24 Ocak 2016 Pazar 14:15
HDP Kongresi'nde konuşan Yüksekdağ: Halk karşısında hiç bir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin 2. Olağan Büyük Kongresi’nde konuştu.

HDP’nin umudu ve geleceğini büyütmek için bir araya geldiklerini söyleyen Yüksekdağ, patilerinin siyaset dışı bırakılmak istendiğini vurgulayarak, “Bizler gücümüzün birlikten geldiğini bilerek yeniden daha güçlü yürüyeceğiz. Bizler Gever’den Bizler, Taksim’den Bizler Ege’den Akdeniz’den Karadeniz’den, Biz’ler yaşamın her alanında yeniyi yaratma gücüne sahip olanlar olarak geliyoruz” dedi.

Dolmabahçe Mutabakatı’na geri dönülmesinin önemine de vurgu yapan Figen Yüksekdağ’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Kurduğumuz köprüyü yıkmaya çalışıyorlar”

“Bizler her zaman yeni başlangıçlara inandık. Yeni başlangıçların gücüne inandık. Çünkü bizler her şeyden önce bizlerin umuduna inandık. 2014 yılında 22 Haziran günü yine bu salonda yeni bir tarihsel eşiği göğüslemek için sözümüzü ve gücümü buluşturmak için buradaydık. O günden bu yana Türkiye’de çok şey değişti. Geride bıraktığımız zaman diliminde halkların yeniye duyduğu özlem ve öz güven bizleri ayakta tuttu. Bu sürece çok büyük başarılar ve çok büyük acılar yıkımlar sığdırdık. Bugün aramızda olmayan yüzlerce yoldaşımız var. Kimisini Suruç katliamında yitirdik, kimisini Ankara’nın ortasında katlettiler, kimisi sokaklarda katledildi, kimisi de özyönetim ve demokratik Türkiye taleplerinden dolayı katledildi. Cizre, Silvan, Suruç’ta ve özgürlük taleplerinin mücadelesinin olduğu her bir yerde şehit düşen katledilen bütün yoldaşlarımıza buradan selamlarımızı gönderiyoruz. Onların mücadelesine bir kez daha selam duruyoruz.

“Türkiye’de yüzyıllardır çizilen yazgının bir kader olmadığını anlatmaya çalıştık. Bizler değişimin gücüne inanlar olarak Türkiye halklarının bu despotik rejime bir tutsak haline getirilmemesi için mücadele ettik. Bizler HDP, Türkiye siyasetinin etrafında ki bu parmaklıkları kırdık. Siyasi alanın bir hapishaneye çevrilmesine karşı çıktık. Duvarları yıkan, siyasetteki özgürleşme enerjini açığa çıkaran, bütün barajları yerle bir eden yeni bir toplumsal enerjiyi hayata geçirdik. HDP’nin 7 Haziran başarısı Türkiye ve Kürdistan halklarının demokratik siyaseti kurma enerjisini ortaya koydu. HDP’nin en temel misyonu bölen siyasi anlayış karşısında birleştiren bir siyasi anlayış olmaktır. 7 Haziran’da bunu gördük. O zaman kurduğumuz bu birlik köprüsü o kadar sağlam ki aylardan bu yanan bildikleri bütün diktatörlük uygulamaları ile o köprüyü yıkmaya çalışıyorlar ama o köprü dim dik ayak.

AKP kurucu enerjiye sahip değil”

“Bu proje bütün yıkım çabalarına inat yaşadı, yaşayacak; kazandı ve kazanacak. Bizler, HDP projesinin yaşatılması ve kazanılması sorumluluğunu her şeyden önce bu büyük tarihsel mücadelede şehit düşen canlarımıza borçluyuz. Artık bizler için HDP projesinin yeni ve daha büyük başarılar elde etmesi tarihsel bir zorunluluktur. HDP’nin yeni kazanımlarla ilerlemesi ihtiyacı bugün bütün Türkiye halklarının yaşamsal ihtiyacı haline dönüşmüştür. AKP kurucu enerjiye sahip değildir. Türkiye’de aylardan bu yana ülkeyi yıkıcı bir rejim yönetiyor. Bir siyasi iktidarının iktidar olma gereklerini sergileyebilmesi ve bu yolla bütün Türkiye’yi kucaklayabilmesi için demokratik bir şekilde yenilenme enerjisine sahip olması gerekir. Kürt halkının demokratik taleplerini kazandığı mevzileri yıkmak için kullanıyor. Alevilerin, kadınların, gençlerin doğasının taleplerini yok etmek için kullanıyor enerjisini. Bütün enerjilerini başkanlık modeli altında despotizmi yeniden kurmaya akıtmışlar. Bunların karşısında barış istemek suç, barış isteyen akademisyenler suçlu. Geleceğini isteyen gençler imha edilmesi gereken varlıklar. Bu siyasi iktidarın nezdinde söz söylemek yasak.

“AKP siyasi iktidarı kurmak deyince kendi çıkarlarına dayalı bir tahkim ve düzenlemeyi ön görüyor. Bütün ezilenler olarak böyle bir gidişata yol vermemiz mümkün değil. Kendisinin dışında bütün kesimlere teslimiyet dayatan bir iktidara karşı direnmek meşrudur. Bizler de direndik direnmeye devam edeceğiz.

“Mevcut iktidar tarafından topluma her gün ırkçılığın zehri enjekte edilirken, yalanla, sansürle gerçeğin boğulması yoluyla kendilerine bir iktidar alanı kurmaya çalışırken, bizim yolumuz sözün ve hakikatin yolu olacaktır. Bizler sözümüzde hakikatin dilini kullanıyoruz. Hakikatin bu kadar saldırıya uğradığı koşullar içerisinde bu hakikat için direnmek, söz söylemekten ve yeni cümleler yeni bir yaşama açılmaktan başka bir seçeneğimiz yok. Bizler yeni yaşamın gücünü yeni sözler söyleyerek ve yeni cümleler kurarak bir güce dönüştürmeye yöneldik. Yeni yaşam bizler için yaşama dair ve bugün toplumsal düzene dair güçlü sözler söylemek ve bunun gerektirdiği direnişi de ortaya koymaktır.

“Önerilen model tek adam ve tek parti rejimidir”

“Bizler, nefretin sözü karşısında bütün Türkiye halklarının kucaklaşmasının sözünü söyleyeceğiz, hareketini örgütleyeceğiz. Bugün Sur’da, Cizre’de, Silopi’de bizim bu sözümü ve irademiz vardır. İşte bu sözün hareketi vardır. Artık geldiğimiz tarihsel kavşakta bir şeylerin değişmesi gerekiyor. Bu değişimin HDP’nin temel ekseni olan radikal demokrasidir. Yeni yaşamın bu temeller üzerine kurulması için zulüm iktidarına rağmen kararlı yürüyüşümüzü büyüteceğiz. Onlar bize diktatöryaya dayalı bir cumhuriyet dayatıyorlar, bizler demokratik cumhuriyete sımsıkı sarılacağız. Bizim demokratik cumhuriyetimizde reddedilen, iradesi yok sayılan olmayacak, adaletin, eşitliğin özgürlüğün yani büyük insanlığı evrensel değerlerinin hükmü olacak. Bugünkü siyasi iktidar evrensel değerlerden tamamıyla uzaklaşmış durumda.

“Saraydakinin de bir model anlayışı var. Önerdiği model bir tek adam ve tek parti rejimidir. Parlamenter sistemin tasfiye edildiği, demokratik kriterlerin mumla arandığı bir modeli dayatıyorlar Türkiye’ye halkına. Türkiye’de inşa edilecek bir diktatörlük bütün Ortadoğu’da savaşın derinleşmesi anlamına gelir. Bütün Türkiye halklarının bu savaşın bir parçası olması anlamına gelir. Ama demokratik ulus insanlıktan yana yeni bir kapının açılması anlamına gelir. Bizler yeni bir başlangıç yapmak için bir araya geldik.

“Bir halk karşısında hiçbir diktatör kazanamadı”

“Bizleri siyasetten dışlamak isteyenlere karşı, her bir sokakta, mahallede kadınıyla, genciyle bir halkı katletmeye çalışanlara karşı bizler gücümüzün birlikten geldiğini bilerek yeniden daha güçlü yürüyeceğiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz kongrede HDP’nin siyasette daha güçlü ve kararlı ilerleyen iradesini temsil ediyor. Kadın meclisleriyle kadınlarla yaşamın yarısı ve hatta yaşam enerjisinin üreticiyle geliyoruz. Gençlik meclisleriyle geliyoruz. Yarını bugünden kuracağımız o gençlerin enerji ve dinamiğiyle geliyoruz. İşçilerin emek mücadelesiyle geliyoruz. Sömürüye karşı bir ekmeğe muhtaç edilen, diri diri toprağa gömülen o işçinin hesap sorma hakkıyla geliyoruz. Doğayı savunanların kararlığıyla geliyoruz.

“Bizler Gever’den Bizler, Taksim’den Bizler Ege’den Akdeniz’den Karadeniz’den, Biz’ler yaşamın her alanında yeniyi yaratma gücüne sahip olanlar olarak geliyoruz. Bu yeninin karşısında zalimlerin gücü başarılı olamayacak. AKP-saray iktidarının sırf iktidarının korumak, despotizminin inşa etmek için açtığı bu savaşın sonu yok. Bu savaşın asla ve asla kazananı olamaz ama kaybedeni olur. Bu savaşın tek bir kaybedeni vardır, AKP-saray iktidarı. Onlar kaybettiler.

“Bir halk karşısında hiçbir diktatör daha kazanamadı. Bugün bu savaşın galibi de olamayacak AKP iktidarı. Ama bizler halkların çözüm iradesinin adresi olacağız. Bizler, halklarımızın ortak yaşam alanını daha da güçlendirerek, büyüterek, hep birlikte geleceğimizi kuracağız. Yarını bugünden kurmayı başaramazsak, emin olun ki bugün bu zalim iktidar yarımızı zapteedecek. Bir kere daha bütün Türkiye halklarına yarını için bugünden direnmeye, birleşmeye davet ediyorum. Hep birlikte yarınımızı bugünden kuralım. Yarınımıza bugünden sahip çıkalım diyorum.

“Dolmabahçe Mutabakatı’na geri dönülmeli”

“Bugün ağır tecrit altında olan Sayın Öcalan’ın bir mesajını paylaşmak istiyorum. Bugün ne yazık ki kendisi kongremize mesaj gönderemedi çünkü aylardır çok yoğun bir tecrit altında tutuluyor. Siyasi iktidarın sorumsuz yaklaşımından dolayı barış ve müzakere sürecinin geliştirilmesi için bu fırsat önemli oranda ortadan kaldırıldı. Ben bugün o sürecin olanaklarını yeniden hatırlamanın ve Dolmabahçe Mutabakatı ile gelinen düzeye yeniden dönülerek, sürecin yeniden başlamasının önemine dikkat çekmek istiyorum.” (İMC)

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 24.01.2016 14:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177