11 Kasım 2011 Cuma 12:29
Yargılamanın kendisi bir ceza

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi yrd. doç., psikoterapist Murat Paker, gelinen durumu AKPnin öteden beri rahatsızlık veren kendine demokrat tavrının ayyuka çıkışı olarak özetliyor. Pakerin deyimiyle, 2Mden 2Zye yani mazlum ve mağdur Müslüman konumundan, zengin ve zalim Müslümana geçiş yapan AKPnin icraatının olumlu yanı da var; mücadele azmini kamçılaması. Umalım da bu yön kendini bir an evvel göstersin, zira cezaevlerinde yer kalmadı. İçeridekilerin ve dışarıdakilerin psikolojisini Pakerden dinleyelim...

- Mahkemeye çıkan herkes delil olmasa da suç işleme şüphesi var denilerek aylarca cezaevinde tutuluyor. Bu insanların psikolojisini nasıl etkiler?

- Türkiyede öteden beri hukuk sisteminde keyfiyetin yeri çok geniş. Siyasi iktidarlar bu keyfiyet marjını istismar etmekte hiçbir beis görmüyor. Haklı olarak toplum hukuki süreçlere güvenmiyor.

AKPnin öteden beri eleştirdiğimiz kendine demokrattavrı, askeri vesayet rejimini gerilettikten ve kendi iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra iyice sırıtmaya başladı. İktidar yoğunlaşması, bizdeki gibi egemen politik kültürün otoriter bir milliyetçi/muhafazakârlık üzerinden şekillendiği ülkede, adaletsiz, hukuksuz, baskıcı ve sakil uygulamalara yol açıyor. Bu uygulamalara doğrudan maruz kalanlar kaygı, üzüntü, öfke, hınç, kin gibi duygular yaşayabilir.

Polis devletine koşar adım

- Sadece onlar değil, yakınları da aynı karmaşık duygular içinde...

- Bu duygular yakınları için de geçerli. Ve tabii bütün toplumu saran psiko-politik etkileri var. Bir nedenle suçlanıyorsunuz, gözaltına alınıyorsunuz, artık kolayca tutuklanıyorsunuz, TMK nedeniyle suçlamaları bilmeden, aleyhinize toplanmış delilleri inceleyemeden aylarca, yıllarca cezaevinde eza ve cefa çekiyorsunuz, hayatınız, ilişkileriniz askıya alınıyor. Yargılamanın kendisi daha baştan cezalandırma şeklinde. AB uyum sürecinde göreli demokratikleşme döneminden sonra tekrar baskıcı bir polis devletine doğru, bu sefer koşarak gidiyoruz sanki. Durum kaygı verici ve AKPnin bunlar karşısındaki nobran tavrı, bunların muhalefeti sindirmek için taammüden uygulandığını ve birincil sorumlunun ısrarla yasal değişikleri yapmayan siyasi iktidar olduğunu gösteriyor.

Yine de bunların kimi olumlu etkileri de var. Baskı ve adaletsizlik, her zaman, eninde sonunda mücadele azmini kamçılar ve muhalefeti besler. Burada da böyle olacaktır. AKP, 2Mden 2Zye yanimazlum ve mağdur Müslümankonumundan, zengin ve zalim Müslüman konumuna geçti.

Önce Ahmet Şık-Nedim Şener örneğinde gördük, şimdi de Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu ve Ayşe Berktay örneğinde görüyoruz. AKP yörüngesindeki medya kuruluşları ve bizzat AKPli bakanlar, bir zamanlar Ergenekoncu yapıların, medyanın yaptığı bütün sakillikleri, manipülasyonları sınır tanımadan, utanmadan, beceriyle icra ediyor. Zalime karşı, toplumun giderek genişleyen kesimlerinden muhalif seslerin duyulmasını bekleyebiliriz.

- Paranın bir de diğer yüzü var: Bu davaların ortaklaştığı nokta terör, dolayısıyla yoğun bir güvenlik söylemi de beraberinde geliyor...

- Bir süredir dünyada olduğu gibi Türkiyede de insanların temel güven/güvensizlik duygularına hitap eden iktidar rejimleri ön planda. Terör yani dehşet salan, büyük güvensizlik yaratan durumlar varsa, insanların çoğu özgürlüklerinden feragat etme pahasına güvenlik politikalarının peşine takılıyor. Birçok durumda, sahiden bir güven(siz)lik meselesi olabilir ve uygun önlemlerin alınması tabii ki gerekir. Önümüzde iki temel sorun var ama: İlki, klasik sağ siyasetin güvenlik endişesini istismar ederek, arzuladığı otoriterliği gerçekleştirmek için bahane olarak kullanması. İkincisi, güven(siz)lik sorunu çoğu durumda zaten oldukça adaletsiz yapıların, süreçlerin doğrudan bir sonucudur. Kabaca formülleştirirsek: Adaletsizlik şiddet üretmiştir, şiddet güvensizlik yaratmıştır.

Güvensizliği gidermek için özgürlükleri askıya alıp daha da adaletsiz kimi uygulamalar peşine düştüğünüzde aslında kendinizi ve toplumu kısır döngüye mahkûm ediyorsunuz demektir. Çünkü yeni adaletsizlikler, yeni güvensizlikler yaratacaktır. Türkiyenin Kürt meselesinde öteden beri, şimdi de AKP eliyle, yaşadığı kısır döngü tam da budur.

cumhuriyet

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol