11 Mart 2014 Salı 11:40
Tahliye ve ret kararlarını veren mahkemeler ve gerekçeleri
 Tahliye taleplerini kabül ve ret kararı veren mahkemeler kararlarında farklı gerekçelere dayandılar.

Mahkemelerden bir kısmı yasa değişikliğiyle tutukluluk süresini 10 yıldan 5 yıla indirilmesini gerekçe gösterirken bir kısım mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin İlker Başbuğ kararını gerekçe olarak gösterdiler. Diğer bir kısım mahkemeler ise 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklama kararının gerekçelerinin ortadan kalkmış olmasını dayanak olarak gösterdiler. 

Basından izleyebildiğimiz kadarıyla mahkemelerin tahliye ve ret kararlarının gerekçeleri bunlar.

Ancak kesin olan bir şey var ki mahkemelerin hukuki gerekçeleri birbiriyle çelişmektedir. Mahkemelerden bazıları 5 yıllık tutukluluk süresini aşmayan tutukluları tahliye ederken diğer bazıları 5 yıllık tutukluluk süresinin aşılmadığı gerekçesiyle tahliye taleplerini ret ettiler.

5 yıllık tutukluluk süresini gerekçe olarak gösteren İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi “Alparslan Arslan’ın 20.05.2006 da tutuklandığı 5 yıllık sürenin 21.05.2011 de dolduğu gerekçesiyle tahliye kararı verdi.” Mahkeme aynı şekilde Albay Dursun Çiçek’inde tahliyesine karar verdi.
İstanbul 2. Ağır ceza mahkemesi aynı gerekçe ile Avukat Kemal Kerinçsiz'e de tahliye kararı verdi.

5 YILLIK SÜRE AŞILMADIĞI İÇİN RET KARARI

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi 5 yıllık tutukluluk süresini doldurmadığı gerekçesiyle 6 sanık hakkındaki tahliye taleplerini ret etti.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARIYLA UYUMSUZLUK

5 yıllık süreyi gerekçe göstererek tahliye taleplerinin ret edilmesi veya  kabul edilmesi Anayasa Mahkemesinin İlker Başbuğ kararıyla uyumlu değildir. Anayasa Mahkemesinin İlker Başbuğ kararında hak ihlalini tutukluk süresinin aşılmasına yani uzun tutukluluğa dayandırmamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin İlker Başbuğ kararındaki hak ihlali tespiti yargılama sürecinin sürüncemede bırakılarak  Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildilmesinden kaynaklanmaktadır. 19. maddenin  birinci, ikinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

  Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

   Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

 Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
Görüldüğü gibi
Anayasa’nın 19. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uzun tutukluluktan değil kişilerin hangi koşullarda tutuklanabileceğinden ve tutuklu bulunanların etkin hak arama yollarından söz etmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin esas yönünden incelenmesinde dayandığı diğer hukuki normlar Anayasa’nın 19.maddesini destekler mahiyetindedir. AİHM sözleşmesinin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5.maddesi ve CMK’nun tutukluğun devamı ve kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve koşullarını düzenleyen 104.maddesi Anayasa'nın 19.maddesini doğrulayan ve destekleyen hukuki normlardır. Aynı şekilde dürüst yargılanmayı düzenleyen Anayasa'nın 36.maddesi ile 37.maddeleri AİHS’nin 6.maddesi aynı doğrultuda hukuki normlardır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi’nin İlker Başbuğ kararının hukuki gerekçesi uzun tutukluluk değildir. Bu nedenlerle 5 yıllık sürenin aşıldığı gerekçesiyle tahliye kararı veren mahkemeler de, 5 yıllık sürenin aşılmadığı gerekçesiyle ret kararı veren Ağır Ceza Mahkemeleri de bizce  hukuki gerekçede yanılmışlardır.
Rahmi Ofluoglu (hukukçu)

Son Güncelleme: 12.03.2014 13:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol