08 Şubat 2011 Salı 20:08
Türkiye’den Mısır’a bakmak

Mısır’da gelişen halk hareketi otuz yıllık Mübarek rejime son günlerini yaşatıyor.

Mübarek rejimi muhalefet ile görüşmeler konusunda yeni adımlar atıyor.

Genel kanı Mısırda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

 Genel kanılara her zaman tereddütle bakıyorum.

Sürecin mevcut sistemin yeniden organizasyonuna evrileceğini düşünüyorum.

Yanılıyor muyum?..

Haberler ilk bakışta yanılgımın kanıtları gibi” Mısır bugün Hüsnü Mübarek’e yönelik isyanın 3′üncü haftasına girdi. Geçen hafta salı günü 2 milyona yakın muhalifin toplandığı başkent Kahire’deki Tahrir Meydanı’nda bugün kaç kişinin toplanacağı merakla bekleniyor.

Sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman, Hüsnü Mübarek’e bir brifing verdi.
Bu brifing sonrası önemli bir açıklamada bulunan Süleyman, “Düzenli görev devri için önümüzde bir yol haritası ve takvim var” dedi.”

Haberin son cümlesindeki “Düzenli görev devri için önümüzde bir yol haritası ve takvim var” yanılmadığımın kanıtıdır.

Ortadoğu’da yeni bir düzen kurulmaya çalışılıyor.

Tahrir meydanında canını ortaya koyan insanlar asla bu oyunun aktörleri değiller.

Onlar canları pahasına demokrasi taleplerini haykırıyorlar.

 Ortadoğu ve tüm Dünya çok uluslu şirketlerin paylaşım alanıdır.

Tüm kurgu zenginliklerin paylaşılması üzerinedir.

Cetvelle çizilen ülkelerin zenginliklerinin paylaşım yöntemi olan “böl-parçala-yönet” yerini yeni yöntemlere terk ediyor.

Ulusal sınırlar artık çok uluslu şirketlerin manevra kabiliyetleri önünde engel teşkil ediyor.

Yaşanan süreç moda deyimle “globalleşme”dir.

Milliyetçilikle korunan ulusal sınırlar yerini daha gevşek bölgesel işbirliğine terk ediyor.

Çokuluslu sermayenin güncel çıkarları, katı biçimde korunan ulusal sınırlarla uyuşmuyor.

 Türkiye’deki gelişmelerde benzer yöndedir

Kalkınma ajanslarıyla kendi içinde uzmanlaşmış bölgesel aktörler oluşturulmaya ve dolayısı ile uluslar arası sermayenin gevşek bölgesel ekonomiler talebine yanıt verilmeye çalışılırken, ayni zamanda ulusal hassasiyeti temsil ettiği düşünülen ordu, bizzat genelkurmayın inisiyatifindeki operasyonlarla “ulusal hassasiyet”yerine farklı hassasiyetlere –bölgede nato’nun müdahale gücü olmak-  yönlendiriliyor

 Tahrir meydanında ölüme meydan okuyanları, global sermayenin kurguları elbette ki ilgilendirmiyor, ancak hiçbir sonucu nedenlerinden ayrı düşünemeyiz.

Otuz yıllık Mübarek yönetiminden özgürlüklerini talep edenler “Düzenli görev devri için önümüzde bir yol haritası ve takvim var” diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman’ın bu sözleriyle ifade ettiği, global sermayenin kurguladığı düzene doğru ilerliyor.  

 Hüsnü Ekinci

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177