24 Ocak 2016 Pazar 14:15
'En tehlikeli rejim demokrasidir!'

Fotograflar: Gülay Ayyıldız Yiğitcan
www.klikstudyo.com

ÖZLEM ÖZDEMİR - info@ozlemozdemir.net

Aziz Nesin’in 100. doğum yılı vesilesiyle Nesin Vakfı tarafından yaşamını anlatan bir sergi hazırlandı. Çocukluktan ölümüne hayatıyla ilgili tüm dönemeçleri bir arada görünce bir kez daha anlıyorsunuz ki, tıpkı serginin adı gibi ‘Ömrüne Sığmayan’ bir adam… Sergi vesilesiyle oğlu Ali Nesin’le bir araya geldik, hem Aziz Nesin’i hem Türkiye’nin politik değişimlerine dair düşüncelerini konuştuk.

> Aziz Nesin'in hem doğumunun 100. yılı, hem ölümünün 20. yılı. Bu sergi fikri nasıl çıktı, siz hangi alanlarda katkı sağladınız?
Benim pek katkım olmadı, tek katkım ‘Ömrüne Sığmayan Adam’ başlığını buldum. Amaç ne, ne yapalım burada diye sordular. Aziz Nesin'e ulusalcılar fazla sahip çıktılar ya, biraz onu kırmak istedim. Aziz Nesin onların bayrağı oldu. Babam öyle birisi değildi. Mesela başörtüsüne karşı olan biri değildi. Başörtüsünden yana olan biri de değildi ama karşı değildi. Belki bir katkım da o oldu.

> Herkese özgürlük isteyen biriydi.
Evet, herkes özgür olsun diyen biriydi. Askeri rejime tabii ki karşıydı. Ayrıca Kürt sorununa bakış açısı da bambaşkaydı. Ben çoğu zaman babamın söylediklerini söylüyorum. Babamla çok tartışır, çok konuşurduk. O yüzden babamın fikirlerini çok iyi biliyorum.

> Ayrıldığınız konular nelerdi?
Mesela TCK’nın 141. ve 142. Maddelerinin değişeceği zamanlarda bir de 163. Maddeyi değiştireceklerdi hatırlarsanız eğer. Ben 163. Maddenin de değiştirilmesinden yanaydım. Babam değildi.

> Niye değildi ve siz niye istiyordunuz?
Ben demokrasi açısından istiyordum. Babam, ‘Onlar demokrasiye karşılar, demokrasi terimini kullanmak zorundalar, o yüzden onlara izin veremeyiz, demokrasi tehlikeli bir rejimdir’ demişti. Demokrasi kendisine düşman olan akımları da içinde barındırır, onlara da söz hakkı verir, en tehlikeli rejim demokrasidir. Eğer rejim değişmesini istemiyorsanız, faşizm kurun, değişmez rejim. Her köşeye bir polis yerleştirin, insanları dinleyin, gözetim altına alın, tabii ki rejimi güvence altına alırsınız. Polis rejiminde polisleri güçlendirin hiç kuşku yok ki başarılı olursunuz. Ama sonunda Sovyetler Birliği gibi çökersiniz. Türkiye'de bugün Kemalizm’in çöktüğü gibi…

> Çöktü mü?
Tabii ki çöktü.

> Siz Kemalizm’e mi karşısınız, Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’ine mi?
Şimdi Mustafa Kemal başka bir şey, Kemalizm başka bir şey.

> Aziz Nesin de ‘Kemalizm diye bir ideoloji yok, onu insanlar yarattı’ diyordu.
Mustafa Kemal, Kemalizm diye bir şey kılmadı ama bugün bir takım insanlar var (ve az sayıda değil bu insanlar) kendilerine Kemalist diyorlar. Ve bazı düşünceleri savunuyorlar. Demek ki o düşüncede olan insanların, o düşüncelerine Kemalizm denir. Ben Kemalizm derken Mustafa Kemal'in bize gösterdiği yol demek istemiyorum, kendisine bugün Kemalist adı veren kişilerin savundukları düşünce sistemini Kemalizm olarak anlıyorum.

TÜRKİYE HER ZAMAN MUHAFAZAKÂRDI

> Cumhuriyet'in getirdiği kazanımlara karşı değilsiniz anladığım?
Tabii ki hayat görüşüm, hayat biçimim ve Türkiye'nin geleceğini nasıl gördüğümle, Kemalistlerin nasıl gördüğü arasında herhangi bir ayrım olduğunu düşünmüyorum. Ben de tabii ki başörtüsüne karşıyım; inançlı birisi değilim ki karşımdaki inançlı olsun, başı kapalı olsun isteyeyim. Tabii ki bir kadın vücudundan utanmasın, saklamasın. Kemalistlerle benim düşüncem aramdaki tek fark; Türkiye'nin geleceğinin nasıl göründüğü açısından değil, yöntem açısındandır. Bu yöntemlerle o sonuca ulaşamazsın. Şimdi bu yöntemler nedir? Demokrasi, yani oy alacaksın ve başa geleceksin. Halkın %60'ı hatta daha fazlası başörtülü, o kadınlar erkeklerin anneleri, çocukları, kadınları... Bu sistem içindeysen %60'ı reddedemezsin, onlardan da oy almak zorundasın. Ne düşünürsen düşün; politikanın içine girmişsen o zaman başörtüsüne karşı laf edemezsin.

> Lâiklik kaygısıyla ilgili değil miydi karşı çıkılması?
Sonuçları ne olursa olsun, eğer demokrasiye inanıyorsan, oy alma amacıyla halkına hakaret ediyorsan burada bir yanlış var. Başörtülü öğrencileri üniversiteye almamak öğrencilere hakaret etmektir. İnsanlara hakaret edemezsiniz, ederseniz dikte edersiniz. Umurunuzda değildir ki, değildi, senin askerin vardı. O asker gücüyle başladı zaten her şey Türkiye'de ama olmadı, kaybettiler. O bakış açısı ölmeye mahkûmdu. Darbeci ve halka güdülecek koyun gibi bakanların bu politik arenadan yok olması gerekiyordu. Anadolu paralandı, onların paraları var artık. Eskisi gibi hakaret görmek istemiyorlar, artık onları jandarma sıra dayağına geçiremez. Onlar çocuklarını üniversiteye yollamak ve de çocuklarının başörtülü okumalarını istiyorlar. Ama mini etekli kızlarla yan yana oturmasını istemiyor, dans etmesini istemiyorlar.

> Askeri vesayet bitti ama yerine başka bir vesayet geldiğini düşünmüyor musunuz?
Tabii geldi ama dediğim gibi bu bir problemin çözümünün doğurduğu bir problemdi. 80 yıllık vesayet süreci bir problemdir Türkiye’de, o problemin çözülmesi gerekiyordu, o bölümü çözdük. Son seçimde %3 oy değişti, birden bire ülkede insanların yüzü gülmeye başladı. Eskiden hangi parti kazanırsa kazansın rejim değişmiyordu ki! Siz 80 yıl boyunca bir diktatörlük altında yaşarsanız artık ona alışırsınız.

> Başından beri diktatörlük mü vardı Türkiye'de?
Tabii ki diktatörlük vardı. Hiç kuşkunuz olmasın!

> Ya bugün?
Tabii ki var, birden bire özgürlüğümüze kavuştuk diye bir şey olamaz.

> O zaman siz Türkiye'nin geldiği noktadan umutlusunuz?
Tabii umutluyum. Aynen öyle iyiye gidiyor zaten.

> Türkiye muhafazakârlaşmadı mı?
Türkiye nasıl muhafazakârlaştı? Her zaman muhafazakârdı.

> Ama bu oran artmadı mı? Ya da bugün halkın diğer yarısı hakarete uğramıyor mu?
Tabii üstümüze çok geliyorlar. Şimdi ben onların haklarını savundum, ondan sonra içki içtiğimde Ramazan’da içki içme diyorlar. Beklenen tepkiler bunlar, başa çıkacağız. Dediğim gibi demokrasi tedirgin ediyor şimdi. Kapımızda IŞİD var ve Türkiye'de IŞİD'in gönüllü temsilcisi olacak kişi çok var. Ben böyle ‘Oh güvencedeyiz’ demiyorum ki. Ama bu tehlike o zaman da vardı, şimdi de var.

> Eskiden lâik bir devlet esasına uyulmuyor muydu? Din devlet yönetiminde bu şekilde etkili değildi ki.
Babamın bütün mücadelesi buydu ya, sağ sol mücadelesini bıraktı köktenciliğe karşı mücadele başlattı haklı olarak, o zamanlar bir şans vardı. Aslında bugün Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının sebebi; 80 yıllık Cumhuriyet rejimidir. O rejim olmasaydı bu olmazdı. Ama paranın olduğu yerde din iman olmaz. Bir süre zaman sonra gidecek o. Bunların çocukları başörtüsünü, türbanı atacaklar.

İYİ Kİ AZİZ NESİN'İN OĞLUYUM

> Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz? Babanızı, beraber hâlinizi…
Çok severdim babamı. Babam da beni çok severdi. Herkes çok korkardı babamdan, ben hiç korkamazdım. Tam tersine kendimi güvende hissederdim. Çok şefkatli bulurdum onu. Beni de ciddiye alırdı, adam yerine koyardı. Eve misafir geldiği zaman sofradaki tartışmalar çok hoşuma giderdi, onları dinlerdim. O sayede okuma yazmayı öğrendim ben.

> Özlem bitmiyordur değil mi?
Tabii, hâlâ... Aradan 20 yıl geçmiş, komik bir olay, tuhaf bir şey olur, akşama babama anlatayım derim, sonra hatırlarım babam öldü...

> Babası topluma mâl olmuş bir insanın çocuğu olmanın güzellikleri ve güçlükleri neler?
Keşke böyle Aziz Nesin'in oğlu olsaydım da kimse bilmeseydi... Yani ben çok mutluyum tabii, iyi ki onun oğlu olmuşum. Ama her zaman da çok memnun olduğumu söyleyemem. Toplum ortalamasının üstündeyim babam sayesinde hiç kuşku yok ki, ama burnumdan getiriyorlar yani. Aziz Nesin'in kemiklerini sızlattın, mezarında ters dönmüştür diyenler... Bir defa da Aziz Nesin de öyle düşünüyordu da onu geçtik. Diyelim ki Aziz Nesin gibi düşünmüyorum, insan hakları değil midir benim başka türlü düşünmem, başka bir biri olmam? Niye Aziz Nesin'in oğlu olarak Aziz Nesin'in fikirlerini devam ettirmek yükümlülüğüm olsun ki? Bu da böyle düşünüyor acaba haklı olabilir mi denilmiyor.

***

> Matematik Köyü’nden kısaca bahseder misiniz?
Türkiye'nin geleceği parlak, biz Matematik Köyü’nde Türkiye'nin geleceğini biçimlendiriyoruz. Yılda 6 bin öğrenci giriyor, bu yıl 7 bine çıkacak. Orada hiçbir ayrımcılık yoktur. Başkasını rahatsız etmediğimiz sürece tamamen özgürüz. Orası gerçekten Türkiye'nin kurtulmuş bir bölgesidir. Olması gerektiği gibi Türkiye'dir.

Kaynak: Birgun.net
Son Güncelleme: 24.01.2016 14:15
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol