Yeşim
Yeşim
11 Nisan 2015 Cumartesi 23:53
Fuat Avni kimdir, amacı nedir?
İki hafta önce konferans için geldiğim Ankara’da aklı başında olduğunu düşündüğüm bir arkadaşla sohbet ederken, “Fuat Avni’nin her yerden haber alabilen ruhani bir kişilik olduğunu düşünüyorum, üç harfliler bile yanında halt etmiş” deyince, artık bu konuyla ilgili bir kaç cümle yazmak şart oldu diye düşündüm.

Baştan söyleyeyim, Fuat Avni’nin kim olduğunu bilmiyorum.

Amacının ne olduğu konusunda da hiçbir fikrim yok.

Sadece bir kişi tarafından mı, yoksa kollektif işletilen bir adres mi olduğu, hatta iyi niyetli bir insan mı, yoksa uzun vadeli kaotik planları olan şüpheli bir kişilik mi olduğu konusunda da bilgi sahibi değilim.

Yıllarca üniversitede ‘İletişim Sosyolojisi’ dersleri vermiş bir hoca, 6 yıl önce “İnternetin Sosyal Etkileri” başlıklı en kapsamlı kitabı yazmış bilim insanı olarak, ‘Twitter Fenomeni’ olarak ün kazanmış bir sosyal adresle ilgili daha fazla gecikmeden 2 satır yazı kaleme almamak eksik olur diye düşündüm.

İzmir’den bir okuyucum daha ilk zamanlarda “@fuatavni sizi takibe almış” deyince, bir baktım, ilk takibe aldıklarının çoğu HİZMETE yakın gibi bilinen isimlerden oluşuyor...

Üstelik beni takibe aldığında takipçi sayım 2-3 Bin bile yoktu. Takip edilmediğinde bir kişide eksiklik duygusu oluşturacak isimlerden biri asla sayılmazdım.

Demek ki bu adres sahibinin HİZMETE yakın görünme, hatta HİZMET MENSUBU gibi algılanma gibi bir stratejisi var diye ta o zaman düşündüm.

Gelelim meselenin en can alıcı noktasına..

Belli çevreler tarafından HİZMETLE ilgili ortaya atılan en yaygın iddia ve suçlamalardan biri nedir?

DEVLETE SIZMIŞ olmak...

Pekala
; Devletin en kritik birimlerinde neler planlandığından, en gizli toplantılarında neler konuşulduğundan haberdar olduğu algısı oluşturan böyle bir adresin arkasında HİZMET HAREKETİ olmuş olsa, bu durum HİZMETİN kendini İMHA ve DEŞİFRE ETMESİ, hatta bu tür iddiaları haklı çıkaracak bir görüntü sunması anlamına gelmez mi?

Elbette gelir?

En cahil insan bile bunun bu şekilde anlaşılabileceğini düşünür.

Öyleyse nasıl oluyor da, CEMAATE YÖNELİK en ağır suçlamayı haklı çıkaracak böyle bir adresin, hatta stratejinin arkasında HİZMET olabilir ki?
Olayı biraz daha somutlaştıralım...
Diyelim ki siz Recep Tayyip Erdoğan’sınız...

Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) başkanlık ediyorsunuz.

Üstelik HİZMETE HAREKETİNİ terör örgütü ilan etme, devletin her yanına sızdıklarını kurul üyelerine, kamuoyuna, hatta dünyaya kabul ettirme ve bu gerekçe ile en nihayetinde KIRMIZI KİTAP’ta yer almalarını sağlama gibi düşünce ve planlarınız var.

Bu durumda sadece başlı başına Fuat Avni olayını MGK’da örnek vermeniz bile, CEMAATİN devletin tüm kurumlarına sızdığı, en mahrem ikili görüşmeleri takip ettiği, hatta insanın eşiyle yaptığı özel konuşmaları bile dinlediklerine dair bir kanıt olarak sunmanıza yetmez mi?

Bu sorunun cevabı eğer en cahil insan açısısından bile “evet” olacaksa, olan biten herşeyden haberdar olduğu izlenimi oluşturan böyle bir adres sahibinin bu kadar saf ve düşüncesiz olması mümkün mü?

Sadece Fuat Avni adresi bile, PARALEL YAPI iddialarıyla işlerine gelmeyen kamu görevlilerini, kirli işlerinde kullanamayacaklarını düşündükleri yüz binlerce insanı DEVLETTEN TASFİYE ederek, o bahane ile PARTİ DEVLETİ KURMAYA yarayacak çok çarpıcı, ama özünde sahte bir gerekçe sunmaktadır.

Bu adresi işletenlerin HİZMETLE ilgili olduğunu değil, HİZMETLE ilgiliymiş gibi bir görüntü vermeye çalıştıklarını düşünüyorum.

Nitekim Amerikalı bir televizyoncu HİZMETE yakın bir gazeteci arkadaşıma “Fuat Avni kim?” sorusunu yöneltince, “siz bilmiyorsanız biz nerden bilelim” dedikten sonra, “kim olduğunu bilmiyoruz ama, ne zaman birşeyler yazsa dayak yiyen biz oluyoruz” cevabı verir.

Fuat Avni’yi takip edenler, her defasında birbirinden heyecan verici kulis bilgileri okuyup, yaşanan hadiselerin arka planını öğrendikleri duygusuna kapılıyor olabilirler.
İnanın hepsi bu kadar..

Şuna emin olun ki, bugüne kadar HİZMETE kurulmak istenen kumpasları, bu konuda atılacak adımları önlemeye matuf hiçbir katkısı olmadı.
Sadece böyle bir izlenim oluşturdu.

Olacakları önlemedi, aksine, olması istenenlere zemin hazırladı.

En büyük zararı da şu konularda oldu...

HİZMETE yönelik kirli adımları, HİZMETE yakın insanların ve kurumların başına gelecek olanları KABULLENME DUYGUSU oluşturdu.

Ekonomistlerin diliyle, piyasaların ve kamuoyunun bunu önceden satın alması sağlandı.

Örneğin, Bank Asya’ya el koyacaklar diye bir yıldır yaygara koparıp, zihinlerde zaten el koyacaklardı algısı oluşturulmasaydı, 3 Şubat akşamı gerçekleşen bu HUKUKSUZ girişimin piyasalar üzerindeki etkisi, kamuoyunun ve dünyanın tepkisi çok daha farklı olur, buna karar verenlerin hukuk önünde hesap verme korkusu yüreklerini daha fazla sarardı.

Fuat Avni vb adresler, HİZMETE yönelik atılan HUKUKSUZ adımları deşifre ettikleri bahanesiyle, aslında masum insanlarda başlarına örülen çorapları ve HUKUKSUZLUKLARI KABULLENME duygusu oluşturdu.

“Gözaltına alınacak kişileri deşifre ediyorum” bahanesiyle, karınca bile incitmemiş insanların valizlerini hazırlayıp kapı önünde beklemesi sağlandı. Kumpaslara karşı teslimiyet duygusu geliştirdi.

Üstelik üstlerine atılı suçları sanki işlemişler gibi kamuoyunda bir algıya ve kabullenmeye de neden oldu.

Kamuoyunda bu tür ‘ön kabullendirmeler’ yapılmasaydı, Türk Tarihinin kendi halkına tuzak kuran en kumpasçı, en rüşvetçi, en yolsuz, dünyada en itibarsız, Ortadoğu’da eli en kanlı, dış ülkelere kendi vatandaşlarını şikayet edecek kadar dibe vurmuş siyasetçilerinin kapalı kapılar ardından aldıkları kirli kararlara bu kadar kolay boyun eğilmez, işleri bu kadar kolaylaşmazdı.

Dünyadaki tepkinin içeridekinden çok daha farklı ve etkili olması da buradan kaynaklanıyor. Başımıza örülenleri onlar bür türlü kabullenemezken, Türk Halkında çok başarılı bir şekilde bu ön kabulenme sağlandı, olası tepkiler öncesinde tüketildi.

Bir başka nokta da şu;

Herhangi bir adresin nereden işletildiğinin bilinemediği konusu bu çağda sadece bir palavra değil, teknoloji cahilliğidir.

Yok böyle birşey.

Yazdığınız her satır anında kayıt altında. 

Değil internet hattından, bilgisayarınızın bağlı olduğu elektrik hattından bilgileriniz çalınıyor.

Gazetede köşe yazısı yazarken, gerçek kimliğini gizlemiş küfürbaz kişilerden de e-mail ve Twitler alırdık. Gazetenin hukuk servisini konudan haberdar ettiğimizde onlar savcılık adımını başlatırlardı. Aradan kısa bir süre geçtiğinde o kişilerin ifade vermek için gittikleri Çağlayan Adliyesi’nden veya Türkiye’nin başka yerlerindeki adliyelerden arayarak, “ben ettim siz etmeyin” diye ciyak ciyak yalvarmalarına şahit olurduk.

Eğer bu devlet aylardır aktif olan Fuat Avni vb. adreslerin nereden işletildiğini bulamıyorsa, ülkemiz siber savaşlara karşı da inanılmaz derecede korunaksız demektir. Bu durumda iki gün sonra uçakları yerinden kaldıramadan teslim bayrağını çekmek de ihtimal dahilindedir.

Bunun üzerine haklı olarak, “Eee Hocam, elektrik konusunda da öyle olmadı mı “ diyecekseniz. Ne diyeyim, sustum ben, siz de haklısınız...

Açıkça söylüyorum; Bu vb. adreslerle Erdoğan’ın doğrudan ilgisi olduğunu da düşünmüyorum.

Tıpkı, Paralel Yapı yalanlarının tek başına onun başının altından çıktığına inanmadığım, hatta onun bile bu işte kullanıldığını düşündüğüm gibi...

Hatta Fuat Avni vb adreslerin, Erdoğan’ı HİZMET HAREKETİNE karşı kışkırtmak, zihninde her yerde oldukları vehmi ve paranoyası oluşturmak, nihayetinde bu vesile ile TASFİYE edilmesini istedikleri herkesi tasfiye ettirmek üzere, kendisini motive etmek ve etkilemek üzere bu tür adreslerin alet edildiğini düşünüyorum.
30 Mart yerel seçimlerinden önce yolsuzluk ve rüşvet tapeleri yayınlayan adreslerin yabancı gizli servislerin işi olduğu anlaşılmıştı.

Yazıya konu adresin ve benzerlerinin de, gerek iç istihbarat, gerekse de dış istihbaratlar tarafından işletilme ihtimalini tamamen yabana atmıyorum. Yabancı gizli servisler Türkiye’nin her şeyini bilirken, bizim gizli servis savcıyı odasında koruyamıyor.

Bu ülkenin kendi haline bırakılamayacak kadar önemli olduğunu, Ankara’dakilerden bin kat fazla bilir, bu topraklarda hesabı olanlar...
Ankara’dakiler kendi geleceğini düşünürken, başkaları bu toprakların geleceğinin yüzlerce yıllık planlarını yapar.

Son sözlerimize gelince...

Her dediğinin doğru çıkması GÜVEN DUYULMASI gereken değil, her geçen gün daha çok dikkatli olunmasını gerektiren bir husustur.
Allah’ü Teala Kur’an-ı Kerim’de, “haber kaynaklarının güvenirliğinin araştırılmasını” emreder.

Kim olduğu konusunda en güvendiğimiz insanların bile birşeyler söyleyemediği bu tür adreslere karşı sınırsız güven ve itimat ciddi bir risk değil mi?

Yeteri ölçüde güven sağladıktan sonra bir gece 150-200 twit üst üste atar, Türkiye’nin dört bir yanından tutuklanacak işadamı, eğitimci, kamu görevlisi, aydın vs. pek çok isim yayınlar, ertesi sabah ülkenin kaosa girdiğini görürsünüz...

Gün gelip böyle bir kaos çıkarmak için bile, bugüne kadar binlerce kez her dediğinin doğru çıkmasını sağlayacak bir algı oluşturmaya değer.

Aksiyon dergisi geçtiğimiz ay, “Algı Sihirbazlığında son nokta: Fuat Avni” başlıklı bir değerlendirme yayınlamış ve şu satırlara yer vermişti;

“O, kimilerinin hain, kimilerinin kahraman olarak nitelendirdiği sanal bir kimlik, bir sosyal fenomen. O kadar meşhur ki, Google’da arattırdığınızda 2,5 milyonun üzerinde sayfa geliyor karşınıza. Hakkında o kadar çok spekülasyon yapılıp o kadar farklı senaryolar üretildi ki neredeyse birkaç farklı kitap yazılsa yeridir” denilmişti.

İleride bahsi geçen adres ve benzerleriyle ilgili master doktora tezleri yapılacağı, akademik makaleler üretileceği aşikar.

Son 1 yılda bana en çok sorulan konuda şahsi düşüncelerimin bir kısmınıa yazdım. Değerlendirmelerime katılmanız şart değil...

Hatasıyla sevabıyla, eksiğiyle fazlasıyla ben böyle düşünüyorum...

Sosyal Bilimciler olayları aynı anda farklı açılardan da değerlendirmek durumundadırlar ve hiçbir hadiseye at gözlüğüyle bakamazlar. Bir iletişim sosyologu olarak, konuya farklı bir pencereden de bakılmasını sağlamak gibi bir sorumluluk hissettim.

Dilerim yüzde bir de olsa isabetli noktalara temas edebilmişizdir.

Her kim ise Fuat Avni belki kızmıştır ama, o işine baksın, biz de işimize... 

Bizim işimiz de analiz yapmak...

Prof. Dr. Osman ÖZSOY / Rotahaber
yazaranot@gmail.com
www.osmanozsoy.com.tr
https://twitter.com/ozsoyyazilar
Son Güncelleme: 11.04.2015 23:55
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177