Yeşim TURAN
Yeşim TURAN
23 Eylül 2016 Cuma 18:27
Erdoğan: Dünya medyasının kendisini hesaba çekmesi lazım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Kurulu görüşmeleri için gittiği New York’ta Bloomberg televizyon kanalına konuk oldu.

Bloomberg News Başeditörü John Micklethwait’in sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ve ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Merkez Bankası’nın faizleri indirmesiyle ilgili soruya verdiği cevapta, bankanın yaptığı faiz indirimini istikrarlı, dikkatli ve muvazeneli bir indirim olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın yeni yönetiminin göreve gelmesinden bu yana özellikle hükûmetin faiz politikalarını dikkate alarak bir indirimin yeni yönetim tarafından yürütüldüğünü söyledi. Bunun yatırımcılar için çok önemli bir sinyal olduğuna inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan "Temenni ediyorum ki diğer bankalar, Merkez Bankasının vermiş olduğu bu sinyali onlar da önemsesin ve buna göre de yatırımcıların önünü açsınlar" dedi.

Türkiye'de kendilerinin iktidara gelmeden önce enflasyonun üç haneli rakamları aştığını, göreve geldiklerinde enflasyonun yüzde 30 civarında, faiz oranlarının ise yüzde 63 olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinden bu yana enflasyonun düşmeye başladığını, Gezi olaylarında faizin yüzde 4,6'lara düştüğünü, bu seviyeye düşen faizin, reel faizin çok iyi bir konuma gelmesinin enflasyonu da ciddi manada aşağıya çektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben enflasyon ile faizi ters orantılı olarak görmüyorum, tam aksine enflasyon ile faizi doğru orantılı olarak görüyorum. Faizi ne kadar yükseltirseniz enflasyon da o kadar yükselir. Faizi ne kadar düşürürseniz enflasyon da onunla beraber düşmeye başlar. Ben 14 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı döneminde bunu takip etmişimdir ve bunu görmüşümdür. Şu anda da yine yapılan uygulamalara baktığımızda eğer enflasyon düşüyorsa faizin düşmesindendir. Yoksa sepet olayları falan bunlar o kadar etkileyecek işler değil. Bu benim inancım. Bu konudaki tespitlerimin de neticesini de aldık” şeklinde konuştu.

Faizin dünyanın bir ülkesinde farklı, bir başka ülkesinde farklı olarak değerlendirilmesi hâlinde yanlış yapılacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Şu anda ABD'deki faiz oranlarına bakalım. ABD'deki faiz oranlarına baktığımızda 0,50 gibi buralarda dolaşıyor. Avrupa'ya bakıyorsunuz 1-1,5. Japonya eksi faizde. Bu ülkeler bakıyoruz da bu kadar düşük oluyor da faiz Türkiye'de ne için 13, 14, 15 olsun. Siz faiz oranlarını ne kadar yüksek tutarsanız o ülkede bir defa yatırımı o denli ortadan kaldırırsınız. Yatırımın olmadığı bir ülkede bir defa kalkınmayı konuşamayız. Yatırımların olduğu bir ülkede kalkınmayı konuşabiliriz. Bizim bu kadar zorlamamıza rağmen şu anda yatırımlarda hâlen istediğimiz bir istikrar veyahut hız yok. Hâlbuki faiz düşük olmuş olsa ben inanıyorum ki yatırımcı hemen bu konuda kredisini çekecek ve yatırımını yapacaktır. Ama yüksek olduğu zamanda bu yatırımı yapmaları mümkün değildir. Şu anda buna rağmen bizim yatırımcımız yatırım yapıyor. Örnek olarak diyorum ki örnekler ABD, Japonya ve Avrupa. Buralara bakalım ona göre bizler faiz oranında mümkün olduğunca bunu aşağıya çekelim.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'deki ekonomi politikalarında son dönemde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin son dönemdeki hâliyle 123 milyar dolar, göreve geldiklerindeki döviz rezervinin ise 28 milyar dolar ve IMF'ye olan borcun 23,5 milyar dolar olduğunu aktardı. Başbakanlığı döneminde IMF'ye olan borcun sıfırlandığını, Merkez Bankasının döviz rezervinin, görevi bıraktığı ana kadar 136 milyar dolara kadar çıktığını da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası yönetiminin bu konuda bu rezervi daha da artıracaklarına inandığını, bunun gerek hükûmetin gerekse yatırımcıların devlete olan güvenini tazelediğini ve tazeledikçe de çok daha iyi bir yere taşınacağını söyledi.

Dünyadaki kredi kuruluşlarının, istisnaların bir kenarda konulması hâlinde, politik açıklamalar yaptığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Çökmüş bitmiş ekonomileri yükseltirken öbür tarafta diri, duran ayakta duran, yatırımlarına devam eden bir ülkeyle ilgili bakıyorsunuz ya donduruyor ya da şöyle kıl payı da olsa düşürme yoluna gidiyor. Bu saygın bir duruş değil. Bir defa kredi derecelendirme kuruluşlarının kesinlikle siyasi davranmaması lazım. Bu ekonomik etiğe de aykırıdır. Olması gereken neyse bunu açıklamaları lazım. Bunu açıklamıyorlar. Bu yanlış bir şey... Başbakanlık dönemimde de bunu çok açık söyledim. Cumhurbaşkanlığı dönemimde de söylüyorum. 'Dürüst olun' diyorum, onları dürüstlüğe davet ediyorum. Dürüst olsanız da olmasanız da Türkiye ekonomisi zaten güçlü, dimdik ayakta ve ayakta durmaya devam edecek."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi ile ilgili yöneltilen soruya karşılık olarak, "Hiç umursamıyorum, bazıları yanlış yapıyor. Bunu kasıtlı yapıyorlar. Ekonomisi çökmüş bitmiş yerler bakıyorsunuz 4 barem birden yükselttiler, bunları hep yaşadık. Hangi ülkeler olduğunu biliyorsunuz bunları söylememek gerek yok ama Türkiye hiçbir zaman bu tür sıkıntıları yaşamadığı hâlde Türkiye ile ilgili bakıyorsunuz donduruyor. Olmaz böyle bir şey. Bu dürüst bir şey değil" diye konuştu.

ABD yönetiminin herhangi bir kuruluşunun 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olup olmadığı ile ilgili soruya, “Darbe girişiminden önce bunu bilirler veya bilmezler. Beni o pek ilgilendirmiyor. Ama bizim için darbeden sonraki süreç çok çok önemli” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi halkım şunu soruyor? Bir referanduma gitsek, desek ki bu darbe girişiminin arkasında kim var? Halkımın vereceği cevap: FETÖ. Peki, FETÖ nerede? ABD'de. Kaç yıldır burada? 17 yıldır burada. Ben, üst yönetime yaklaşık 1 veya 1,5 yıl önce bu adamın böyle birisi olduğunu ve bir terör örgütünün başı olduğunu, bununla ilgili olarak 'ya bize verin veya deport edin' demişimdir. 15 Temmuz darbe girişimi olduğu zaman biz tabii ki tüm ilişki ağımızı ilerleterek 17-25 Aralık sürecinden önceki -yargı polis darbesidir- tüm belgeleri toparladık ve 85 koli olarak ABD'nin yetkili mercilerine gönderdik. Bir de 15 Temmuz'dan sonraki süreç var. Şimdi de onlar hazırlanıyor. Geçenlerde ABD'den yetkililer geldi. Adalet Bakanlığı’nda yetkililerde görüştüler. Şimdi de bu yeni sürecin belgeleri kendilerine verildi veya veriliyor. Tüm bunlara rağmen, bu adam burada Pensilvanya'da, bir de kendisine Green kart verilmiş burada tutuluyor. Şimdi Green kart iptal edilemiyor mu, böyle bir şey yok mu?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ elebaşının, Türkiye'nin askerî müttefiki olan ABD'de barınmasına ilişkin olarak, "Bizi zaten üzen bu. Bugüne kadar yaptınız. Ama şu anda alınan ifadeler bu işin başının Pensilvanya'da olduğunu, Genelkurmay Başkanımızın emir subayı söylüyor. Hatta orada bir general, isterseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürelim diyor. Kime? Genelkurmay Başkanı'na diyor. Bunlar şimdi hepsi kayıtlarda var. Daha neyi biz ispat edeceğiz ki?" sözlerine yer verdi.

Sözlerinin devamında, bu ifade kayıtlarının hepsinin Amerikalı yetkililere gönderildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin geçmişte yakalanmasını talep ettiği 10 teröristten 9'unun yakalandığını ve iade edildiğini hatırlattı ve "Millî Güvenlik Kurulunun strateji belgesine girmiş olan böyle bir örgütün başını biz istiyoruz. Biz sizinle stratejik ortağız. NATO'da beraberiz. İstiyoruz ver, bunu biz yargılayalım, gereğini biz yapalım. Ama mahkeme karar verecek diyorlar. Ama kusura bakmayın da, yani biz bu tür mahkemelerin vereceği kararları bekleyemeyiz ki. Bu suç sizde işlenmedi. Suç bizde işlendi. Biz de işlendiğine göre, bunun kararını bırakın da biz verelim" değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin, FETÖ elebaşını iade etmemesi hâlinde Türkiye'nin buna herhangi biçimde bir karşılık vermeyi planlayıp planlamadığına ilişkin soruya, "Bunu biraz zamana bırakmakta fayda var. Ama biliyorsunuz hiçbir ülkenin alternatifsiz planları olmaz. Yani A planı varsa, yanında muhakkak B planı da olur, C planı da olur" cevabını veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin özellikle siyasi ortağı olan ABD'ye bu noktada güvendiğini, bu güvenin karşılığını görmek istediğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar yapılan görüşmelerde Amerikalı yetkililerin bu doğrultuda açıklamalarda bulunduğunu aktardı ve "Temenni ederim ki bir yanlışlık olmaz" diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorulan bir soru üzerine, Suriye'de son dönemde yaşanan gelişmelere ve Türkiye'nin Suriye'ye asker göndermesi ile ilgili yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu: “Şu anda Suriye'ye ne ABD bizim kadar yakındır, ne de Rusya bizim kadar yakındır. Bizim Suriye ile sınırımız 911 kilometre. 911 kilometre sınırın dışında özellikle sınır boylarındaki şehirlerimizde yaşayan vatandaşlarımızın, Suriye'nin sınır boylarında yaşayan Suriye halkıyla akrabalık bağları var. O kadar iç içe girmişiz. Fakat tüm bunlara rağmen öyle ya da böyle Suriye şu anda karışık durumda. Tabii sadece Suriye mi? Hayır. Irak da öyle. Söylenen ne? ‘Suriye'deki DAEŞ terör örgütünü çökertmek.’ Peki DAEŞ terör örgütünü neyle çökerteceğiz. ABD'ye baktığımız zaman diyorlar ki ‘PYD ve YPG ile çökerteceğiz.’ Koalisyon güçleri olarak kaç ülke var şu anda Suriye'de? 65 ülke var. Diyoruz ki PYD, YPG, bunlar da terör örgütüdür. Yani bir terör örgütü, bir başka terör örgütüyle çökertilir mi? Yanlış yapılıyor."

ABD Savunma Bakanı'nın YPG'ye verilen desteğin sürdürüleceğine ilişkin açıklamalarını "endişe kaynağı" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin üç gün önce Kobani'ye iki uçak dolusu silah indirdiğini, bu silahların Türkiye'de PKK ile beraber hareket eden PYD ve YPG'ye verildiğini hatırlattı.

Dünyanın gözleri önünde çok ciddi bir yanlış yapıldığına dikkat çekerek, aynı şekilde DAEŞ ile savaşan El Nusra'nın terör örgütü olarak sınıflandırıldığını söyledi ve "Eğer DAEŞ ile savaşanlar terörist değilse o zaman El Nusra da terörist değil. Teröristler içerisinde böyle bir ayrım yapma yoluna giderseniz, Türkiye'ye kötülük yapmış olursunuz. Çünkü biz şu anda savunduğunuz bu terör örgütünden rahatsızız. Bunlar bizim ülkemiz için tehdit oluşturuyorlar. Ve şu anda siz onlara silah vermek suretiyle bizim geleceğimize yönelik bu tehdit unsurlarını güçlendiriyorsunuz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile görüşmelerinde 95-45 kilometrelik bir alanın güvenli bölge ilan edilmesi konusunu gündeme getirdiklerini, bu konuda mutabık kaldıklarını, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de bu konuda hemfikir olduklarını hatırlatarak. "Ama burada gelin bir adım atalım dediğimiz zaman, ne yazık ki bu adım atılamadı. İstiyoruz ki burada yerel mimariyle konutlar yapalım. Sosyal donatı alanları yapalım. Ve buradan Suriye halkı artık dışarı çıkmasın. Ve bu adım atılamadı. Ama biz kararlıyız" ifadesini kullandı.

ABD'de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri konusunda, ABD halkının iradesine saygısızlık yapamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD'nin en güçlü televizyonlarının bir tanesinin kanalından ‘şunu destekliyorum, şunu desteklemiyorum’ gibi bir beyanda bulunmayı demokratik anlayışıma da saygısızlık olarak görürüm. Bu yanlıştır. Herhangi bir siyasi kalkıp da benim düşüncelerime ters bir ifade kullandıysa bunun tabii değerlendirmesini yine Amerikan halkı yapacaktır. Seçimlerden sonra uygun bir platformda bir araya geldiğimizde bunların değerlendirmesini yaparız" cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan cevabının devamında, 14 yıl boyunca Amerikalı cumhuriyetçiler ve demokratlarla birlikte çalıştığına değinerek, “Göreve ilk geldiğimde Sayın Bush ile beraber bir çalışmamız olmuştu. Daha sonra Sayın Obama ile yine aynı şekilde sekiz yıl çalışmamız oldu. Şimdi tabii artık yılbaşından itibaren nasıl bir portre ortaya çıkacak, onu göreceğiz. Ve ona göre de ABD ile olan çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Yani ABD ile bizim kopuşumuz, kopmamız, böyle bir şey zaten söz konusu olamaz. Siyasette devamlılık esastır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de basın özgürlüğüne ilişkin endişelere konusunda yöneltilen soruya verdiği cevapta basında geçen tutuklu gazeteci sayısının gerçeği yansıtmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'de herhangi bir basın mensubu içeri alındığında kendisinin ABD yönetimini suçlayamayacağını, ABD yargısının böyle bir karar verdiğinin düşünüleceğini, bu karara saygı duyulacağını dile getirdi.

Medya mensubunun, bir darbe girişimini yazılarıyla, attığı başlıklarla desteklemesi hâlinde Türkiye'deki hukuk sistemi içinde bunun suç teşkil edeceğini, bedelinin ödenmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Siyasetçi bir suç işlediği zaman bedelini ödüyor. O bedelini ödüyor da herhangi bir medya mensubu niye ödemesin? Ama bunun cezasını veren ben değilim. Cezasını veren yargı" şeklinde konuştu.

Bunların dışında silahlı terör örgütlerine destek veren köşe yazarlarının, silahlı olarak yakalanan gazetecilerin bulunduğu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yani bunlar bir bedel ödemeyecek mi? Şu anda yargının yaptığı Türkiye'de budur. Görevden alınanlar, görevden ayrılanlar, bütün bunlar durup dururken olmuyor. Şu anda yargı emniyet teşkilatıyla ile beraber, Millî İstihbarat Teşkilatıyla beraber, yoğun bir çalışmanın içerisinde bu süreci takip ediyorlar. Çünkü Türkiye 15 Temmuz'da çok ciddi bir darbe yemiştir. Demokrasimiz darbe yemiştir. Ben isterim ki dünya medyası bu denli bir demokrasi darbesi yemiş olan, demokrasisine yönelik, anayasal düzenine yönelik böyle bir darbe girişimini püskürtmüş olan Türkiye'yi sahiplensin. Ama dünya medyası hâlâ sahiplenmiyor, hâlâ bakıyoruz hesap soruyor. Önce dünya medyasının kendisini hesaba çekmesi lazım.”

Siyasetçi olarak hiçbir zaman eleştiriye kapalı olmadığını belirterek, "Ama soruyorum. Hakarete evet diyebilir misiniz? Bir gazeteci eğer bir cumhurbaşkanına hakaret ediyorsa, bir başbakana hakaret ediyorsa, bir bakana hakaret ediyorsa, ailesine hakaret ediyorsa, herhâlde bunun bir karşılığının olması lazım" diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özgürlüğün, bir başka kişinin özgürlük alanını ihlal etmemesi gerektiğinin altını çizdi ve ekledi: “Özgürlüğe tecavüz ettiğiniz zaman tabii ki yasa onun bedelini ödetir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın FETÖ'den temizlendiğine ilişkin yayınlanan haberler ile ilgili "Merkez Bankası’nın içerisinde de Gülenci veya FETÖ terör örgütüne mensup olan kişileri şu anda emniyetimiz, yargı tespit ettiyse onları da görevden almışlardır. Ve almaları lazım ki, Merkez Bankası gibi önemli bir yerin bunlardan temizlenmesi, bunlardan arındırılması gerekiyor. Yapmışlarsa yargı bunu yapmıştır. Ve isabetli bir adımdır" yorumunu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecekte siyasetteki planlarının ne olduğu yönündeki soruya ise şu cevabı verdi: “Şu anda Cumhurbaşkanıyım. Memleketime hizmet ediyorum. Üç yıl var. Üç yılın içerisinde neler olur, neler olmaz belli değil. Bakın 15 Temmuz gecesi, bu teröristler beni öldürmüş olabilirlerdi. Ve şu anda sizin karşınızda olmayabilirdim. Ama onlar bunu başaramadılar. Ve şu anda sizinle beraberim. Önümüzde üç yıl var. Zaman erken. Biz şimdi ülkemize, milletimize, hükûmetimizle beraber hizmete devam edeceğiz. Ve Allah ömür verirse bu hizmette de milletimizin hayır dualarını inşallah alacağız.”

Kaynak: DHA

Son Güncelleme: 23.09.2016 18:27
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner177