16 Mart 2014 Pazar 22:19
Zirki Aşireti, 85 Yıllık Maaşını Alamazsa AİHM'e Gidecek
Diyarbakır ve çevresinde etkili olan ve 1830 yılında Padişah 2'inci Mahmut döneminde Kürt isyanlarına katıldıkları gerekçesiyle sürgün edilen, 64 köy ile binlerce dönüm arazilerine el konulan, ancak yaşamlarını sürdürebilmeleri için yurtluk-ocaklık maaşı bağlanan Zirki aşireti mensupları, 1929 yılından sonra kendilerine verilmeyen 85 yıllık maaşlarını faiziyle birlikte geri alabilmek için mahkemeye başvurdu
ALACAKLARI 100 MİLYON LİRAYI GEÇEBİLİR

Şiretin avukatı Serhat Karaşin, hesap uzmanlarıyla yaptığı incelemede aşiretin devletten alacağının 100 milyon lirayı geçebileceğini, iç hukuk yollarından sonuç alamamaları halinde ise BM insan hakları masasından idari yaptırımın haksızlığına dair görüş alıp AİHM'e gideceklerini söyledi.

PADİŞAH 2. MAHMUT ZAMANINDA EDİRNE'YE SÜRGÜN EDİLDİLER

Diyarbakır'ın Hazro, Lice, Silvan ilçe ve köylerinde 1800'lü yıllarda etkili olan Temur Ağa'nın liderliğini yaptığı Zirki Aşireti 1800'lü yıllardan itibaren başlayan Kürt ayaklanmalarına katıldıkları gerekçesiyle 1830 yılında Padişah 2'inci Mahmut zamanında Edirne'ye sürgün edildi. Zirki aşiretinin ileri gelenlerinden Hamdi Bey'in torunu olan Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Kadri Yaka, bir yıllık bir çalışmayla Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerini tarayarak aşiretinin durumunu yansıtan belgeleri ortaya çıkardı.

ÖZÜR DİLEDİLER, GERİ DÖNDÜLER

Yaka, büyük dedesi olan Aşiret lideri Temur Bey'in Kürt isyanlarına katılan diğer aşiret reisleriyle birlikte 1830 yılında sürgün edildiğini, Osmanlı padişahının özür dilemeleri karşılığında kendilerini affedeceğini bildirmesi üzerine diğer aşiret reislerinin özür dileyerek topraklarına geri döndüğünü, özür dilemeyen Temur bey'in ise sürgünde öldüğünü söyledi.

Yaka, şunları söyledi: "1830 yıllarındaki aşiretimiz Kürt isyanlarına katıldıkları için diğer aşiretlerle birlikte Padişahın fermanıyla Edirne'ye sürgüne gönderilmiş. El konulan mallarına karşılık ise aşiret fertlerine yaşamlarını sürdürebilmeleri için yurtluk-ocaklık maaşı bağlanmış. Bir süre sonra Padişah sürgüne gönderilen aşiret liderlerinin özür dilemesi halinde onları affedeceğini ve topraklarına geri dönebileceğini bildirmiş. Diğer aşiret reisleri özür dilemesine rağmen benim büyük dedem aşiretimizin lideri Temur Bey özür dilemeyince kendisine dönüş yasağı konulmuş ve Edirne'de sürgünde yaşamını yitirmiş.

MAAŞLARI ANİDEN KESİLMİŞ

Temur Bey'in çocuklarından Eyüp, 1861 yılında aldıkları maaş yetmeyince Osmanlı idaresine başvurarak zulüm altında olduklarını, maaşlarının arttırılmasını istemiş. Eyüp bey'in isteğini yerinde bulan Osmanlı idaresi maaşlarını arttırmış. 1919 yılına kadar düzenli bir şekilde ödenen maaşlar kurtuluş savaşının başlaması ve ekonomik sıkıntıların baş göstermesiyle aniden kesilmiş.

ATATÜRK, KESİLEN MAAŞLARI GERİ ÖDEDİ

Cumhuriyetin kurulmasından sonra yani 1929 yılında ise dedelerimizden biri Mustafa Kemal Atatürk'e başvurarak birikmiş olan yurtluk-ocaklık maaşlarının ödenmesini talep etmiş. İsteği yerinde bulan Atatürk, 10 yıllık birikmiş olan yurtluk-ocaklık maaşlarının birden ödenmesini sağlamış ancak bir daha da bilmediğimiz nedenlerden dolayı bu maaş ödemesi yapılmamış."

85 YILDIR BİRİKEN MAAŞLARI İÇİN MAHKEMEYE BAŞVURDULAR

Kendisinin aşiretin önde gelenlerinden Hamdi Bey'in torunu olduğunu söyleyen Kadri Yaka, aşiretlerinin 10 metreyi bulan seceresini çıkardıklarini belirtti. Yaka, "Edindiğim bilgilere göre ben Hamdi Bey'in torunuyum. Hamdi Bey'e ödenen son maaş 250 liradır. O dönemde bir köy satın alabilecek bir değerdedir. En büyük dedem Temur Bey'in ilk maaşı ise 3 bin kuruştur. Yani 30 liradır. O dönemde halk arasında beşi birlik bir altının değeri ise 2,5 lira olduğuna göre 12 beşibirlik altın alınabiliyormuş. Günümüze uyarladığımızda ise bir beşibirlik altının değeri 6-7 bin lira civarındadır. Yani günümüz parasıyla Temur bey ayda 70 bin liranın üzerinde maaş alıyormuş. Alacağımız olan bu maaşlar hangi hesapla yapılacak artık onu devletimiz bilecek ve yardımcı olacak. O günkü para değeriyle bugünkü karşılaştırılıp öyle verilecek.

Tabii bu paranın hesabının ölçülmesi için oldukça zordur. Ancak çok büyük paralar tutacağına inanıyoruz. Eğer 64 köyümüz bugün elimizde olsaydı sürekli gelir getiren bir durum olurdu ve ailelerimiz sürekli kalkınacaktı. Bu maaş 1929 yılından sonra kesildiği için ailelerimiz perişan olmuş. 2013 yılında başlattığımız çalışmalarla Osmanlı ve Cumhuriyet arşivlerini tarattım bütün belgeleri çıkarttım. Bu belgeler ışığında bize 85 yıldır ödenmeyen hakkımız olan paranın faiziyle birlikte verilmesi için avukatım aracılığıyla mahkemeye başvurdum. Kültür Bakanı da bir süre önce bir televizyon kanalında yaptığı konuşmada Osmanlı döneminde mağdur edilen ailelerin haklarının geri verileceğini söyledi. Bu da bizi daha da umutlandırdı." diye konuştu.

SON ÖDEMEYİ Atatürk YAPTI

Zirki Aşiretinin avukatı Serhat Karaşin ise, aşiretin yurtluk-ocaklık maaşlarını alabilmek için Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurduklarını belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en son 1929 yılında yurtluk-ocaklık maaşını ödeyerek borcun yükümlülüğünü kabul ettiğini ve 1929 yılından sonraki maaşlarında ödenmesi gerektiğini söyledi. Karaşin, Dolayısıyla davamızın özünde 1929'da yapılan ödemenin sonrasında yapılmayışı ve bu ödemenin devamının da bundan sonra da yapılmasıyla ilgili bir talep ortaya koyduk. Yurtluk-Ocaklık maaşının özü itibariyle hak ve alacak olması dolayısıyla TC devletinin de bunu ödemesi gerektiğini düşünerek başvuruyu başlattık."dedi.

TARİHİ HESAPLAŞMANIN İLK DAVASI

Zirki Aşiretinin yurtluk-ocaklık maaşlarının alınmasıyla ilgili başlattıkları hukuki sürecin, Kürt aşiretlerinin tarihsel hesaplaşmasının ilk başlangıcı olacağını da kaydeden Karaşin, "Bize göre aslında bu tarihi bir hesaplaşma. Zirki Aşireti Diyarbakır bölgesinde çok köklü tarihi ve misyonu olan bir aşiret. Bu bakımdan tarihi bir hesaplaşma olarak görüyoruz. Bölgedeki özellikle Kürt aşiretlerinin tarihsel süreç içinde maruz kalmış olduğu idari işlemlerle yaşadığı mağduriyeti de gündemleştirmek ve bunun üzerinden özellikle bir tarihi süreci hesaplaşmayı başlatmak istiyoruz." dedi.

ALACAK 100 MİLYON LİRADAN FAZLA

Avukat Serhat Karaşin, yurtluk-ocaklık maaşıyla ilgili hesap uzmanlarıyla yaptığı görüşmede çok büyük rakamlar çıktığını belirterek, "Hesap uzmanlarıyla yaptığımız görüşmelerde 100 milyon liradan fazla bir rakam çıktı ortaya. Tabi ki yargılama aşamasında kesin rakam çıkacak. Tabii bu işin trajik bir tarafı da var. Bu aşiret darmadağın olmuş. Türkiye'nin her tarafına yayılmış bir aşiret. Buradaki tarihsel mağduriyeti de ortaya koymak gerekiyor dedi Avukat Karaşin, Zirki Aşireti'nin yurtluk-ocaklık maaşlarını alabilmek için başlattıkları hukuki süreçten bir sonuç almamaları halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını söyledi. Karaşin, Eğer iç hukuk yollarından sonuç alamazsak BM İnsan Hakları Masası'ndan mülkiyet hakkının özünün zedelendendiğine ve zorunlu göçün mağduriyetinin tespitine yönelik rapor isteyeceğiz ve aynı andada bunu AİHM'e kadar taşıyarak uluslararası yargıda bu mağduriyete ilişkin bir karar almayı arzu ediyoruz. Yüzlerce vekalet var elimizde. Umarız olumlu bir sonuç alacağız. Aşiretin arazilerine ilişkin şu anda bir talebimiz söz konusu değil. İlk davamız yurtluk ocaklık maaşının iadesiyle ilgili olacak. Sonrasında aşiretin arazilerinin iadesine ilişkin talepte bulunacağız." diye konuştu.

AŞİRETİN PADİŞAH'A KÜRDİSTANLI MEKTUBU

Zirki Aşireti lideri Temur Ağa'nın ölümünden sonra çocuklarının ve torunlarının topraklarına dönebileceklerine dair izin verilmesi üzerine Temur Ağa'nın oğlu Eyüp bey tarafından Padişah'a yazılan mektupta ise aşiret üyelerinin içinde bulunduğu perişanlık ele alınıyor.

Mektupta özetle şunlar yer alıyor:

"Hakir kulunuz Kürdistan ahalisinden Zirki aşireti beylerinden vefat eden Timur Bey'in çocukları olup baba tarafından dedemiz yüce saltanat uğrunda canını ve malını feda edip Seyyid sülalesinden olduğumuzdan ecdadımıza saygı olarak yüce saltanat tarafından evladiyelik olarak birçok mal ve mülke tasarruf ettiğimiz halde otuz sene evvel daha önceki vefat eden Sadrazam Mehmet Reşit Paşa Kürdistan'a geldiklerinde ilahi takdire göre Padişahın fermanı ile tasarruf ettiğimiz mal ve mülkümüzü tar u mar ederek malımızın tamamını zabt edip babalarımızla birlikte Edirne'ye sürgüne göndermiştir. Aciz kulunuz çocukken annem ve babam vefat etmiştir. Padişahın merhameti sayesinde her birimize bir miktar maaş tahsis olunmuş ise de bu maaş bizim on günlük ihtiyacımıza yetmemiştir."

Haber: Zirki Aşireti, 85 Yıllık Maaşını Alamazsa AİHM'e Gidecek
Son Güncelleme: 16.03.2014 22:49
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol