Yeşim
Yeşim
17 Mayıs 2016 Salı 13:24
Silahını önce çeken işçi tazminata hak kazanır!

Silahını önce çeken işçi tazminata hak kazanır!

Silahını önce çekme deyimini birazdan anlatacağım, işçi ve işverenlerin bilmelerinde fayda bulunan güncel bir Yargıtay kararından aldım. Silahını önce çekme deyimi, işverenin işçinin iş sözleşmesini haklı nedene dayanarak tazminatsız feshetmesinin söz konusu olduğu bir süreçte, bu süreç tamamlanmadan, işçinin erken davranarak, kıdem tazminatı ödenmesini sağlayacak şekilde iş sözleşmesini feshetmesi anlamında kullanılmıştır.

İşyerine ait bir aracı kullanan işçinin trafik kazası yaptığını, işçinin alkollü ve trafik kurallarına aykırı davranması nedeniyle meydana gelen bu kazada araçta önemli ölçüde maddi hasar oluştuğunu, bu olay sebebiyle işçinin tazminatsız bir şekilde işten çıkarılması ile ilgili disiplin kurulu kararı sürecinin tamamlanmasından önce, işçinin SGK dan aldığı, ‘yaş koşulu hariç olmak üzere yaşlılık aylığına hak kazandığını’ belirten yazıyı işverene ibraz ederek kıdem tazminatını talep ettiğini, işverenin bu isteği geri çevirdiğini, daha sonra disiplin kurulu kararı ile işçinin iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmeksizin feshedildiğini, işçinin de kıdem tazminatı öden
mesini talep ederek dava açtığını, varsayalım. Sonuç ne olur?

Bu sorunun cevabı için Yargıtay kararını okuyalım:

“Davacı işçinin yaş koşulu hariç olmak üzere yaşlılık aylığı kriterlerini haiz olduğu dosya içinde yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu B. İl Müdürlüğü yazılarından anlaşılmaktadır. Davacı işçi sözü edilen yazıyı Kurumdan 18/09/2012 tarihinde almış ve aynı gün işverene vererek kıdem tazminatını talep etmiştir.

Davacı işçi daha önce 07/09/2012 tarihinde sevk ve idaresindeki işverene ait araçla trafik kazası yapmış ve aracı alkollü olarak kullandığı tespit olunmuştur. Olay sebebiyle davacı işçi yaralanmış ve araçta 21.121,26 TL maddi hasar oluşmuştur.

Davalı işverene ait işyerinde yapılan soruşturmaların ardından 19/10/2012 tarihinde disiplin kurulu kararı ile davacının ihracına dair oyçokluğu ile karar verilmiştir. Karar, işyerinden fiilen 18/09/2012 tarihinde ayrılmış olan ve bu tarihte fesih iradesini açıklayan davacıya 06/11/2012 tarihli yazı ile bildirilmiştir.

Davacı işçinin 27 yıl sigortalılığı ve 7050 gün prim ödeme gün sayısını haiz olduğu anlaşılmakla bu yönde ilgili Kurumdan yazı almak suretiyle 18/09/2012 tarihinde 1475 sayılı Kanun’un 14/5. bendi uyarınca yasal hakkını kullandığı açıktır. İş sözleşmesini feshettiğine dair beyanı karşı taraf ulaşmış ve fesih iradesi sonuçlarını doğurmuştur. Burada karşı tarafın kullanması gereken fesih hakkını bertaraf ettiği ve bu nedenle hakkını kötüye kullandığından söz edilmez. Zira davacı işçinin yasal nedenlerle fesih hakkını kullanmış, bir anlamda silahını önce çekmiştir. Kaza olayının ardından sigortalılık yılı ile prim ödeme gün sayısını tamamlamış olan davacı işçinin çalışma hayatını sonlandırmayı istemesi olağan ve mümkün görülmelidir. Davacı işçinin işverene yaptığı bildirim ile iş ilişkisini yasal koşullar sebebiyle sonlandırdığı açık olup, işverence yaklaşık bir buçuk ay sonra yapılan bildirim ile iş sözleşmesinin feshi sonuç doğurmaz. Böyle olunca davacı işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı kabul edilmelidir.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 24.12.2015 tarih, E.2014/25512, K.2015/36753)

Yukarda belirtilen Yargıtay kararına göre, hakkında soruşturma açılan ve işveren açısından haklı fesih nedenleri bulunan işçinin, işveren tarafından fesih bildirimi yapılmadan önce, iş sözleşmesini haklı nedenlerle sona erdirmesi halinde, yani silahını önce çekmesi durumunda, kıdem tazminatının ödenmesi gerekmektedir.

Ahmet Metin Aysoy

STAR

Son Güncelleme: 17.05.2016 13:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol