22 Aralık 2014 Pazartesi 10:22
Meclis'te Rıza Sarraf oylanıyor!

Tarihi Yüce Divan oylaması Meclis Soruşturma Komisyonu’nda bugün yapılıyor... Komisyon, eski bakanlar Erdoğan Bayraktar ve Rıza Sarraf'la ilişkisi olan Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderip göndermeme oylamasını her bakan için ayrı ayrı gerçekleştirecek.

YURT ANKARA - TBMM Soruşturma Komisyonu, 17-25 Aralık ‘ın yıldönümünde AKP’li dört eski bakan hakkındaki suçlamalarla ilgili “Yüce Divan” oylamasını bugün yapacak. Komisyon eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderip göndermeme oylamasını her bakan için ayrı ayrı gerçekleştirecek. Oylama gününün 25 Aralık operasyonundan bir gün önceye rastlaması dikkat çekerken, MASAK Uzmanı üç bakan Çağlayan, Güler ve Bağış’ın gelirleri ile mal edinimlerini “orantısız” bulmuştu.

Asrın operasyonu nasıl başladı?
17 ve 25 Aralık 2013 operasyonları sonucu dönemin AB Bakanı Egemen Bağış, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında “rüşvet, nüfuz ticareti, görevi kötüye kullanma, görevi suiistimal” suçlarından fezleke düzenlendi. Bayraktar dışındaki isimler işadamı Rıza Sarraf ile bu suçları içeren iletişim içinde olmakla suçlandılar. Üç bakan, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın talebi üzerine istifalarını verdiler. Bayraktar ise Erdoğan’ı suçladı, istifada direndi. Tayyip Erdoğan tarafından azledildi. Erdoğan ve AKP yönetimi 17-25 Aralık operasyonunu “paralel yapının darbe girişimi” olarak nitelediler.

Bakanlar ne ile suçlanıyor?
Savcılığın dört bakanla ilgili hazırladığı 27 klasör, 504 sayfadan oluşan fezlekeler, 2 Ocak 2014’te Adalet Bakanlığı’na gönderildi, 4 Ocak’ta kayıtlara girdi. Sonradan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın iade ettiği ancak Soruşturma Komisyonu’nun dikkate aldığı fezlekelerde dört bakana isnat edilen suçlar şöyleydi:

Zafer Çağlayan (Ekonomi Bakanı):
28 kez toplam 52 milyon dolar rüşvet almak. Suç işlemek için örgüt kurmak, sahte belgelerle ihracat, Kaçakçılık Yasası’na muhalefet. Rıza Sarraf için ‘doğal taş’ bildirimi adı altında Türkiye’ye 1,5 ton altın sokulmasına onay vermek.

Muammer Güler ( İçişleri Bakanı):
10 kez toplam 10 milyon dolarlık rüşvet almak (Rıza Sarraf’tan), suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nüfuz suiistimali, suçluları kayırmak.

Egemen Bağış (AB Bakanı):
3 kez 1.5 milyon dolarlık rüşvet almak. (Rıza Sarraf’tan)

Erdoğan Bayraktar (Şehircilik Bakanı):
Görevi kötüye kullanmak ve nüfuz ticareti yapmak...

Savcılar takipsizlik vermişti
Hükümeti sarsan 17 Aralık operasyonu soruşturmasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Rıza Sarraf ile eski bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan’ın oğulları Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da aralarında bulunduğu 53 kişi için takipsizlik verdi, dosyayı kapattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmettin Bilal Erdoğan’ın da bulunduğu “25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturması” kapsamındaki 96 şüpheli hakkında da Eylül başında takipsizlik kararı verip, dosyayı rafa kaldırmıştı.

Soruşturma 7 ay oyalandı
Kamuoyu baskısı sonucu 5 Mayıs’ta kurulan ve AKP’nin ayak sürümesi sonucu üç aylık süresi 7 ya kadar uzatılan Meclis Soruşturma Komisyonu bugün AKP’li Hakkı Köylü Başkanlığı’nda saat 14.00’te toplanarak Yüce Divan oylamasını gerçekleştirecek. Komisyon Temmuz ortasında ilk toplantısın yapmış ve dinlemelere ise Ekim sonunda başlamıştı. ”Üç Bakan’a rüşvet vermekle” suçlanan Rızza Sarraf ile yakın adamı Abdullah Happani’nin İstanbul Adliyesi’nde “gizli randevu” verilerek dinlenilmesi de krize neden olmuş, İki AKP’linin yanı sıra o dinlemede hazır bulunan komisyon üyesi CHP’li Ercan Cengiz, diğer CHP’li üyelerin eleştirisi üzerine istifa etmek zorunda kalmıştı. Bu nedenle de CHP’li üyeler “yeterli soruşturma yapılamadığını” savunmuştu. Komisyon Başkanı Köylü, haber yapılmasını engellemek için mahkemeye başvurarak yayın yasağı aldırılmasını da sağlamıştı.

Her bakan için ayrı oylama
Komisyon’da AKP 9 üye ile temsil edilirken, CHP’nin 4 MHP’nin ise bir üyesi bulunuyor. Son dakikada karar değiştirmezse HDP üyesi Bengi Yıldız’ı çektiği için oylamaya katılmayacak. Oylamalar her bakan için el kaldırarak açık şekilde yapılacak. Çoğunluğun kabul etmesi Yüce Divan’a gitmesi ya da gitmemesi için yeterli olacak. Her bakanın her suçu için, örneğin “Rüşvet, nüfuz suiistimali, görevi ihmal” gibi ayrı ayrı oylanıp aylanmayacağına ise bugün karar verilecek.

MASAK: 3 bakanın serveti orantısız
Soruşturma Komisyonu’nda “bilirkişi” olarak görev yapan MASAK Uzmanı Ali Demir, AKP’li dört eski bakanın mal bildirimleri, varlıkları ve gelirleri üzerinde yaptığı analizin ardından hazırladığı raporda Bağış, Çağlayan ve Güler ‘in servetinde “orantısızlıklar” tespit etmişti. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın banka ve taşınmaz edinimlerini oğullarının düğün takılarıyla izah ederken, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in çocuklarının gelirini ve mal edimini “orantısız” bulmuştu. Bilirkişi Demir, “Egemen Bağış’ın üç evinin kaynağını izah edemediği” tespitini de yapmıştı.

Kulislerde ne konuşuluyor
Ankara, “Yüce Divan” oylamasına kilitlendi. Dört eski bakan hakkında iktidar partisi AKP’nin komisyondan sonra Genel Kurul’daki tutumu da önemli. Komisyonda aklama çıksa bile muhalefet Genel Kurul’da önerge ile gizli Yüce Divan oylaması yaptırabilecek. Ancak AKP içinden destek olmadan Yüce Divan kararı çıkması mümkün değil. AKP’de arklı görüşler ve kritik dengeler olsa da son kararı Erdoğan vereceği için, alacağı pozisyon ne ise o yaşama geçecek. Kulislerde şu iki seçenek dile getiriliyor:

* “Bakanlar “rüşvet” yerine “görevi suiistimal” gibi hafif suçlardan Yüce Divan’a sevk edilir. Bu sayede topluma “yargıyı işlettik” mesajı verilir, muhalefetin de “parmak hesabı ile Meclis’te akladınız” eleştirisi engellenmiş olur. Bu noktada Yüce Divan yargılamasında yeni delillerin ortaya çıkması, Mahkeme’nin seçim öncesinde ‘suçlu’ kararı vermesi ve konunun seçim kampanyası boyunca sürekli gündemde tutulması da AKP’yi düşündürüyor.

* “Delilerin yasadışı olduğu ileri sürülüp, savcılığın takipsizlik kararları anımsatılarak dört bakan Genel Kurul’da aklanır. “Yüce Divan’a sevk edilmesine gerek olmadığına” karar verilir. Böylece AKP, Erdoğan’ın “17 Aralık darbedir” tezinin arkasında durmuş olur.”

Genel Kurul'da 52 AKP'li gerekli
Genel Kurul’da CHP, MHP, HDP ve bağımsızlardan oluşan muhalefetin tamamı 224 oya sahip. AKP’nin sandalye sayısı 312. Yüce Divan’a sevk için en az üye tamsayısının salt çoğunluğu 276 gerekiyor. Muhalefetin vereceği önergede bu rakama ulaşması için AKP’den 52 milletvekilinin desteğini alması zorunlu.

AKP’de fire beklentisi var ama
AKP’den 52 milletvekili gizli oylamada “Bakanlar Yüce Divan’a gidip aklansınlar” kararı verebilir mi? AKP’de dört bakanın en az üçünün “yargılanmasını” isteyenlerin sayısı bu rakamın çok üzerinde. Bir de üç dönem kuralı nedeniyle milletvekili adayı olamayacak 70’e yakın AKP’linin varlığını düşünürse “fire” tehlikesi var. Ancak geçmiş oylamalarda grup kararı alınamasa da “parti çıkarı” söz konusu olduğunda AKP’de “aykırı ses” çıkmadığı biliniyor. AKP yönetimi Yüce Divan kararının seçimlerde aleyhine olacağı kanaatine varırsa, Erdoğan’ın da desteği ile Genel Kurul’da önergenin reddini sağlayabilir. Fire sayısı da 20’yi geçmeyebilir. Kulislerde “Erdoğan ve Davutoğlu tutum almayacak, vicdanlara bırakacak” söylentisi de var ancak buna ihtimal verilmiyor.

Kim harama bulaşırsa kolunu koparırız
Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün partisinin Ankara İl Kongresi'ne katıldı. Konuşmasında, bugün Meclis'te oylaması yapılacak 17-25 Aralık operasyonlarına da değinen Davutoğlu, “Kim milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa kim harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu koparmaya kararlıyız” dedi

Ahmet Davutoğlu, partisinin Ankara İl Kongresi'ne katıldı. Konuşmasında 17 ve 25 Aralık operasyonları ile milletin özgüveninin tahrip edilmeye çalışıldığını öne sürdü: “Geçen sene Gezi olayları ile birlikte bir büyük provokasyon başlatıldı. Daha sonra 17 Aralık-25 Aralık kumpaslarıyla çatı aday planlamaları ile hep milletimizin özgüveni tahrip edildi.

28 Ağustos'ta burada kongreyi topladığımızda size ve milletimize verdiğimiz ilk söz, kim ne yaparsa yapsın özgüvenle yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.

AB, kirli kampanya başlattı
14 Aralık operasyonu hakkında açıklamalarda bulunan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Her ne surette olursa olsun devlet yapımızda ve bürokrasimizde paralel bir yapılanmaya izin vermeyeceğiz. Demokrasimizin bir gereği olarak sadece milli iradeden güç alanlar bu ülkeyi yönetecekler. Eğer birileri perde gerisinden Pensilvanya'dan ya da başka merkezlerden emniyet, yargı ve diğer kritik bürokraside örgütlenerek devleti yönetmeye kalkarsa hak ettiği cevabı alacak. Geçtiğimiz hafta başlayan yargı süreciyle ilgili haksız spekülasyon yapanlara da buradan açık bir mesaj vermek istiyorum. 14 Aralık'ta yargıda başlayan süreç, siyasi bir süreç değildir. Bir pazar günü daha dosyanın içeriği bilinmeden bunu basın özgürlüğüne müdahale olarak yansıttılar. Hemen yurt dışındaki odaklar harekete geçti. Tatil günü dahi AB açıklama yaptı. Bu açıklamasıyla hükümetimiz hakkında kirli bir kampanya başlattılar."

Komploları durduracağız
17 Aralık ve 25 Aralık operasyonları hakkında konuşan Davutoğlu, "17 Aralık-25 Aralık operasyonlarının arkasında yolsuzluklara karşı bir mücadele anlayışından çok milli irade ile iktidara gelmiş bir hükümeti devirme çabası vardı. Daha yürüyen bir soruşturma olduğu iddia edilen bir soruşturmada iddianamede dönemin başbakanı diyerek iktidarda milli iradeyle bulunmuş olan bir başbakana dönük gerçekleştirilen o komplo, yolsuzluklara karşı mücadele olarak adlandırılabilir mi? Onların dönemin başbakanı dediği başbakanımız bugün gerçek cumhurbaşkanlığı makamındadır. Onların dönemin başbakanı diye adlandırmaya kalkıştıkları Recep Tayyip Erdoğan bugün halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanı olma onurunu kendisine de milletimize de yaşatmıştır. Kim milli hazinemize, kaynaklarımıza yolsuzluk niyetiyle yaklaşırsa kim harama bulaşırsa kardeşimiz de olsa onun kolunu koparmaya kararlıyız. Yolsuzluk iddiaları üzerinden yalan, yanlış ithamlarla birtakım komplolarla milli iradeye karşı kim harekete geçerse onu da durdurmaya aynı şekilde kararlıyız" diye konuştu.

Haziranda yeni bir anayasa
2015 seçimlerinden sonra yeni bir anayasa oluşturulacağını dile getiren Davutoğlu, "Bütün anayasal kurumlarımızın tam ve doğru yerine oturması için inşallah 2015 haziranından sonra yeni bir anayasa için yola çıkacağız. Siyasi inşa faaliyetimizi devleti yeniden tanzim etme faaliyetimizi 2023'e yürürken insan haklarına dayalı derin demokrasi anlayışımızı kurumsallaştıracak yeni bir anayasayı milletimizin takdirine sunacağız" ifadelerin kullandı.



yurtgazetesi
Son Güncelleme: 22.12.2014 10:23
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177