Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
09 Kasım 2018 Cuma 14:17
İsrail'le 'normalleşmenin' yolu Körfez'den mi geçiyor?

GAZZE - MUSTAFA HABBUŞ

2018 yılı, İsrail'le aralarında barış anlaşması bulunmayan ve her daim "normalleşme" için şartlar ileri süren özellikle Körfez'deki Arap ülkeleriyle Tel Aviv yönetimi arasındaki ilişkilerde benzeri görülmemiş hızlı bir gelişmeye tanık oldu.

Söz konusu gelişme, siyasi, iktisadi ve spor alanlarında aleni olarak gerçekleştirilen karşılıklı ziyaretler kanalıyla gün yüzüne çıkarken, İsrail kaynakları, bu gelişmeleri "tam normalleşmenin" ön hazırlığı olarak değerlendirdi.

Kamuoyuna duyurulanların yanı sıra Batıda, Arap dünyasında ve İsrail'de, Tel Aviv ile Arap ülkeleri arasında "sağlam" gizli ilişkilerin olduğu yönünde haberler yer aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Arap ülkeleriyle ilişkilerde büyük bir gelişme yaşandığını açıklaması da bu algıyı pekiştiren bir unsur oldu.

Başbakanlık sözcüsü Ofir Gendelman, 6 Eylül'de yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun "Arap ülkeleriyle ilişkilerde benzersiz gelişmeler yaşanıyor. İş birliği hacmi henüz ortaya çıkmadı ama bu, hiç olmadığı kadar büyük. Bu çok büyük bir değişim." sözlerini aktarmıştı.

Bu hızlı gelişme, Filistinlilerin özellikle işgal altındaki Kudüs ve mülteciler konusunda tavizler vermesi üzerine temellendiği söylenen ABD'nin "Yüzyılın Anlaşması" planının gündemde olduğu bir dönemde yaşanıyor.

Yediot Ahronot Gazetesi'nde yer alan, "İsrail'in, ABD barış planının hayata geçirilmesine hazırlık olarak Arap ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmek için büyük çaba harcadığı" yönündeki açıklamalar, bu iki olgu arasında bağlantı olduğu hissini kuvvetlendiriyor.

Netanyahu da geçen günlerde yaptığı açıklamada, "Arap ülkeleriyle ilişkilerimizin olması önemli. Bu, Filistinlilerle barışın anahtarı olabilir." demişti.

Netanyahu'nun Umman temasları

Görünen o ki, İsrail-Körfez ülkeleri ilişkilerinde yaşanan en büyük gelişme, Netanyahu'nun ekim ayında Umman'a gerçekleştirdiği resmi ziyarette ifadesini buldu.

Başbakanlık ofisine göre, söz konusu ziyaret, Umman Sultanı Kabus bin Said'in daveti üzerine ve iki ülke arasındaki uzun görüşmelerden sonra gerçekleşti.

Ziyaretin sona ermesinin ardından yapılan ortak yazılı açıklamada, görüşmede, Ortadoğu'da barış sürecinin yeniden aktif hale getirilmesi ve bölgede barış ile istikrarın sağlanması hususunda iki ülkenin de ortak ilgili alanına giren meselelerin ele alındığı ifade edildi.

Ziyaretin ardından Umman Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi bin Abdullah, Bahreyn'de düzenlenen güvenlik zirvesinde "İsrail bölgede 'var olan' bir devlet ve biz de bunun farkındayız. Dünya da bu gerçeğin farkında. Belki de artık İsrail'e aynı şekilde muamele etmenin ve aynı yükümlülükleri yerine getirmenin vakti gelmiştir." demişti.

Netanyahu'dan birkaç gün sonra İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz, 6-8 Kasım tarihlerinde başkent Maskat'ta düzenlenen Uluslararası Ulaştırma Konferansı'na katılmak üzere Umman'a gitti.

Yediot Ahronot gazetesine göre Katz, "Bu, İsrail ile Umman arasındaki ilişkileri iyileştirecek tarihi bir ziyaret. Bu ziyarette, Körfez ülkeleriyle İsrail ve Akdeniz'i birbirine bağlayacak 'Bölgesel Barış İçin Demiryolu' isimli projemizi sunmayı ve güçlendirmeyi planlıyorum." açıklamasında bulunmuştu.

İsrail ile Umman arasında diplomatik ilişki olmamakla beraber, iki ülke 1996'da karşılıklı ticaret temsilcilikleri açma anlaşması imzalamış ancak bu ilişkiler de 2000 yılında patlak veren Filistin İntifadası'yla dondurulmuştu.

İsrailli bakan ve heyetler BAE'de

Netanyahu'nun ziyaretinin akabinde, İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev, Abu Dabi'de düzenlenen Dünya Judo Şampiyonasına katılmak üzere bir spor heyetinin başkanı olarak 27 Ekim'de Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ziyaret etti.

Regev geçen pazartesi Facebook hesabından Abu Dabi'deki Şeyh Zayid Camisi'ni gezerken çekilmiş görüntülerini yayınladı.

Kültür ve Spor Bakanı'nın ziyaretini İsrail İletişim Bakanı Eyüb Kara'nın 30 Ekim'de Dubai'ye gerçekleştirdiği ve orada bilgi ve iletişim güvenliği konulu uluslararası bir toplantıda yaptığı konuşma izledi.

Geçen mart ayında da İsrailliler BAE'yi ziyaret etti. Yediot Ahronot Gazetesi, İsrail'in Abu Dabi'de düzenlenen Dünya Ralli Şampiyonası'na resmi düzeyde katıldığını ortaya koydu.

Yine geçen mayıs ayında işgal altındaki Kudüs'te düzenlenen dünyanın önemli uluslararası bisiklet yarışlarından olan İtalya Bisiklet Turu'na (Giro D'Italia) BAE'den bir takım katıldı.

Bahreyn ile gizli görüşmeler

Gendelman, sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarında Bahreyn takımının fotoğraflarını yayınladı ve memnuniyetini dile getirdi. Ancak Bahreyn takımının bisiklet yarışına katılması Tel Aviv ile Manama arasındaki ilişkilerin geliştiğini gösteren tek gösterge olmadı.

Haaretz gazetesi geçen temmuz ayında Bahreyn'de düzenlenen 42. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Miras Komitesi'ne İsrail'in de katıldığını yazdı.

Geçen günlerde ise Yediot Ahronot gazetesi, Bahreyn'in İsrail ile ilişkileri normalleştirme adına gizli görüşmeler gerçekleştirdiğini iddia etti. Gazeteye göre, söz konusu görüşmeler, iki tarafın ilişkilerin yeniden başladığını açıkça ilan edecekleri bir formül bulunmasını hedefliyor ve Netanyahu'nun Bahreyn'e gerçekleştirmesi muhtemel ziyaretin ön hazırlığı olma özelliği taşıyor.

Manama ise İsrail gazetelerinde gizli görüşmelerle ya da muhtemel ziyaretle ilgili haberle ilgili yorum yapmadı.

Bahreyn siyasetinin İsrail karşısındaki değişimini gösteren bir diğer durum ise Dışişleri Bakanı Halid bin Ahmed bin Muhammed Al Halife'nin geçen mayıs ayında, İsrail'in Suriye'deki İran'a ait askeri noktaları hedef almasının ardından ülkesinin, "İsrail'in kendini müdafaa hakkını" desteklediği yönündeki açıklaması oldu.

Bahreynli bakanın açıklamaları, İsrail tarafından övgüyle karşılandı. İletişim Bakanı Kara, bunun İran saldırganlığı karşısında İsrail'e verilmiş tarihi bir destek olduğunu ifade etti.

Tel Aviv Riyad'la ilişki kurmak istiyor

Suudi Arabistan'da İsrail ile arasında ilişki olduğunu açıkça ortaya koyan hiçbir resmi hareketlilik yaşanmazken, İsrailli pek çok yetkili, "yeni" ve "gizli" ilişkilerin sinyalini verdi.

Temmuz 2016'da eski Suudi Arabistan İstihbarat subayı Tümgeneral Enver Aşki, Suudi akademisyenler ve iş adamlarından oluşan bir heyetin başkanı olarak İsrail'e bir haftalık ziyaret gerçekleştirdi.

Aşki ve beraberindeki heyet, ziyaret kapsamında İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Dore Gold ve İsrail Hükümetinin Filistin Topraklarındaki Faaliyet Koordinatörü General Yoav Mordechai ile bir araya geldi.

İsrail, Riyad ile ilişkilerini güçlendirmeyi istediğini, Savunma Bakanı Avigdor Liberman'ın ağzından dillendirdi. Liberman, bölgede İran'a ve onun kollarına karşı Suudi Arabistan'la ilişkileri güçlendirme çağrısı yaptı.

Liberman, Amerika'nın Defense News Dergisi'nde geçen yıl aralık ayında, "Bölgede başka yerlerde özellikle de Körfez ülkeleri arasında akılcı düşüncenin pek çok delilini görüyoruz. Belki de bunun en iyi örneği, İran'ın en büyük bölgesel tehdit unsuru olduğunu açıklamaktan çekinmeyen cesur bir vizyona sahip yönetimiyle Suudi Arabistan'dır." diye yazmıştı.

Liberman yazısını, "Bölgedeki pragmatik güçler olarak bizler gücümüzü fanatik düşmanlarımızı yenmek için ne kadar birleştirirsek ulusal çıkarlarımızı gerçekleştirme ve bölgede güven ve istikrarın sağlanmasında o kadar başarılı oluruz." diyerek sürdürmüştü.

İsrailli milletvekili Yossi Yona da Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı İsrail'i ziyaret etmeye ve eski Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat gibi parlamentoda konuşma yapmaya davet etti.

İngiliz The Times Gazetesi de geçen yılki bir haberinde Tel Aviv ile Riyad arasında, İsrail şirketlerinin Körfez'de faaliyet göstermesi ve İsrail uçaklarına Suudi Arabistan hava sahası üzerinde uçma izni verilmesini kapsayan ekonomik görüşmeler olduğunu açıkladı.

Amerikan CNN Televizyon Kanalı da aynı şekilde iki taraf arasında ekonomik projeler olduğunu ve bunların hızlı bir gelişme kaydedebileceğini savundu. Kanal, bu projelerin, İsrail ile Riyad arasında uçuşların yapılması ve demir yolu hattı çekilmesini kapsadığına işaret etti.

Netanyahu da geçen mart ayında, Suudi Arabistan'ın, Mumbai ile Tel Aviv arasında sefer düzenleyen Hindistan'a ait Air India şirketine kendi hava sahasını kullanma izni verdiğini duyurdu.

Katar'daki spor takımları

Arap-İsrail ilişkilerinde yaşanan gelişmeden Katar da nasibini aldı. İsrail Arabic internet sitesinin sosyal paylaşım hesaplarına göre, Katar, geçen mart ayında Doha'da gerçekleştirilen 24. Dünya Okul Sporları Hentbol Şampiyonasında İsrailli bir takımı ağırladı.

Başka bir spor takımı ise 3 Kasım'a kadar süren Dünya Jimnastik Şampiyonası'na katılmak üzere ekim ayı sonunda Doha'ya geldi.

Bunun dışında, Katar'ın Gazze'yi yeniden imar projesi kapsamında, imar projesinden sorumlu Katar komitesinin Başkanı Muhammed el-Imadi de sık sık İsrail üzerinden Filistin topraklarına gidiyor.

İsrail basınında Imadi'nin İsrailli yetkililerle Gazze'deki çalışmalarıyla ilgili olarak görüşmeler gerçekleştirdiği ifade ediliyor.

Geçen şubat ayında Imadi, Kudüs'ü ziyaret etti ve İsrail Bölgesel İşbirliği Bakanı Tzachi Hanegbi ve emniyet yetkilileriyle bir araya geldi. Filistin ve İsrail basınına göre, toplantıda Gazze'de yeni bir savaşın yaşanmaması ve insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması konuları ele alındı.

Katar tüm bunların yanı sıra, Mısır ve ABD ile birlikte, Filistinli gruplar ile İsrail arasında yaklaşık 3 ay önce başlayan ateşkes görüşmelerinde rol oynuyor.

Ürdün ve Mısır'ın İsrail'le diplomatik ilişkileri gelişti

Körfez ülkeleri-İsrail yakınlaşmasına ek olarak Tel Aviv'in Ürdün ve Mısır'la mevcut barış anlaşması nedeniyle var olan ilişkileri de bu yıl normal seyrinde devam etti.

Kral 2. Abdullah, haziran ayında Netanyahu ile başkent Amman'da bir araya geldi ve ikili, Filistin meselesi başta olmak üzere pek çok konuyu görüştü. Görüşmede, Filistin-Ürdün ticaretini geliştirmek amacıyla Batı Şeria ile Ürdün arasındaki ihracata getirilen kısıtlamaların kaldırılması konusunun incelenmesi kararlaştırıldı.

Bunun yanı sıra Kral 2. Abdullah ile Netanyahu arasında, Ürdün hükümetine bağlı İslami Vakıflar İdaresi'nin denetimindeki Mescid-i Aksa ile Kudüs'teki durumun değerlendirildiği bir dizi görüşme gerçekleşti.

Gendelman geçen ay, İsrail'in yeni Amman Büyükelçisi Amir Weissbrod'un güven mektubunu Kral 2. Abdullah'a sunduğunu duyurdu.

Mısır tarafında ise yıl başından bu yana Kahire ve Tel Aviv arasında çoğunluğu Gazze'yle ilgili olmak üzere çok sayıda görüşme gerçekleşti.

Mısırlı güvenlik heyetleri, son 3 ayda ateşkes konusunu görüşmek üzere İsrail, Gazze ve Batı Şeria'ya yoğun ziyaretler düzenledi.

İsrail hükümeti, geçen şubatta, Mısır'la doğalgaz ihracatıyla ilgili milyarlarca dolarlık "tarihi" bir anlaşma imzalandığını duyurdu.

İsrail doğalgaz şirketi Delek Group, Mısır'la doğalgaz ihracatı için 10 yıllığına 15 milyar dolarlık anlaşma imzaladığını açıkladı.

Netanyahu, anlaşmanın, İsrail'in sadece güvenlik ve ekonomisini değil bölgesel ilişkilerini de güçlendireceğini söyledi ve anlaşmayı "bayram günü" olarak niteledi.

Mısır makamları ayrıca, Nitelikli Sanayi Bölgeleri (QIZ) anlaşması listesine 12 yeni şirketi daha sokarak, söz konusu listedeki Mısır şirketlerinin sayısını 980'e yükseltmiş oldu. Bu anlaşmaya göre, yerli ürünlerin gümrük vergisi alınmaksızın ABD pazarlarına ihracatı sağlanıyor.

Söz konusu anlaşma, bu ürünlerin girdilerinin yüzde 35'lik kısmının Mısır ve İsrail'den olmasını ve Mısır'da imal edilen ürünlerde İsrail'e ait maddelerin yüzde 10,5'tan az olmamasını öngörüyor.

Siyasi düzeydeki ilişkilere gelince, İsrail'in Kahire Büyükelçiliği mayıs ayında, İsrail'in 70. bağımsızlık yıl dönümü münasebetiyle Kahire'deki bir otelde etkinlik düzenledi.

Büyükelçilik Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Mısırlı bir dizi diplomat, iş adamı ve hükümet temsilcisinin etkinliğe katıldığını kaydetti.

Kaynak: AA

Son Güncelleme: 09.11.2018 14:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.