23 Ağustos 2016 Salı 08:43
300 bin çocuk asker cepheye sürüldü

Cumhurbaşkanı, Gaziantep katliamını yapan IŞİD’li alçakların eylem için 12-14 yaşlarında bir çocuğu canlı bomba olarak kullanıldığını açıkladı. Sonuçları açısından zaten korkunç olan katliamı daha da dayanılmaz kılan bir bilgi bu.
İnsan yaşamını bütünüyle değersiz kılan alçaklardan, vahşetlerini hiç değilse çocuklardan uzak tutmalarını bekleyen varsa, boşuna olur bu. Çünkü, uğursuz inançları için kullanmayacakları hiçbir şey yoktur bunların.

Çocukların birer asker, militan, kurban olarak kullanılması yeni değil maalesef. Her olgunun olduğu gibi bunun da bir tarihi var. Çocukları kullanmak devletaltı/devletdışı unsurların başlattığı bir marifet değil. Her zaman olduğu gibi bu alçaklığa ilk vuran da, her dönemin egemenleri. Devletleri adına, korumak istedikleri mülkiyet adına, her şeyi olduğu gibi çocukları da kullanmışlardır. Bakın Antik Yunan kent devletlerine hepsi çok erken yaşlarda çocukları asker olarak eğitmişlerdir. Hititlerde de Mısırlılarda da, Romalılarda da aynısına rastlanır. Egemenlerin yazdığı tarihlerde bunlar bir de iyi bir haltmış gibi anlatılmaz mı, insanı öfkelendiren de bu.

Geçtik o antik çağları, daha yakın bir zaman olan Ortaçağ Avrupası’nda kahrolası kilise 12 yaşındaki çocukları Haçlı Seferleri’nde kullandı. Yani insanlığın kirli tarihinde çocukların askerleştirilmesi az yer tutuyor değil.

Günümüzde farklı mı peki? Tabii ki değil. Cihatçıların, kimi ulusal kurtuluş hareketlerinin, uyuşturucu ya da değerli taş kartellerinin çocukları çatışma alanlarına sürdükleri bir gerçek. Günümüzde yaklaşık 300 bin çocuk “asker” olarak kullanılıyorlar. Orduda yada örgütte.

Ama önce şu “çağdaş” devletlerin bu konudaki günahlarını anımsatalım.

Buyrun, “Çağdaş” devletler ne yapıyor, görelim

Eğer İngiliz ordusuna katılmak istiyorsanız bugün bile 16 yaşında olmanız yeter bunun için. Güneşi batası “üzerinde güneş batmayan İngiltere Krallığı” 2003- 2005 arasında yaşı henüz 17 olan 15 askeri Irak’ta çatışmaya göndermiştir. Almanya’nın İngiltere’den kalır yanı yok. Bu emperyal devlet de ordusuna geçen yıl 515 asker aldı. Yaşları henüz 17. İkiyüzlü Almanya’nın Kolombiya ile Myanmar’a ne dediğini biliyor musunuz? Dediği şu : “on sekiz yaşından küçükleri orduya almayın”.

En büyük emperyal canavar ABD de savaş makinesini 17 yaşındaki çocuklarla dolduruyor. Kanada’da daha vahim. Aileleri izin verirlerse 16 yaşındaki bir çocuk asker olabiliyor.

Şu “çocuk asker” kavramının ne olduğu konusunda üzerinde anlaşılmış tanım yok. Sivil bir kurum olan Çocuk Askerlerin Kullanımı Durdurma Koalisyonu’nun tanımlaması ile yetiniliyor şimdilik. Buna göre “18 yaşının altında olup herhangi bir devletin silahlı kuvvetlerine veya diğer düzenli veya düzensiz silahlı kuvvet veya silahlanmış siyasi örgüte” katılan her çocuk “çocuk asker”dir. Ama burada bir şart var: Çocuk asker demek için yine de bu çocukların savaş ya da herhangi bir sıcak çatışmaya katılması gerekiyor.

Başkası ne der bilemem ama kişisel olarak savaşa katılsın katılmasın 18 yaşındaki çocuk, devletin ordusuna ya da bir örgüte katılmışsa “çocuk asker”dir benim gözümde. Çünkü katıldıkları ordu ya da örgütte nasıl kullanıldığına ilişkin az da olsa bilgi sahibiyiz. Kaldı ki tahmin etmek zor da değil. Kimi raporlar da var ki bir çocuk asker ne işlerde kullanılır, ortaya koyuyor. Casus olarak da kullanılıyorlar, haberci olarak da. En alçakçası bir seks kölesi olarak da kullanılıyorlar ki yürek dayanmaz. Dünyanın en beceriksiz, haliyle de en gereksiz kurumu olan BM’nin 1989’da kabul ettiği bir Çocuk Hakları Sözleşmesi var. Sözleşme’nin 38. maddesine göre “Taraf devletler on beş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için mümkün olan tüm önlemleri alacaktır.”

Sevsinler. Hiç de önlem alındığı yok. Tam 14 ülkede çocuklar elde silah savaşıyorlar oysa. Devlet dışı yapılar kullanıyor çocukları ama sorumlu olan devletlerin bu konuda herhangi bir önleyici uygulaması yok.

Bir devlet olarak kabul edildiği için ben de olduğunu varsayarak Somali’yi anımsatayım. Recep Tayyip Erdoğan’ın pek bir sevdiği, batının da desteklediği bu “devlet,” çocukları askere alıyor. Dolayısıyla bu ülkede faaliyet gösteren cihatçı faşist El Şebap’ın çocuklardan cihatçı devşirmesi de göze batmıyor. Somali devleti de ona karşı savaşan El Şebap da birbirlerine karşı çocuk askerleri kullanıyorlar. Canları cehenneme devletinin de, örgütünün de.

Yine kimilerinin devlet saydığı Afganistan, Taliban’a karşı sözüm ona savaşırken çocukları kullanıyor. 12 yaşında bir çocuk vardı, Vasik Ahmed adında. Taliban kafasına kurşun sıkarak öldürdü bu çocuğu. Neden? Afgan ordusunun “askeri”ydi de ondan. Sonuçta çocuk bu, o kadar çocuk ki polis üniformasıyla çekilmiş bir dolu fotoğrafı vardır. Onun için oyundu belki “askercilik”, polisçilik”.

Nepal, Uganda, Sri Lanka’da da çocuk askerler var, bunların üçte biri kız çocuğu üstelik. 11 yaşında olanlar da var aralarında. Recep Bey’in gözdesi Ömer el Beşir denen adamın yönettiği Sudan’da da orduda çok sayıda çocuk var. Ülke bölünmeden önce Beşir denen adı batasıca Darfur göçmen kampındaki çocukları da savaşmaya zorluyordu. Güney Sudan adıyla Sudan’dan kopan “ülke” ise ordusunu neredeyse çocuklardan oluşturdu. 20’den fazla çocuk asker var ordusunda.

Suudi Arabistan palavra krallığının emperyalist dostlarıyla birlikte çullandığı Yemen’de ne oluyor peki? Almanya insan haklarına uymadığı gerekçesiyle sürekli suçlanan Suudi Arabistan’a silah satıyor, malum. Bunların arasında piyade tüfekleri de var. İşte bu tüfekleri Yemen’de havadan kendisiyle müttefik olan Yemen’li işbirlikçilerine atıyor Suudi Krallığı. Bu çocuklar hem Yemen ordusunda bulunan hem de Suudi saldırısına karşı savaşan çocukların, ki ülkede savaşan güçlerin üçte biri çocuk, eline geçiyor. Aptallar krallığının piyade tüfeklerini havadan atması ise başlı başına garabet.

Taşlar değerli çocuklar değil

Dini, milli vs gibi “değerler” uğruna savaştırılan çocukların yanında bir de değerli madenler için savaştırılan çocuklar var. Yok elmastı, yok altındı artık ne haltsa bunların korunmasında ya da rakip gruplara kaptırılmamasında gereken “güvenlik” çocukları cepheye sürerek sağlanıyor.


Bu facianın yaşandığı “devletlerden” biri şu Orta Afrika Cumhuriyeti denen ülke. Küçük hediyelerle kandırdıkları çocukları kaçırıp savaştırılıyorlar. Değerli maden savaşlarında yani. Neresi demokratikse adını bir de “Demokratik Kongo” olarak tescil ettiren “devlet” sınırları içinde değerli maden kaçakçılığı yapan 10’a yakın grup çocukları savaştırıyor. Bu gruplardan birinin “komutanı” olan Thomas Lubunga adlı bir alçak uluslararası ceza mahkemelerinde insanlık suçundan yakalanabildi sadece. Kongo’da tıkıldığı hücrede yaşıyor hâlâ.

Cihatçıların çocuk askerleri

IŞİD türü cihatçı faşist grupların çocuk asker kullanmaları da sürpriz değil kimse için. Çeçenistan’daki cihatçılar yaşı 11 olanların da bulunduğu çok sayıda çocuğu “mücahit” olarak cephelere sürdü yıllarca. İntihar saldırılarında kullandıkları da biliniyor.

Şu son derece vahşi mi vahşi Boko Haram adlı cihatçı örgüt de kaçırarak “asker” yaptığı çocukları canlı kalkan olarak da kullanıyor. Cihat için her şey mübah, kalleşlik başta olmak üzere.

İslamcı terör tarikatı ‘Boko Haram’ Chibok’lu kızları kaçırarak kendini dünyaya tanıtmıştı. BM bu örgütü kızları seks kölesi olarak kullanmakla suçluyor. Boko Haram’ın 2014’ten beri çocukları askere aldığı ve canlı kalkan olarak da kullandığı belirtiliyor. İntihar saldırısı düzenleyen canlı bombalar arasındaki çocukların sayısı da artıyor. Mali’de de cihatçı gruplar aynı haltı yediler uzun süre.

Gaziantep’te çocuk intihar bombacısı kullanımı uğursuz bir geleneğin devamı. Korkarım durmayacak da. Recep Bey’in Suriye’ye geçişine göz yumduğu İslamcı gruplar arasında da çocuk asker kullananlar var.

“Küçük mücahit”, “cennetin küçük askeri” demeler, o çocukların çocuk olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Kutsalları için her şeyi kullananlar bari çocukları rahat bıraksalar diyeceğim ama mezar ötesi anlayışlarla aklını yitiren cihatçımı anlayacak bunu?

Ama umudumuzu yitirmeyelim: “Güzel günler göreceğiz çocuklar.”

Mutlaka.

***
İnsan haklarının yeni düşmanı işte bu adam

Dutarte nasıl biri?

Son derece berbat biri. Yeni dedim ama insan hakları düşmanlığında aslında pek yeni sayılmaz. Ülkesi Filipinler’in yeni Devlet Başkanı olunca fırlayıverdi birden dünya sahnesine. Daha belediye başkanlığı sırasında ettiği laflarından, yaptığı uygulamalarından pek de sevimli olmadığı biliniyordu.

Ama halkı bayıldı bu adama. Tuttu başkanlığa seçti, geçen Mayıs’ta. Oluyor bazen halklar da böyle şeyler biliriz. Neden peki? Önünü arkasını düşünmeden önlem sandığı kimi uygulamalarından ötürü belki de. Memleketi malum, uyuşturucu çetelerinin cirit attığı bir memleket. “Başkan olursam halledeceğim” deyince, seçilmesinde bu da etkili oldu herhalde. Bataklığı kurutmak yerine tek tek sivrisinek avlamasını pek sevdi Filipinliler.

Uyuşturucuya karşı mücadeleden ne anladığını emniyet güçlerine verdiği emir gösteriyor: “Tüm uyuşturucu müptelalarını vurun”. Müptelanın sayısı azalırsa satanların da sayısı azalacak. Adam buna ciddi ciddi inanıyor. “Aileleri biraz üzülecek ama bu şart” demesi, müptelalardan biri olma ihtimalini de getirmiyor değil akla. O derece uçuk yani.

Tabii bu “mücadele yöntemi” dünyada pek hoş karşılanmadı. BM ciddi eleştiriler dile getirdi örneğin. Dutarte de bunun üzerine aslanlar gibi kükredi: “Gerekirse BM’den çıkarız”. BM’nin Irak’ta, Suriye’de kanı durduramadığını ama uyuşturucuyla mücadelesinde kendisini eleştirebildiğini söyledi. BM için söyledikleri doğru olsa da bu yaptıklarını doğru göstermez haliyle. Emir verdiği günden bu yana yüzlerce uyuşturucu kullanıcısı katledildi güvenlik güçlerince. Tedaviye muhtaç insanları öldürerek sorun çözeceğini sanan tuhaf bir adam Dutarte. Kamusal iyinin, yani uyuşturucuya karşı olmanın arkasına sığınarak baya baya katliam yapıyor adam.

Rezil bir cinsiyetçi

Rodrigo Duterte’nin, belediye başkanlığını yaptığı Davao kentinin hapishanesinde 1989’da bir ayaklanma çıkar. Ayaklanma sırasında Jacqueline Hamill adlı Avustralyalı bir kadın da tecavüz edilerek öldürülür.

İşte bu Dutarte denen adamın “Tecavüze uğramasına çok öfkelenmiştim. Ama çok güzeldi. Belediye başkanına öncelik tanımalılardı” dediği ortaya çıktı. YouTube’da yayınlanan videoda Duterte’nin tam sözleri aynen şöyle: “Tüm kadınlara tecavüz ettiler. Şu Avustralyalı din görevlisi vardı. Onu dışarı çıkarırlarken gördüm. Yüzünü gördüm ve şöyle düşündüm: ‘O… çocukları. Ne kadar yazık. Hepsi tecavüz etti. Hepsi sıraya girdi. Tecavüze uğramasına çok öfkelenmiştim. Ama çok güzeldi. Belediye başkanına öncelik tanımalılardı”.

Berbat biri derken yanılmış değilim gördüğünüz gibi. Video ortaya çıkınca özür diledi tabii. “Kadınlara ya da bu korkunç suçun mağdurlarına saygısızlık etmek gibi bir niyetim yoktu. Bazen çenem bana üstün geliyor” dedikten sonra “Kapağı açık bir kitap gibiyim. Ben pek çok kusuru ve çelişkileri olan bir adamım” demeyi de ihmal etmedi.
Umarım bir gün bir daha asla açılmamak üzere kitaplığın en görünmez köşesine atılır en kısa zamanda.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 23.08.2016 08:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol