25 Nisan 2013 Perşembe 10:29
Hüseyin Karakullukçu: Türbanlı avukat kararına uyulsun
Oya ARMUTÇU

Karakullukçu, sorumuz üzerine Hürriyet’e şu açıklamayı yaptı: “Yargı kararlarını ilgili kuruluşlar herhangi tereddüte mahal kalmaksızın uygulamalıdır. Bu davayı bir kişi açtı ama kamuyu ilgilendiren bir karardır. Konuyla ilgili herkes hassasiyetle işlem tesis etmelidir. Yargı kararını uygulamamak düşünülebilir mi? Öyle bir şansımız var mı? Kimse ‘Ben uygulamıyorum’ diyemez. Ben bu kararı ‘Uygulamıyorum’ diyen kişiler her zaman sorumlu olur. Cezai ve disiplin hükümleri vardır. Ama bu bir geçiş aşamasıdır, zamanla bunlar yerine oturur.”

KILIÇ: ORTADA YARGI KARARI VAR

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da önceki günkü 23 Nisan resepsiyonunda gazetecilerin, “Türbanlı avukat kararını bazı mahkemeler uygulamıyor” değerlendirmesi üzerine kararın uygulanması gerektiği uyarısı yaparak, şunları söyledi: “Danıştay Başkanı doğru söylemiş. Ortada bir yargı kararı var. Bunun uygulanması lazım. Aksi düşünülebilir mi yoksa bu kararlar niçin veriliyor. Bununla ilgili herhalde taraflar temyiz ettiğinde üst makamlar gerekli cevabı verecektir.”



Haber Kaynağı: Hürriyet
Son Güncelleme: 25.04.2013 10:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
izzet güneş gürseler 4 yıl önce

DANIŞTAY KARARI VE AVUKAT CÜBBESİ


Av. İ. Güneş Gürseler


Danıştay 8. Dairesi’nin; Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 20. maddesinde yer alan "başları açık" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin oyçokluğu ile aldığı kararı, son yıllarda insanımızın kendisini davranışları ile Müslümanlığını ilan etme zorunda hissetmesinin bir aşaması olarak görüyorum. Kararın; avukatlığın serbest meslek niteliğine ve başın açık olmasının din ve vicdan hürriyeti ile ilişkisine ilişkin yönleri başka yazıların konusudur. Kararın temel anlayışı ve fiili sonuçlarına dikkat çekmek istiyorum.

Öncelikle, dairenin çoğunluktaki sayın üyelerinin mantık yürütmelerine temel oluşturan anlayışı; “Dava konusu madde ile avukatlık mesleğinin bir serbest meslek olduğu hususu değerlendirilmeksizin sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olduğundan bahisle kamu görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu yürürlükteki mevzuat hükümleriyle getirilen kurallara benzer nitelikte bir uygulama yapılarak bu kurallar serbest meslek icra eden avukatlar açısından da geçerli hale getirilmiştir.

Yukarıda yer verilen kurallarda da belirlendiği şekli ile avukatlık, sunulan hizmet açısından bir kamu hizmeti; mesleki faaliyet olarak ise bir serbest meslektir. Bu bakımdan; mesleğin kendine özgü kuralları bulunduğundan avukatlık mesleği Anayasada yapılan kamu görevlisi tanımı içinde de değerlendirilmemektedir. Aksine bir yaklaşımla sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olmasından hareketle kamu görevlilerinin tabi olduğu kurallara tabi kılınması mesleğin niteliği ve gerekleri ile örtüşmeyecektir.” paragrafları ifade etmektedir. Buradaki gerekçe, kamu görevlilerinin giyim kuşamını düzenleyen kuralların kamu yönetimi tarafından belirlenebileceği, serbest meslek faaliyeti yürütenler için ise meslek örgütlerinin böyle bir düzenleme yapamayacağı anlayışına dayanmaktadır. Bu gerekçeden hareketle; “Avukatlık serbest meslektir, meslek kuralı olamaz.” sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlayış, tüm meslek örgütleri tarafından konulmuş meslek kuralları yani küresel kabul gören “mesleki deontoloji” kavramını yok saymaktır. Meslek örgütü mesleğin düzeni için kurallar koyamayacaktır. Oysa bırakın ulusal kuralları örneğin avukatlık mesleği ile ilgili uluslararası örgütler tarafından konulan ve takip edilen; meslektaşların birbirleri ile, örgütleri ile, iş sahipleri ile ve kamu ile olan ilişkilerinde uymaları zorunlu olan etik kurallar vardır. Türkiye’de avukatların uymakla zorunlu oldukları meslek kurallarını tespit ve tavsiye Türkiye Barolar Birliği’nin görevidir.

Kararın mesleğimiz açısından iki de fiili sonucu ortaya çıkmaktadır:

Kararın gerekçesinde yer alan; “Nitekim, dayanağı üst hukuk normunda bu konuda herhangi bir kısıtlama ya da engelleme bulunmadığı halde söz konusu maddede yer alan bu belirlemenin, Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan çalışma hak ve özgürlüğünün ve yine bu düzenlemelerle güvence altına alınmış olan din ve vicdan özgürlüğüne bağlantılı olarak ihlal edilmesi sonucunu doğuracağı da açıktır.” paragrafı 8. Daire’nin avukatların başları açık olarak mahkemelerde görev yapmaları meslek kuralını din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bir diğer ifade ile başları kapalı olarak mahkemelerde görev yapmak isteyen avukatlar inandıkları dinin gereğini yerine getirmiş olacaklardır. Yani mahkemelerde başı kapalı görev yapan avukat inancını simgelemekte ve meslektaşlarından farkını ortaya koymaktadır. Kararın birinci fiili sonucu budur.

İkincisi ise; avukat cübbesini anlamsız kılmasıdır.

Cübbe; “savunma tekeli”nin Baro’ya kayıtlı avukatlar aracılığı ile yerine getirildiğini somut olarak gösterir, savcılık makamı ile savunma makamının ve karar makamının ayrı olduğunu açıkça görünür kılar.

Ayrıca cübbe; giyenin “meslek ahlakı”na bağlılık taahhüdünde bulunduğunun ve meslektaşların eşitliğini kabul ettiğinin simgesidir. Eşitlik ise meslek dışı değerlerin meslektaşlar arasında fark yaratmayacağı iddiasını içerir.

Bu durumda, avukatlar ve meslek örgütleri olarak yanıtını bulmamız gereken soru şudur: Avukatlara mahkemede görev yaparken din ve vicdan özgürlüğünü kullanıp başlarını kapatarak inançlarını ilan etme olanağı tanındığına göre, işlevi meslek dışı farklılıkları örtmek olan cübbenin artık bir anlamı kalmış mıdır?

Bu soruyu önemseyenlerin yanıt vermeden önce, İngiltere’de avukatlık yapan Can Yeğinsu’nun15 Ağustos 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajından, “Peruk bir barrister’ın bağımsızlık sembolüdür. Önyargısı olmadan, özel kişiliğini rafa kaldırarak, profesyonelce ve hukuk bilgisiyle aydın bir duruşun sembolü. Barrister’ın ilk görevi mahkemeye bağlılığı ve dürüstlüğü, ikinci görevi müvekkiline karşı sorumluluğu. Cübbe ve peruk, barrister’ın girdiği yüksek mahkemelerde zorunlu kıyafet. Alışmak benim için hiç zor olmadı.” bölümünü okumalarını öneririm. (http://www.hurriyet.com.tr/pazar/15552609.asp)



banner177