11 Kasım 2012 Pazar 18:21
KAMU AVUKATLARI VE ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI
1-STATÜ SORUNU

Kamu avukatları, hakim ve savcılara yakın hatta bazen aşan şekilde yük ve sorumluluk taşımaktadırlar.Hakim ve savcıların bir konuda karar vererek o işten el çektikten sonra sorumluluklarının ortadan kalkmasına karşılık kamu avukatları aynı konuyu idari aşamada iken takibe başlayıp yargı aşamasını tamamlayıp kararın usulüne uygun infaz edilmesi de dahil tüm aşamalarının sorumluluğunu taşımakta, sorumlulukları takip zamanaşımı süresince de devam etmektedir.

Kamu avukatları taşıdıkları bu ağır sorumluluğa rağmen hakim savcıların sahip oldukları hiç bir hak ve teminata sahip değillerdir.Oysa kamu avukatları, savcılar gibi kamu gücünü temsil etmekte ve kamu adına, her türlü davada devletin yararını korumaktadırlar.

Kamu avukatları, personel rejimi açısından klasik memur tanımı içerisinde değerlendirilmektedir.Bu nedenle diğer meslek mensubu memurlar ile kamu avukatları arasında ve hatta yüksek tahsil gerektirmeyen memuriyet ile kamu avukatlığı arasında, hiç bir nitelik farkı bulunmamaktadır.Kamu avukatları,657 sayılı kanuna,659 sayılı KHK veya kuruluş kanununa tabi olarak, amir memur ilişkisi içerisinde çalışmakta, kendilerine amirleri tarafından tevdi edilen işleri yapmakta, hiç bir insiyatif kullanamamakta, hatta hukuk mantığı ve bilgisi ile karar verilmesi gereken hallerde bile, amirlerinin direktifine göre hareket etmek zorunda kalmaktadırlar.

Kamu avukatlarının amiri, genellikle hukukçu kimliği taşımayan kamu görevlileri olmaktadır.Kamu avukatı, hukuki bilgi ve deneyimine göre farklı hareket edeceği bir konuda dahi idari makamlarca verilen emir ve talimatlar gereğince hareket etmek zorunda kalmaktadır. Kamu avukatlarının, verilen emir ve talimatlara karşı hiçbir teminatı bulunmamaktadır. Bu da, çok büyük sorumluluk ve maddi külfet altında hareket eden kamu avukatlarının, daha sonra meydana gelen sonuçla başbaşa kalmasına sebep olmakta;emir ve talimatlara sığınması kendisini hukuki sorumluluktan kurtarmamakta; idari talimatların gereğinin yerine getirilmemesi de, talimatı veren idari görevlilerin aynı zamanda kamu avukatlarının disiplin amiri olması dolayısıyla, idari ve disiplin soruşturmalarını beraberinde getirmektedir.


Kamu avukatı, bir davanın açılıp açılmaması, açılan bir davanın takip edilip edilmemesi,mahkeme kararlarına karşı kanun yollarına başvurulup başvurulmaması gibi, tamamen hukukçuların karar vermesi gereken hallerde bile karar verme yetkisine yasal olarak sahip bulunmamakta bu konuda da amirlerinin talimatları ile hareket etmek zorunda kalmaktadırlar.Bu hali ile kamu avukatları, mahkemeler nezdinde avukatlar dışında vekaletle iş takibi yapılamayacağı yönündeki kanun hükmü gereği, zorunlu olarak çalıştırılan, “temsil yetkisi olan memur” olmaktan öteye gidememektedirler.

Kamu avukatlarının, resen delil toplama hak ve yetkileri çalışmakta oldukları kurumlarda bile mümkün olmamakta;takip edilen davalarla ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile doğrudan yazışma yetkisine de sahip bulunmamaktadırlar. Oysa Kamuda çalışan avukatlar, kamu görevlisi olmaları nedeniyle genel yasalara avukat olmaları nedeniyle de 1136 sayılı Avukatlık Yasasına tabidirler. Avukatlık Yasasının avukatın haklarını düzenleyen düzenlemeler ile avukata takip ettiği davalarla ilgili yazışma ,bilgi toplama hakkı şeklinde getirdiği haklara kamuda çalışan avukatlar da sahip olmalıdır.

Yeni yürürlüğe giren HMK ile cevap süreleri ,delil bildirimi gibi usuli işlemlerin iki haftalık kesin sürelere tabi olması ;avukatın bu süreleri de 5442 sayılı İl İdaresi Yasasına göre Vali ve Kaymakamlar aracılığı ile yazışma yaparak tüketmesi süre aşımı nedeniyle davaların kaybedilmesine dolayısı ile kamunun zararına sebep olacaktır.Bu nedenle avukatın davasının takibiyle ilgili tüm yazışmalarını doğrudan yapmasının yolunun açılması ,dava takiplerinin hızlı ve sağlıklı olması için bir zorunluluk olduğu gibi gereksiz zaman ve emek kaybının da önüne geçecektir.

2-MALİ VE ÖZLÜK HAKLAR SORUNU

a-Ek Gösterge

Stajını yaparak kamuda göreve başlayan bir avukat, devlet memuriyetine 9 uncu dereceden başlamakta ve 3 yılda bir derece terfisi almaktadır.657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Ek ( I) sayılı cetveline göre,1. derecedeki avukatın ek göstergesi 3000’dir ve avukatlar makam tazminatı da almamaktadırlar.

1. derecedeki bir kamu avukatının ek göstergesi yıllardır 3000 rakamında kalmıştır. Zaman zaman ek göstergeler üzerinde yapılan çalışmalarda Kamu avukatları ek göstergeleri hiçbir iyileştirme görmemiş emsallerinden oldukça geride kalmıştır. Mimar, mühendis, müfettiş, doktor, diş hekimi, eczacı, veteriner ve biyolog gibi meslek mensuplarının ek göstergesi 3600 dür. Adalet sisteminin savunma ayağının temsilcileri meslektaşları olan hakim ve savcıların ek göstergeleri ile aralarındaki uçurum her ise her geçen yıl büyümektedir.Öyle ki birinci sınıfa ayrılmasına karar verilmiş hakimin ek göstergesi 4800 iken birinci derecedeki bir avukatın ek göstergesi 3000 dir.Her ikisi de adaletin tecillisine katkı veren kamu çalışanları arasındaki bu durum meslek motivasyonunu olumsuz etkilediği gibi hakkaniyete de açık aykırılık oluşturmaktadır. 25 yıl önce mali ve özlük açıdan hakim savcı ve avukat arasında büyük bir denge ve uyum varken geçen yıllar içinde avukatların aleyhine mali ve özlük kayıpları yaşanmış ve günümüzdeki adaletsiz durum ortaya çıkmıştır.

b- Özel Hizmet Tazminatı

Özel hizmet tazminatı, 657 sayılı Devlet Memurları Yasasına tabi olarak istihdam edilen kamu görevlilerine çalıştıkları hizmet sınıfı itibariyle ödenen meblağı ifade etmektedir.

Kamu Avukatları,özel hizmet tazminatı ödemesi diğer hizmet sınıflarında istihdam edilen emsali devlet memurlarından daha düşük bir orana tabi tutulmaktadır.Oysa Avukatlık Hizmetleri Sınıfı, görev, yetki ve sorumluluk bakımından diğer hizmet sınıflarına göre daha fazla önem taşıyan yargıda idarenin temsilciliğini üstlenen, idarede işlemlerin hukuka uygun olmasında rol oynayan hukuk devleti kavramının idareye yerleşmesinde rol oynayan özellik ve önemi ayrı olan bir sınıftır.

Taşıdıkları öneme karşın avukatların özel hizmet tazminatı, teknik, sağlık, emniyet ve denetim hizmetleri sınıflarındaki memurların aldıkları orandan azdır. Devlet Memurları Kanununda, uzman tabipler için % 215, pratisyen hekimler için % 145, Teknik elemanlar için % 175, müfettişler için % 195 oranında özel hizmet tazminatı ödenmesi öngörülmüşken, Avukatlar için belirlenen oran % 135 olarak uygulanmaktadır.Söz konusu tazminatın emeklilik maaşına da doğrudan yansımasının sonucunda emekli olan avukatlar çok daha mağdur olmaktadırlar. Kamu avukatlarının, yürütmekte olduğu görev ve üstlendikleri sorumluluğun karşılığında özel hizmet tazminatların hak edilen seviyeye getirilmesi bir zorunluluktur.

c-Görev Makam ve Temsil Tazminatı

Avukatların asli görevi, müvekkillerini yargı yerlerinde ve çeşitli Kurum ve Kuruluşlar nezdinde temsil etmektir. Kamuda görev yapan avukatların görevi de temelinde bir temsil görevidir. Ayrıca idarenin işlemlerinin hukuka uygun olmasında üstlendiği rol nedeniyle yargının idaredeki temsilcisi konumundadırlar.

Yürüttüğü işin özünün temsil olmasına karşın Kamu Avukatlarına, Muhakemat Müdürlerine, Hukuk İşleri Müdürlerine ve Hukuk Müşavirlerine, bulundukları makam itibariyle Devlet Memurları Kanununda öngörülen şekilde temsil ve makam tazminatı ödemesi yapılmamaktadır. Kamu avukatları da 3600 ek gösterge ile birlikte 2000 makam tazminatı verilmesi de bir zorunluluktur.


d-Derece ve Kademe İlerlemesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin A/4 bendinde; “Teknik hizmetler sınıfında görev almak şartıyla jeolog, jeofizikçi, hidrolog, jeomorfolog, kimyager, fizikçi…öğrenimlerine göre tespit edilen giriş derece ve kademelerine bir derece ilave edilmek suretiyle bulunacak derece ve kademelerden hizmete alınırlar” hükmü bulunmaktadır.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda, “Bu Kanunun kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa eden memurdur” diye tanımlanan THS (Teknik Hizmetler Sınıfı) çalışanları bu şekilde avantaj ile 8.dereceden göreve başlamaktadırlar. Yine hukuk mezunu olan hakim ve savcılar Kamuda görev yapan avukatların da yaptıkları hizmet, adalet içinde yargının yargı içinde ise idarenin temsilciliğini yürütmektir.Bu haliyle AHS (Avukatlık Hizmetleri Sınıfı) görev yapan avukatların yürüttükleri hizmete uygun şekilde 8.dereceden dereceden hizmete başlatılmaları gerekir.

2802 Sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanununa göre 8. dereceden göreve başladıkları gibi aynı yasanın 18 ve 21. maddelere göre “Hakimlik ve savcılık mesleğinde bulunanlar her yıl kademe ilerlemesi ve her iki yılda bir derece yükselmesi yaparlar. Stajını yaparak kamuda göreve başlayan bir avukat, devlet memuriyetine 9 uncu dereceden başlamakta ve 3 yılda bir derece terfisi almaktadır.

Verilen emsaller ile kamuda çalışan avukatın devletin vekili sıfatını taşımakla ,yürüttüğü görevin önemi sebebiyle mesleğe başlangıç derecesi ile derece ilerlemesinde yeni düzenleme yapılması gerekmektedir.

g-Vekalet Ücreti

Vekalet ücreti kamu avukatlarının yıllardır kanayan bir yarasıdır.Bir çok meslekte döner sermayeden alınan paylar maaşları kat kat geçerken, kamu avukatlarının karşı taraftan tahsil ettikleri ve kamu maliyesine artı bir yük getirmeyen vekalet ücretinin limite bağlanması ve bu limitin de avukatın verdiği hizmetin önem ve ağırlığı , avukatın asgari yaşam standardı, günün ekonomik koşulları ile emsal mesleklere tanınan ek mali haklar karşısında fahiş derecede düşük olması


hakkaniyete açık aykırılık oluşturmaktadır. Mevcut yasal düzenleme ile kamuda çalışan bir avukata 2012 yılı için verilen yıllık vekalet ücreti limiti , bu avukatın takip ettiği altı asliye mahkemesi dosyasının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretini dahi aşamamaktadır.Oysa her kamu avukatının bir yılda takip ederek sonuçlandırdığı ve vekalet ücreti kazandırdığı dosya sayısı yüzlerle hatta yoğunluğun çok olduğu yerlerde binlerledir.Bakanlıkların dava istatistik cetvellerinde de bu sayılar açık ve nettir.

Bir uzman doktor, döner sermayeden bir aylık maaşının 5 katı miktarında pay alabilirken, bir kamu avukatının alabileceği yıllık vekalet ücreti aylara bölündüğünde, yaklaşık maaşının beşte birine denk gelmektedir .Avukatlık Kanunu'nun 164/son maddesinde, karşı tarafa yükletilecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı düzenlenmesine rağmen, limit uygulamasından vazgeçilmiş olmadığı gibi komik düzeylerde tutulması da hakkaniyete aykırıdır.

3-TEFTİŞ VE DENETLEME SORUNU:

Kamu avukatları, statü olarak klasik devlet memuru statüsünde değerlendirildiği için, teftiş ve denetleme yönünden de aynen diğer devlet memurları gibidirler. Bir hakimi veya savcıyı, hakimlik mesleğinden gelen adalet müfettişlerinden başkası denetleyemezken bir avukatı, hukukçu dahi olmayan kişiler denetleyebilmekte;bu durum avukatlar üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bunun nedeni, kamu avukatlarının bağlı bulunduğu bir üst örgütlenme biçiminin olmayışıdır.

Kamu Avukatlarının, klasik devlet memuru olmadıkları, özel kanunlara tabi meslek memuru olduklarının dikkate alınarak iş ve işlemlerin denetiminin de, bağımsız hareket eden Avukatlık sınıfına tabi kişilerce yapılması gerekir.Hukuki mevzuat konusunda kısıtlı bilgi sahibi kişilerin, bir avukatı denetlemesi, hukuka ve yargının bağımsızlığına müdahale olacağı gibi, Avukatlık mesleğinin onuruna da yakışmayacaktır.

SONUÇ : Bağımsız yargının bir ayağını oluşturan,yargıç ve savcılarla aynı eğitim ve öğrenimi görmüş,aynı kurumda aynı amaç doğrultusunda görev yapan Kamu Avukatlarının,yargı bağımsızlığı içinde,bağımsız Avukatlar olarak ve 1136 sayılı Yasada belirtildiği gibi görevini serbestçe ifa edebilmesi için buna uygun statü ,sicil ve disiplin esaslarına sahip olmasını gerektirmektedir.Hukuk Müşavirleri de,1136 sayılı Kanunun 1238 sayılı kanunla değişik 35 maddesinde belirtilen “kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek ….yetkisi yalnız Baroda yazılı Avukatlara aittir.” Şeklindeki görevi uyguladıklarından ve Avukatlık kapsamı içinde bulunduklarından görevlerini bağımsız olarak yürütmek zorundadırlar. Ancak,uluslararası sözleşmeler ve açık yasa hükümlerine rağmen, Avukatın bağımsızlığı ilkesi yok sayılarak düzenlenen disiplin yönetmelikleri ile kamu Avukatlarının disiplin amirleri olarak, hukukçu olmayan Mühendis ,Veteriner,Maliyeci, Mülki Amir, Mali Müşavir,Doktor gibi meslek mensuplarının disiplin amirliğine tabi tutulmaktadırlar. Kamu avukatlarının, yürütmekte olduğu görev ve üstlendikleri sorumluluğu disiplin hükümleri ile disiplin hükümlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.(hukukihaber.net)

KAMU AVUKATLARI OLARAK,

1-MESLEĞİN ONURUNA YAKIŞIR ŞEKİLDE YAŞAMAK İÇİN MAAŞLARIMIZIN HAKİM VE SAVCILARLA AYNI DÜZEYE GETİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ,

2-KAMU AVUKATLARI KANUNU ÇIKARTILARAK ÖZLÜK HAKLARIMIZIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE KARİYER SINIFINA ALINMAMIZ GEREKTİĞİNİ,

3-KAMU AVUKATLARI KURULU KURULARAK BAĞIMSIZ BİR KURULA BAĞLI OLARAK ÇALIŞMAMIZ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR VE TALEP EDİYORUZ.



Av.Tamay YAZAR
hukukihaber.net
Son Güncelleme: 12.11.2012 16:56
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177