05 Şubat 2013 Salı 12:28
Scientology: Dolandırıcılık, şiddet ve paranoya

Lawrence Wright, 2007’de El Kaide örgütüne ışık tutan çalışmasıyla Pulitzer Ödülü’nü kazandıktan sonra dikkatini bir başka gizli ve tartışmalı dini harekete çevirdi.

Wright’ın, “Going Clear: Scientology, Hollywood & the Prison of Belief” adlı yeni kitabı, kurucusunun savaş dönemindeki suistimalleri konusunda yalan söylediği, üst düzey yöneticilerin sistemli olarak kötü muamele gördüğü, çocukların düşük ücretler ve yetersiz koşullarda çalışmak üzere sözleşmeler imzaladığı bir yapıyı gözler önüne seriyor.

Scientology Kilisesi ünlü üyeleriyle övünse de Wright perde arkasında rahatsız edici bir dolandırıcılık, şiddet ve paranoya ağının bulunduğunu söylüyor. Beri taraftan tarikat, Wright'ın “saçma” ve “kanıtlanmamış” olarak nitelediği suçlamalarını ısrarla reddediyor.

Wright’ın geçtiğimiz günlerde Religion News Service’e verdiği söyleşiyi kısaltarak yayımlıyoruz.

Bu kitabı neden yazdınız?
İnsanların inanç konusunda bir şeyi diğerine tercih etme nedenlerini her zaman merak etmişimdir. Yalnızca tek bir dinin hakim olduğu diğer ülkelerin tersine, Amerika’da istediğiniz şeye inanabiliyorsunuz. Bu durumda insanları en marjinal ve tartışmalı dinlerden biri olan Scientology’ye çeken şeyin ne olduğunu araştırmak ilginç geldi bana.

Ne buldunuz peki?
Çoğu kez Scientology’ye girenlerin kişisel sorunları oluyor. Eğer bir Scientology Kilisesi binasına girerseniz size “Enkazınız ne?” diye sorarlar. Yani mali, ruhani ve duygusal başarınızın önünde duran şey ne? Sonra sizinle ayrıntılı bir görüşme yapar ve yardım için tasarlanmış bir yol haritaları mönüsü sunarlar. Birçok insan da bu belirlenmiş rotalar ya da terapinin kendilerine yardımcı olduğunu düşünür.

Scientology'nin ABD’deki gizli kamplarını nasıl tarif ediyorsunuz?
Liderin otoritesini zedeleyen veya kilisenin kurallarını ihlal eden bazı Se Org üyeleri için (Scientology’nin ruhban sınıfı) farklı bölgelerde oluşturulan yeniden eğitim kampları var. Bu kamplardan “Altın Üs” adıyla anılan birinde “delik” diye bir yer bulunuyor. İnsanların genellikle suçlarının ne olduğu söylenmeksizin konulduğu büyük bir bina bu.

Kilise lideri David Miscavige 2004’te binanın içindeki bütün mobilyaları kaldırdı ve üst düzey yöneticileri, bazılarını yıllarca  kalmak üzere buraya gönderdi. Daha önce kilisenin başkanlığını yürüten (göstermelik bir görev) yaşlı bir adam yedi yıl delikte kaldı. Scientology’nin eski uluslararası sözcüsü Mike Render da deliğe konuldu. Zaman zaman çıkarılıp üzerine bir smokin geçirildikten sonra bir galada konuşma yapmaya gönderiliyor. Sonra yeniden deliğe geri dönüyor.

Devlet duruma neden el koymuyor?
FBI bir ara Scientology üyesi kaynaklarıma Altın Üs’e operasyon düzenlemeyi planlandığını anlatmış. Deliği açıp oradaki insanları serbest bırakacaklarmış. Fakat kaynaklarım zahmet etmelerine gerek olmadığını, çünkü deliktekilerin onlara zaten herşeyin güllük gülistanlık olduğunu ve orada kendi iyilikleri için tutulduklarını söyleyeceklerini anlatmış.
Sea Orgs’dan kaçtığı halde geri dönen bazı insanlar var. Aksi durumda kaçan insanları izleme ve bulma konusunda eğitimli bir ekip onları bulup geri getirecekti. Bu konuda çok yetenekliler.

İnsanlar bu kamplarda kalmayı neden kabul ediyor?
Birçoğu çocukken katılmış, bazıları kilisenin içinde doğuyor. Hepsi değilse bile birçoğunın arkadaşları ve aileleri tarikat üyesi. Bunlara haftada sadece 50 dolar ödeniyor, dolayısıyla destek alabilecekleri herhangi bir gelir ya da eğitim de yok. Scientology’ye girdiğiniz andan itibaren dünyanız çok hızlı bir şekilde daralıyor. Size ayrıca kurtuluşunuzun söz konusu olduğu, Scientology’nin itibarına zarar vermenin ise başınıza gelebilecek en kötü şey olduğu öğretiliyor.

Şöhretin kilise için ruhani bir değer olduğunu yazıyorsunuz...
Hubbard’ın, Scientology Kilisesi’ni 1954’te Hollywood’da kurmasının bir nedeni vardı. Şöhretin giderek Amerikan kamusal hayatının bir unsuru haline geleceğini, şöhretlere ise eski dünyadaki tanrıcıklar gibi tapınılacağını kavramıştı. Felsefe şuydu: Eğer bu ünlüleri kendinize çekebilirseniz, peşlerinden kaç insanın geleceğini bir düşünün.

John Travolta ve Tom Cruise gibi ünlü üyelerin kilise liderlerinin suistimallerinden haberdar olduğunu düşünüyor musunuz?
Değilseler de, kendi açılarından bilinçli körlük olmalı bu.  Kamuoyundaki insanların durumdan habersiz olması ya da sizin bu suistimalleri ortaya çıkaramayacak olmanız gibi bir şey değil söz konusu olan. Scientology üyeleri kamuoyundan gelen her türlü eleştiriyi görmezden gelme konusunda eğitimli ve sanırım bu özellikle ünlüler için geçerli. Pohpohlanıyor ve özel muamele görüyorlar–Scientology Kilisesi’nde ünlü olmanın avantajı bu–ve bundan vazgeçmek istemiyorlar; süreç içinde de çok ciddi suistimalleri görmezden geliyorlar.

Tom Cruise’un kilisenin bu günahlarında bir sorumluluğu var mı?
Cruise’un istismarları soruşturacak bir ahlaki sorumluluk taşıdığını düşünüyorum. Kamuoyu onu Scientology Kilisesi’nin başsözcüsü olarak görüyor. Kilise onu kullandı ve ödüllendirdi, birçok insan da kiliseye onun üyeliğinden haberdar olduğu için katıldı. Scientology Kilisesi’nde değişim için fazla yol yok, Tom Cruise ise değişimi en çok tetikleyebilecek isim.

Kilise kitabınızın “yanlışlarla” olduğunu ve “kanıtlanmamış” iddialarla dolu olduğunu söyledi.
Çoğu eskiden yahut halihazırda Scientology üyesi 250 kişiyle konuştum, bunların bazıları ise kilisenin üst seviyelerinde yer alıyordu. Kiliseye binden fazla soru gönderdik, kilisenin bakış açısını da mümkün olduğunca yansıtmaya çalıştık.
(Huffington Post, religionnews.com)

 


Son Güncelleme: 05.02.2013 12:29
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177