15 Mart 2012 Perşembe 07:11
MAZERET İSTEMEM ESAD

Stratfor yazışmalarında uzmanların, liderler arasında yapılan ikili görüşmeler ve kapalı kapılar ardında söylenenleri öğrenmek için yoğun çaba gösterdikleri görülüyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 haziran seçimlerinden birkaç gün sonra Suriye lideri Beşşar Esad ile yaptığı telefon görüşmesinin iç yüzünü ise Stratfor analistlerine, Lübnan’da görev yapan bir Türk diplomat anlatmış. Ortadoğu uzmanı Reva Bhalla’nın görüştüğü diplomat, Erdoğan’ın Esad’a reformlar konusunda hesap sorduğu ve bir ilerleme olmadığını duyunca da çok öfkelendiğini anlatmış.

‘Tebrik etmen için aramadım’

Diplomatın söylediklerinin doğrulanmasını tavsiye eden Bhalla, 15 Haziran 2011 tarihli e-postada, görüşme ile ilgili şunları paylaşıyor: “Telefonu Erdoğan açmış, fakat Esad hemen partisinin üst üste üçüncü seçim galibiyetinden dolayı Erdoğan’ı tebrik etmiş. Erdoğan çok soğuk davranmış. Esad’a, tebrik edilmek için telefon açmadığını, neticede arayanın Esad değil kendisi olduğunu söylemiş ve reformlar konusunda sadede gelmek istediğini söylemiş. Esad, ordu Selefileri ortadan kaldırır kaldırmaz reformlara geçmekte kararlı olduğunu belirtmiş. Erdoğan da bunun üzerine şöyle karşılık vermiş: “Bana bahane uydurma. [Suriye’de] Selefi olmadığını biliyorsun.” Öfkelenen Erdoğan ayrıca Selefi de olsa, bunun yetkililere bütün Suriye halkını cezalandırma hakkı tanımadığını söyleyerek, artık Esad’dan laf duymak istemediğini, icraata geçmenin vakti geldiğini belirtmiş. Sonra da reformların hayata geçirilmesi için bir takvim istemiş. Esad ‘İnşallah yakında bir takvimimiz olur’ deyince de Erdoğan çok bozulmuş, zira Esad’ın blöf yaptığı izlenimine kapılmış.”

Sekiz ayda devrilir tahmini

Diplomat, Esad’ın askerî harekâtın sona ereceğine dair herhangi bir sinyal vermemesi üzerine, Erdoğan’ın BM Güvenlik Konseyi’nde görüşülecek tasarıları destekleme kararı aldığını aktarmış. Diplomata göre Erdoğan’ın destekleyeceği girişimlere, Türkiye sınırında güvenli bölgeler kurulması da dahilmiş. Diplomat ayrıca Türkiye’nin yaptığı iç değerlendirmelerde, Esad’ın en az sekiz ayda, yani en erken Şubat 2012’de devrilebileceği üzerinde durulduğunu da aktarmış.

Önce İsrail, sonra Suriye

Stratfor eylül ayında da kaynak tanımı yine ‘Lübnan’daki bir Türk diplomat’ olarak yapılan kişiden, Erdoğan’ın Suriye konusunda niyetiyle ilgili ilginç tüyolar almış. 8 Eylül 2011 tarihli yazışmaya göre Türk diplomat, Erdoğan’ın henüz Esad’ın devrilmesi konusunda kesin bir karar vermediğini söyleyerek “Sürecin uzun, sancılı ve kanlı olacağını, Türkiye’nin de istikrarını tehdit edebileceğini biliyor” demiş. Görüşmenin devamı şöyle aktarılıyor: “Erdoğan seçeneklerini açık tutuyor. Esad’ın kendine güvensiz ve siyasi açıdan ham olduğunu bildiği için ona güvenmiyor. Bununla birlikte, Esad ailesine hesap vermek durumunda, aksi takdirde siyasi çizgisini kaybeder. Erdoğan’ın İsrail ile -diplomatik temsilin düşürülmesinin yanı sıraaskeri ve ticari ilişkileri askıya alma kararını, Suriye’ye de yönelik benzer bir girişim izleyecek. Esad, ‘Türkiye, İsrail ve ABD adına, Suriye rejimini izole etmek için harekete geçti’ bahanesini ortaya atmasın diye Erdoğan, önce İsrail ile başlamayı tercih etti.

Esad’ın Erdoğan için özel bir değeri yok, ancak Erdoğan Suriye’nin yönetmesi çok zor bir ülke olduğunun farkında. Eğer Esad’ın devrilmesi Suriye’ye istikrar getirecek olsaydı, Erdoğan buna oynardı, ama öyle olmadığını biliyor. Esad’ın ardından Suriye bölgedeki tüm ülkeler için bir çatışma alanı haline gelecek ve bu da Türkiye’yi olumsuz etkileyecek.”

Türkiye için yeni imaj

Lübnan’daki Türk diplomat ayrıca Erdoğan’ın Türkiye için yeni bir imaj yaratmaya çalıştığını ve Türkiye’yi “askerî gücü daha fazla olan bir Almanya veya Japonya” gibi bir küresel aktöre dönüştürmek istediğini söylemiş. Yazışmada hükümetin dış politikaya yeni yaklaşımı şöyle anlatılıyor: “Erdoğan daha sonra pişman olabileceği acele kararlar vermek istemiyor. Bu yüzden İsrail ile ilişkileri askıya alıyor (ama koparmıyor). Hükümetin politikası seçenekleri açık bırakmak ve yeni düşmanlar edinmemeye çalışmak. Erdoğan yeni bir Türkiye imajı yaratmak istiyor. Türkler yüzyıllar boyunca hizipçi, savaşçı ve kan akıtan bir halk imajına sahip oldu. Türk dış politikasının sıfır düşman üzerine kurulu olmasının nedeni bu. Düşman edinmeme çabasının bir yan etkisinin ise dünyadaki değişimlere yavaş tepki verilmesi olduğunu söylüyor. Türkiye harekete geçtiğinde, kararları biraz zayıf olma eğiliminde. [...] Erdoğan’ın sert açıklamalarının aksine, Türk-İsrail ilişkilerinin temelleri genel olarak sağlam. Erdoğan asla ABD’yi hayal kırıklığına uğratmayacak. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinin geri dönülmeyecek bir noktaya varmasını istemiyor. Erdoğan, İsrail’e baskı yaparak ve Başbakanı’na Türkiye’nin başlıca bir bölgesel lider olduğunu kabul ettirerek Arapları etkilemek istiyor.”
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177