike geçti mi?

Aziz Yıldırım: Türkiye'de bütün bakanlıklarda aynı TSK'da olduğu gibi orada da yerleşmiş vaziyette. Devlete sızdı diyoruz ya hayır devlet buraya sızmış gibi bir vaziyet var. Bunun dışında bazı cemaatler de devlete sızmış veya sızmaya çalışıyor şu anda. Fethullah Gülen, Amerika'da 1963 yılında Kennedy'i vurdular, Amerika'nın Cumhurbaşkanı'nı kim vurdu kimse bilmiyor. Ama Amerika'da hükümet var, bütün kurumlar demokrasiden dolayı var ama bunun dışında başka gruplar var. Biz buradan diyoruz ki Amerika yaptı. Bu yanlış. Amerika'da Amerika'yı da idare eden başka güçler var. Bunun arkasında da o güçler var. Adı neyse.

Dünyada 150 ülkede mevcut Türkiye'deki gibi yapılanma var ve Amerika'da yapılanma var. Amerika'da 150 üniversite açabilir miyim ben? Böyle bir teşkilatı iyi incelemek lazım. Tehlike geçmemiştir. Herkes yanlış yaptım, bana bilmem ne söylendi ve bunu söyleyenlerde Türkiye'yi idare eden insanlar. Bu yanlışlığın aynısını ters taraftan yapmayacağınıza nasıl inanacağız. Ben aptalmışım demek olayları çözmez. Bir tek burada inandırıcı olan sayın Cumhurbaşkanı'dır. Sayın Başbakan da aynı yolda ama onun dışındakileri zaman bize gösterecek.

15 Temmuz öncesine göre hareket etmek yanlış. Bazı futbolcuları gözaltına almak yanlış. Daha önce hesap vermesi gerekenler var. Şike-teşvik deyip suçladılar. Savcı bana maçın sonucunu bildiğini söyledi. Talimatla FETÖ'den yanlış bilgi alıp haber yaptılar. Bütün operasyonlarda algı operasyonu yaptılar.

‘Hüseyin Çapkın nerede?’

Suçlandığımız 19 maç diye açıklama yaptılar. Hüseyin Çapkın o açıkladı kamuoyuna. Şu an Hüseyin Çapkın nerede? Suç duyurusu yaptık.

Şekip Mosturoğlu: ’Biz Beşiktaş Adliyesi’ne gittiğimizde kimliklerimiz ikiye ayrılmıştı. Bir taraftakiler tutuklanacak, diğerleri de serbest kalacak. Böyle bir durumdu.

Yıldırım, “Yönetime Gülen Örgütü’nden sızma olmuş mudur? Sorusuna ise “Biz, dışarıdan bize empoze edilen isimleri yönetime almadık. Çoğu arkadaşımız, dostumuz. Hepsi Cumhuriyetçi, laik, Atatürkçü insanlar” diye cevap verdi.

"Özkek'e başbakan çok yalnız dedim"

Hapisteyken başkanlığı bırakmamı isteyen siyasiler oldu. İnsanların göründükleri gibi olmadığını gördüm. Lütfi Arıboğan'dan, Ebru Köksal'dan şikayetçiyiz. TFF'deki görevlerini bitirip Galatasaray'a geçtiler, şikayetçiyim. Bence Trabzon'daki kurşunlama olayını yapanlar biliniyor, ama açıklanamıyor.

Bir yıl hapis yattık. Bu süreçte hem iktidar taraftan hem karşı taraftan geldiler ve bize tavsiyelerde bulundular. Başkanlığı bırak diye tavsiye ettiler. İktidar her ne kadar ülkeyi yönetiyor gibi gözükse de aşağı taraf başka yere hizmet ediyorlardı. Bunların hepsini gördüm. Ertuğrul Özkök'e başbakan çok yalnız. İnsanları idare ettiğini sanıyor. Ancak kimse dinlemiyorlar.

"Araca binerken kafamı tutarsanız sizi tokatlarım dedim"

Hiçbirimiz hapishanede yatıp, şikeyle suçlanacağımızı düşünmezdik. Allah korusun namus meselesidir gider yatarsınız. Ama böyle şike suçlamasıyla, amatör bir suçlamayla hapis yattık. Hiçbir şey yapmadan zihninizde oluştursanız bile 3 yıl ceza veriyorlar. Böyle bir şey yaptıkları... Son gün CAS'ta 2'ye 1 lehimize oy çıkacaktı, sabahına 1'e 2 oy çıktı. Neler oldu bilmiyorum o gece. CAS'ta herkes 5 dakika konuşurken, ben 45 dakika konuştum. İnanamadılar. 17-25 Aralık'ta olacakları anlattım onlara. Mehmet Ali Aydınlar'a söyledim. "Fenerbahçe'nin üzerine oyun oynanıyor, sakın küme düşürme" dedim. Avrupa'ya göndermediler. Benden habersiz bir şey yaptınız mı dedim. Yok... Fezlekeleri okuduk. Konuştuk. Dik duracaksınız dedim.

Bana onur kırıcı bir şey yapmadılar. O kaçaklara, polis için 'kafamı tutarlar bir şey yaparlarsa tokatlarım' dedim. Yapamazsınız dedim ve yapamadılar. Ambulansla geldim ambulansla giderim dedim.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 25.08.2016 07:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177