06 Mart 2016 Pazar 08:04
Atma-Kullan zamanı

SEVİL ASLAN

Banu Uğural, yıllarca insanların daha çok tüketmesi için çalıştı. Birkaç sene öncesine kadar Mavi Jeans’in kıdemli tasarımcılarından biri olan Uğural, işinin doğa ve insanlara zararını fark edince istifayı bastı. Yaratıcılık yeteneğini bu defa insanların tükettiğini kaynak olarak değerlendirmek için kullanmaya başladı.

Geri dönüşümün doğaya zarar verdiğini belirten genç tasarımcı Uğural, şimdilerde ‘ileri dönüşüm’ (upcycle) üzerine farkındalık oluşturmaya çalışıyor. Uğural’ın hayali mobil bir atölye kurup ileri dönüşümün önemini çocuklardan başlayarak topluma yaymak. Bu hayalin ilk adımları İzmir’in Çınardibi Köyü’nde ve Adıyaman'ın Kayatepe Köyü'nde atıldı. Genç yeteneklerle birlikte çevre evlerden topladıkları vazgeçilmiş objeler ile atölyenin yapıldığı köy okulunda harikalar yaratan Uğural, Cibali’de bulunan atölyesinde ileri dönüşüm platformları düzenliyor. Uğural ile Cibali’deki atölyede sohbet ettik.

İleri dönüşüm nedir? Nereden çıktı?
Artık her şey dokunmatik. Yeni nesil dokunmatik bir şekilde büyüyor ve insanoğlu olarak çöp üretiyoruz ve çöp aslında doğada olmayan bir şey. Çöpü attıktan sonra unutup gidiyoruz, sanki çöp gizli değnekle yok ediliyormuş gibi bir algı içerisindeyiz.

Düzen zaten Kullan-At düzeni ve ekonomi öyle işliyor. Ben ne yapabilirim ve nasıl varlığımla pozitif bir değişimin parçası olabilirim ve bu insanları bu değişime nasıl dahil edebilirim diyerek bu yola girdim. İleri dönüşüm ile Atma-Kullan diyoruz. Bu yola çıkışımın başka bir sebebi köylülere duyduğum hayranlık ve asıl ileri dönüşüm bilgisi onlarda diye düşünüyorum.

Yaşadığımız tüketim çağında dönüşüm sizin için ne ifade ediyor?
80’lerden sonra tüketici bir topluma dönüştürüldük. Artık köylüler bile yavaş yavaş tüketim çağına ayak uydurmuş durumda. Tüketim çağı aslında tembelliği de beraberinde getiriyor. Elle ürettiğin zamanki pratik zekan gelişmiyor, değer bilmiyorsun ve mutluluğu “Sen bunu satın alırsan mutlu olursun çünkü sen buna değersin” mantığıyla algılarımıza yerleştiriyorlar. Bu mantığın tasarıma tabii olmasını aslında İrlanda’da okuduğum üniversitede öğrendim. Yıllarca endüstri için çalıştım, insanlar daha çok satın alsın ve daha çok tüketsin diye. Yurt dışında ülkemin kültür zenginliğine hep hayran büyüdüm.

Ülkeme döndüm ve artık pozitif bir şeylerin parçası olmak istiyorum. Büyük firmaların kendi kirli çamaşırlarını temize çıkarmak için reklam aracı olmaktan çekiniyorum.

İleri dönüşüm mantığını çocuklardan başlayarak topluma aşılamak istiyorsunuz. Buradaki amacınız nedir?
Asıl amaç, çocuklarla birlikte büyüklere örnek olabilmek. Çocuklara ulaştığınızda daha çok kişiye ulaşıyorsunuz ve gelecek nesle bir yatırım yapmış oluyorsunuz. Çocukların yaptığı şeyler çok para verip aldıkları ürünlerden çok daha değerli oluyor onlar için, çünkü bir emek harcıyor ve artık o ona ait.

Genelde insanlar geri dönüşümü biliyor, ama sizin çalıştığınız alan ileri dönüşüm. Nasıl bir fark var?
Geri dönüşüm plastik, kağıt ve metallerin ayrıştırılması ve onun tekrar bir fabrikaya gidip tekrar işlenmesidir, şu anki düzende işleyen tek şey geri dönüşüm.

Mahallelerde de geri dönüşüm kutuları var. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir şey var. Geri dönüşen obje, tekrar atılmak için üretiliyor aslında. Ve geri dönüşümü biz kendimiz yapamayız, bunun için bir fabrika lazım ve fabrika çalışırken doğaya çok zarar veriyor.

Bu objelerin geri dönüşebilme yüzdeleri azdır. İleri dönüşüm ise objeyi hayata tekrar kazandırmak demek.

Objenin malzemesini düşünerek o objenin sana nasıl ne kazandırdığını düşünerek ileri dönüşüm yapabiliriz. İleri dönüşüm ileriye yöneliktir. Ama geri dönüşüm dediğimiz olgu geriye yöneliktir çünkü her işlemden sonra aslında objenin kalitesi düşüyor.

Biz bir ürün satın alırken tertemiz satın alıyoruz çünkü biz buna değeriz ama onunla işimiz bittiğinde onu sanki mezara gömüyormuş gibi çöpe atıyoruz.

Bu işin derslerini okulda vermek mümkün mü?
İleri dönüşüm İngiltere'de eğitim sisteminin bir parçası ve burada da Milli Eğitim tarafından verilmesi gerekiyor.
Doğada çöp diye bir şey yok ve bir karınca bile o çöpü üretmiyor ve kaynaklarla ilgili beş yıl sonraki tahminler çok kötü. Dünya gitgide kötü bir hal alıyor, bu nedenle kendi formülümüzü kendimiz yaratmalıyız.

Bu tasarımın adı Open Design yani açık tasarım ve bitmişlik üzerine değil yöntem üzerine. Ticari bir mantıkla değil, insanlara ilham verme amacı var. İnsanlar üç kuruşa aldıkları ürünleri kolaylıkla bir kenara atabiliyorlar fakat kendi emeğiyle elle yaptıkları ürünler çok daha değerli oluyor.

Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Okullarda atölye çalışmaları yaptım ve devam etmek istiyorum fakat beni koruyan bir sistem yok. Gönüllü oluyor her şey evet ama gönüllü olunca devamı oluyor mu, önemli olan bu.
Hem atölye verebilmenin hem geçimimi sağlayabilmenin dengesini tam oturtamadım. Kolektif bir çalışma olduğunu aşılamaya çalışıyorum. Bir yolculuk bu ve ben bu yolculukta yaşayarak öğreniyorum ve öğretiyorum.

Atma-Kullan mantığıyla herkes bunu yapabilir mi?
İnsanlar vazgeçilmiş objelerinden ileri dönüşüm yapabilirler, insanın bunu yapması için belli bir anlayışa sahip olması gerekiyor.

İnsanlar objeyi çöp olmadan önce kurtarma düşüncesiyle hareket etmeli ve objenin malzemesini düşünerek o objenin nasıl ve ne kazandırdığını düşünerek bilinçli bir şekilde bunu yapmalıdır. Şişe mantarından saksılar, ataçlardan tepsi, meyve suyu kutularından cüzdan, tişörtten çanta bunun örnekleri arasında.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 06.03.2016 08:04
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol