17 Nisan 2014 Perşembe 12:22
Türkiye 'halkın cumhurbaşkanı'nı bugün daha çok özlüyor

17 Nisan, Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21. vefat yıldönümü. Ölümünün üzerindeki sis perdesi hâlâ kaldırılamayan Özal, 7’den 70’e tüm Türkiye’yi kucaklaması sebebiyle ‘halkın cumhurbaşkanı’ olarak gönüllerde taht kurdu.

Merhum Özal, hem icraatları, hem liderliği hem de uzlaşmacı tavrıyla, bugün hükümet eliyle kamplaştırılan Türkiye’nin hâlâ özlediği bir devlet adamı. Türkiye’ye getirdiği yenilikler ve üzerinde hassasiyetle durduğu üç özgürlük; hür düşünce, hür teşebbüs, din ve vicdan özgürlüğü, onu 21 yıl sonra bugün de konuşulur kılıyor.

Özal’ın bıraktığı demokratik mirasın, hâlâ Türkiye için önemli bir fırsat ve ölçü olduğunu belirten dava arkadaşları, ‘halkın cumhurbaşkanı’nın en sevilen özelliklerini Zaman’a anlattı. Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, Özal’ın her şeyin öncüsü olduğunu, ancak kırıp dökmeden, kimseye savaş açmadan yaptığını vurguluyor. Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, “Rahmetlinin derdi, benim adamlarım, benim yakınlarım, benim çocuklarım değildi. Onun derdi; bizim çocuklarımız bizim insanımız, bizim değerlerimizdi. Hep biz vardık biz.” derken Özal döneminde Milli Savunma Bakanlığı yapan Barlas Doğu, Özal’ın Türk okulları ile ilgili aleyhte bir girişimde bulunmaması yönünde kendisini uyardığını ve bu okulların devletin sağladığı imkânların fevkinde bir yarar sağladığını ifade ettiğine dikkat çekiyor. Görüşler özetle şöyle:

Eski Dışişleri Bakanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin: Bugünkü siyasî dil, mahcup edici

Bütün hayatı boyunca, “İyi, güzel, gerçek olsun. Aldatmaca olmasın. Aman ha kimseleri kandırmayalım. Gerçek neyse onu söyleyelim. Eğer bir gün bizimle ilgili, insanların kafasında bir soru işareti olursa bu bizim başlattığımız çabanın sonu olur.” diyecek kadar açık konuşan, realist davranan bir lider idi. İnsanları birbirine karşı saygılı mesafeli olmaya davet edip uzlaşma arayan bir toplum haline getirdi. Bu yüzden o dönem hiç kimsenin anası danası sorgulanmadı. Bugünkü politika raconuna baktığınızda yani ben şahsen mahcup oluyorum. Bugün bu üslup kayboldu galiba, bilemiyorum. Bu dil, toplumu uzlaşmazlığa, huzursuzluğa sürükler. El ele vererek meselelerin çözülmesi gereken bir ülke gibi değil, ‘ille de benim dediğim olacak’ diyen dayatmacı, kime hizmet ettiği pek fazla belli olmayan bir politika gündeme gelmiş vaziyette. Bu yaklaşımın maalesef acı sonuçları var ve Türkiye kaybediyor. Rahmetlinin derdi işte efendim, benim adamlarım, benim yakınlarım, benim tanıdıklarım filan değil, bizim çocuklarımız, bizim insanımız, bizim büyüklerimiz, bizim değerlerimiz, bizim gelirlerimiz, bizim beklentilerimizdi. Hep biz vardık biz. Biz kimiz? Biz bu memleketin sahipleriyiz. Yaptıklarını da hiçbir zaman haykırıp bağırarak, tehdit ederek döverek, söverek, azarlayarak değil, anlatarak, onları ikna ederek hadi gel sen de bana katıl, bu işi beraber yapalım, derdi.

Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu: Çok şey başardı, kimsenin gönlünü kırmadı

Turgut Özal, insanı Allah’ın yarattığı en güzel varlık olarak severdi. Onun hedefi insanın mutluluğuydu. Dolayısıyla şunu diyordu; insan hür olmalı, eğer hür olursa gelişir geliştirir ve birçok şeyi başarır ve eğer insan hür değilse, başarma şansı azdır. Hürriyetleri temin edecek şey hukukun üstünlüğü. Hukuk yoksa devlet de yoktur. Her insan için herkes için hukuk bağlayıcı değil, ön açıcı olması lazım. Turgut Özal, hukukun üstünlüğüne inandığı için de bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yaptı. Bütün bunları yaparken hiçbir şeyi kırıp dökmedi. Aslında mutlak bütün fikirlerle savaşmış, alışkanlıkları kırmış ama bunu yaparken insanların gönlünü kırmamış, barış içinde meseleleri götürmesini bilmişti. İnsanların farklı düşünebileceğine inanıyordu. Farklılıktan zenginliğin çıkacağını düşünüyordu. Özal, yurtdışındaki okullara çok ehemmiyet verdi. Onların gelişmesinden de çok büyük mutluluk duydu. Gittiği yerlerde okulları gezdi, o ülkelerin yöneticilerine Türk okullarına kolaylık gösterilmesini rica etti. Herkes bilir ki o okulların gelişmesinde Özal’ın büyük emeği var.

Eski Milli Savunma Bakanı Barlas Doğu: Türk okullarını, devlete rakip değil, refik görüyordu

Turgut Bey’e Azerbaycan’daki okullarla ilgili birtakım veriler aktarmıştım. Bana dediği şu oldu: “O zatın (Fethullah Gülen) girişimlerinin hiçbirisini devletin aleyhinde görmüyorum, hükümetin yapamayacaklarını yapan bu kurumları tasvip ediyorum.” Okullar ile ilgili kendisine ben bilgi sorduğumda “Sakın aleyhte bir girişimde bulunma.” demiştir. Okulların, devletin kendisine sağladığı imkânların fevkinde bir yararı Türkiye’ye sağladığını düşünüyordu. Fethullah Hoca’nın yaptıklarının fevkalade devletçi fevkalade yararlı olduğunu söylerdi.


zaman

Son Güncelleme: 17.04.2014 12:26
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177