Yeşim
Yeşim
19 Ekim 2016 Çarşamba 11:39
'Haksızlığa uğrayanlar görevlerine iade edilecek'

Kurtulmuş: "Haksız ithamla karşılaşanlar tekrar KHK'larla görevlerine iade edilecek. O gece TBMM'yi bir kişi bombaladı. O bir kişinin arkasında binlercesinin iradesi var. FETÖ ile ilgili, iltisaklı herkesten hesap sorulacak."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Musul'u DEAŞ'tan kurtarma operasyonuna ilişkin, "Şu ana kadar operasyonun, 36 saatlik bu süre içinde geldiği noktada, Türkiye'nin temel tezlerine aykırı bir durum söz konusu değildir." dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtlayarak, değerlendirmelerde bulundu.

Musul'u DEAŞ'tan kurtarma operasyonu konusunda Türkiye'nin pozisyonunun ne olduğu sorusu üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin baştan itibaren pozisyonunun belli olduğunu belirterek, Türkiye'nin Musul halkının bu işin içinde ana unsur olması, koalisyon güçlerinin de havadan desteğiyle DEAŞ'ın süpürülmesi, eğitilen, donatılan yerel unsurlarla da bu işin kotarılması şeklinde bir görüşü ortaya koyduğunu bildirdi.

Türkiye'nin Musul ile ilgili önemli endişelerinden birinin de Haşdi Şabi, PYD gibi bazı unsurların Musul'a getirilerek, "DEAŞ'a karşı operasyon yapıyoruz" denilerek konuşlandırılması olduğunu anlatan Kurtulmuş, üçüncü bir hassasiyeti de Türkiye'nin Başika'daki varlığının oluşturduğunu kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin Başika'daki varlığının tesadüfen ortaya çıkmadığını vurgulayarak, Irak merkezi hükümetinin onayı ve daveti, ayrıca Kuzey Irak yönetiminin de davetiyle Başika'da bir varlık oluşturulduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, "Bu tamamıyla meşrudur ve bu Türkiye'nin Başika'daki varlığını bir şekilde tehdit edecek hiçbir gelişmeye de fırsat verilmemelidir." diye konuştu.

DEAŞ'ın Musul'dan çıkartılmasıyla meselenin bitmeyeceğini ve bu terör örgütü buradan çıkarıldığında asıl meselenin başlayacağını anlatan Kurtulmuş, mezhep çatışması, Arap, Türkmen ve Ezidi gibi Musul'un asli unsurlarının katliama tabi tutulması tehdidinin önlenmesi gereken hususlar olduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, Musul'daki operasyonun doğru dürüst planlanmaması durumunda Türkiye'nin çok büyük bir mülteci dalgasıyla daha karşı karşıya kalabileceğine işaret ederek, başta ABD, Kuzey Irak ve ittifakın diğer unsurlarıyla bunların konuşulduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, dün itibarıyla da Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin de Irak merkezi hükümetiyle görüşlerini paylaştığını aktararak, "Türkiye, gizli kapaklı, meydanda başka bir şey, kapalı kapılar ardından başka bir şey söylemiyor." dedi.

"Şu ana kadar operasyonun, 36 saatlik bu süre içinde geldiği noktada, Türkiye'nin temel tezlerine aykırı bir durum söz konusu değildir." ifadesini kullanan Kurtulmuş, Haşdi Şabi ve PYD unsurlarının karadaki harekatın içinde bulunmadığı bilgisine sahip olduklarını kaydetti.

Kurtulmuş, "Ümit ediyoruz ki olmayacaklardır. Türkiye, bu anlamda da görüşlerini sonuna kadar dirayetle savunuyor ve şu ana kadar bizim tezlerimizin dışında bir gelişme olmadı." değerlendirmesini yaptı.

- "Şartlar, Türkiye'nin sahada ve masada olmasını zorunlu kılıyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Musul meselesinde "Hem sahada hem masada olmalı" dediğini ancak başta ABD olmak üzere, koalisyonun diğer ülkelerinden buna karşı bir direnç gösterildiği hatırlatılarak, nasıl bir diplomatik temas yürütüldüğü, Türkiye'nin sahada ve masada olup olmayacağı soruna Kurtulmuş, "Şartlar, Türkiye'nin sahada ve masada olmasını zorunlu kılıyor." karşılığını verdi.

Musul'un Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini anlatan Kurtulmuş, "Neresinden bakarsanız bakın Musul'un bugünü, Türkiye'yi birebir ilgilendiriyor. Oradaki askeri varlığımız bizi birebir ilgilendiriyor." diye konuştu.

Türkiye'nin Musul ile tarihi bağlarının da bulunduğunu belirterek, büyük resmi görmek gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:

"Büyük resim açıktır, ikinci Sykes Picot oynanmaya çalışılıyor. Öncelikle yüz sene evvel sınırları bölünen bu bölgenin halklarının şimdi birileri zihinlerini ve gönüllerini bölmeye çalışıyor. Türkiye de buna mani olmaya çalışıyor. Esas mesele budur. Buna mani olacak, ikinci Sykes Picot'un uygulanmasına karşı çıkan güçlü bir Türkiye'nin bölgede ve bölgenin kilit şehirlerinden birisi olan Musul'da söz sahibi olmasından birileri rahatsızlık duyuyor. Meselenin aslı budur. Herkes biliyor ki cümle alem biliyor ki bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz yok. Ama sonuç itibarıyla tarihsel olarak da ilgimiz var. Ayrıca Lozan'dan dolayı ilgimiz var. Orada bizim akrabalarımız var, dostlarımız var, kardeşlerimiz var. Biz buranın geleceğiyle birebir ilgilenmek durumundayız. Bunu söylerken bir taraftan en yüksek sesle görüşlerimizi dile getiriyoruz. Diğer taraftan da diplomasi kanallarını açık tutuyoruz."

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye'nin masada güçlü bir şekilde bulunacağına işaret ederek, "Eninde sonunda her halükarda bölgedeki bütün denklemlerde Türkiye olmak mecburiyetindedir. Bunu Amerika da biliyor, Rusya da biliyor, Irak merkezi hükümeti de biliyor. İstedikleri, Türkiye masada mümkün olduğu kadar zayıf bir şekilde olsun, burada oynanacak bir oyunun bozulmasına mani olacak pozisyon elde etmesin." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, Türkiye'nin Başika'da sadece Türkmenleri değil, Peşmergeyi, Musul halkını ve Ezidileri de eğittiğini belirterek, Türkiye'nin çok kültürlü, çok dinli, çok etnik yapılı bir Ninova Muhafızları ordusunun ortaya çıkmasını istediğini anlattı.

Oyunu çok iyi görmek gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Son derece sinsi, son derece hain bir oyun oynanıyor, Türkiye inşallah buna mani olacaktır." dedi.

Irak Başbakanı Haydar El İbadi'nin kimin ağzıyla Türkiye'ye mesaj vermeye çalıştığı ve Türkiye'nin masanın neresinde olduğu sorulan Kurtulmuş, Irak merkezi hükümetinin Musul'u, DEAŞ'a nasıl bu kadar kolay teslim ettiğinin cevabını vermesi gerektiğini kaydetti.

Kurtulmuş, uluslararası koalisyonun Musul'da nasıl hareket edeceğine dair en ufak bir planı olmadığını ifade etti.

- "Tezimiz açıktır"

"Bizim tezimiz açıktır. Irak, Iraklılarındır. Musul Musullularındır. Buradaki Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Şiiler, Ezidiler, bütün bu faklı unsurlar yeni gelmediler buraya." diyen Kurtulmuş, dünyanın gözü önünde iki yüzlü bir siyaset ortaya konulduğunu ve son derece kararsız bir tutum ortaya çıktığını belirtti.

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim söylediğimiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yüksek sesle söylediği şey budur. Biz, bin 250 küsur kilometre Suriye-Irak sınırı olan, bunun 350 kilometresi Irak'la olan bir ülkeyiz. Irak'ın en büyük şehirlerinden birisi olan Musul'daki insanlar öksürse biz burada onun rahatsızlığını hissederiz. Ya da Suriye'nin herhangi bir kentinde sokakta bir şey olsa bundan biz rahatsızlık duyarız, acı çekeriz. Ama bunlarla hiç ilgisi olmayan, bölge halklarının hiçbiriyle ne sevgileriyle ne kederleriyle ne acılarıyla ne sevinçleriyle en ufak bir ortaklığı olmayanların, bu coğrafyada yüz senedir niye birtakım planlar ortaya koyduklarını biliyoruz. Petrol vesaire üzerinden ne tür siyasetler geliştirdiklerini biliyoruz. Şimdi petrol sonrasında da bu coğrafyada, kalan petrol rezervlerinin kontrol edilmesi için bir siyaset takip edildiği çok açık. Bunu bilmemek için herhalde saf olmak lazım. Bizim söylediğimiz şey bu. Bunu bırakın, bu hesapları bir tarafa bırakın. Ortadoğu'da barış olmadan dünyada barış olmaz. Ortadoğu barışının yolu da Ortadoğu halklarının kendi geleceklerine karar vermesini sağlayacak karar mekanizmaları kurmaktır."

"Sayın İbadi konuştuğu zaman, kimin konuşturduğunu biliyoruz. 'Söyleyene değil, söyletene bak' diye bir laf var. Bu sözlerin ne anlam taşıdıklarını da biliyoruz. Ama İbadi'nin söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Gerçeği yansıtmadığı gibi böyle bir söylem bölgede barışa katkıda bulunmuyor, bölgedeki farklı grupların bir arada yaşaması gayretimize katkı sunmuyor." diyen Kurtulmuş, herkesin bu zor durumu ortadan kaldırmak için elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı.

Başbakan Binali Yıldırım ve Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın, Türkiye'nin hava operasyonunda yer alacağını açıkladığı hatırlatılarak, Türkiye'nin ne şekilde yer alacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, bunların görüşmelerinin yapıldığını ve belli bir mutabakat sağlandığını ifade etti.

Baştan beri koalisyon ülkelerinin hava desteği vererek, DEAŞ'ın sahadan süpürülmesini temin etmelerini istediklerini aktaran Kurtulmuş, "'Bizim B ve C planlarımız vardır' derken söylediğimiz o. Şu ana kadar bizim istediğimizin dışında bir şey olmuyor." dedi.

"Şu anda 'A' planımız mı yürüyor?" sorusuna Kurtulmuş, "Evet. Türkiye bu anlamda bu koalisyona havadan destek verebilir. Ama Türkiye'yi tehdit eden, rahatsız eden bir gelişme olursa ona karşı da hazırlıklıdır." yanıtını verdi.

Başika'daki üssün, herhangi bir yerel unsur, grup ya da PYD tarafından bir şekilde kuşatılması durumunda Türkiye'nin sıcak bir çatışmanın tarafı olup olmayacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, "Bunların hepsi düşünülüyor. Başika'daki varlığımızın emniyet altına alınması Türkiye'nin hayati sorumluluklarından birisidir." diye konuştu.

Kurtulmuş, muhtemel bir mezhep çatışmasının Musul üzerinden başlatılmasına mani olunmaya çalışıldığını belirterek, Türkiye'nin stratejisinin özetinin bu olduğunu kaydetti.

Demografik yapının korunması gerektiğini de vurgulayan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, diğer unsurların, ülkelerin de buna destek vermesini istedi.

FETÖ ile mücadele

"Haksız ithamla karşılaşanlar tekrar KHK'larla görevlerine iade edilecek. O gece TBMM'yi bir kişi bombaladı. O bir kişinin arkasında binlercesinin iradesi var. FETÖ ile ilgili, iltisaklı herkesten hesap sorulacak."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, güçlü bir şekilde Türkiye'nin yoluna devam etmesi için çok kuvvetli bir yürütme mekanizmasının kurulması gerektiğini belirterek, "İşte tam bu noktada biz, başkanlık sistemini etkin ve kuvvetli bir yürütmenin aracı olarak görüyoruz. Sayın Bahçeli'nin de ısrarla altını çizdiği nokta herhalde burası." dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmede bulundu.

En önemli iki meselenin, mezhep meselesi ve Başika'daki üssün korunması şeklinde görüldüğü belirtilerek, "Aksi durumda Türkiye'nin aleyhine bu manada gelişmeler olursa elimizdeki enstrüman nedir. Bizim B ve C planı dediğimiz şeyin sınırları nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin söylediği şeye seyirci kalamayacağını belirtti.

Kurtulmuş, Türkiye'nin aleyhine ortaya çıkarılmaya çalışılan bu tablonun değiştirilmesi için bütün imkanların ortaya konulacağını ifade etti.

Başika ile ilgili haberlerde "kampın etrafının sarıldığı" yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "Şu an itibarıyla bir tehdit söz konusu değil." diye konuştu.

Kurtulmuş, bu süreçte doğrulanmayan çok sayıda haberin çıktığına işaret ederek, şu ana kadar genel çerçeveyi rahatsız edecek ve zorlayacak bir gelişmeyle karşı karşıya kalınmadığını vurguladı. Bütün tedbirlerin alındığının altını çizen Kurtulmuş, "Tabii ki Türkiye, Başika'daki askerlerimizin emniyetini sağlayacaktır." ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, "Türk heyetinin Bağdat temaslarında, Başika kampının koalisyona devri konusunda anlaşmaya varıldığı" iddialarına ilişkin, "Başika'daki varlığımız, tek başımıza aldığımız bir karar değildir. Oradaki şartlar, merkezi hükümetin ve DAEŞ ile yapılan mücadelenin öncü adımlarından birisi olarak Başika'daki adım atılmıştır. Bunun altını çizerek söylüyorum. Hiç kimse, ABD dahil hiç kimse, Musul'daki DAEŞ varlığına karşı adım atmazken Türkiye, Başika kampında insanları eğitmeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

- "Musul meselesi, diplomatik çerçevede hallolur"

Kurtulmuş, "Türkiye baştan itibaren kendi tezleriyle devam ediyor mu? Yani çoğu hemen öğrenilmeyen birtakım gelişmeler de sürüyor mu?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Hiç şüphesiz bunların hepsi eş zamanlı olarak sürüyor. Bazen birisi öne çıkıyor, bazen öteki öne çıkıyor. Ama Türkiye hiçbir zaman şunu yapmıyor, bir ülkeyle konuşurken başka bir şey, öteki ülkeyle konuşurken başka bir şey konuşmuyor. Ya da meydanda başka bir şey konuşurken, gidip kapı arkasında başka bir iş çevirmiyor. Tabii ki diplomatik müzakerelerin de kendi üslubu ve tarzı var. O tarz içerisinde belli bir noktaya gelmeye çalışıyoruz. İnşallah sonuna kadar Musul meselesi, diplomatik çerçeve içerisinde hallolur, ondan sonrası üzerinde konuşulmaya başlar."

Türkiye'nin bu kadar çok cephede ve tehditle aynı anda uğraştığı vurgulanarak, "Bu, Türkiye'nin bir süre sonra önceliklerini gözden geçirmesine neden olacak başka bir oyunla ve zorlukla karşı karşıya kalmasına yol açabilir mi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, tehditlerin tamamının Türkiye'nin bekasıyla ilgili meseleler olduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi olarak büyüyebildiğini, toplumsal bütünleşmeyi sağlayabildiğini belirterek, "Bütün bunlar telaşa sürüklüyor. 15 Temmuz akşamı büyük resmi gördüğünüz zaman, aslında bu, telaşın dışa vurmasıdır. FETÖ denilen bir eşkiya çetesi marifetiyle operasyonun devreye sokulması ve Türkiye'nin bloke edilmesi meselesidir." diye konuştu.

Türkiye'nin iç dengelerine dönük başka bir oyun oynanıp oynanmadığına ilişkin soruya Kurtulmuş, "Ne yapabilir bunlar? Birincisi ekonomi üzerinden algı operasyonu yaparlar, ikincisi sosyal konular üzerinden uluslararası bir algı oluşturmaya çalışırlar. Bunlar 'Nasılsa biz darbeyi yapamadık, kenara çekilelim' demeyecekler. Buna karşı yapacağımız şey, Yenikapı ruhunun içinin boşalmaması için gayret sarfetmektir. Bütün siyasi partilerin buraya dikkat etmesi lazım." yanıtını verdi.

- "AK Parti'de kırılma olmaz"

Başkanlık sistemine değinilerek, "MHP ile oluşturduğunuz bir çalışma grubu söz konusu mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, öteden beri başkanlık sistemini, sadece tek başına bir mesele şeklinde tartışmadıklarını anlattı.

Türkiye'nin temel sorunları bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin bu anayasayla yoluna devam edemediğini belirten Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Güçlü bir şekilde Türkiye'nin yoluna devam etmesi için mesela çok kuvvetli bir yürütme mekanizması kurması lazım. İşte tam bu noktada biz başkanlık sistemini etkin ve kuvvetli bir yürütmenin aracı olarak görüyoruz. Sayın Bahçeli'nin de ısrarla altını çizdiği nokta herhalde burası. Fiilen 2014'te halkın oyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı, hükümet ve başbakan var.

Dolaysıyla yürütmenin tek elden yürütülmesi, hızlı bir şekilde karar alınması ama bunları yaparken de seçilecek olan başkanın, çok iyi denetim mekanizmalarıyla yine seçilmiş parlamentoya karşı hesap verir bir yapıda olması, devletin bütün mekanizmalarının da buna göre yeniden yapılanması bizim önceliğimizdir."

Kurtulmuş, Türkiye'nin etkin bir yönetim modeli olarak bugünkü şartlarına göre başkanlık sistemine ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Bütün siyasi partilerin kendi görüşlerini ortaya çıkarması gerektiğini yineleyen Kurtulmuş, "Bütün muhalefet partilerinin söyleyecekleri olabilir. Gelsinler parlamentoda söylesinler, karşı çıkanlar kendi sistemlerini teklif etsin. Hızla bunun kararını verelim, parlamentoya gitsin. Parlamentoda 367'den fazla oy alsa bile bizim gönlümüzden geçen, gidelim, halka soralım." şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, "Sayın Bahçeli, parlamenter sistemi savunduklarını söylüyor ama başkanlık sisteminin de referanduma götürülebileceğini söylüyor. Bahçeli'nin bu yaklaşımı 330'a ulaşma konusunda size güven veriyor mu?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:

"Sadece Sayın Bahçeli'nin söyledikleriyle çizilecek bir siyaset değil bu. Ama Sayın Bahçeli, bizim gördüğümüz kadarıyla niyet okuması yapamayız, kendisince görüşlerini çok net, açık bir şekilde ortaya koymuştur. 'Görelim bakalım nasıl bir teklif getiriyorsunuz?' dedi. Dolayısıyla ortaya çıkmış, kamuoyuyla paylaşılmış bir AK Parti teklifi bugün için yok. Ben o zaman Sayın Bahçeli'nin bugüne kadar takip ettiği üsluptan, açıkça ortaya çıkıp 'görüşü neyse bunu açıkça ifade edeceğim'i görüyorum. AK Parti'de kırılma olur mu olmaz mı? Olmaz."

http://www.memurlar.net/haber/618866/

Son Güncelleme: 19.10.2016 11:43
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177