04 Kasım 2011 Cuma 13:49
'Rızası vardı' diyen hakim konuştu

İstanbul- Yargıtay 14. Ceza Dairesi, kamuoyunda "utanç davası" olarak bilinen, Mardin'de satıldığı kişilerin tecavüzüne uğrayan N.Ç. ile ilgili davada, "rıza yorumu"nu kısmen onayınca eleştirilerin odağına oturdu. Davada hüküm kurulurken, küçük kız N.Ç.'nin babası, dedesi yaşındaki kişilerle rızasıyla birlikte olduğu yorumu Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Eleştirilerin odağındaki Yargıtay 14. Ceza Dairesi Başkanı Fevzi Elmas ise kararın gerekçesini anlatarak soruları yanıtladı.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi Başkanı Fevzi Elmas, olay davadaki suçun 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu (TCK) yürürlükteyken işlendiğine dikkat çekerek, "765 sayılı eski TCK'nın uygulanması gerekiyor. Oradaki 'rıza' doğrudur" dedi.
 

Mağdure kendi isteğiyle gitmiş

Olaya ilişkin iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet savcısının eylemin "rıza" ile işlendiği yönünde görüş sunduğunu, mahkemenin de buna uygun karar verdiğini belirten Elmas, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosyaya sunduğu tebliğnamede de mahkemenin kararına onama istediğini anımsattı.

Dosyayı incelediklerini rıza konusunun doğru olduğunu savunan Elmas, 5237 sayılı TCK'nın 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe girdiğini, bu tarihe kadar hem Yargıtay Ceza Genel Kurulu (CGK) hem de cinsel suçlara bakmakla görevli Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin benzer kararlar verdiğini belirtti. CGK'nın ve 5. Ceza Dairesi'nin kararlarına atıfta bulunan Elmas, N.Ç.'nin olay tarihinde 12 yaşında görüldüğünü ancak Adli Tıp Kurumu'nda yapılan inceleme sonucunda 14 yaşında olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Elmas, "Reşit olmayan kişinin ırzına geçme cezasına gelince, burada cebir, şiddet, tehdit hiç bir şey yok. Yerel mahkeme buradan, eski TCK'nın 414. maddesinden hüküm kurdu. Mahkeme, 'suçun işleniş şekline göre, mağdurenin hemen hemen bütün olaylarda kendi isteğiyle gitmiş olmasına baktı ve 15 yaşına yakın olmasını da değerlendirip alt sınırdan hüküm kurdum' dedi. Zaten yapılacak başka bir şeyi de yok" diye konuştu.
 

Az verilen cezaları bozduk

Tecavüz suçlarında cebir, şiddet ve tehdit gibi unsurların bulunması durumunda cezanın 10 yıldan aşağı olamayacağına işaret eden Elmas, "Bu duruma giren bir şey yok. Biz kararın doğru olduğunu düşünüyoruz. Anayasa'nın 138'inci maddesine göre karar daha kesinleşmedi" dedi. Davanın 6 iddianameyle açıldığını ve davada 32 sanık bulunduğunu anlatan Elmas, tartışmalı kararda yapılan incelemeyi ve verilen cezaları şöyle anlattı:
"32 sanıktan hepsi için alıkoyma suçundan açılan davada mahkeme bunu 'rıza' kabul etti, bütün sanıklar için alıkoyma suçundan zamanaşımı dolduğu için düşürme kararı verdi, bunu da onadık. 3 sanık hakkında ırza geçmekten yeterli kanıt bulunmadığı için beraat kararı verildi. Bu beraatı da onadık. 5 kişi hakkında da ırza geçmeden 4 yılın üzerinde verilen mahkûmiyeti onadık. Bunun dışında kalan 24 sanık hakkında da kurulan hükümlerle ilgili olarak az ceza verildiği gerekçesiyle yerel mahkemenin kararı yeniden tartışması için bozduk. Bazı sanıklar hakkında artırım yapılması lazım o yapılmadı dedik."
 

Kararın yaygarayla değişmesi de mümkün değildir

Kararın kesin olmadığının altını çizen 14. Ceza Dairesi Başkanı, davanın taraflarının karara itiraz edebileceğini, mahkemenin eski kararında direnebileceğini belirterek, "Kesin bir karar olmadığı için Anayasa'nın 138. maddesindeki derdest bir dosyayla ilgili olarak açıklama yapılmaz, soru sorulmaz. Bizim buna uymamız gerektiği için fazla açıklama yapmak istemiyoruz. Bu bir hukuki tartışmadır, kararın yaygarayla değişmesi de mümkün değildir" diye konuştu.

Karar hakkında basında yer alan haberlerin N.Ç.'yi korumaya yönelik gibi gösterildiğini belirten Elmas, "Bu mağdure, olay oldu travma geçirdi, mahkemeye çıktı travma geçirdi, Adli Tıp'a gitti travma geçirdi, karar verildi travma geçirdi, şimdi 4-5 gündür yayın yapılıyor. Her gün bu çocuk travma geçiriyor, onu kimsenin bunalıma sokmaya hakkı yok. Bu eleştiriler kararı değiştirmediği gibi mağdura zarar vermekten başka bir şeye yaramıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Yerel mahkemenin baila çaresi yok

Elmas, 5237 Sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği 2005 yılından sonra işlenen aynı suçlar için böyle bir uygulama olmadığının altını çizdi. Yeni TCK ile eski TCK'nın çok farklı olduğunu kaydeden Elmas, "Hem eski TCK'da hem de 5237 sayılı TCK'da yasa değişikliği olduğu zaman hangisi lehe ise onu uygulama zorunluluğu var. Bu yasal bir zorunluluk, mahkeme ikisini karşılaştırmış. Yeni yasa tabi çok farklı. Çok ağır hükümler içeriyor" dedi. Eski yasanın sanıklar yönünden lehe hükümler içerdiği için yerel mahkemenin onu uyguladığını belirten Elmas, "Başka çaresi de yok" diyerek, dairenin de kararı görüşürken başka çaresinin bulunmadığını bu durumun kanunun tartışılmaz amir hükmü olduğunu belirtti.

cumhuriyet

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol