12 Haziran 2016 Pazar 12:23
AKP, OYAK'ı nasıl ele geçirdi?

OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Necati Özbahadır ve Genel Müdür Coşkun Ulusoy’un geçen ay başında sürpriz şekilde istifa etmelerinin ardından başlayan tartışmalar hızla büyürken gündeme yeni bombalar düştü. 310 bin ordu mensubunun hissedarı olduğu OYAK’a ‘AKP darbesi mi yapıldı’ iddiaları gündemdeki yerini pekiştirdi. Kuruma yeni atanan genel müdür Süleyman Savaş Erdem’in TOKİ’de Erdoğan Bayraktar’ın yolsuzluk ve haksız kazanç iddialarını örten Başbakanlık müfettişi olmasının ortaya çıkması, kurumda AKP operasyonu söylentilerini güçlendirdi.

7 Mayıs’ta başladı

Cumhuriyet'ten Şehriban Kılıç'ın haberine göre, Ordu Yardımlaşma Kurumu’nda (OYAK) ilk deprem Necati Özbahadır’ın yönetim kurulu başkanlığında birinci yılını bile doldurmadan 7 Mayıs’taki 56. olağan genel kuruldan bir gün önce istifasını sunmasıyla başladı. OYAK’ta asıl ve önemli şok ise 12 Mayısta 16 yıllık genel müdür Coşkun Ulusoy’un istifasıyla yaşandı. Ulusoy ile birlikte genel müdür yardımcıları Nihat Karadağ, Dinç Kızıldemir, Hülya Atahan ve Ergun Okur da istifa etti. Coşkun Ulusoy’un danışmanları ve en yakınında olan OYAK şirketlerinden Erdemir Genel Müdürü Ali Pandır ve Çimento Grubunun başında bulunan Celalettin Çağlar’ın görevlerine devam etmesi ise şüphe uyandırdı.

Kurumdan güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre “İki danışman enteresan bir şekilde kaldı. Pandır ve Çağlar siyasi iktidarla alakası olan tek arkadaşlardı. Hatta Ali Pandır’ın Coşkun Ulusoy’un yerine geçme gibi planı da vardı ancak bu gerçekleşmedi" iddiaları da var.

Asıl şaşırtıcı olan Ulusoy’un istifasından hemen sonra OYAK’a jet hızıyla genel müdür atamasının yapılması oldu.

Plan hazırdı

Coşkun Ulusoy 7 Mayıs’taki genel kurulda 2017’de istifa edeceği ile ilgili sinyal verse de bu göreve 2-3 gün içinde yeni bir genel müdür atanması AKP hükümetinin OYAK’ı ele geçirmeye çoktandır hazırlandığını da ortaya çıkarmış oldu. Yine Oyak’taki kaynakların verdiği bilgilere göre “genel müdürü seçen komiteye hükümet tarafından Süleyman Savaş Erdem ismi daha önce fısıldandı. Yoksa bu kadar önemli bir kurum için 2 günde genel müdür bulunması imkânsız.” Yine aynı kaynaklara göre 1 yıl önce yönetim kurulu başkanlığı görevine gelen Necati Özbahadır ile Coşkun Ulusoy arasında bir yıl boyunca çekişme yaşandı. Özbahadır Ulusoy’u istifaya zorladı. Genel kurul öncesi de 311 bin OYAK mensubunu temsilen 25 kişi Özbahadır’ın istifasını istedi. İstifa olmaması halinde genel kurulda yönetim kurulu başkanının yıllık faaliyetlerini ibra etmeyeceklerini aktardı. Bunun üzerine Özbahadır istifasını sunmak durumunda kaldı.

OYAK’ın 3 yıllığına göreve getirilen yönetim kurulu başkanını Milli Savunma Bakanı, Maliye Bakanı ve Sayıştay, Umumi Murakabe Heyeti, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye Bankalar Birliği başkanlarından oluşan bir komite seçiyor. Ulusoy’un istifasından hemen sonra bu koltuğa Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Süleyman Savaş Erdem oturdu.

Bayraktar’ı korudu

16 yılda OYAK’ı önemli bir sermaye grubu haline getiren Ulusoy’un istifasına anlam verilmezken yerine atanan Erdem’in de hükümete ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın olduğu iddiaları var. Hatta Süleyman Savaş Erdem’in, 17-25 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonu ile gündeme gelen eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a TOKİ başkanlığı döneminde soruşturma izni vermeyen müfettişlerden olduğu da ortaya çıktı.

2006’da CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın dönemin Başbakanının yanıtlaması istediği 7/13940 No’lu yazılı soru önergesine verilen yanıtta Süleyman Savaş Erdem’in TOKİ’deki haksız kazanç ile ilgili soruşturma iznini nasıl vermediği şu ifadelerle açıklanıyor:

Bingöl deprem konutlarının ihalesinin davetiye usulü ile yaptırılmasından dolayı birim başına 8 milyar TL fazla maliyet oluştuğu ve toplamda idarenin 12 trilyon 288 milyar TL zarara uğratıldığı, bu konutların ve TOBB tarafından depremzedelere verilmek üzere hibe ettiği konutların vatandaşa 51 milyar TL’ye satıldığı, dolayısıyla Bingöllü vatandaşların cebinden miktarı trilyonlara varan fazla ödemenin çıkarak ve bu paraların haksız kazanç sureti ile bazı kişi ve kuruluşlara giderek devletin zarara uğratıldığı” iddiaları ile ilgili olarak, Başbakanlık Başmüfettişi Ömer Faruk Cayan ve Başbakanlık Müfettişi Süleyman Savaş Erdem tarafından TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar hakkında 4483 sayılı Kanun hükümlerine göre ön inceleme yapılmıştır. Sözkonusu iddialarla ilgili olarak Erdoğan Bayraktar hakkında “Soruşturma İzni Verilmemesinin uygun olacağı belirtilmiştir.”

Konuşması kalktı

Erdem’in 12 Mayıs’ta göreve başladıktan kısa bir süre sonra ilk icraatı da 7 Mayıs’taki Genel Kurul’da Coşkun Ulusoy’un yaptığı konuşma metnini OYAK’ın internet sitesinden kaldırmak oldu. Sitede ayrıca genel kurul kararları Yönetim Kurulu Başkanı emekli Korgenaral Necati Özbahadır’ın istifasıyla ilgili karar da kaldırıldı. Erdem döneminde ayrıca Genel Müdür yardımcılığına Alper Karaçoban atandı.

İktidara yeni isimler

Doç. Dr. İsmet Akça’ya göre, iktidara yakın isimler OYAK yönetimine atanıyor. Akça, “Benim öngörüm, OYAK şirketleri bir süre sonra tasfiye edilmeye başlayacak ve AKP’ye yakın gruplara verilecek. Diğer ihtimal de, şu anda AKP, orduyla geçici bir ittifak kurmuş durumda. Ama iki taraf da bu ittifakın sahici olmadığını biliyor. AKP, ordunun büyük bir ekonomik gücü kontrol etmesini sağlayan bu yapıyı aslında ‘kontrolü ben elime alıyorum’ diye mesaj da gönderiyor olabilir” ifadesini kullandı. T24 yazarı Metin Münir’e göre de Ulusoy ve ekibinin ayrılmasıyla OYAK’ta ordu çağı bitiyor, AKP çağı başlıyor.

'Gönlüm her zaman OYAK'la'

OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, 56’ncı genel kurulda yaptığı konuşmada uygun görülen bir zamanda genel müdürlük görevini bırakmaya niyetli olduğunu açıklamıştı. Ulusoy’un internet sitesinden kaldırılan bu yöndeki sözleri kısaca şöyleydi:

- Ben buraya 2000 yılının ortasında geldim. Aradan 16 sene geçti. Simsiyah olan saçlarım bembeyaz oldu. Ben ve yakın çalışma arkadaşlarım sıkıntılar çektik üzüntüler çektik ama kurumumuzu terk etmedik. Dolayısıyla bize düşeni 2010 yılından beri yaptık.

- Yeni organizasyonlar, şekillenmeler, yeni boyutlar, vizyonlar lazım. Benim bu çerçeve içinde 16 sene daha götürecek artık gücüm kalmadı. Yeni atılımın yeni arkadaşlarla başlamasının yararlı olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, 2010 yılında ertelediğim ‘Ben ne yapayım?’ değerlendirmemi tekrar gündeme aldım.

- İlgili makamlarla görüştüm, görüşüyorum. Onların da uygun bulacağı bir zaman içinde benim noktayı koymam en doğru hareket olacaktır. Aklım her zaman OYAK’la, gönlüm her zaman OYAK’la...

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 12.06.2016 12:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177