02 Ocak 2013 Çarşamba 09:36
İhtiyati Haciz Kararı Eski Şirket Ortağına Tebliğ Edilmeden Kişisel Banka Hesabına Haciz (Blokaj) Yapılamaz

Bilindiği gibi,  yapılmakta olan bir vergi incelemesi sırasında  mükellefin   6183 sayılı kanunun 9., 13/1. ve 17/1. maddelerine göre temas eden bir durumun varlığı halinde   vergi  müfettişi  tarafından   incelemenin   tamamlanmasından  önce  mükelleften   teminat  istenebilir.[1]

Uygulamada, vergi incelemesi süreci tamamlandıktan sonra  genellikle  vergi inceleme raporu ve ihbarnameler  tebliğ olunduktan sonra  vergi daireleri  mükellefe bir yazı  tebliğ ederek, mükellef hakkında ihtiyati haciz kararı  alındığını  ve bu nedenle de  mal  beyanında bulunmalarının   gerektiğini  bildirmektedirler.   Bazı durumlarda ise, vergi incelemesi bitirilip, tamamlanmış vergi   ve ceza  ihbarnameleri  tebliğ edilmiş  olduktan sonra  ihtiyati haciz kararı alınarak   şirketin eski veya yeni ortaklarının  kişisel  banka hesaplarına haciz  uygulamaktadırlar. [2] Oysaki bu  uygulama  iki açıdan  son derece hatalı olup, hukuka  uygun bir  uygulama niteliği arz etmemektedir. Çünkü,   öncelikle şirketin   ortaklarının   (eski veya yeni ortaklar)  kişisel  banka hesaplarına  ihtiyati haciz uygulanması   hukuka uygun  düşmez.  Zira,  ihtiyati haciz kararı şirket  bakımından   alınmış ise,  eski ortakların kişisel  hesaplarına blokaj  konulamaz.

Diğer taraftan, somut bir olayda 2007 yılında  bir limited şirketten   pay devir yaparak  ayrılan   ortağın   2007 yılı şirket  vergi incelemesinden  dolayı  2012 yılı Aralık  ayında şirket  hakkındaki ihtiyati haciz  kararı nedeniyle kişisel  hesabına haciz uygulaması  hukuka uygun düşmez.

İhtiyati haciz konusu   6183 sayılı kanunun  9, 13 ve 17. madde hükümlerinde ayrıntılı  olarak  düzenlenmiş  bir konudur.   İhtiyati hacizde   idare  vergi incelemesi  yaptırması  sırasında  görevli  vergi müfettişinin   yapmış olduğu ilk hesaplamalara göre   belirlenen miktar üzerinden   tahsil dairesince teminat istenmesini   talep edebilir.   Bu işlemler  vergi incelemesi  bitirilmeden   yapılmış olmalıdır.  Aksi takdirde  vergi incelemesi  sonuçlandıktan sonra veya  ihbarnameler mükellefe tebliğ edildikten sonra ihtiyati haciz kararı uygulanamaz.

6183 sayılı kanunun   9. maddesinin bölüm başlığı “amme alacaklarının  korunması-1”  teminat  hükümleri:  teminat isteme hükümlerine ayrılmıştır.   Söz konusu  maddenin  9, 13 ve 17. maddelerinde  özellikle 213 sayılı VUK’nun  344. maddesi  uyarınca  vergi ziyaı cezası  kesilmesini gerektiren  haller ile  359. maddesinde sayılan  hallere temas eden   bir kamu  alacağının  salınması için   gerekli işlemlere başlanılmış olduğu  takdirde  vergi incelemesine yetkili memurlarca  yapılan ilk  hesaplamalara göre  saptanan miktar üzerinden  tahsil dairesi  tarafından  teminat  talep  edilmektedir. 

Türkiye’de ikametgahı  bulunmayan amme borçlusunun   durumu, kamu alacağının  tahsilinde  risk  oluşturuyorsa  bu gibi durumlarda tahsili dairesi   resen teminat  talep edebilir.   Görüldüğü üzere,  teminat istenmesi   kamu  alacağını   tahsilini   rizikoya sokacak  durumda ise teminat istenir.[3]  

Uygulamada ihtiyati haciz konusunda sık sık yapılan  hatalardan biri de şudur: vergi müfettişi ihtiyati haciz talep etmeden   vergi dairesi başkanlıkları üzerinden  ihtiyati haciz talep  etmektedirler.   Sonuçta,  vergi dairesi  başkanlığı tarafından  veya ilgili  tahsilat grup müdürleri  tarafından  verilen  olur üzerinden   mükelleflerin   banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulanmaktadır.    Burada,  dikkat edilecek en önemli konu: mükellefin  Türkiye’de ikametgahının  varlığı halinde ihtiyati haciz önerilemez.    Bununla  beraber  vergi incelemesi sonuçlandıktan sonra yine aynı  şekilde  ihtiyati haciz talep olunamaz.   Sonuçları itibariyle ihtiyati haciz kararı mükellef  yönünden   oldukça sıkıntılı bir durumdur.  Mükellefin  bütün  mameleki ihtiyati haciz kararı dolayısıyla  bloke edilmektedir.  İhtiyati haciz kararı  verilmeden  önce mükelleflerin durumunun  çok iyi analiz edilmesi, şirketin ortaklık yapısı, pay  devir durumu vs. konular çok iyi irdelenmelidir.   Vergi incelemesi  sonuçlanıp, ihbarnameler mükellefe tebliğ edilmiş  olduktan sonra  alınan ihtiyati haciz kararının  hukuksal  hiçbir etkisi yoktur. [4]  

Hele hele, şirketten   usulüne uygun olarak  pay  devri  yapıp ayrılan eski ortağın kişisel  banka hesaplarına şirketten odaklanan ihtiyati haciz dolayısıyla  blokaj   konulamaz.   İhtiyati haciz kararı, esasen müstakbel borçlu şirket yönünden   hüküm ifade etmesi gerekir.  

Konumuzla ilgili yüksek  mahkeme Danıştay’a yansıyan  bir olay  dolayısıyla yüce mahkemeleri tarafından verilen kararda alınan ihtiyati haciz kararı iptal edilmiştir.
[5]   Kararın dayandığı  gerekçe kısaca şöyledir: “… yukarıda anılan yasa hükmü uyarınca, ancak  vergi incelemesinin devam ettiği durumlarda yapılan ilk hesaplara göre teminat istenebilecek, inceleme sonuçlanıp tarhiyatlar yapıldıktan  sonra teminat  istenemeyecektir. Bir başka deyimle, bu  madde uyarınca ilgililer  hakkında teminat istenebilmesi için incelemenin sonuçlandırılmamış ve tarhiyatların  yapılmamış  olması  gerekmektedir. Ayrıca, vergi inceleme elemanın herhangi bir talebi bulunmaması  durumunda Türkiye’de ikametgahı bulunmayan amme borçlusunun durumu  amme alacağının  tahsilinin tehlikede olduğunu  gösteriyorsa  tahsil dairesine kendiliğinden  teminat  istenmesine de olanak  bulunmaktadır.” Şeklinde karara bağlanmıştır.[6]

Sonuç olarak,  vergi incelemesi tamamlandıktan sonra  vergi dairesinin vergi incelemesi  raporu ve vergi ceza ihbarnamelerini mükellefe tebliği üzerine artık  ihtiyati haciz  veya ihtiyati tahakkuk  işlemleri  gerçekleştirilmez.  6183 sayılı kanunun 9, 13  ve 17. madde hükümlerine göre  vergi incelemesinin   bitirilmeden  müfettiş tarafından  ilk  belirlemelere göre  yapılacak  hesaplamalar üzerinden   ihtiyati haciz  ve ihtiyati  tahakkuk  önerilebilir.   Mükellefin  ikametgahının  Türkiye’de bulunması halinde,  vergi incelemesi  tamamlanmış olduktan sonra  ihtiyati haciz – ihtiyati tahakkuk  önerilemez.
[7]   6183 sayılı kanunun 16. maddesi hükmüne göre de  menkul mallar hariç olmak üzere,   gösterilebilecek  gayrimenkul teminatı karşılığında ihtiyati haciz kaldırılabilir. 


[1] CANDAN Turgut,  Açıklamalı Amme Alacaklarının  Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 2. Baskı, Maliye ve Hukuk Yayınları, Ankara, Ocak 2011, s.81-103.

[2] Ayrıntılı açıklamalar için bkz. ALPASLAN Mustafa – SAKAL Mustafa, Vergi Hukuku Uygulaması –I, Makale, İnceleme ve Yorumlar, Ocak 2008, s.299.

[3] İzmir 1. Vergi Mahkemesinin, 25.01.2011 gün ve E:2010/1500-K:2011/105 sayılı kararları.

[4] Bkz. YERLİKAYA Gökhan Kürşat, 6183 Sayılı  Amme Alacaklarının  Tahsil  Usulü Hakkında Kanun Şerhi, XII Levha Yayınları, İstanbul  Ocak 2012, s. 121.

[5] Danıştay 9. Dairesi  tarafından  verilen  28.01.2009 gün ve E:2008/2299-K:2009/237 sayılı karar.

[6] İzmir 3. Vergi Mahkemesinin, 13.04.2010 gün ve E:2009/2052-K:2010/409 sayılı kararları.  Yine Danıştay 9. Dairesi tarafından  verilen   23.06.2009 gün ve E:2008/12-K:2009/2782 sayılı karar ve yine 23.06.2009 gün ve E:2008/669-K:2009/2781 sayılı kararları da aynı  mahiyettedir. 

[7] Bkz. 6183 sayılı yasa ilgili genel tebliğ,  Seri A, Sıra No:1.

 Dr. Mustafa ALPASLAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

Son Güncelleme: 02.01.2013 12:12
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177