23 Haziran 2016 Perşembe 16:23
AYM'den faili meçhul davasına 50 bin lira tazminat

Anayasa Mahkemesi, 1992'de güvenlik güçleri ve MİT adına çalışan “Yeşil” kod adlı M.Y. tarafından öldürüldüğü belirtilen Ayten Öztürk'ün yakınlarının yaptığı bireysel başvuruda, yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararı Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderen Yüksek Mahkeme, Ayten Öztürk’ün ailesine 50 bin TL ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararının gerekçesi Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kararın gerekçesine göre, ailesinden ayrı yaşayan Ayten Öztürk, 1992'de kaybolmasından 2 ay sonra cesedi bulundu. Aile önce kızlarıyla evlenmek isteyen ancak reddedilen N.A. ile ona yardımcı olduğunu iddia ettikleri E.A. ve S.Ç'den şikayetçi oldu.

Elazığ Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların yeterli ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden beraatlarına, ayrıca olayın fail ya da faillerinin tespit edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Bunun üzerine Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın fail ya da faillerinin dava zamanaşımına kadar devamlı şekilde aranmalarına yönelik “daimi arama” kararı aldı. Faillerin aranmasına devam edilirken İnsan Hakları Derneği (İHD) Tunceli Şubesi Başkanı ve bir avukat tarafından Başsavcılığa başvurularak, bir gazetede yer alan ismi verilmeyen subayla yapılan mülakatta, Ayten Öztürk'ün güvenlik güçleri adına hareket eden kişiler tarafından öldürüldüğü iddiasında bulunulduğu bildirildi.

HIDIR ÖZTÜRK MECLİS’TE DİNLENDİ

“Ölüm Mangası” başlıklı haberde, “Yeşil” kod adlı M.Y. ve Mehmet Y. isimli kişilerden bahsedildiği, Ayten Öztürk'ün öldürülmesi dahil bölgede yaşanan bazı zorla kaybettirilme, işkence ve hukuka aykırı öldürme eylemlerini devlet adına gerçekleştirdikleri, eylemi gerçekleştirmelerinde lojistik destek ve maddi yardımı da devletten aldıkları iddialarına yer verildiği ifade edildi. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı tarihinin yaklaşması gerekçesi ile daha kapsamlı ve titiz çalışmanın yapılması için deneyimli bir polis memurunun bu konuda görevlendirilmesini istedi. Bunun üzerine 1 Mart 2011 tarihinde olaya ilişkin kıdemli bir memurun görevlendirildiği bildirildi. Soruşturma devam ederken Ayten Öztürk'ün babası Hıdır Öztürk, TBMM İnsan Hakları Komisyonunca "terör ve şiddet olayları kapsamında yaşam hakkı ihlallerinin incelenmesine" yönelik olarak kurulan alt Komisyon tarafından davet edildi ve 13 Aralık 2011'de dinlendi. Öztürk, kızının kaybolmasından önce Tunceli İl Jandarma Komutanı tarafından çağırıldıklarını ve "Yeşil" kod adlı M.Y. tarafından sorgulandıklarını anlattı. Hıdır Öztürk, kızının öldürülmesinden sonra bu olaylarla ölüm olayının hemen ilişkilendirmemesine, kamu görevlilerinin böyle bir eylemi gerçekleştirmiş olabileceklerine ihtimal vermemesinin neden olduğunu kaydederek, tüm bu olup bitenlerin nedeninin, diğer kızlarından birinin daha önce PKK'ye katıldığı için iddialarında belirttiği kişilerin kendilerinden intikam alma isteği olduğunu savundu. Komisyon'un isteği üzerine de Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, Komisyona soruşturmanın safahatı hakkında bilgi verdi.

"KIZIMI MİT VE JİTEM ÖLDÜRDÜ"

Hıdır Öztürk ise 1 Şubat 2012'de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, kızının “devlet içinde yapılandırıldığını iddia ettiği” Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele'nin (JİTEM) bazı mensupları ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) adına çalışan bazı kişiler tarafından zorla kaybettirilerek öldürüldüğünü iddia etti. Kamuoyunda "Susurluk raporu" olarak bilinen raporda kendisine 17 sayfa yer ayrılan “Yeşil” kod adlı M.Y'nin, ekibi ile birlikte kızını öldürdüğü yönünde pek çok haber ve yorumun medyada yer aldığını aktaran Öztürk, söz konusu raporda ifadelerine yer verilen kişilerin, M.Y'nin pek çok faili meçhul olaya karıştığını söylediklerini, yetkili makamların bu olayı aydınlatmakta ve adı geçen kişiyi yakalamakta zafiyet gösterdiğini savundu. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, yetkisizlik kararı vererek dosyayı Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı ise dosyayı, olayla ilgili önceden yürüttüğü soruşturma dosyasıyla birleştirdi. "Yeşil" kod adlı M.Y. ve içlerinde bazı kolluk ve kamu görevlileri ile MİT mensuplarının da bulunduğu kişiler hakkında fezleke düzenleyen Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, isnat edilen suçları soruşturmanın Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle dosyayı Malatya'ya gönderdi.

MİT: ZAMAN ZAMAN M.Y.’DEN İSTİFADE EDİLDİ

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23 Şubat 2012'de MİT Müsteşarlığına yazı yazarak, M.Y'nin MİT bünyesinde herhangi bir görev alıp almadığı, MİT mensubu olup olmadığı, MİT adına haber elemanı olarak görev yapıp yapmadığı, görev yapmışsa tarihleri konusunda bilgi istedi. Başsavcılık ayrıca, M.E. isimli bir MİT mensubunun, soruşturmaya konu cinayetten sonra M.Y'yi korumak için adı geçeni MİT bünyesinde görevlendirdiğinin ve yetkili makamlara teslim etmeyerek bu suça ortak olduğunun iddia edildiğini kaydederek, bu kişinin MİT bünyesindeki görevlerinin ve görev tarihlerinin bildirilmesini istedi.

MİT Müsteşarlığının 15 Mart 2012'de gönderdiği cevap yazısında, askerlik dönemi hariç 4 Haziran 1973-Haziran 1989 ve Eylül 1994 - 30 Kasım 1996 tarihleri arasında konuları itibarıyla zaman zaman M.Y. adlı kişiden istifade edildiğini açıkladı. Aynı yazıda, sorulan M.E. isimli MİT yöneticisinin farklı tarihlerdeki görevlerine ilişkin bilgilere de yer verildi.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının talebiyle ve Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31 Mayıs 2012 tarihli kararıyla şüpheli M.Y. hakkında kendisine çağrı yapılamadığı ve tüm aramalara rağmen ulaşılamadığı gerekçesiyle yokluğunda tutuklama kararı verildi.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı 13 Mart 2014'te ilgili kanunda yapılan değişikliği gerekçe göstererek yetkisizlik kararı verdi ve soruşturma dosyasını yeniden Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi.

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli M.Y. hakkında önceden çıkartılan yakalama emrini, bu kararı takip edemeyeceği gerekçesiyle resen kaldırarak Elazığ Sulh Ceza Hakimliğinden yeni bir yakalama emri çıkartılmasını talep etti. Hakimlik de talep gereğince 29 Eylül 2014'de M.Y. hakkında yeni bir yakalama emri çıkardı.

50 BİN TL TAZMİNAT

Ayten Öztürk’ün ailesinin 2005'te 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yaptıkları başvuru reddedildi.

Ret kararının kaldırılması için açılan dava ise Malatya İdare Mahkemesince Ayten Öztürk'ün terör veya terörden kaynaklanan bir olaydan ötürü kaçırıldığı ve akabinde öldürülmüş olduğu hususunda herhangi bir tespit, hatta bunu düşündürebilecek bir emare bulunmadığı gerekçesiyle kabul edilmedi. Bu kararın Danıştay 15. Dairesince onanması üzerine aile, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Yüksek Mahkeme, Anayasa'nın 17. maddesinde güvenceye alınan yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ve aileye, 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Kararın gerekçesinde, soruşturmaların, bireyin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı algısına kapılmaması açısından, yeterli sürat ve özenle yapılması gerektiği vurgulandı.

OLAYIN NEDENİ AYDINLATILMASI İÇİN HERHANGİ BİR SOMUT ADIM ATILMADI

Somut olayda, soruşturma makamlarının, oayın gerçekleştiği yer ve zamanda toplanması mümkün olan delillerin elde edilebilmesi için kendilerinden beklenen tüm makul tedbirleri almadıkları ifade edilen gerekçede, olayın nedenini aydınlatmak için herhangi bir somut adım atılmadığı, soruşturmanın etkililiğinin sağlanabilmesi için atılan tek adımın, olaydan 18 yıl sonra kıdemli bir kolluk memuru görevlendirmek olduğu ifade edildi.

Gerekçede, “Soruşturmanın bir bütün olarak, başvurucuların iddiaları ve bu iddialara ilişkin tespit edilen soruşturma eksiklikleri bir yana bırakıldığında dahi yaşam hakkının kasten ihlal edilmesiyle sonuçlanan olayın nedenini aydınlatmada ve sorumluları tespit etmede yetersiz kaldığı görülmektedir” ifadesine yer verildi.

HAK İHLALİ

Soruşturma kapsamında ölüm olayının nedenini ortaya çıkarmak için gerekli adımların zamanında ve yeterli bir şekilde atıldığının söylenemeyeceği belirtilen kararda, şunlar kaydedildi:

“Sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması konusunda ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından gerekli sürat ve özenin gösterilmediği ve bu şekilde soruşturmanın çok uzun bir süre sonuca götürecek hiçbir işlem yürütülmeksizin sürüncemede bırakılarak Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği yeterlilik ve süratte bir inceleme içermediği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle etkili yürütülmediği için herhangi bir ilerleme kaydedilemeyen bu soruşturmaya mevcut haliyle devam edilmesi durumunda soruşturmada etkili olmak adına en ufak gerçekçi bir şansın bulunduğu söylenemeyecek olup başvurucuların da bu durumun farkına varmalarından sonra etkililiği kalmayan bu soruşturmaya yönelik olarak bireysel başvuruda bulundukları kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.” (ANKA)

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 23.06.2016 16:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177