25 Ağustos 2011 Perşembe 09:03
Savcının başına denetçi getirildi

DOSYA KAPATILMAK MI İSTENİYOR?

CHP Grup Başkanvekili Tarhan, Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürüten Türkaslan’ın HSYK yedek üyesi Harun Kodalak’a bağlanmasını “İktidarın korkulu rüyası olan dosya güvenilir ellere mi teslim edilmiştir. Deniz Feneri, açılmamak üzere kapatılmakta mıdır?” sözleriyle eleştirdi. Tarhan, bakanlık listesinden HSYK’ye seçilen Kodalak’ın savcıların başına getirilmesinin gerekçesini sordu.

CHP’Lİ TARHAN’DAN SAVCI DEĞİŞİMİNE TEPKİ:

Savcının başına nöbetçi geldi

ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürüten başsavcı vekilinin değiştirilmesine, Önceki başsavcı vekili bir hata mı yapmıştır da bu uygulamaya gerek görülmüştür? Adalet Bakanlığına yakınlığı nedeniyle bakanlık listesinden HSYKye seçildiğine kuşku bulunmayan bir savcının bu işin başına nöbetçi olarak konulması hangi gerekçeye dayandırılmaktadır? İktidarın korkulu rüyası, kara kutusu Deniz Feneri dosyası güvenilir ellere mi teslim edilmiştir. Deniz Feneri, açılmamak üzere kapatılmakta mıdır? diye tepki gösterdi.

Tarhan, yaptığı yazılı açıklamada, Deniz Feneri e.V. dava dosyasına ilişkin Adalet Bakanının kontrolündeki HSYK eliyle şaibeli bir müfettiş raporu bahane edilerek soruşturmanın üzerinin örtüleceğine, 6 Ağustosta işaret ettiğini söyledi.

Başsavcı vekilinin değiştirilmesine ilişkin bugünkü haberlerin bu öngörüsünü doğruladığınıbelirten Tarhan, şunları söyledi: Soruşturma dosyası; yıllarca hiçbir mesafe alınamadığı dönem dosyanın savcısı olan, ardından bakanlık listesinden HSYK 1. yedek üyeliği ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği ile onurlandırılan, daha önce de MİT ve Emniyetin Türkiyedeki tüm iletişim izlemelerine ilişkin kararlar nedeniyle yapılan suç duyurularına verdiği ısrarlı takipsizlik kararları ile dikkat çeken bir isme teslim edilmiştir. Savcıların üzerine müfettiş salınarak inceleme başlatılması başsavcı vekilinin değiştirilmesinin gerekçesi olamayacağına göre, bu başsavcı vekilinin soruşturmaya özel yetkili bir savcı havası verilerek refakat ettirilmesinin ardında yatan neden nedir?.. Kirli paraların kaynağını, muhataplarını, yolsuzluk ve hırsızlıkların karanlık dehlizlerini anonim halden çıkarıp adını koyan basına yönelik baskıların da gözle görülür biçimde arttığı bugünlerde Deniz Feneri, açılmamak üzere kapatılmakta mıdır? Bugün yaşadıklarımız aynı sudan içmemasalı ile halkı aldatıp kendilerini zenginleştirenler için bir zafer olabilir ancak hukuk ve bağımsız yargı, adalet ve demokrasi adına skandal ve ağır bir utançtır.

Hukuka uyan yargıç ve savcıya tehdit

Başsavcı vekilinin değiştirilmesini eleştiren CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Birgül Ayman Güler de Bu davanın savcısının görevden alınması, hükümetin yargı organlarını siyasallaştırma politikasının yeni bir uygulamasıdır. Bu uygulama temel yargı ilkelerine uygun davranan yargıç ve savcıların, bundan böyle hükümetin görevden alma tehdidi altında bırakılacaklarının göstergesidir” ifadelerini kullandı.

ALMAN SAVCILARA İZİN VERMEMİŞTİ

Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nun HSYK yedek üyesi Harun Kodalak’a bağlanması yankı yarattı. Bunun nedeni ise Kodalak’ın 2009 yılında Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmayı sekteye uğratan çok önemli bir icraatından geliyor. Kodalak, Almanya’nın Türkiye’den talep ettiği adli yardım talebini değerlendiren ve reddeden iki savcıdan biriydi. 

HSYK yedek üyesi Kodalak asıl failleri sorgulamak için Ankara’ya gelmek isteyen Alman savcılara izin vermemiş

O savcıya bağlandılar

AYKUT KÜÇÜKKAYA

Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmanın Türkiye ayağını yürüten ekibin başındaki isim olan Ankara Basın Savcısı Nadi Türkaslanın bağlı bulunduğu Basın Suçları Soruşturma Bürosunun HSYK yedek üyesi Harun Kodalaka bağlanması adliye kulislerinde yankı yarattı. Bu yankının nedeni ise Kodalakın 2009 yılında Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmayı sekteye uğratan çok önemli bir icraatından geliyor.

HSYKye yedek üye olarak seçilmeden önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunda görevli olan Kodalak, Almanyanın Türkiyeden talep ettiği adli yardım talebini değerlendiren iki savcıdan biriydi. Almanyanın adli yardım talebinin değerlendirilmesi soruşturmayı yürüten savcılar yerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yine sürpriz görevlendirmesiyle Kodalak ve Talimat Bürosu Savcısı Mehmet Taştana verildi. Kodalak, Almanyadan bazı yetkililerin Türkiyede yapılacak hukuki işlemlere dahil edilmesi, hazırlanan soru kataloğundan, zanlılara ve şahitlere soru sormalarına izin verilmesi talebini uygun bulmayarak reddeden belgeyi imzalayan iki savcıdan biri oldu. Ankarada asıl failleri sorgulama talebireddedilen Almanya bu kez zanlılara sorulmasını istediği soruları Kodalaka iletti. Ancak Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karamanın da aralarında bulunduğu ve Almanyanın asıl failler suçlaması yönelttiği isimler Kodalakın yönelttiği sorulara karşı susma hakkını kullanarak yanıt vermemeyi tercih etti.

Kodalak’ın sorularına yanıt vermediler

Türkiyedeki soruşturmanın bu denli uzamasının en büyük nedeni Almanyanın Türkiyeden istediği adli yardım talebinin 2009 yılının ekim ayında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından reddedilmesiydi. Almanyanın talebini reddeden isim şimdilerde hakkında HSYK incelemesi başlatılan Savcı Nadi Türkaslan değildi. Başsavcılık Almanyanın adli yardım talebiyle ilgili Türkaslanın dışında görevlendirme yapmıştı. Almanyanın Türkiyeden istediği adli yardım talebi 20 Ekim 2009tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hem de Deniz Feneri soruşturmasını yürütmeyen iki savcı tarafından reddedildi. Adalet Bakanlığı bu kararı 23 Ekim 2009tarihinde Alman makamlarına iletti.

Aynı bakanlık sadece 3 gün sonra reddedilen ülkenin savcılarına bu kez Türk savcıların Frankfurtta belgeleri incelemek, zanlıları sorgulamak için gelmek istediklerini içeren ilk başvuru yazısını gönderdi. Bu kez Almanya Türkiyenin bu talebini kabul etmedi. Alman savcıları Nadi Türkaslanın reddetmediğinin ortaya çıkması üzerine Almanya Türkaslanın ikinci kez yaptığı başvuruyu kabul etti. Türk savcıların ısrarlı talepleri üzerine iki yıllık bir sürecin sonunda Türkaslan ve ekibi 2011 yılının başında Almanyaya gitti. Soruşturma dosyalarına yıllar sonra ulaşan Türkaslan Almanyadan döndükten 6 ay sonra da gözaltılar için düğmeye bastı. Alman savcılarının sorgulamak istediği zanlılar Türkaslanın talimatıyla önce geçen ay gözaltına alındı; mahkeme kararıyla tutuklanarak cezaevine konuldu.

Dikkat çeken gerekçe!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Almanyanın Türkiyedeki zanlıları sorgulama talebinin Ankarada Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan tarafından değil, görevlendirdiği başka savcılar tarafından reddedilmesini,Başsavcılığımızda, mevcut soruşturma ile Almanya adli makamlarının göndermiş oldukları adli yardım isteminin farklı konularda olduğu görüldügibi gerçekçi bulunmayan bir gerekçeye dayandırması dikkat çekmişti. 

Cumhuriyet

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177