05 Ekim 2012 Cuma 09:51
Muhafazakârlar artık daha ılımlı
 Açık Toplum Vakfı ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından yürütülen ‘ Türkiye ’de Muhafazakârlık: Aile, Cinsellik, Din’ araştırması sonuçlandı. İlki 2006’da yapılan araştırma 6 yıl içinde aile, din, devlet, cinsiyet konularında farklılaşmaları karşılaştırdı. BÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden Prof. Dr. Hakan Yılmaz tarafından hazırlanan araştırma 16 ilin kentsel ve kırsal yerleşim birimlerinde 1200 kişilik bir örneklemle gerçekleştirildi. 

Orta derecede muhafazakâr sayısı arttı
Araştırmada en dikkat çeken nokta, ‘muhafazakâr tutumlardaki yumuşama’ oldu. Gerek siyasal, gerek özel hayata hayata ilişkin olarak kendini muhafazakâr uçlarda tanımlayanların sayısı 2006’dan 2012’ye azalırken kendini ‘orta derecede muhafazakâr’ bulanların sayısı arttı. 

“Siyasal konularda kendimi muhafazakâr buluyorum” diyen oranı yüzde 17’den yüzde 10’a; “Kadın-erkek ilişkilerinde kendimi muhafazakâr buluyorum” diyenlerin oranı yüzde 20.4’ten yüzde 11.5’e geriledi. 

Aile yükselişte, devlet irtifa kaybetti 
Araştırmanın en ilgi çekici sonuçlarından biri, ‘muhafaza edilmesi gereken en önemli toplumsal kurum’ ve ‘muhafaza edilmesi gereken en önemli siyasal değer’ konusunda yaşanan değişim oldu. 

Buna göre muhafaza edilmesi gereken en önemli toplumsal kurum olarak ‘aile’ (yüzde 54.4) parlarken, ‘devlet’ (yüzde 15.5) geriledi. 
Araştırmada böylece bir toplumsal kurum olarak aileye verilen önem son 6 yılda yüzde 5 artarken, ‘din’ ve ‘millet’e verilen önem aynı kaldı, ‘devlet’ ise yüzde 3.3 gerilemiş oldu. 

Özgürlük, ilk kez eşitlik ihtiyacını geçti
Muhafaza edilmesi gereken en önemli siyasal değer 6 yıl önce ‘eşitlik’ken, artık ‘özgürlük’. 

“En önemli siyasal değer özgürlük” diyenlerin oranı 6 yılda yüzde 37’den yüzde 42.5’e fırladı. ‘Dayanışma’yı öne çıkaranların oranı yüzde 5 düştü ve yüzde 13.6 oldu. . 
“İnsan zayıftır; doğru yola sevkedecek bir otoriteye ihtiyaç duyar” önermesine ‘tamamen katılanların’ oranı yüzde 36.8’den 25.1’e düştü. 

Araştırmanın bir diğer çarpıcı bulgusu, değişim ihtiyacıyla ilgili. 2006’da yüzde 63 olan “Hayatımız değişmelidir” diyen oranı, 2012’de yüzde 40 oldu. Değişimde ‘ekonomi’ bir istisna oldu. “Elimde olsa ekonomik düzenimizi değiştirirdim” diyenlerin oranı 7 puanlık bir artışla yüzde 47’den yüzde 54’e yükseldi. 

Asimilasyon eğilimi azaldı
Türk kimliği dışındaki kimliklerin de tanınmasını isteyenlerin oranı arttı. Her grubun kendini Türk kabul etmesi gerektiğini düşünenlerin oranı yüzde 44’ten yüzde 31’e indi. 

Ve işkenceye bakış ise aynı kaldı. “Kimseye işkence yapılmaması hakkı devlet tarafından gerekirse askıya alınabilir” diyenlerin oranı 2006 yılında 23.4 olurken, 2012’de 01 puan artarak 23.5 oldu. 

Asla vazgeçme!
Herkesin düşüncelerini açıkça söylemesi; Müslüman olmayanların kendi dinlerini yaşaması; herkesin bir dernek ve sendikaya üye olabilmesi ve anadili Kürtçe olmayanların dillerini serbestçe kullanıp yaşatmasını ‘vazgeçilmez bir hak’ olarak görenlerin oranı arttı. Seçimlerin adil ve serbestçe yapılması; devletin ayrımcılık yapmaması ve bir dine inanmamayı ‘vazgeçilmez hak’ görenlerin oranı ise düştü. 

2 kişiden biri yoksul hissediyor
Açık Toplum Vakfı ve BÜ tarafından yürütülen ‘Türkiye’de Orta Sınıfı Tanımlamak’ araştırması da sonuçlandı. Araştırmaya göre kendini orta sınıf olarak görenler azaldı, kendini fakir bulanların sayısı arttı. 
“Kendimi tam ortada görüyorum” diyenler yüzde 58’den yüzde 47’ye gerilerken; “Ortalamanın biraz altında görüyorum” diyenlerin oranı yüzde 24’ten yüzde 32’ye yükseldi. 
“Kazandığımız para bize yetmiyor” diyenlerin oranı 6 puan artışla yüzde 47’ye çıktı. Gelecekte kendini aynı durumda görenlerin oranı yüzde 19’dan yüzde 31’e yükseldi. 

‘İdeal kadın’ tanımı hep aynı
Kadının aile içindeki konumunda ‘ideal kadın” tanımı araştırmanın en az değişen değerlerinden. 

Kadının ‘namuslu, ev işlerini aksatmayan, eş ve anne olarak sorumluluğu koruyan’ modeli geçen yıllar arasında önemli bir değişim göstermedi. Son aylarda sıkça tartışılan konuların başında gelen kürtajda ise tamamen isteğe bağlı kürtaja desteğin bile yüzde 50.4 oranında olduğu görüldü. Sağlık, yoksulluk ve tecavüz bu desteği daha da arttırdı. 

Oruç tutanların oranı azaldı
Dindarlık seviyesi 6 yıl içinde kayda değer bir değişim geçirmezken temel ibadetlerin yerine getirilmesinde bir gevşeme görülüyor. Ramazanda oruç tutanların oranı yüzde 60’tan yüzde 53’e gerilerken, “İmkân buldukça tutarım” diyenlerin oranı yüzde 18.9. İbadetini yerine getirmeyenlerden duyulan rahatsızlık azaldı. Oruç tutmayanlardan duyulan rahatsızlık yüzde 33’ten yüzde 25’e geriledi. 

Liderin dini önemli 

Seçimlerde hangi partiye oy vereceğine karar verirken “Parti liderinin dini inançlarına bakarım” diyenlerin oranında ise artış görülüyor. 2006 yılında bu oran yüzde 63’ken, 2012 yılında yüzde 72.
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177