13 Kasım 2012 Salı 10:47
Van depremi hala çocukların başında!

Van 'da 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen iki büyük depremde resmi rakamlara göre, aralarında çocuklar da olmak üzere, toplam 644 kişi yaşamını kaybetti. Ancak şimdiye değin hayatını kaybeden çocukların sayısı açıklanmadı. Çadır yangınlarında ise hayatını kaybeden çocuk sayısı 20. Yoksullukla birleşen barınma sorunu, eğitimin aksaması, depremle yaşanılan travma en çok çocukları etkiliyor.

AKP ikitidarının gerek Van nüfusunun yüzde 60'ını göçe zorlaması, gerek TOKİ adaletsizliğiyle yoksulları konutsuz bırakması hükümetin afet yönetiminde başarısızlığını görmek için yeterli. Ancak bu durumun ekonomik, sosyal ve psikolojik sonuçlarından çocukların olumsuz yönde etkilenmesi ayrıca önem taşıyor.

Gündem Çocuk Derneği'nin hazırladığı "Van Erçiş depreminin birinci yılında çocukların durumu" başlığını taşıyan raporda da vurgulandığı üzere, Van depreminin çocuklar üzerinde pek çok doğrudan ve dolaylı etkisi bulunuyor.

Okulların yapımı özel sektöre ve hayırseverlere emanet
Raporda görüşülen eğitimciler Van ve Erciş’te TOKİ binaları çevresinde yapılan okulların dışında, devlet eliyle yapılan okul bulunmadığını, yapılan okulların tamamının ise özel sektör ve hayırseverlerin bağışlarına bırakıldığını, ayrıca Van ve Erciş’te şehir merkezinde bulunan ve yıkımına karar verilmiş pek çok okulun yıkılmadığını, yıkılmış olanların ise enkazlarının kaldırılmadığını belirtiyor.

"6623 çocuk her gün kent merkezi dışındaki okullara taşınıyor"
Bir başka önemli husus ise Erciş’te ve kent merkezinde yaşayan 6623 çocuğun her gün kent merkezi dışındaki okullara taşınması. Raporda Erciş’in köylerinde yaşayan 6623 çocuğun da taşımalı eğitime tabi olduğu belirtilirken Eğitim-Sen Van Şubesinin hazırladığı raporda ise taşımalı eğitme tabi çocuk sayısı 40.000 olarak belirtiliyor.

Okul yapımı yerine taşımalı eğitim
Raporda ayrıca taşımalı eğitime harcanan bütçenin "Şehircilik Bakanlığı’nın yayınladığı 2012 yılı yapı yaklaşık maliyetlerine ve Milli Eğitim Bakanlığı standartlarına göre yönetim, eğitim bölümü, sosyal tesisleri, spor salonu destek birimleri olan her biri 4000 metrekare kapalı alana sahip 30’ar kişilik sınıf düzenine göre her biri 480 öğrenci kapasiteli, 12 okulun (toplam 5760 öğrenci kapasiteli) yapım maliyetine eşit olduğu" belirtiliyor.

Kışla birlikte çocukların yaşamı riske giriyor
Taşımalı eğitimin eksiklikler ise taşımalı eğitimde kullanılan servislerin denetlenmediği, servis araçlarının standartlara uygun olmadığı, servislerin hizmet standartları denetlenmediğinden birden fazla servis yapmak isteyen şoförlerin araçlarını çok hızlı ve güvensiz sürdüğü, ayakta öğrenci aldığı, servislerde emniyet kemeri vb. önlemler bulundurulmadığı; çocukların yaşamının riske atıldığı şeklinde ifade edilirken yaklaşan kış koşullarıyla birlikte servislerle ilgili yaşanan sorunların iyice artacağı düşüncesinin velileri ve öğretmenleri endişelendirdiği belirtiliyor.

"Devamsızlık yüzde 50'yi aşıyor"
Raporda eğitim hayatındaki aksamaların boyutu ise şöyle değerlendiriliyor: "Depremin ardından geçen bir yıla rağmen eğitim ortamlarında normale dönülmemiştir. Görüşmeler sırasında okula devamsızlık takibinin bile sağlıklı bir şekilde yapılamadığı vurgulanmıştır. Görüştüğümüz öğretmenler okula devam ve devamsızlığın takibi ile ilgili ciddi sorunlar yaşandığını belirtmişlerdir. Pek çok okulda okula devamsızlığın yüzde 50’yi aştığı söylenmiş görüşme yapılan öğretmenlerden bazıları sınıflarında yoklama fişlerine devamsız olanları değil okula gelenleri yazarak devam takibi yapabildiklerini belirtmişlerdir."

"Bazı okulların sınıf mevcudu 80-90 kişiyi buluyor"
Devletin TOKİ binaları çevresinde yeni yaptığı okullarda, birkaç okulun öğrencilerinin birlikte eğitim gördüğü birleştirilmiş okul olarak hizmet vermesine bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar raporda öğretmen ve çocukların ifadelerine şöyle yansıyor:

"Bazı okullarda sınıf mevcudu 80-90 kişiyi bulmaktadır."

"Birleştirilmiş bir okulda eğitim görmek, çocuklar ve öğretmenler arasında ayrımcılığa varan uygulamaları ve gerginliği arttırmaktadır. Ev sahibi okulun öğretmenleri ile misafir okulun öğretmenleri arasında bile şiddete varan sorunlar görülmektedir. Bu gerginlik öğrencileri ve öğretmenleri çok olumsuz etkilemektedir."

"Birleştirilmiş okullarda derslik sayısının azlığı ve plansızlık sebebiyle bir yandan ders yapacak yer bulunamazken diğer yanda dersler boş geçmektedir."

"Bazı okullarda seminer salonları dahi sınıfa çevrilmiştir."

"Dini eğitim ve din temelli destek çalışmaları düzenli ve etkin"
Raporda dini eğitimin örgün eğitimden daha düzenli ve etkin bir şekilde verildiği şu şekilde aktarılıyor:

"Örgün eğitimde sorunlar bir yanda ağır bir şekilde yaşanırken depremin hemen ardından başlayarak ve gittikçe yaygınlaşan şekilde dini eğitim ve din temelli destek çalışmaların çok daha düzenli ve etkin bir şekilde uygulandığı tespit edilmiştir. Deprem ardından tüm köylerde, çadırkent ve konteynır kentlerde kuran kursları açılmış, imam ve imameler eliyle din temelli destek hizmet verilmiştir."

Çocuklara kurslarda "Allah'ın gazabı" olarak anlatılan deprem
"Çocuklar kendilerine bu kurslarda depremin 'Allah’ın gazabı' olarak aktarıldığını, üniversitelerden ve açık giyinen kadınlardan dolayı Allah’ın verdiği bir ceza olduğunun öğretildiğini söylemişlerdir. Bu yanlış, ayrımcı ve ayrıştırıcı bilgilerin devlet eliyle ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından organize edilen destek hizmetler kapsamında verilmiş olma ihtimalinin yanı sıra denetim olmadan yürütülmesi oldukça kaygı vericidir. Nitekim bu hizmetlerin yürütülmesinde çeşitli cemaat ve tarikatların da etkin olduğu belirtilmiştir."

"Çocukların adalet duygusu zedelenmektedir"
Deprem sonrasında çeşitli ihtiyaçların dağıtımında gözlenen kayırmacılık ve yolsuzluk iddialarının çocukların adalet duygusunu zedelediği ise şu ifadelerle dile getiriliyor:

"Deprem sonrasında 'harcamalar ve yardım dağıtımlarıyla ilgili konuşulan yolsuzluk iddiaları; yanı sıra adamı, tanıdığı olanların daha kolay yemek, tüp, su, çadır, konteyner ve nihayet kalıcı konuta kavuşabildiği bir afet yönetimi ortamında çocukların adalet duyguları kalıcı olarak zedelenmektedir."

Bölge halkının adalet duygusunu zedeleyen bir başka olgunun ise TOKİ konutlarının fahiş fiyatlarla satıldığı kanısı olduğu belirtiliyor. Raporda "Bölge halkında, TOKİ konutlarının 30-35.000 TL’ye mal edildiği ama iki katından fazla bir karla 70.000 TL’den 105.000 TL’ye kadar fiyatlarla satıldığı gibi yaygın bir kanının hakim olduğu görülmüştür. Devletin afet yaşamış bölge halkı üzerinden para kazandığı algısı insanların güven ve adalet duyularını zedelemektedir" deniliyo.

Psikososyal desteğin durumu
Raporda deprem sonrasında çocuklara verilen psikososyal desteğin durumu konusunda şunlar söyleniyor:

"Depremin 1. yıl dönümünde hükümet yetkililerinin açılışlar ve anma törenleri için bölgeyi ziyaretleri, göstermelik bazı çalışmaların yeniden başlayıp-bitmesine sebep olmuştur. Örneğin; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Valiliklere, oradan da Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüklerine iletilen talimatla ailelerini depremde yitirmiş çocukların ziyaret edilmesi istenmiştir. Ancak daha önce hiç ziyaret edilmemiş olan bu çocukların nerede ve kimin yanında oldukları dahi bilinmediği için bu durumdaki pek çok çocuğa ulaşılamamıştır. Verilen talimatın ardından yerel yetkililerin çocuklara, kayıt olmaları gereken okullardaki adresleri üzerinden ulaşmaya çalışma çabasına bizzat şahit olunmuştur. Sadece bu olay bölgede sosyal hizmetin ve psikososyal desteğin genel durumunu göstermesi açısından çarpıcı bir örnektir."

Sokakta yaşayan ve çalışan çocuk sayısı arttı
Sosyal hizmetteki çöküntünün sokakta yaşayan ve çalışan çocuk sayısında gözle görünür bir artışa sebep olduğunu vurgulayan raporda, "İnşaat, işporta vb. alanlardaki çocuk işçiliği ciddi olarak görünür olmuştur" deniliyor. Raporda çocukların zamanla depremi unuttukları ifade edilse de travma sonrası bozukluklar göstermeye devam ettikleri ifade ediliyor ve "Çocukların şiddete eğilimli davranışlarında artış olduğuna dikkat çekilmiştir" deniliyor.

"Sağlık taramalarının sonuçlarının nerede olduğunu kimse bilmemektedir"
Raporda Sağlık Bakanlığı’nın konteyner kentlerde yaptığı sağlık bilgilendirme toplantıları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü köy taramalarının, sağlık taramaların sonuçlarının nerede olduğunu kimsenin bilmediği ifade ediliyor. Kentte taramalar yapıldığının, ancak tespit edilen vakaların takibinin yapılmadığı ya da yapılamadığının altı çiziliyor

(soL- Haber Merkezi)


Son Güncelleme: 13.11.2012 10:48
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177