Yeşim
Yeşim
14 Temmuz 2016 Perşembe 09:39
Yargıda yaşanan o iki olayın anlamı ne

Yargıç Nuh Hüseyin Köse yazdı...

Türkiye'de yargıçlar bu hafta yine, iki alışılmadık açıklamayla haber oldular; Bunlardan ilki, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin bu niteliklerinin Meclis tarafından çıkartılan bir yasayla sonlandırılmasını Yargıtay önünde protesto eden yirmi bir yargıç hakkında soruşturma açıldığı haberiydi. Habere göre, ''19'u Yargıtay, 2'si Danıştay üyesi 21 isim önceki gün Yargıtay önünde toplanarak cübbeleriyle basın karşısına geçti. “Yargıtay ve Danıştay üyeleri” adına hazırlanan bildiriyi, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi üyesi Salih Özaykut okudu. Düzenlemenin geri çekilmesini talep eden üyeler, Meclis'in kabul ettiği yasayı “yok” hükmünde ilan etti. Üyeler, açıklamanın ardından hazırladıkları bildiriyi dağıttı...'' Yargıtay ve Danıştay Başkanlıkları, yüksek yargının yapısını değiştiren yasayı protesto etmek için bildiri okuyan 21 üye hakkında soruşturma başlattı... Yargıtay üyeleri hakkında, Yargıtay Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca soruşturma açılacağı ifade ediliyor.

PEKİ NE DİYOR 19. MADDE

Yargıtay Kanunu'nun “Yüksek Disiplin Kurulu” başlıklı 19. maddesi, Yüksek Disiplin Kurulu'nun Yargıtay üyeliği vakar ve onuruna dokunan, kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görev icaplarına uymayan davranışta bulunduğu tespit edilen üyeler hakkında eylemlerinin ağırlığına göre “uyarma” veya “görevden çekilmeye davet” işlemlerinden birinin uygulanacağını söylüyor. Demek ki, Yargıtay ve Danıştay'ın sayın başkanlarına göre, yargıyı etkileyecek şekilde, yüksek yargı üyelerinin yasa ile azledilmesini eleştirmek '' Yargıtay üyeliğinin vakar ve onuruna dokunan, kişisel haysiyet ve itibarını kıran veya görev icaplarına uymayan''  davranıştır. Bir ünlü Türk büyüğünün dediği gibi; İnsan gerçekten hayret ediyor. Oysa, yargıçlık vakar ve onura dokunan o kadar çok şeyler yapanlar var ki ülkemizde; Yargıtay üyelerinin, kurbanın kesilirken serbest bırakılan tek ayağını silkelemesi kadar masum ve çaresiz açıklamalarını mesleki onurun zedelenmesi olarak görülmesine insan gerçekten hayret ediyor.

AİHM: YARGICIN RÖPORTAJ VERMESİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

Bu konuda, Türkiye'nin de yargılama yetkisine dahil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise Yargıtay ve Danıştay Başkanlıkları gibi düşünmüyor.  Baka v. Macaristan'a karşı davasında Aihm, yargıyı etkileyecek yasal düzenlemelerin yapılması sırasında yargıcın açıklama yapmasını, yalnızca ifade hakkı değil, aynı zamanda görev olarak gördüğünü açıklamaktadır. Venedik Komisyonunun Haziran 2015 tarihli raporunda da Aihm kararı bu şekilde yorumlanmıştır. Raporda durum, şu şekilde değerledndirilmektedir.  '' ...başvurucu hem Yüksek Mahkeme başkanı hem de Ulusal Adalet Kurulu başkanı sıfatıyla yargıyı etkileyen bazı anayasal ve yasal reformlar hakkında düşüncelerini açıklamıştır. Daha sonra, Temel Kanun'a yönelik geçici maddeler içeren yasa tasarısı Macaristan Parlamentosu tarafından kabul edilmiş ve Yüksek Mahkeme Başkanı ile Ulusal Adalet Kurulu başkan ve üyelerinin yetkileri kaldırılmıştır. Sonuç olarak, başvurucunun Yüksek Mahkeme başkanlığındaki yetkisi 1 Ocak 2012 tarihinde sona ermiştir. AİHM, başvurucunun vaktinden önce görevine son verilmesine, mesleki sıfatıyla kamuoyuna görüşlerini açıklamasının neden olduğunu ve bunun sonucunun ifade özgürlüğünün ihlali olduğu sonucuna varırken, onun görevine özel bir önem atfetmiş ve Ulusal Adalet Kurulu Başkanı olarak başvurucunun, yargıyı etkileyecek olan yasal düzenlemelerle ilgili görüşlerini açıklamasını, farklı mahkemelerin görüşlerini de alarak, sadece ifade hakkı olarak değil, aynı zamanda görev ve sorumluluk olarak görmüştür.''  Raporda, Rusya'da yaşanan benzer bir olaya ilişkin olarak yapılan değerlendirmede de '' ‘’Kudeshkina v. Rusya davasında, başvurucu Moskova Şehir Mahkemesi yargıçlarından biri tarafından verilen röportajlarda, yargısal işlerde kaygı verici bir duruma değinmiş ve “yargıçlar üzerinde baskının olağanlaştığını” iddia etmiş ve “yargının bağımsızlığını sürdürmek ve kamunun güvenini sağlamak için bu problemin ciddiyetle çözülmesi gerektiğini” ileri sürmüştür. AİHM, röportajda açıkladığı düşünceleri nedeniyle yargıcın görevine son verilmesinin onun ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme’ye göre, başvurucu demokratik bir toplumda serbest tartışmaya açık olması gereken kamu yararına ilişkin çok önemli bir konuya değinmiştir. Söz konusu siyasi konuşmanın da “10. madde kapsamında özel korumaya tabi olduğu” hatırlatılmıştır.’’

HONDURAS'TA DA BENZER SORUNLAR YAŞANDI 

Güney Amerika ülkelerinden Honduras'ta da benzer sorunlar yaşanmış, İnter Amerikan Mahkemesi, yargıçların ifade ve örgütlenme haklarını kullandıklarına hükmetmiştir. Honduras’ta, Demokrasi İçin Yargıçlar Derneği üyesi olan dört yargıç; politik gösterilere katılmaları, yargı aleyhinde beyanda bulunmaları ve görüş açıklamaları, gazetelerde makaleler yazmaları veya anayasal geçiş olduğu öne sürülen sürece karşı yasal kovuşturma yapmalarına yönelik olarak başlatılan disiplin prosedürü sonrasında görevlerinden ihraç edilmişlerdir. Buna ilişkin İnter-Amerikan İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülen davada, Venedik Komisyonu’ndan; yargıçların ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, barışçıl toplantı hakkı ve siyasal hakları üzerinde karşılaştırmalı bir hukuk araştırması için yardım talep edilmesi üzerine Venedik Komisyonu’nun 19-20 Haziran 2015 tarihli Genel Kurul’unda, “Yargıçların İfade Özgürlüğü Raporu” kabul edilmiştir.

GÖREVLERE İADE KARARI

Yarsav, bu raporu Türkçe’ye çevirterek internet sitesinde yayınlamıştır. Venedik Komisyonu Raporu da etkili olmuş olacak ki, İnter-Amerikan İnsan Hakları Mahkemesi 10 Kasım 2015’te bu davayı, görevden uzaklaştırılan başvurucu yargıçların lehine olarak karara bağlamıştır. Karar’da; yargıçların demokrasi ve hukuk devletini savundukları, bunun sadece bir hakkın kullanılması kapsamında değil, aynı zamanda yargıyı temsil edenlerin demokrasiyi savunma görevinin bir parçası olduğu ve toplumun bir üyesi olarak yargıçların kendilerini ifade etmelerinin etik bir görev olduğu ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi’nin düşünce ve ifade özgürlüğü, toplanma hakkı ve yönetime katılma hakkının ihlal edildiğine ve anılan yargıçların tüm mali ve sosyal haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmesine karar verilmiştir.

ZORUNLU KATILIM ENDİŞE VE ÜZÜNTÜ YARATTI

Yargıçları haber yapan ikinci olay da, Bölge Adliye Mahkeme Başkanlıklarından (BAM), Bam yargıç ve savcılarına gönderilen Ankara'ya çağrı mesajıydı. Mesajda, 20 Temmuz tarihinde, Ankara'da, Sn. Cumhurbaşkanı'nın da katılımıyla istinaf mahkemeleri açılışı yapılacağı, toplantıya, istinaf mahkemesi başkan, üye ve savcılarının katılımının zorunlu olduğu, istinaf mensuplarına cübbelerinin toplantı öncesi dağıtılacağı, Bam başkan ve başsavcılarına cübbelerinin protokol tarafından üçerli gruplar halinde giydirileceği, toplantı yerinin daha sonra bildirileceği, ulaşım ve konaklama giderlerinin karşılanacağı yazılıydı. Ek mesajla törenin, Ankara Ticaret Odası Konferans Salonu'nda yapılacağı duyuruldu. Bu mesajı alan kimi Bam üyesi yargıç arkadaşlarımız rahatsızlıklarını bizzat ifade ettiler. Yürütmenin başı tarafından yapılacak olan yargıya ilişkin bu ''toplu açılış töreni'' ne zorunlu katılım, bazı yargıçlarda endişe ve üzüntü yarattı. Kendilerini, protokolü alkışlamaya davet edilmiş gibi hissettiklerini ifade ettiler.

İNSAN GERÇEKTEN HAYRET EDİYOR

Yukarıda özetlediğimiz iki olay göstermektedir ki; Türkiye'de yargı, yürütme erkinin gölgesine girmenin de ötesine gitmiştir. Bir yandan yürütme erkinin etkisiyle ve Anayasa'ya rağmen çıkartılan yasayla azledilen yüksek yargıçların kanuni yargıç güvencesine vurgu yapan açıklamaları ' mesleğin vakar ve onuruna aykırı' görülürken, diğer yandan ülkenin yedi ayrı Bölge Adliye Mahkemesine atanan yargı mensupları, yürütme erkinin başının geleceği törene zorunlu olarak katılmak üzere merkeze çağırılıyorlar. Dahası, Güney Amerika'da bile ifade hakkı olarak değerlendirilen bir açıklama nedeniyle, yargıçlar haklarında soruşturmalar açılıyor. Türk büyüğünün dediği gibi: İnsan gerçekten hayret ediyor.

Yargıç, yargılama görevi yapan bir kamu görevlisi olmanın dışında toplumun bir ferdidir. Dolayısıyla, diğer bireyler gibi onun da ifade hakkı koruma altındadır. Hatta denilebilir ki; hukuk ile yaşamı içiçe yaşayan, karşısına gelen yargılama konusu olaylar nedeniyle sosyal yaşamın ve bireyin en mahrem hallerini gören, insan hakları ihlallerini yargılama aşamasında saptayan, yapılan idari hatalarla yasalardaki eksiklikleri gören yargıcın fikirleri, toplumun sağlıklı şekilde gelişmesi için konuşan birçok kesime göre daha da önem arzetmektedir. Bu bağlamda, bir yargıcın birikimlerini konuşup yazarak toplumla paylaşması değil, kendine saklaması eleştirilmelidir. Nitekim Alman Federal İdare Mahkemesi'nin bir kararında belirttiği gibi, eleştiri yapmayan yargıçlardan toplumun ve devletin yararlanamayacaktır. Eleştiren değil, alkışlayan, alkışlatılan yargıç olmak sorunludur.

Nuh Hüseyin Köse

Odatv.com

Son Güncelleme: 14.07.2016 09:41
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol