26 Eylül 2012 Çarşamba 07:46
Üst mahkeme onaylarsa tarihî bir adım olur
"Darbe girişimleri olmuşsa bu tabii ki yargılanmalıdır." diyen Hannes Swoboda, Balyoz davasıyla ilgili kararın üst mahkeme tarafından da onanması durumunda bunun asker-sivil ilişkileri açısından tarihî bir adım olacağını vurguladı. Sosyalist lider, BDP'ye terörle arasına mesafe koyması, CHP'ye de gerçek bir sosyal demokrat parti olmaya çalışması çağrısında bulundu.

Avrupa Parlamentosu'nun en büyük ikinci grubu İlerici Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı Hannes Swoboda, Balyoz davasından çıkan sonucun üst mahkeme tarafından onanmasının 'tarihi bir adım' olacağını söyledi. Türkiye'de ordunun ülke içindeki siyasete müdahil olma çabasının Avrupa'da da bilindiğinin altını çizen Swoboda, "Orduların vazifesi ülkeyi dış tehditlere karşı korumaktır. Darbe planları olmuşsa bu tabii ki yargılanmalıdır. Şayet çıkan kararı üst mahkemeler de onaylarsa bunun asker-sivil ilişkileri açısından ileri bir tarihi adım olacağını düşünüyorum." ifadesini kullandı.

Zaman'ı ziyaretinde güncel konuları değerlendiren Swoboda, AK Parti'den göreve geldiği ilk dönemdeki reformcu günlerine dönmesini beklediğini kaydetti. Yeni anayasa yazım sürecini yakından takip ettiğini söyledi. "Yeni anayasayı sadece Türk halkı değil, Arap Baharı sürecinde anayasalarını değiştirmeyi düşünen ülkeler de izliyor." tespitinde bulundu. Tayyip Erdoğan'ın Kahire ve Yalta'da modern İslamî toplumlarda demokratik değerler çerçevesinde verdiği mesajların önemine de işaret ederek, "Başbakan'ı en kısa zamanda Brüksel'de görmek istiyoruz. Hem ikili konuları hem de İslam'ın rolünü konuşmak için." dedi. Avusturyalı politikacı, BDP'ye kendilerini 'terör örgütünden ayrıştırmaları', CHP'ye de 'gerçek bir sosyal demokrat parti olmaya çalışmaları' çağrısında bulundu.

Türkiye'deki temasları çerçevesinde Zaman'ı ziyaret eden Avrupa Parlamentosu İlerici Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı Hannes Swoboda, Balyoz davası ve yeni anayasa yazım süreci başta olmak üzere güncel konularda konuştu.

Balyoz davası kararlarının tartışıldığı bir dönemde Türkiye'desiniz. Sivil-asker ilişkileri ve demokratikleşme adına bu kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin büyük çoğunluğu Türk ordusunun Türkiye'deki siyasî karar mekanizmasına fazlaca müdahale ettiğini biliyordu. Ayrıca NATO'daki algı da şudur: Orduların vazifesi ülkeyi dış tehditlere karşı korumaktır, ülkedeki siyasî kararları etkilemek ya da karışmak değil. Bir de ayrıca eğer bir darbe planı olmuşsa bu tabii ki yargılanmalıdır. Üst mahkemelerin ne diyeceğini görmemiz lazım ama onlar da bu kararı onaylarsa bunun asker-sivil ilişkileri açısından ileri bir tarihî adım olacağını düşünüyorum.

AK Parti'nin temel haklar ve hürriyetler ile reformlar konusundaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence Erdoğan hükümetinin ilk döneminde başlatılan reformlara devam etmeliyiz. Yeni bir anayasaya, medya ile ilişkilerin daha dengeli bir şekilde düzenlenmesine ihtiyacımız var. Elbette Kürt sorunu orada duruyor. Yapılması gereken pek çok şey var ve hükümetin ilk yıllarda gösterdiği reform iradesinden geri adım atmayacağını umuyorum.

Parlamento'daki komisyon tarafından sürdürülen anayasa yazım sürecinin bir sonuca ulaşacağına inanıyor musunuz? Beklentileriniz nedir ve anayasanın yazımı şu andaki siyasî iklimde yapılabilir bir iş midir?

Bence yapılabilir bir iş ve mutlaka yapılabilir olmalı. Önde gelen bütün aktörler, hem hükümet hem de bütün muhalefet partileri komisyonda bir araya geldiler. Masada birçok konu var ve bunlar kolay konular değil. Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren bu konularla ilgili sadece komisyonda değil toplumda da tartışmalar olmalı. Mesela Türkiye üniter devlet olarak kalmaya devam etmeli mi? Bölgesel yerel otoritelere ihtiyaç var mı? Ordunun hükümet ve politika ile ilişkileri... Bunun gibi birçok konu var. Ama bence en önemlisi bu anayasa Avrupa Birliği veya başkası için değil, Türkiye için yapılmalı. Türkiye'nin modernleşmesi yolunda gelecekte karşılaşacağı zorluklar için yapılmalı. Bu nedenle Türkiye'nin laik yapısını koruyacak, çoğunluğun dini inanışına saygılı ancak diğerlerinin inançlarını da koruyan yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bu durum dine saygı ile laik devlet ilkesinin çatışmasına neden olmaz. Anayasa yazım süreci sadece Türkiye için değil Arap Baharı'ndan sonra anayasalarını yeniden yazım sürecine giren ve gözünü Türkiye'ye çeviren ülkeler açısından da önemli.

Diğer bir büyük tartışma ise artan PKK terörü. PKK şiddeti neden tırmandırdı?

Pekâlâ bazı dış tesirler olabilir. Ayrıca PKK zaten kaybeden tarafta ve etkisini yeniden kazanmaya çalışıyor. Ölümler gerçekten çok üzücü. Hepimiz Türkiye içindeki ve dışındaki ölümleri kınamalıyız. Terörizm, bir şeyleri değiştirmenin yolu değil. Terörist eylemlere hoşgörü olamaz.

Türkiye'de, AB'deki dostların ve NATO müttefiklerinin terörle mücadelede yeterince yardımcı olmadığı algısı var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol