17 Haziran 2016 Cuma 16:43
Ankara JİTEM Davası'nda Veli Küçük, Mesut Yılmaz, İsmet Berkan

BURCU CANSU / burcucansu@birgun.net

Aralarında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ında bulunduğu 19 kişinin 1993-1996 yılları arasında Ankara’da zorla kaybedilmesi veya yasadışı keyfi infaz edilmesine ilişkin Ankara JİTEM davasının 9’uncu duruşması gerçekleştirildi. Sanıklar Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Ercan Ersoy, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Seyfettin Lap, Enver Ulu, Uğur Şahin, Alper Tekdemir, Yusuf Yüksel, Abbas Semih Sueri, Lokman Külünk, Mahmut Yıldırım, Nurettin Güven, Muhsin Korman’ın “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçlarından yargılandığı dava Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.


Veli Küçük’ün adresi tespit edilememiş!
Bir önceki ara karar gereği duruşmada tanık olarak dinlenmesi beklenen Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’e tebligat ulaşmadığı yani adres tespiti yapılamadığı için ifadesinin alınamadığı belirtildi.


Yeşil: “İranlı iş adamlarını polis öldürdü”
Sanıklardan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın, Mehmet Eymür tarafından alınan ‘gizli’ ibareli ifadesi mahkeme heyeti tarafından okundu. Yıldırım’ın ifadesinde, “İran asıllı Kürt iş adamlarını Dev-Sol'un bile öldürmüş olamayacağını, bunu ancak polisin yapmış olabilir. Polis işin içinde olmasa bizzat operasyona katılan şahısları getiririm ama açığa çıkamıyorum” dediği aktarıldı. Faili Belli Yüzleşme Davaları İzleme sitesinin verilerine göre, “bahsi geçen İranlı Kürt iş adamı Lazem Esmaeili ve Asker Smitko 14 Ocak 1995’te Ataköy’de trafik kontrolü gerekçesiyle durdurularak sivil kıyafetli 4 kişi tarafından kaçırıldı. Esmaeili ve Smitko kaçırıldıktan 2 hafta sonra Silivri civarında işkence edilerek öldürülmüş halde bulundu...”


Menteşe, döneminde işlenen faili meçhulleri “hatırlamıyor”
İfadesine başvurulan tanık İçişleri eski Bakanı Nahit Menteşe, "Öldürülen kimseyi tanımıyorum, hiçbir şeyi bilmiyorum" diyerek, İçişleri Bakanı olduğu dönemde işlenen “faili meçhulleri” hatırlamadığını iddia etti. Dönemin Emniyet Genel Müdürü, MİT, Jandarma Genel Komutanı, Valiler, Genel Kurmaydan Generaller ile haftada 3 gün görüştüğünü ve terörle mücadeleye ilişkin toplantılar yapmak için başkanlığını yaptığı bir Değerlendirme Kurulu kurduğunu söyleyen Menteşe, toplantılarda neler konuştuklarını ise “hatırlamadığını” belirtti. Menteşe’nin sorulan bütün soruları “hatırlamıyorum” olarak yanıtlaması tepki çekti.

Mağdurların avukatı Eski Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar, Menteşe'ye 2011'de Akşam gazetesine verdiği röportajdan, "Kürt işadamları listesini" doğruladığını ve "Bu listeyi MGK'ya sunmuş olabilirim" sözlerini anımsattı. Menteşe bunu röportajı da söylediklerini de hatırlamadığını belirtti. Menteşe’nin hangi dönemde bakanlık yaptığını net hatırlamadığını ve duruşmaya neden çağırıldığını bilmediğini ifade etmesi üzerine Aktar’ın yönelttiği “Bakanlık yaptığınıza emin misiniz?” sorusu tartışmaya neden oldu. Duruşmaya ara verildi.


“Vicdan azabı çekmiyorum”
Aranın ardından 1994'te suikasta uğrayan Avukat Yusuf Ekinci'nin oğlu ve davanın avukatı Sertaç Ekinci, Menteşe’ye vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğunda, Manteşe “hayır” yanıtı verdi. Menteşe’ye sorulan, “Bir listeden bahsediliyor, bu isimler öldü. Listeyi biliyor muydunuz? İçişleri Bakanı olduğunuz dönemde işlenen faili meçhullerin özel tim polisleri tarafından işlendiği iddia ediliyor bilginiz olmadı mı? Haftada üç gün toplantılar yaptığınız belirtiyorsunuz, toplantılarda işlenen cinayetlere ilişkin bilgi verilmiyor muydu? Ne oluyor, bu insanlar neden öldürülüyor diye sormadınız mı? Susurluk davası?” sorularının yanıtı da “hatırlamıyorum” oldu.


Yalan beyandan suç duyurusunda bulunulsun
Avukat Aktar “Menteşe, Ağar’ı hangi cezaevinde ziyaret ettiğini dahi hatırlıyor, neden cezaevine alındığını hatırlamadığını söylüyor. Tanık olarak yalan beyan hakkı yoktur. Kasıtlı olarak ‘hatırlamıyorum’ diyor” diyerek, yalan tanıklıktan Menteşe hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.


Çarkın’ın gözaltı gerekçesini bilmiyormuş!
Tanıklar Şükrü Pekin, Lütfullah Uzun ve Bekir Aktan, İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden SEGBİS ile bağlandı. Pekin "İddianamedeki konularla ilgili bilgim ve ilgim yok. İstanbul Emniyet Müdürlüğünde özel harekatçıların öldürülmesiyle ilgili gözaltılar varken ben Yankesicilik Büro amiriydim. Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ın gözaltı sürecinde üst arama tutanağında imzam olduğu doğrudur. O operasyonu Gasp büro amiri Akın Kızıloğlu ve Cinayet Bürodan Şentürk Demirel yürütüyordu. Ben takviye ekip olarak gittim. Niye gözaltına alındılar bilmiyorum, sonra sorgularına da katılmadım” diye konuştu. Pekin, 1996'da polis ve mülkiye müfettişlerine verdiği bu ifadenin aksine "Ömer Lütfi Topal konusuyla ilgili bir şey bilmiyorum" ​iddiasında bulundu.


Ağar talimatlı teslimatı “görmedim”
Tanık, Kemal Yazıcıoğlu'na savcılık ifadesini hatırlatıldı. İfadesinde Ağar'ın talimatıyla Ankara'dan gelen ekibi Boğaziçi köprüsü çıkışında teslim edildiğini bildiren Yazıcıoğlu, “yolda teslim uygulaması hiç yapmadım, tanık da olmadım” dedi.


“MİT Müsteşarı ile görüştüm”
Tanık Mekin Aktan'a, müşteki avukatı Aktar tarafından, “Öldürülecek işadamları listesinde adınız varmış, Mehmet Ağar'la görüşerek adınızı çıkarttığınız söyleniyor?” sorusunu yöneltti. Aktan, “Benim adım niye olsun ki listede. Ulus’ta evim olduğu söylentisi çıktı. Yoktu ama bunu duydum basından, MİT Raporunda varmış. O zamanın MİT Müsteşarıyla görüştüm. Böyle bir şey yok nerden çıktı dedim. MİT Müsteşarı da bana ‘Biz bazen sallarız böyle şeyler’ dedi” diye konuştu.


“O ihbarı tutanak altına almak cesaret isterdi”
Tanık Lütfullah Uzun, “1994-2004 arası İstanbul Emniyet Amirliği Cinayet Büroda yazıcı memurdum. Ömer Lütfi Topal cinayetiyle ilgili gelen telefon ihbarını tutanak altına alan ben ve Ercan Üstün isimli memur arkadaşım. O ihbarda erkek bir şahıs Ö. Lütfi Topal'ı Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz, Ercan Ersoy, A.Fevzi Bir, Sami Hoştan'ın öldürdüğünü söyledi” dedi. Önceki ifadesinde “O zamanın şartlarında o ihbarı tutanak altına almak her polis memurunun cesaret edeceği bir iş değildi" sözlerini neden söylediği sorulan Uzun, “Hem Ö. Lütfi Topal'ın, Akgün Otel’in otoparkında bir şahsın öldürülmesi olayında adının geçmesi hem de ihbardaki şüphelilerin meslektaşım olması sebebiyle herkes cesaret edemezdi dedim” dedi.


Jitem Davası’ndan Ara Karar
Ankara Jitem Davası 11 Kasım’a ertelendi. Ara karar şu şekilde: “Tanık Veli Küçük'ün adresinin tespiti için İstanbul Emniyetine yazılmasına ve duruşma günü beklenmeksizin ifadesinin talimatla alınmasına, Özel harekat polisleri Ayhan Çarkın ve Oğuz Yorulmaz'ı gözaltına alan Akın Kızıloğlu ve Şentürk Demirel'in tanık olarak dinlenmesine, İsmet Berkan, Mesut Yılmaz, Tanıl Tekin hakkında çağrı belgesi çıkarılması ve SEGBİS'le beyanlarının alınmasına karar verildi. İddianamede 7. olay olarak geçen Faik Candan'ın öldürülmesi bakımından 94'te Bala Jandarmasında görevli Astsubay Fehmi Gedik ile Ersan Topaloğlu'nun adreslerinin tespiti için Ankara İl Jandarma Komutanlığına yazı yazılmasına, bulundukları yerde ifadelerinin alınmasına karar verildi. Sanıkların duruşmalardan vareste tutulması kararının kaldırılması ve tutuklanmaları taleplerinin reddine, Sanık Ercan Ersoy'un adli kontrolünün kaldırılması talebinin reddine, tanık Nahit Menteşe hakkında yalan tanıklıktan suç duyurusunda bulunulması talebinin reddine, Gizli tanık Ayışığı ve Emek'in adreslerinin öğrenilmesi için Emniyet'e yazı yazılmasına dinlenmesinin daha sonra değerlendirilmesine karar verildi.”

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 17.06.2016 16:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol